Son Haberler

2012`de piyasalar AB`yle ilgili hangi adımları yakından izleyecek?

Avrupa’daki kriz çözülmedikçe risk artacak. Büyümeye ilişkin önümüzdeki dönemde açıklanacak olan verilerin zayıf olması durumunda resesyon beklentisi artacak! Peki Avrupa’da sorunların derinleşmesi, Türkiye ekonomisini nasıl etkiler?

2012 yılında AB borç krizinin nasıl şekilleneceği, bunun çözümüne ilişkin atılacak adımlar piyasalar tarafından çok yakından dikkatle izlenecek. 2012 yılı Avrupa’nın yüksek seviyelere çıkmış olan bütçe açıkları ile mücadele etme yılı olarak karşımıza çıkıyor. Avrupa Merkez Bankası’nın, borçlu ülkelerin tahvilleri konusunda izleyeceği yol ve zor bir süreçten geçen finans sektörü için atacağı adımlar da yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek.

2012 yılında Euro bölgesindeki bankaların bilançolarında küçülme ve borçlanma maliyetlerinde artış gözlenebilir. Eğer kriz daha da derinleşirse Euro tahvillerinin ve CDS’lerin faiz oranlarında yükseliş ve Euro para biriminde değer kaybı yaşanabilir. Euro bölgesi ülkelerinin tahvillerini ellerinde bulunduran bankaların, Avrupa bankacılık sistemiyle olan entegrasyonu nedeniyle bu bankalar ve bu bankaları destekleyen ülkeler, 2012 yılında da not indirimi tehdidi altında kalmaya devam edecek. Kriz çözülmedikçe başka ülkelere de yayılma riski artacak. Büyümeye ilişkin önümüzdeki dönemde açıklanacak olan veriler piyasalar tarafından yakından izlenecek. Gelecek verilerin zayıf olması durumunda resesyon beklentisi artacak. 2012 yılında yatırımcılar, bütçe açığı yüksek borçlu ülkelerin borçlarının yapılandırılması ve bankaların yeniden sermayelendirilmesi konusunda bir plan hazırlanıp üzerinde uzlaşılmasını bekleyecekler.

2012 yılı piyasalarda kaybolan güvenin kazanılabilmesi için siyasi iradenin kararlı, güçlü ve net somut adımları ivedilikle atması gerekeceği bir yıl olacak. Şanslı olunan husus, bu borç krizinin dünyada para konusunda bir bolluğun yaşandığı faiz oranlarının çok düşük seviyelerde seyrettiği bir döneme denk gelmiş olmasıdır. Ama unutmamak gerekir ki; krizin derinleşmesi durumunda bu durum değişebilir. 2012 yılı umarım piyasalarda kaygıların, belirsizliklerin ve soru işaretlerinin azaldığı bir yıl olur.

Avrupa da sorunların derinleşmesi durumunda Türkiye’ye etkileri ne olur?

Sorunların merkez üssü olarak gözüken Avrupa ile ciddi ihracat bağlarımız var, AB ihracatımızda yüzde 46 pay sahibi. Bu nedenle Euro bölgesindeki sorunlar 2012 yılında derinleşirse, dış talep de ki daralmaya bağlı olarak olumsuz gelişmelerden kısa vadede bizim de etkilenme olasılığımız yüksek. 2012 yılında AB deki gelişmelerin büyüme hızımız üzerindeki etkisinin nasıl olacağını piyasalar yakından takip edecek. Geçen yıl çok hızlı büyüyen Türkiye’nin AB deki ekonomik gelişmelere göre 2012 büyüme hızının, yumuşak mı yoksa sert mi bir iniş göstereceğini piyasalar yakından takip edecek. Beklentimiz; Türkiye’nin büyüme hızının 2011 yılına göre yavaşlasa da, 2012’de dünya ortalamalarının üstünde büyümesi yönündedir.

Türkiye ile ilgili piyasaların yakından izleneceği göstergeler neler?

Cari açığın seyri yatırımcılar tarafından 2012 yılında da yakından izlenecek. özelikle cari işlemler açığına en büyük etki eden petrol ve doğalgaz fiyatlarının seyri yakından takip edilecek. Cari açığa ilişkin 2011 yılında alınan tedbirlerin olumlu etkileri gözlenmekle birlikte, kriz eğer derinleşirse kısa vadeli sermaye hareketleri yavaşlayacağı için, cari açığın kısa vadeli finansmanı piyasalar üzerinde tedirginlik yaratabilir. Bu durum kurlarda yükselişe neden olabilir.

Cari açık problemini uzun vadeli çözmek için atılacak adımlar, 2012 yılında da piyasalar tarafından yakından izlenecek. özelikle önümüzdeki dönemde alınacak, katma değeri yüksek, ithalatı ikame edecek ürünlere geçişi sağlamaya yönelik tedbirlerin, ayrıca AR-GE yatırımlarını desteklemeye ve doğrudan sermaye girişinde artış sağlamaya yönelik tedbirlerin, kısaca yapısal tedbirlerin cari açık üzerindeki etkisinin nasıl olacağını 2012 yılında da piyasalar yakından takip edecek. Ayrıca dolar kurunun seyri ve kurlarda yaşanan yükselişin cari açık ve enflasyon üzerindeki etkisi 2012 yılında da yakından izlenecek. 2012 yılında yakından takip edilecek bir başka durum da bölgemizde yaşanabilecek jeopolitik ve siyasi gelişmelerdir.

2012 yılında Türkiye yatırımcılar açısından cazip pazar olmayı sürdürebilecek mi?

2012 yılında da Türkiye, göstereceği büyüme potansiyeliyle yatırımcılar için oldukça cazip bir pazar olmaya devam edecek. Avrupa‘da sorunun kaynağı olarak görülen bütçe açıkları ve bankacılık sistemi Türkiye’de güçlü ve sağlamdır. Türkiye son yıllarda yakaladığı yüksek büyüme hızı, yüksek ihracat rakamları ve sağlıklı işleyen finansal sektörü ile önemli bir pazar konumuna kavuştu. Hiç kuşku yok ki; bunda ülkemizin son yıllarda yakalamış olduğu siyasi istikrarın payı büyüktür.

ülkenin mali gücü ve bütçe dengesi ile finans sektörünün mali gücü, bu hedeflenen büyümeyi destekleyebilmekte; orta ve büyük ölçekli şirketlerinin rekabet gücü, gelişmiş insan kaynakları ve sanayi alt yapısı bu büyüme için katalizör görevi görüyor. Genç ve dinamik bir nüfusa sahip Türkiye, jeopolitik konumu itibariyle de önemli bir yere sahip. Enerji geçiş üssü olmaya aday bir ülke konumunda. Sağlıklı işleyen finansal sektörü ve güçlü Türk bankaları ülkede yaşanan ekonomik büyümeye katkı sağlıyor ve şirketlerimiz uluslararası rekabet edebilir halde.

ülkedeki bu gelişim ve büyüme hızı, yabancı yatırımcıların Türk sanayisi ve alt yapısının geleceğine olan inancını arttırdı. Bugün Türk şirketleri marka olma yolunda ilerliyor ve geleceğe dair büyümelerinin devam edeceğini artan karlılıklarıyla teyit ediyor. Bu pazarlardaki büyümeden faydalanmak isteyen ve yatırım planlayan yabancı sermaye için Türk şirketleri güçlü ve şeffaf mali yapılarıyla iyi bir alternatif finansal yatırım imkanı sunuyor.

Bu durum İMKB’nin de ilgi odağı olmasına neden olmuş; bölgesinde konumunu güçlendiren, güçlü ve büyük ölçekli bankalar ile yüksek satış ve ihracat rakamlarına ulaşan, sanayi şirketlerini bünyesinde bulunduran İMKB’deki yabancı payı arttı. Türkiye ekonomisi dünyada küresel bir ekonomik durgunluk döneminin yaşandığı bir ortamda olumlu bir tablo sergiliyor. 2011 yılında dünyada en çok büyüyen ikinci ülke olan ülkemize ve güzide şirketlerine yatırımcıların 2012 yılında da ilgi göstermeye devam etmesini bekliyoruz.

2012 yılına SPK ve İMKB den beklentiler neler?

2012 yılı içinde güncellenen yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nun çıkması bekleniyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) son aylarda yatırımcı güvenini kazanmak amacıyla reform niteliğinde kararlar alıyor. Görünen o ki; yeniden güncellenen Sermaye Piyasası Kanunu, yatırımcıların kendilerini daha çok güvende hissedecekleri bir kanun olacak. Umarız yeni Sermaye Piyasası Kanunu, Türkiye sermaye piyasalarına olan güveni arttırıcı, yatırımcı haklarını koruyucu, şeffaflığı arttırıcı, kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilenmesini içeren bir kanun olur.

Zaten bir yatırımcının bir piyasaya yatırım yapması için, o piyasaya güvenmesi, kazanç sağlayacağını düşünmesi ve o piyasa ile ilgili bilgi sahibi olması yeterlidir. Ayrıca 2012 yılından itibaren kurumsal yönetim ilkelerinin de şirketler tarafından daha net uygulanmaya başlanmasıyla beraber oluşacak güven ortamıyla zaman içinde bireysel ve kurumsal yatırımcı sayısında artış gözlenmesini bekliyorum. önümüzdeki dönemde yatırımcı güvenini sağlayacak düzenlemeler ışığı altında, ülkemizde sermaye piyasalarının gelişmesi için daha olumlu bir ortam oluşacağını düşünüyoruz.

2012 yılında İMKB’nin yeni atanan ve seçilen yönetiminin de borsanın büyümesi ve gelişmesine yönelik kararlar almasını ve ayrıca herkes tarafından benimsenen İstanbul’u global finans merkezine dönüştürme çalışmalarına katkı sağlayacak adımlar atmasını bekliyoruz.

2012’de yatırımcılar nelere dikkat etmeli?

2012 yılında da dünya borsalarında dalgalı seyir devam edeceğe benziyor. Bu nedenle yatırımcılar, kararlarını alırken azami dikkat göstermeli ve temkinli olmalıdırlar. özelikle merkez üssü Euro bölgesi olan sorunların çözümüne ilişkin atılacak adımları net olarak görüp gelişmelere göre hareket etmek daha sağlıklı olur. Dünyanın ikinci büyük ekonomi bloğu olan AB’de sorunlar çözümlenemezse, AB ile önemli ticaret hacmi ve ilişkileri olan ülkemiz de kısa vadede olumsuz etkilenebilir. özellikle hisse senedi yatırımının kaybetme riski de olan bir yatırım olduğu hiçbir zaman unutulmamalı. Dolayısıyla her açıdan çok iyi araştırmalı, piyasaları, sektörü ve şirketleri iyi analiz etmeli ve doğru zamanlama ile yatırım yapmaya çalışılmalı. Sağlıklı ve bol kazançlı bir yıl geçirmenizi temenni ederim.

Alper NERGİZ

nergiz@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası