Piyasalardaki volatilite devam edecek

Piyasalardaki temkinli bekleyiş devam ediyor. Yurt dışı ve yurt içinde yaşanan gelişmeler, volatilitenin bir süre daha devam edeceğini gösteriyor.

ABD’de subprime mortgage piyasasında çöküşle başlayan uluslararası kriz üçüncü yılına girdiği bu dönemde şekil değiştirerek Avrupa’da bir borç krizine dönüştü. Yunanistan ile başlayan sonrasında İrlanda ve Portekiz ile devam eden borç krizinin derinleşeceği endişeleri, Yunanistan’ın borçlarını ödemeyeceğinin kabul edilmesi sonrasında alacaklı olan bankaların zora düşeceğinin anlaşılması ile gerçeğe dönüştü.

Yunanistan’da yaşanan kriz sonrasında Euro’ya yönelik endişelerin artmasına neden olan ise krizin Avrupa’nın üçüncü ve dördüncü büyük ekonomileri olan İtalya ve İspanya’yı da etkisi altına almasıdır. Yunanistan krizinin çözümünü Yunanistanı’ı Euro’dan çıkarmadan çözmeye çalışan AB (Yunanistan’ı, rekabet güçlerini kaybeden diğer ülkelerin de takip edeceği endişesi ile), Avrupa Finansal İstikrar Fonu’nun (EFSF) kaynaklarını artırmaya çalışıyor.

Bu arada, kredi derecelendirme kuruluşları İtalya ve İspanya’nın kredi notunu büyümeye yönelik endişeler ve bankacılık sistemindeki sorunlar nedeniyle düşürdü. Not indirimlerine ilişkin açıklamalarda yüksek işsizlik, sıkılaşan finansal koşullar, yüksek borç seviyesi ve genel olarak Euro Bölgesi’ndeki yavaşlama ana etkenler olarak sıralandı.

Ekim’de toplanan G-20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankaları Başkanları toplantısının bildirgesine göre, 20 büyük ekonominin finans liderleri, bankaların yeterli sermayeye sahip olmaları ve yeterli finansman sağlayacaklarını garanti etme sözü verildi. Ayrıca, bildirgede, ‘‘Krizin yayılmasının önüne geçmede EFSF‘nin etkisinin azami seviyeye çıkarılması ve 23 Ekim‘de Avrupa Konseyi toplantısında sonuç çıkması için çalışılmasını bekliyoruz‘‘ denildi.

Avrupa’da zorda olan bankalara yönelik yapılandırma ve sermayelendirme haberi piyasalar tarafından olumlu karşılandı. Ancak, Avrupa bankalarının sermayelerinin güçlendirilmesinin Avrupa’daki kanamayı bir nebze durudurabileceğini ama Avro bölgesinin içinde bulunduğu borç krizinin kesin çözümü için yeterli olmayacağını düşünüyoruz. Yeniden sermayelendirme bankacılık sistemine güveni biraz artırır, ancak eğer bütçe açığı ve büyüme problemleri çözülmezse bu olumlu hava çok uzun sürmeyecek. Bütçe açıklarının azaltılması, istihdam piyasası ve emeklililk sisteminin de kapsayan yapısal reformlar gibi geniş kapsamlı reformlar yapılmadan Avro bölgesindeki krizin kesin olarak çözülmeyeceğine inanıyoruz.

ABD ve Avrupa’da yaşanan olumsuzluklardan, ihracatının büyük bir bölümünü bu iki bölgeye yapan çin de olumsuz etkilendi. Gelişmiş ülkelerde yaşanan bu olumsuz gelişmelerin ardından 2008 krizinden sonra Global ekonomideki büyümenin ana motoru olan gelişmekte olan ülkelerin de bir yavaşlamaya girmesi, 2012 yılına yönelik büyüme beklentilerinde bozulmaya neden oluyor.

Yurt dışında bu olumsuz gelişmeler yaşanırken yurt içinde hükümet piyasalar tarafından merakla beklenen Orta Vadeli Programı açıkladı. Ana hatları ile Orta Vadeli Program’da merkez yönetim bütçe açığının GSMH’ye oranı 2012’de % 1.7’den % 1.5’e gerilemesi, alkol, tütün ürünleri, cep telefonları ve taşıt araçlarına yapılan vergi artışından ötürü gelirlerin artması bekleniyor.

piyasalardaki_volatilite_devam_edecek.jpg

özelleştirme gelirlerinin de 2012’de GSMH’nin %0.9’na ulaşması hedefleniyor. Büyümede ise hükümet 2011’de % 7.5 büyüme beklerken 2012’de büyümenin yavaşlayarak % 4 seviyesinde gerçekleşmesini bekleniyor. Türkiye’nin yumşak karnı olarak gösterilen cari açığın GSMH’ye oranı ise bu yıl % 9.4’a yükselirken, 2012’de ise % 8’e gerilemesi hedefleniyor. Orta vadeli planda da cari açığın GSMH’ye oranı beklentisi sürdürüleblir seviye olan % 5’in üzerindedir. Cari açığın sürdürülebilir seviyelerin üzerinde olmasının yanında cari açığın büyük ölçüde kısa vadeli kabul edilen portföy yatırımlarıyla karşılanmasının da kırılganlığı artırdığını düşünmekteyiz.

Dövizin yüksek seyri, son yapılan elektrik-doğal gaz zamları ve vergi artışları sonrasında Merkez Bankası 20 Ekim’de Para Politikası Kurulu toplatısında politika faiz oranını sabit tutarken, gecelik borç verme faizini yüzde 12’den, yüzde 15.5’e yükselti ve faiz koridorunu açarak piyasa yapıcısı bankaların borçlanma faizini arttırdı.

Yurt içinde ve yurt dışında yaşanan bu gelişmeler sonrasında piyasalardaki yüksek volatilitenin bir süre daha devam etmesinin yüksek ihtimal olduğunu düşünüyoruz.

Osman GöKTAN

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası