Son Haberler

Avrupa Birliği dağılıyor mu?

İngiltere halkı karar verecek: Avrupa Birliği’nde kalacaklar mı, yoksa Birliği terk edecekler mi? Sanki filmi başa sarıyoruz. 1958’e geri dönüyoruz!

Roma Antlaşması 1957 yılında imzalandı. Kağıt üzerinde olan, fazla bir gelecek ümidi vermeyen bir metindi.   AB’nin raylar üzerine girmesi için 1958’de Fransa’da General de Gaulle’ün iktidara gelmesini beklemek gerekiyordu. De Gaulle çok ileri görüşlü dahi bir devlet adamıydı. Çok büyük bir vizyonu ve doğruluğu zaman içinde kanıtlanmış bir Avrupa analizi vardı. Bu büyük devlet adamının Avrupa analizini hatırlayalım. Bu analize göre Amerika ve Rusya Avrupa’dan çıkarılmalıydı. Avrupa’nın GSMH’sı , parası ve yüksek teknolojisiyle dünyada bir numara olmalıydı.
PEKİ BU NASIL GERÇEKLEŞECEKTİ? Avrupa’da bir “çelik çekirdek “ kurulmalıydı. Bu çelik çekirdek: Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nı çıkartan ve birbirlerinin canına okuyan  iki ülke Fransa ve Almanya olabilirdi. İki ülke bu sefer kenetlenecekler ve çelik bir çekirdek halinde Avrupa Birliğini kuracaklardı. 1958’de 70 yaşındaki de Gaulle 84 yaşındaki Alman Şansölyesi Konrad Adenauer’in elinden tutarak yola çıktı. Yanlarına kimleri aldılar? İtalya’yı ve üç
“vilayeti”. Küçük oldukları için de Gaulle, Belçika , Hollanda ve Lüksemburg’a “vilayet” diyordu. Ve üçü tek bir isimle başlayan AB yolculuğuna çağrıldılar: “Benelux”  adıyla.  Orta vadede de kültürel geçmişi itibariyle Yunanistan ve büyük tarihi ve jeo-politik önemi dolayısıyla Türkiye,  AB’ye dahil edileceklerdi. Bu iki ülkeyle de Gaulle’ün isteği doğrultusunda  1963 yılında Atina ve Ankara antlaşmalarıyla “AB Ortaklık” süreçleri başlatıldı.  Ama bir ülke kesinkes, ama kesinkes  AB’ye alınmayacaktı: İngiltere. De Gaulle, Amerika ve İngiltere’den nefret ediyordu. Tarih boyunca İngiltere Avrupa’da bir birlik kurulmasına hep karşı çıkmıştı. Bir “Avrupa İmparatorluğu” kuran Napolyon’u Waterloo’da yenmiş, esir almıştı. Napolyon İngiliz esaretinde ölmüştü. De Gaulle’ün İngiltere’den nefretini, kitaplardan okuyarak değil, bu ortamın içinde yaşayarak gördüm. De Gaulle’ün bursuyla Fransa’da okuyup , öğretim üyesi oldum. Fransa Başbakanlıkta Araştırma  Ekip Şefi olarak de Gaulle’ün ekibinde yer aldım. Avrupa 1958’de  “altılı çekirdek” ve iki ortak üye ile yola çıktı. 1969’da de Gaulle öldü. İngiltere AB’ye üye oldu. Fransa’nın öncülüğünde Akdeniz kıyısı Avrupa ülkeleri AB’ye davet edildiler. Bunlara  İngiltere’nin öncülüğünde Avrupa’nın Kuzey Denizi ülkeleri ve Almanya’nın inisiyatifiyle de kıta ve Doğu Avrupa ülkeleri eklendiler. AB’nin üye sayısı 28’e çıktı.
AVRUPA HASTALANIYOR Hastalık önce Yunanistan’da başladı. “Yunanistan AB’den ve Euro bölgesinden çıkarılsın”  dendi. Sonraki  büyük sarsıntı İngiltere’den geldi. İngiliz halkı bir referandumla karar vermeye çağırıldı: İngiltere, AB içinde kalacak mıydı, yoksa ayrılacak mıydı?

De Gaulle’ün İngiltere konusundaki ön görüleri tamamen doğru çıktı. Yol boyunca İngiltere hep mızıkçılık yaptı. İngiltere  Avrupa’da gerçek anlamda bir siyasi birlik kurulmasını istemiyordu. İngiltere,  güçlü bir Avrupa’nın ortaya çıkmasına karşıydı. Avrupa’nın bir serbest büyük ticari pazar olarak kalmasından yanaydı. Siyasi birliğin en güçlü sembolü ortak para idi. İngiltere Ortak Para Birliği’ne girmedi, Euro’nun dışında kaldı. Ve birliğe büyük darbesini 2015’de Birlik  hastalanınca vurdu. İngiltere gevşek bir büyük ticari pazar olması talebiyle Birlik’in siyasi yapısından çıkma tartışmasını başlattı.
AB HASTALIĞININ TEMELİNDE YATAN ÜÇ NEDEN  VAR. Birinci neden: 1958’in tersine 2016’da AB, zayıf liderlerin iktidarda olduğu bir dönemden geçiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Hollanda, kamuoyu araştırmalarında yüzde 20’lerin altında. Onu ayakta sadece Fransa Anayasası tutuyor. Almanya’da ise çok güçlü gözüken Merkel, devasa “mülteci tsunamisi” altında eziliyor. Avrupa’nın esas zayıf noktası, Fransız sendikaları. Az çalışmak çok para kazanmak Avrupa’da müthiş bir ekonomik durgunluğa yol açtı. Büyüme Avrupa’da durdu. Bu lüks ve ihtişam , bitmez tükenmez sosyal ve siyasi tartışmalar yalnız sendikalar düzeyinde değil, tepede, Avrupa Parlamentosu’nda da var. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir parlamento yoktur. En fazla kadın parlamenter Avrupa Parlamentosu’nda var.
Bu güzel bir şey ama dünyada devamlı seyahatte bu kadar çok milletvekili olan başka bir parlamento da yok.  Avrupa Parlamentosu’nun başka bir özelliği mi? Süper lüks lokantalar, her köşe başında sabahtan gece yarılarına kadar şampanyanın su gibi aktığı kafeteryalar Avrupa Parlamentosu’na yeni gelenleri adeta şaşkınlığa  düşürüyor. Avrupa imkanlarının çok üstünde yaşayan bir kıta haline dönüşmüş. Roma’nın son günlerinde olduğu gibi. Ama…
AVRUPA DAĞILMAZ . NEDEN ? Bunun nedeni de Gaulle’ün kurduğu çelik çekirdek. Avrupa bugün havacılıkta , uzayda , hızlı trenlerde, askeri ve sivil nükleer enerjide,  turizmde, modada , kültürde  dünya lideridir. Türkiye’nin Devlet bütçesini sollayan dev şirketlere sahiptir. Bunlar çok yüksek teknolojiye sahip büyük beceriyle yönetilen devasa ekonomik savaş makinalarıdır. Dünya devler dönemine girmiştir. Mücadelenin Amerika, Hindistan ve Çin gibi devlerin arasında yaşandığı yirmi birinci yüzyılda Avrupa 60 yılda yakaladığı liderlik avantajını hiç bırakır mı? Avrupa GSMH’sı ve değerli parası Euro ile bugün dünya lideridir. Bu liderliğini bütün dünyaya anlattığı gibi İngiltere’ye de her an  hatırlatıyor. İngiltere’nin şantajının tutup tutmayacağını bekleyip göreceğiz. Daha şimdiden İngiliz patronlarının yüzde 80’i “AB’den çıkmak çılgınlıktır” görüşünü kamuoyu araştırmalarında ifade etmeye başladılar.
Avrupa

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası