Son Haberler

Artan riskler ve milli mücadele

 15 Temmuz Cuma akşamı yaşanan darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan belirsizlik sürecine ilişkin yurtiçi ve yurtdışı bazı tespitlerin yapılmasında fayda var.

İngiltere’de gerçekleştirilen ve Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde kararın alındığı referandum sonrasında dünya ekonomisi ve özellikle gelişmekte olan ekonomiler açısından önemli bir belirsizlik ortaya çıktı. IMF ise bu nedenle dünya ekonomisine ilişkin 2016 ve 2017 tahminlerini %3,1 ve %3,4’e indirdi. Artan yurtdışı risklere ilave olarak yaşanan gelişmeler TL üzerindeki baskıyı arttırmakla birlikte TCMB’nin likidite artırıcı önlemlerini açıklaması ve PPK’da faiz üst bandını %9’dan %8,75’e indirmesi piyasada geçici bir rahatlama meydana getirdi. Ancak art arda önce Moody’s’İN Türkiye’nin kredi notunu negatif yönlü değerlendirmek üzere izlemeye aldığını açıklaması, ardından Fitch’in Türk bankaları için artan risklere dikkat çekmesi ve nihayet S&P’nin kredi notunu düşürmesi (BB+’dan BB’ye) ve kamu kurumlarında 50.000’i bulan görevden alma dalgası doları hareketlendirerek 21 Temmuz itibarı ile 3,09’a, Euro’yu ise 3,40’a kadar yükseltti.

                                                     BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Peki gelecekte durum nasıl oluşacak? Halen belirsizlik devam ediyor. Bu nedenle kesin öngörülerde bulunmak güç. Mevcut durumda elimizde bulunan verilere bağlı olarak kısa vadeli yorum yapmak mümkün. Yurtdışı yatırımcıların Türkiye’nin kısa ve orta vadeli geleceğine bakışı iyimser ve kötümserler olarak ikiye ayrılmış durumda. Ancak kötümserlerin de “bekle ve gör” politikasını benimsemekte olduklarını görüyoruz. Güvenin piyasalara hızla telkin edilmesi ve bu amaçla hükümetimizin kısa vadede piyasalardaki belirsizliği ortadan kaldırması gerekiyor. Zira yerli ve yabancı yatırımcıları teşvik etmek üzere alacağı önlemler yanında yargılama ve görevden alma süreçlerinin hızla sonuçlandırılması büyük önem taşıyor.

DOLAR, YIL SONUNDA HANGİ SEVİYEDE OLACAK?

Sene başından bu yana yatırım araçlarının getirilerine ve artan risk primi nedeni ile sene sonu Dolar/TL’nin 3,20-3,30 ve Euro/TL’nin 3,50-3,60 olacağı öngörülüyor.

100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser eğilimi gösteren endeksin Aralık 2015’de 73,58 olması sonrasında kademeli azalış devam ediyor. Bu oran Temmuz’da 67,03 olarak gerçekleşti. Ağustos’ta bu oranın aşağı yönlü gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Ticari krediler hariç olmak üzere özel kesimin yabancı para cinsinden borcu azalmasına rağmen 19,4 milyar Dolar ile hala kısa vadede TL üzerinden negatif baskı yaratan yüksek bir seviyede seyrediyor.

MİLLİ MÜCADELE VERİYORUZ

Artan yurtiçi ve yurtdışı riskler nedeni ile TCMB’nin faiz indiriminin banka kredileri üzerine kısa dönemde olumlu etki yaratması beklenmiyor. Orta ve uzun vadeli yatırım kararları için ise hükümetimizin alacağı önlemler paketinin ve Moody’s’in asgari 3 ay sürecek izlemesinin sonuçları beklenilmelidir. S&P’nin kararı her ne kadar negatif baskı yaratıyor olsa da bilinmelidir ki bir önceki seviye olan BB+ ile BB arasında her ikisinin de yatırım yapılamaz-spekülatif seviyesinde (non-investment grade speculative grade) olması nedeni ile psikolojik baskı dışında bir fark bulunmuyor. Bu nedenle etkisinin sınırlı kalacağını düşünüyorum. Ancak sonuçta yapılacak tüm ekonomik yorumlardan öte, yaşanan olağanüstü koşulların meydana getirdiği yaraların sarılmasında olumlu düşüncelerimizin hakim olması, sabırlı olunması, panik havası yaratılmaması ve sorumlu davranılması gerekiyor. Ekonomik alanda verilecek milli mücadele için vatandaş olarak her birimize ve ekonominin bütün unsurlarına büyük sorumluluk düşüyor.

Doç. Dr. Mehmet Yazıcı

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası