Son Haberler

Müşterileri tanımak risklerden koruyor

Son dönemlerde yaşamımıza giren kavramlardan birisi de “Müşterini Tanı” prensibi oldu. Bu prensip, tüm dünyada başta finans sektörü olmak üzere birçok sektörde çeşitli risklerden korunmak için hayati önem taşıyor.

Yasadışı yollardan suç işleyerek elde edilen gelirler, ekonomik, siyasi ve sosyal açılardan büyük olumsuzluklara neden oluyor. Bu yüzden, suç gelirlerinden elde edilen gelirlerin ekonomik sisteme sokulmasının önlenmesine yönelik bütün dünyada giderek artan bir mücadele yürütülüyor. 11 Eylül saldırılarından sonra terörün finansmanının önlenmesi konusundaki mücadele de bu sürece dahil edildi.

Diğer birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu konuda çeşitli yasal düzenlemeler yapıldı. Bankalar başta olmak üzere aracı kurumlar, sigorta, emeklilik, faktoring, finansal kiralama şirketleri gibi finansal kuruluşlara önemli sorumluluklar getirildi. Yapılan düzenlemelerde “müşterini tanı” prensibinin esas alındığı ve bunu sağlamaya yönelik kurallara yer verildiği görülüyor.

Müşteriyi tanımanın ilk yolu, kimlik tespitinin yapılmasından geçiyor. Gerek gerçek, gerekse de tüzel kişilerin kimlik tespiti için müşterinin kimlik bilgilerin alınması, bu bilgilerin nüfus cüzdanı, ehliyet, ticaret sicil gazetesi gibi resmi ve geçerli tescil belgelerinden doğrulanması gerekiyor. Bunların yanı sıra müşterilerin adres ve iletişim bilgileri de alınmak durumunda. Bankalar, kimlik ve adres bilgilerinin doğrulamasında e-devlet veritabanında tutulan bilgilerden de faydalanma imkanına sahipler ve yoğun bir şekilde bu kanalları da kullanıyorlar.

Gerçek kimlik ve adresleri belirlenemeyen, gerekli bilgi ve belgeleri temin edilemeyen ve dolayısıyla yeterli düzeyde tanınmayan kişilere hesap açılmaması ve işlem yapılmaması gerekiyor.

İşlemlerin, müşterilerin yetkilendirdiği üçüncü şahıslar tarafından yapılmak istenmesi durumunda, bu kişilerin de kimlik tespitlerinin yapılması, ayrıca imza sirküleri, talimat, vekaletname gibi belgelerden yetkilerinin kontrol edilmesi ve yeterli yetkiye sahip olanların talep ettiği işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekli.

Görünürde kendi adı ve hesabına işlem yapacağını belirten bir kişi, aslında başkası hesabına işlem yapmak istiyor olabilir. Bu nedenle, işlemlerden gerçekte kimin faydalanacağının tespit edilmesi ve bu kişilerin de tanınmasına yönelik gerekli belgelerin temin edilmesi önemli. Finansal kuruluşların işlemin gizli faydalanıcısını tespit etmek için her türlü önlemi alması gerekiyor.

“Müşterini tanı” prensibini yalnızca gerekli kimlik belgelerini almak şeklinde dar kapsamlı olarak değerlendirmemek gerekiyor. Yapılmak istenen işlemin amacı ve müşteri fonlarının kaynağı hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olunması, buna yönelik gerekli dokümanların temin edilmesi de önemli. Yine bu çerçevede, yapılmak istenen işlemin, müşterinin işi, mesleki profili ve fon kaynakları ile uyumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekli.

Bunları yapabilmek için de yüksek risk içeren müşterilerin belirlenmesi, bunlar için normal müşterilerden daha detaylı müşteri kabul, kimlik tespiti ve tanıma kuralları oluşturulması, bu müşterilerin işlemlerini yakından izleyecek izleme, kontrol ve risk yönetimi sistemlerinin oluşturulması şart.

Bu kapsamda örneğin nakit, elektronik transfer, internet bankacılığı gibi riskli bankacılık işlemleri, vergi cennetleri gibi riskli bölgelerde yerleşik müşteriler, nakit işlemlerin yoğun olduğu döviz büfeleri, kuyumcular gibi riskli sektörlerde faaliyet gösteren müşteriler ile muhabir bankacılık işlemlerinde bu prosedürlerin uygulanması önemli. Bunların yanı sıra çalışıldığı sürece müşterilerin bilgi ve belgelerinin mümkün olduğunca güncel bir şekilde tutulması gerekiyor.

Bu düzenlemelere uyum sağlanması için kurum bünyesinde politika ve prosedürlerin oluşturulması, izleme ve kontrol çalışmaları için yeterli personel görevlendirilmesi, çalışanları bilinçlendirecek eğitimler verilmesi ve sistemi geliştirmek amacıyla denetim faaliyetlerinin yürütülmesi gerekli.

Bankacılık güvene ve itibara dayalı bir sektör olduğundan, “müşteri tanı” prensibi özellikle bankacılık için kritik öneme sahip. Muhabir bankacılık uygulamaları kapsamında, başta ABD bankaları olmak üzere birçok finansal kuruluş, çalışacağı finansal kuruluşların “müşteri tanı” prensiplerini sorguluyor, yeterli sistemi bulunmayanlarla çalışmıyor.

“Müşterini tanı” prensibi, bankalar ve finansal kuruluşların para aklamada kullanılması riskini azaltan en güvenilir ve maliyetsiz yoldur. Bunun yanı sıra bu kuruluşları dolandırıcılık, operasyonel, yasal uyumsuzluk, itibar riski gibi önemli risklerden de korur. Gerek yasal düzenlemelerden kaynaklanan zorunluluklar, gerekse de belirtilen bu risklerden korunmak için tüm finansal kuruluşların “müşteri tanı” prensibini faaliyetlerinin ana eksenine oturtmaları büyük önem taşıyor.

Gürdoğan Yurtsever, SMMM, CFE, CRMA
Türkiye İç Denetim Enstitüsü
Başkan Yardımcısı

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası