Son Haberler

Barış

Sıradan günlerden geçmediğimiz kesin. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana belki de ilk defa Türkiye bu kadar pozitif ve geleceğe güvenle bakan bir ülke haline geldi. Sivilleşme ve demokratikleşme yönünde önemli adımlar atan Türkiye, son 10 yılda ekonomik kriz yaşamadı. Dünya ve en yakınımızdaki Avrupa ülkeleri işsizlik ve borç batağındayken, Türkiye bu zorlu süreci hiç yara almadan atlattı. Türkiye, AB ülkelerinin yaşadığı sıkıntıları çözmek için destek teklifi n bile bulundu. Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda herhalde bin yıldır ilk defa bu kadar net bir umut ışığı doğdu. ülkemiz her yanıyla bu kadar büyük bir zenginliğe sahipken, bu farklılıkların olumsuzluk
olarak addedilmesi, bizleri onlarca yıl geride bıraktı ne yazık ki! Türkiye her açıdan çok hızlı ve emin adımlarla küresel sisteme entegre olabilecekken, bu gibi tali sorunlarla enerjisini boş yere harcadı. Bilgi toplumları ve sürece dayalı siyaset biçimleri dünyada yeni bir döneme işaret ederken, üzerinde kafa yorduğumuz konular Türkiye’nin potansiyeline hiç yakışmıyordu. Yarım asırdır üye olmak
için her türlü mücadeleyi veren Türkiye’yle birlikte üyelik başvurusu yapan diğer ülkeler AB’ye üye olurken, ülkemizin hala kısır döngü içine itilmiş olması elbette son derece üzücü. Türkiye’nin kararlı ve
istekli davranmasına rağmen AB’nin üyelik sürecini olumlu bir nihayete erdirmemesi toplumsal açıdan da hayal kırıklığı yaratıyor. Oysa Türkiye, AB hedefi ne son on yılda çok güçlü bir şekilde kilitlendi ve kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdi. Son zamanlarda müzakerelerin devam etmemesinin tek nedeni olan Rum kesiminin vetoları, Türkiye’yi zor durumda bıraktı ama aynı zamanda haklılığını da gösterdi. Uyuşmazlık bağlamında.

Türkiye’nin, Kıbrıs konusunda ne kadar hakkaniyetli davrandığını AB ülkeleri bu süreçte fark ettiler. Şu günlerde Güney Kıbrıs’ın içine düştüğü ekonomik kriz AB’nin de başını ağrıtıyor. Avrupalı ülkeler, Yunanistan’ın ardından şimdi de Rum kesimi ile sıkı pazarlığa girmiş durumda. Ayrı bir konu gibi görünse de, aslında bu mesele Türkiye’nin üyeliği ile son derece ilgilidir.

…Ve nihayet sizler bu yazıyı okuduğunuz sıralarda, Türkiye’de yaklaşık 100 gündür hiç genç ölmemiş, öldürülmemiş olacak. Sorunun çözümüne dair sürecin tamamlanmasıyla, önemli bir aşama gerçekleşecek ve Türkiye artık bambaşka konular konuşmaya başlayacak. Türkiye’nin demokratikleşmesinin önüne artık kimse geçemeyecek. Yüzyıldır taşıdığımız enerji birikimi artık her gücü ve dengeyi aşacak şekilde hayata geçecek. Türkiye’de her açıdan bir gelişme ve büyüme
yaşanacak. Toplum refah içerisinde yaşamanın tadına varmaya başlayacak. çocuklarımız için daha güvenli bir gelecek inşa etmenin zemini oluşacak. Yatırımlar yüz yıldır el değmemiş topraklara akacak. Türkiye sanayileşme ile bilgi çağını aynı anda yaşayacak. ülkenin her yurttaşı ülkesine değer katmak için daha çok çalışacak, daha çok özveride bulunacak. Demokrasi yönünde atılacak yeni adımlar, yeni bir anayasanın getireceği güven, her vatandaşın eşit ve özgür bir şekilde yaşamasını garanti edecek. Barış havası, her yerinde festivaller yapılan ülkemizin her yanını sarmaya başlayacak ve tabi bu festivaller daha şenlikli bir hal alacak.

Barışmak savaşmaktan daha zordur derler ancak Türkiye insanı bu açıdan farklı bir özelliğe sahiptir. Bizler Yunus Emre’nin, Mevlana’nın, Ehmede Hane’nin ekmek yediği, su içtiği bu topraklardan besleniyoruz. Ve sanırım onların hatırına, barışmak konusunda daha istekli davranmak çok zor olmasa gerek.

Tarkan Kadooğlu
Kadooğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı
kadooglu@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası