Son Haberler

ABD`de çalışan kesimde neler oluyor?

ABD’de, sınıfsal ayrımcılığın geldiği boyut itibariyle çalışan kesimin içinden yeni sınıflar ortaya çıkıyor. Bunun sonucunda, ülkede yeni bir sınıfsal ayrışmaların yaşandığı gözlemleniyor. Amerika, birden fazla sınıf ve ayrışma temelinde bir işgücü piyasası modeline doğru gidiyor.

çoğumuz, ‘sınıf’ kavramını Karl Marx’ın kapitalizm ve işci sınıfı arasında yaptığı teorik tanımlamalarla tanıdık. Hiç kuşkusuz ki sınıf kavramı Marx’ın belirli bir tarih dilimi içinde emeğin o dönemki iş gücü yapısı ve işlevine dayalı bir tanımlamadan günümüze kadar önemli bir değişim gösterdi. Sanayileşme, hizmet sektörü ve bilgi toplumu ve bilim çağına geçiş geleneksel sınıf tanımını ve yapısını da değiştirdi.
POST-INDUSTRIAL SOCIETY yani sanayi ötesi toplum modeline geçişin temelinde ise sürekli gelişen üretim ilişkileri, post-modern üretim teknikleri, teknolojik devrim ve talep yani tüketim cephesinin belirgin gücü ve gün geçtikçe değişen satın alma tercihleri bulunuyor.

Bu bağlamda, post-modern üretim ve tüketim ilişkileri bir önceki sanayi toplum modelinin bir ürünü olan kitlesel üretim ve tüketime dayalı örgütlü taleplerin şekillendirdiği refah toplumu ve sosyal devlet modelinden daha bireysel, liberal ve küresel ekonomik gelişmelerin belirlediği, daha acımasız ve baskıcı rekabet koşullarının dayattığı ‘de-organize’ toplum modelinde sınıf ayrışması ya da sınıflar arasındaki farklılaşmaların daha da derinleşeceği yeni bir kutuplaşmayı ifade ediyor.

Geçtiğimiz ay yaptığım Amerika ziyaretinde sınıfsal ayrımcılığın geldiği boyut itibariyle çalışan kesimin içinden yeni sınıflar doğurmak suretiyle Amerika’da tehlikeli bir yeni sınıfsal ayrışmaların yaşandığını gözlemledim. Bunun temel sebebi, sosyal ekonominin çöküşü ve kriz dönemlerinde başta göçmenlere yönelik ihmal edilen reform çalışmaları ile yine Obama döneminde demokrat bir liderin ironik biçimde yoksullara ve yoksulluğa yönelik politik çözüm üretememesinden kaynaklanması.

Maalesef Obama döneminde sosyal güvence ve sağlık sistemi dışında kalan 13 milyon ABD vatandaşı var. çalışan kesimler açısından değerlendirdiğimizde üretimde çalışan ve mavi yakalı olarak tanımladığımız geleneksel işgücü tipi 26 milyon. Bu da toplam işgücünün %20.5 ‘ne tekabül ediyor. Bu oran ABD’nin üretim ülkesi olduğu 1950-60 ve 70’li yıllarda %50’ydi.O dönemlerde daha homojen, daha organize ve ortak talepleri olan kitlesel işçi sınıfından bahsetmek ve Marksist bir yaklaşım ile sermaye ve emek arasındaki sınıfsal çelişkiyi, ayrışmayı, gerilimi ve ya çatışmayı iki cepheye indirgemek mümkündü. Bu durum, gerek ABD devleti, gerek sermayesi ve gerekse örgütlü işçiler açısından aynı zamanda daha basit ve yönetilebilir bir sınıfsal mücadelesiydi.

Ekonominin üretimden servis sektörüne ve diğer yeni yaratıcı iş kollarına transferi ve buna bağlı işgücü piyasalarında yaşanan yapısal dönüşüm farklı çalışma biçimleri, yeni meslekler ve emek arzının doğmasına neden oldu. Bugün itibariyle ABD’de 60 milyon servis (hizmet) sektörü çalışanından yani yeni bir servis sınıfından bahsetmek mümkün. çoğu zaman iyi bir ücret ve sosyal güvence kapsamında olmayan yani düzgün (decent) iş katagorisinde bile sayılmayan bu işlerde çalışanların oranı gittikçe artmakta.

üretim dışı çalışan bu kesim, ABD’de toplam işgücünün %47 sini temsil etmeye başlamış durumda. Daha az ücret alan, daha az eğitimli, daha az vergi veren ve dolayısıyla daha az sorgulayan bu kesimin, siyasi tercihleri geçmişteki örgütlü Amerikan işçisinin toplumsal taleplerinden farklı olarak daha parçalanmış ve daha bireysel talepler olabilmekte.

Diğer taraftan, post-modern toplum modelinin ve bilim çağının beraberinde getirdiği inovasyon, teknoloji ve dijital tabanlı gelişen yeni mesleklerin oluşturduğu yeni ‘creative class’, yani grafikçiler, bilişimciler, ressamlar, sosyal medya uzmanları, sanatçılar, sinemacılar, yazarlar, danışmanlar, tasarımcılar ve girişimciler gibi çalışanlar, toplam işgücü içinde 40 milyon gibi çok yüksek bir seviyeye ulaşmış durumda.

Amerika, homojen, tek tip çalışan sınıfı yapısından çok uzak. Birden fazla sınıf ve ayrışma temelinde bir işgücü piyasası modeline doğru gitmek. Bu durum ise Amerika için en çok iş oluşturma (job creation), yoksulluk ve işsizlikle mücadele edecek sosyal bir model arayışında olan hükümeti zorlayarak Obama’yı seçim öncesinde başarısız olduğu bu alanı kamuoyu önünde itiraf etmeye kadar götürüyor.

Bu yıl yapılacak seçimlerde de gerek Başkan Obama, gerekse diğer aday Romney’in ABD’de yaşanan bu yoğun sınıfsal ayrışmanın derinleşmesini önlemeye yönelik bir sosyal politika önerilerinin olmadığı da görülüyor. ABD’de gözlemlediğimiz sosyal ekonominin çöküşü ve derinleşen sınıfsal ayrışma ve beraberinde gelen istihdam sorununun, yoksulluğun ve korumasız toplum modelinin başta Avrupa olmak üzere birçok ülke içinde geçerli bir realite olduğunu da kabul etmek zorundayız.

Prof. Dr. Ali Rıza BüYüKUSLU
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası