Son Haberler

Wall Street`te isyan: Amerika nereye gidiyor?

17 Eylül’de “Wall Street’i işgal edelim” sloganıyla başlayan eylemler aşama aşama bütün Amerika’ya yayılıyor ve Atlantik Okyanusundan Pasifik’e, Kuzey’inden Güney’ine bütün Amerikan şehirlerini sarıyor. Başkanlık seçimlerine bir yıl kala Amerika nereye gidiyor?

Manhattan dünya kapitalizminin nabzının attığı yer. “Citicorp Building” üç yüz metreleri tırmalıyor. En üst katlarda muhteşem bir ofisteyim. çalışma masaları orijinal Fransız Louis XVI. Ofisin pencerelerinden New York’un iki yüz metreyi aşan doksan gökdeleninden birçoğu gözüküyor. Güney Manhattan’a bakıyorum. Dünya finans merkezi orada. Borsa, Wall Street’de orada.

New York’un görkemli caddeleri dünya kapitalizmin vitrini. Birbirinden uzun limuzinler peş peşe gidiyor. Dünya’nın en zengin insanları, dünyanın en güzel elbiseleri, dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun en yüksek ücret alan en parlak beyinleri bu sokakları dolduruyor.

Manhattan’da başarılı iş kadınlarının sayısı, başarılı erkeklerden biraz daha fazla. Yarım milyon iyi tahsil görmüş iş kadını görkemli gökdelenlerde çalışıyor. “Amerikan rüyasının” ispatı Manhattan’ın özeti gibi: “On parasız geldi. Dolar milyarderi oldu.”

“MANHATTAN’I İŞGAL EDELİM”

11 Eylül 2001’de Bin Ladin’in kamikaze komandoları Güney Manhattan’ın kalbinde ikiz kuleleri vurdu.

17 Eylül 2011’de başlayan darbe ise bu kez Amerikan’ın içinden geliyor.

Sayıları birkaç bini geçmeyen ama sloganları “biz % 99’uz, bizi sömüren % 1’e karşıyız” olan bir grup, Wall Street’i kuşatıyor. “Burası artık ‘Tahrir’ meydanı” diyorlar. Başlangıçta bir folklor gösterisi gibi: Giyim kuşamı pejmürde, saç sakal karışmış çoğu siyahi bir grup. Şiddete başvurmadan oturma eylemi yapıyorlar. Ama olayların gelişimi şaşırtıcı: Bu folklorik görünüşlü eylem büyüyor, genişliyor, sürüyor, büyük Amerikan şehirlerine yayılıyor. Amaçları kapitalizme, şirketlere, tüm mali yapıya, borsaya, serbest piyasa ekonomisine, topyekün bankalara karşı çıkmak.

Gelişim o kadar etkileyici ki; “Wall Street’i işgal edelim” eylemine hiç beklenmedik çevrelerden katılımlar geliyor. Otuz beş yaşında olduğunu söyleyen bir kadın “iyi eğitim gördüm, işim var, bir şirkette çalışıyorum ama ne evim var, ne de bir köşede birikmiş param. İşimden bu eyleme katılmak için iki gün izin aldım. Wall Street’de sokakta yatarak eyleme katılıyorum.” Mühendisler, avukatlar da işsizlerin yanında bu eyleme katılıyorlar. Amerikan işçi sendikaları eyleme destek veriyor.

NEDEN?

“Wall Street” nasıl “özgürlük meydanı”, Amerika’nın “Tahrir” meydanı oluyor?

Birinci açıklama: Her altı Amerikalıdan birinin borsada hissesinin olduğu bir ülkede ülkenin sürüklendiği mali ve ekonomik kriz bir türlü aşılamıyor. Büyüme zayıf kalıyor. çalışan nüfusun % 9’u işsiz.

Birde derin sebep var: “Amerikan rüyası” var mı, yok mu? “Amerikan rüyası” aslında ülkenin çimentosunu oluşturuyor. Bu inanışa göre her Amerikalı çalışırsa sıfırdan dolar milyarderliğine ulaşabilir. Limuzin arabalar, özel uçaklar, gökdelenlerde görkemli sarayımsı daireler, süper malikanelere sahip olabilir. Dünyanın en ünlü üniversiteleri Amerika’da. öğrenciler daha bu üniversitelere girdikleri anda mezuniyette alacakları ücreti ve bu ücretin daha sonraki yıllardaki artışını rakamsal olarak bilebiliyorlar. Başarı kesin. Yolu bankalardan, büyük şirketlerden, borsadan geçiyor. “Amerikan rüyası” bu temel inanç üzerine kuruluyor.

Ama ya gerçek? “Biz % 99’uz” diyen eylemciler başka bir gerçeği ifade etmiyor mu? Amerikan rüyası başarısızlıkları nasıl açıklayacak? İdeolojik cevap: “Başarısızsanız sebebini kendinizde arayın, sistemde değil.”

Toplumun büyük kesimini refahtan uzak tutan bu görüş ne kadar doğru?

“Wall Street’i işgal edelim” eylemi iki diğer gerçeği ortaya koyuyor. Sistem önemli yığınları işsiz bırakıyor. Gene önemli bir gerçek: çalışanlar da refahtan pay alamıyorlar. Ve bu iki kesimin de ortak noktası: Maddi sıkıntıların yanında psikolojik yıkım içinde olmaları.

20. YüZYIL KAPİTALİZMİ İNSANI UNUTTU

Serbest piyasa ekonomisi başarıyı tek boyuta indirdi: “Başarının mükafatı paradır.” Acımasız bir yarışma kimilerini zirveye taşırken, büyük kitleleri mutsuz yaptı. 21. Yüzyılın keşfi belki de Wall Street eylemiyle kitlelere mal olacak.

Olayların ciddiyetini kavrayan sistemin imparatorları hızla taraf oluyorlar. Dolar milyarderi George Soros eylemcilere sempatisini açıklıyor. Amerikan Merkez Bankası FED Başkanı Ben Bernanke eylemcileri anladığını söylüyor.

YA OBAMA?

Obama’yı iktidara “Amerikan rüyasında” bardağın dolu değil, boş tarafı getirdi. Esasında Wall Street eylemcileri Obama’nın seçmenleri: Siyahiler, işsizler, düşük ücretliler, mutsuzlar yani Amerika’nın çoğunluğu. Obama “yapabiliriz, ümit edebiliriz, değiştirebiliriz” sloganlarıyla geldi. İktidara geldiği zaman yapılan törenler bu büyük coşkuyu ortaya koydu.

Ama iktidara geldiği sırada patlak veren büyük ekonomik kriz Obama’yı fena sarstı. Karşı olduğu finans sektörüyle iş birliği yaptı. Daha sonra bankacılık ve mali sistemde yapacağı değişiklikleri de Cumhuriyetçi kongre engelledi.

Obama eylemcileri anladığını ifade ediyor. Ama seçimlere bir yıl kala bu eylemler, kendi başarısızlığını da kanıtlamıyor mu? Eylemcilere fazla yaklaşmak kendi ılımlı seçmenlerini ve taraftarlarını endişelendirmeyecek mi?

WALL STREET EYLEMİ DüNYA’YA YAYILIR MI?

7 Ekim 2011. TRT Radyo1’de “Gün ötesi” programında bana sorulan bu soruyu cevaplandırıyorum.

önce devlet televizyonu TRT’yi tebrik etmek lazım. Genel Müdür İbrahim Şahin yönetimindeki bu devlet kuruluşu, dünya gerçeğinin yakın takipçisi olduğunu kanıtlıyor. Sayısız televizyon kanalında sayısını unuttuğum kadar programa katıldım. Ama “Gün ötesi” programında ki soruların kalitesine çok az rastladım.

Wall Street eylemi yayılır mı? 1968 yılında Vietnam’a asker olarak gitmek istemeyen genç Amerikalıların, California’da başlattıkları eylem bütün dünyaya yayılmıştı ve her ülkenin kendi kültürel ve siyasi farklı atmosferinde değişik bir şekil almıştı. “68 kuşakları” kimi ülkede özgürlüğü, kimi ülkede de kin ve kutuplaşmayı körüklemişti.

2011 olayları tam tersine Amerika’ya dışarıdan ithal oldu. “Wall Street’i Tahrir meydanı yapalım” sloganı bu durumu özetliyor. Olaylar New York’a oradan Houston, Chicago ve San Francisco’ya sıçradı. Ama Amerika’ya Londra, Madrid, İtalya, Fransa, Tunus, Libya, Moskova, Kahire ve Suriye’den geldi. ABD’ye ulaştıktan sonra 20. Yüzyılın kapitalizm modelinin eleştirisine dönüştü. Bu değişim sonucu bu kez dünyanın geri kalan kısmı New York’tan etkilenebilir.

TüRKİYE’DE NE OLUR?

Türkiye’de anayasa hazırlanıyor. Maalesef anayasa görüşmeleri iyi gitmiyor.

AK Parti’ye taraf eski solcu bir kesim. Akademisyen içi boş bir “Avrupa standartları” ezberiyle insanları bezdiriyor. Muhalefet partilerinin çatışmayı arzuladıkları bir ortamda anayasa tartışmaları ideolojik bir kutuplaşmaya sürükleniyor.

Oysa Anayasa projesi büyük bir fırsat. Eğer dünyaya ve Türkiye’ye vizyon penceresinden bakabilirsek bu fırsat gerçek bir potansiyele dönüşebilir.

Başkanlık sistemine geçiş fırsatı kaçırılmamalı.

Unutmamalı ki; insan merkez ama toplumlar zengin olmazsa dağıtılacak refahta olmaz. Türkiye’nin şirketleri daha çok ufak ama Türkiye’nin son birkaç yılda prestiji dünyada çok yüksek.

Başkanlık sistemi vizyonuyla Türkiye dünyaya bakabilir, ekonomik icraatıyla “Arap baharıyla” kucaklaşabilirse hem kendisi, hem bölge refah yolunda dev bir adım atabilir. İnsanı merkez alan bu girişim gerçekleşebilir mi?

Top şimdi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da.

Zeka ve hayal gücü ile her şey mümkün.

Prof. Dr. Bener KARAKARTAL

karakartal@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Site Haritası