Son Haberler

SEKTÖR HIZLA BÜYÜYOR

FİNANS KURULUŞLARI SEKTöRü BüYüYOR

Bankacılık sektörü dışında Türkiye ekonomisinin üretim, satış ve tüketim kanallarının her üçünde de yer alan ve BDDK tarafından regüle edilen faktoring, leasing (finansal kiralama) ve tüketici finansmanı şirketleri Türkiye Finansal Kuruluşları sektörünü oluşturuyor. Bugün itibariyle Türkiye Finansal Kuruluşları sektöründe 30 finansal kiralama, 76 faktoring ve 12 finansman şirketi olmak üzere toplam 118 şirket faaliyet gösteriyor. Sektörün 2014 yıl sonu verilerine göre varlık büyüklüğü ise 34 Milyar dolar seviyesine ulaştı. önümüzdeki yıllarda finansman şirketlerinin yüksek pazar payına ulaşma potansiyeli var. Başlangıcından bu yana geçen tüm dönemlerde sektörün en büyük pazar payı finansal kiralama şirketlerine aitti. Ancak 2008-2010 yılları arasında faktoring şirketlerinin oldukça hızlı büyümesi ve 2010 yılından itibaren ise finansman şirketlerinin kesintisiz ve hızlı büyümesi nedenleriyle finansal kiralama sektörünün pazar payı giderek düşme eğilimi gösteriyor.Finansman şirketlerinin ise gelecek bir kaç yılda en yüksek pazar payına ulaşacağı bekleniyor.

Finansal kuruluşlar sektörünün piyasaları ve hane halkını fonladığı toplam tutar 2014 yıl sonu itibariyle 31 milyar doları aşmış durumda. Sektörün varlıklarını kiralama işlemlerinden oluşan alacaklar, faktoring alacakları ve finansman kredileri oluşturuyor.

Bu varlıkların toplam varlık büyüklüğü içerisindeki payı ise %91,13 oranında. Sektörün mutlak rakamsal tutarı ise 31 milyar dolar seviyesinde.

FİRMALAR KâRINI öZKAYNAĞA AKTARIYOR

Finansal kurumlar sektörü, sahip olduğu varlıkları önemli bir bölümünü yurt içi ve yurt dışı bankacılık kesiminden sağladığı kredilerle finanse ediyor. Nitekim 2014 yılsonu itibariyle varlıkların %72,34’lük kısmını alınan kredilerle finanse etti. Sektörün özkaynak yeterliliği ise giderek azalıyor. Zira özkaynakların toplam kaynaklar içerisindeki pay 2010 yılı ilk çeyreğinde %21,65 iken, 2014 yılsonu itibariyle %15,02 seviyesine geriledi. Sektör 2008–2014 yılları arasındaki toplam 6 yıllık dönemde mevcut 5.732 milyon TL’lik özkaynaklarının 1,16 katı kadar 6.666 milyon TL tutarında kâr üretti ve üretti. Bu kârın %7,35’lik kısmını şirketlerden çekti, %92,65’lik kısmını ise özkaynaklarına ekledi. Sonuçta 2014 yılsonu itibariyle sektörün özkaynak tutarı 11,9 Milyar TL’ye ulaştı.

aa_513.jpg

Sahiplik yapıları, yönetim yapıları, müşteri tabanları, hizmet kapsamları, operasyonel iş modelleri ve stratejileri, karlılık ve risk tercihleri, şubeleşme durumu, müşteriye ve piyasalara erişim olanakları, fonlama yeterlilikleri, yerel veya uluslararası düzeyde faaliyet kapasiteleri ve rekabet alanları açılarından birbirine oldukça farklı olan ve 2014 yılsonu itibariyle iriliufaklı 76 şirketten oluşan Türkiye faktoring sektörünün toplam varlıkları 26,4 milyar Türk liraya, öz kaynakları ise 4,4 milyar TL’ye ulaştı.

aa_514.jpg

Yurtiçi/yurtdışına mal ve hizmet satışından doğan spot ve vadeli alacakların temlik alınması suretiyle, müşterilerine (satıcı) “garanti”, “finansman” ve “tahsilât” hizmetlerini bankalardan daha hızlı olarak sunan faktoring sektörünün kurumsallaşma, şubeleşme, müşteri tabanını genişletme çabaları, 2014 yılında da devam etti. Ancak, faktoring sektöründe faaliyet gösteren şirketlerinin önemli bir kısmının alt yapısı “tahsilât” hizmet sunma ve ayrıca ihracat faktoringi yapabilme yeterliliği bulunmuyor. Alacak temliklerinin bir bölümünün vadeli çeklerle tevsik edilmesi, bazı faktoring şirketlerinin iş modelini, kısmen veya tamamen çok sayıdaki küçük montanlı çeklerin iskonto edildiği bir iş modeline dönüştürmüş durumda.

Faktoring şirketlerinin tahsili gecikmiş alacaklarını bankalar gibi varlık yönetim şirketlerine devretme alışkanlıkları da artarak devam ediyor. Faktoring sektörünün ekonomik konjonktüre duyarlılığı bankacılık sektöründen daha fazla. Ekonomik konjonktürdeki değişiklikler ve BDDK’nın regülasyon baskısı altında olan sektörde yönetim politikaları giderek daha da zorlaşıyor.

Toptan ve perakende ticaret, enerji ve inşaat sektörlerinin genel ekonomideki yüksek paylarına paralel olarak, aynen bankacılık sektöründe olduğu gibi faktoring tarafında da en fazla yoğunlaşılan sektörlerden birisi olduğu olgusu 2014 yılında da devam etti. 2015 yılında da bu eğilimin devam etmesi bekleniyor. Tekstil ve metal ana sanayi sektörleri ile otomotiv yan sanayi de faktoring sektörünün geleneksel müşteri tabanlarını oluşturuyor. 2014 yılında lojistik ve telekomünikasyon alanları da yeni büyüme alanı oldu.

KOBİ’LER SEKTöRü AYAKTA TUTUYOR

Sermayelerini asgari 20 milyon TL’ye çıkarma zorunluluğu nedeni ile konsolidasyona gidileceği yönündeki beklentiler gerçekleşmedi. Sektör için bu risk ortadan kalktı. Temelde fonlama maliyeti çok önemli olmakla birlikte risk alma tercihleri ile risklerini yönetme becerileri yılsonu performanslarını belirliyor. üretimin ağırlıklı olarak daha çok KOBİ’ler tarafından gerçekleştirilmesi faktoring hizmetlerine olan talebin canlılık kazanmasının en temel etkeni.

aa_515.jpg

Faktoring şirketlerinin bir kısmı banka iştiraki veya banka ilişkili şeklinde faaliyet yürütüyor. Banka iştiraki şeklinde faaliyet gösteren faktoring şirketlerinin temel özelliği daha düşük öz kaynak, yüksek dış kaynak, geniş kredi-müşteri erişim olanağı, yüksek varlık seviyesiyle ve yine daha düşük profilli firmaların risk üstlenimiyle ve düşük karlılıkla faaliyet yürütmeleri. Banka iştiraki olmayan faktoring şirketlerinin temel özellikleri ise miktar olarak düşük varlık, yüksek TGA seviyesi, yüksek faiz marjları, düşük finansman, yüksek öz kaynak seviyesi, yüksek karlılık ve dar kredi-müşteri erişim olanağı.

YENİ DüZENLEMELER SEKTöRüN öNüNü AçIYOR

Faktoring şirketlerinin kuruluş ve çalışma koşulları, BDDK tarafından düzenleniyor. Şirketler, geçen yıl Finansal Kurumlar Birliği adı altında örgütlendi. Yönetim yapılarının eğitimli ve yeterli mesleki tecrübeye sahip kadrolardan oluşması, sağlam bilgi sistemleri kurmaları, maruz kaldıkları riskleri tespiti ve değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk. Faktoring işlemlerinde, merkezi fatura kayıt sisteminin hayata geçirilmesi ile mal veya hizmet satışına dayanan alacakların şirketler tarafından mükerrer alacak devri engellendi ve şeffaflık arttı. Yasada, “Finansal Kurumlar Birliği” nezdinde Merkezi Fatura Kayıt Sistemi’nin kurulmasının öngörülmüş olması ve Türkiye Bankalar Birliği nezdindeki Risk Merkezi’nin bilgi havuzundan veri temin edebilme koşulları iyileştirilerek sektörün daha sağlıklı bir istihbarata ulaşma olanağı artırılmış olması sektörün varlık kalitesini artıracak.

Yapılan reformlar doğrultusunda, etkin gözetim ve denetim açısından sektörün yasal altyapısı iyileştirilerek, bilgi sistemlerinin, risk ölçüm sistemlerinin ve iç kontrol süreçlerinin tesis edilmesinin zorunlu tutulması özellikle, sektörün kurumsal yapısının gelişimine, finansal raporlamaların kalitesinin, standardizasyonunun ve şeffaflığının artırılmasına ve rekabet eşitliğinin sağlanmasına yönelik pozitif yönde ivme kazandırdı. Sektörün etkinliği ve standardizasyonu açısından ve şu ana kadarki kazanımlardan bir ileri aşamaya geçilmesi, “Finansal Kurumlar Birliği”nden beklenen performans ile önemli ölçüde paralellik arz edeceği ifade ediliyor.

2010 yılından beri Türkiye’de tahvil piyasası faktoring şirketlerine fonlamalarını çeşitlendirme imkânını sağladı. Ancak, temel bir alışkanlık olarak dışarıdan ve Türk Bankacılık sisteminden fonlanan Banka Dışı Finansal Kurumların borçlanma araçları ihracı yoluyla sermaye piyasalarından fon temin etme eğilimleri hala zayıf.

Factors Chain International (FCI)’a göre çin’den sonra, en çok üyesi olan ülkeler Tayvan ve Türkiye. Türkiye’den iki banka ve 13 faktoring şirketi FCI’ye üye. Türkiye iki faktör ihracat işlemlerinde dünyada %15 pay ile ikinci sırada. çok yoğun rekabet koşullarına dayalı bir faaliyet ortamında çalışan faktoring şirketlerinin, sektöre giriş çıkışlarında, hissedar yapıları ve yönetici kadrolarında değişim hızı oldukça yüksek.

FAKTORİNG SEKTöRü BüYüYOR

Faktoring sektörü, Türkiye’de makro ekonomik koşullarındaki dalgalanmalardan ve belirsizliklerden etkilenme seviyesi en yüksek olan sektörlerin başında geliyor. Ekonomik konjonktürdeki değişiklikler ve BDDK’nın regülasyon baskısı altında sektörde yönetim politikaları gidecek daha da zorlaşıyor.

aa_516.jpg

Türk faktoring sektörünün halka açıklık oranı ve genel finans sitemi içerisindeki payı oldukça küçük.Lokasyon olarak 73 adet şirket İstanbul’da, diğer 3 adet şirket ise İzmir ve Ankara’da faaliyet gösteriyor. Faktoring şirketleri tarafından sağlanan fon tutarının büyük oranda banka iştiraki olan veya grubu içerisinde banka olan faktoring şirketleri tarafından sunulduğu göz önüne alındığında, banka iştiraki olmayan Faktoring şirketlerinin ve sektörün aracılık işlevini yerine getirmesi zorlaşıyor. Ancak, son yıllarda faktoring sektörü yatırımcılar açısından cazibe kazanmaya başladı ve BDDK’dan lisan alma başvuru sayısı arttı.

Faktoring sektörü 25 yıllık geçmişi içerisinde 1994 yılında %10,31 ve yine 2001 yılındaki %40,23’lük küçülmelerin dışında sürekli olarak büyüdü. Faktoring sektörü 2006–2014 arasında birikimli olarak %398,30 oranında büyüme gösterdi. Son yıllık büyüme oranı ise %21,20 seviyesinde.

aa_517.jpg

öZKAYNAKLARA YüZDE 3 SINIRI

Sektörün varlıkları arasında en yüksek payı % 95,03 oranıyla faktoring alacakları, kaynakları içerisinde ise en yüksek payı % 69,75 oranında sağlanan krediler oluşturuyor. Kaynak ihtiyaçlarının en önemli kısmını bankalardan sağlanan kısa vadeli kredilerle gideren sektörün en önemli özelliği kaynak çeşitliliği yaratamamış olması. Ancak, 2008 yılından itibaren yavaş yavaş tahvil ihraçları 2012 yılında ivme kazandı. 2014 yılı itibariyle sektörün toplam kaynaklarının %10,96’sı ihraç edilen tahvillerden oluşuyor.

Sektörün öz kaynakları ise toplam kaynaklarının %16,74’ü oranında. Toplam kaynaklar içerisindeki payı giderek azalıyor. Faktoring şirketleri yeni düzenlemeyle standart oran uygulamasına geçti ve bu şirketlerin öz kaynaklarının toplam varlıklarına oranı %3’ün altına düşmemesi kuralı getirildi.

Nükleer Yakıt, Petrol üretimi ve Kömür ürünleri Sanayi, Tekstil ve Tekstil ürünleri Sanayi, Metal Ana Sanayi ve İşlenmiş Madde üretimi Sanayi ve Ulaşım Araçları Sanayi ağırlıkta olmak üzere faktoring şirketlerinin risk yoğunluğu 2014 itibariyle %56,50 oranıyla İmalat Sanayinde yoğunlaştı. Hizmetler sektörünün içerisinde ise en önemli yoğunluk sırasıyla, Toptan ve Perakende Ticaret Mot. Ar. Servis Hizmetleri, İnşaat sektörü, Taşımacılık, Depolama ve Haberleşme sektörlerinde.

aa_518.jpg

Sektörün tahsili gecikmiş alacaklarının toplam alacaklarına oranı 2014 itibariyle %4,26 seviyesinde. Bu oran, bankacılık sektörünün üzerinde. Yine tahsili gecikmiş alacaklarının toplam öz kaynaklarının %25,06’si olması, bu alanda Faktoring sektörünün risk algısını yükseltiyor ve aktif kalitesini zayıflatıyor. Tahsili gecikmiş alacakların artmış olmasının en önemli makro sebebi genel ekonominin büyüme yönünden ivme kaybetmesi.

BANKACILIKTAN DAHA KâRLI

Faktoring sektörünün 2014 yılına ilişkin kârlılık göstergeleri genel olarak bankacılık sektöründeki göstergelerinin üzerinde olmasının yanında ayrıca 2013 yılına göre 2014 yılında faktoring sektörünün performansı yukarı ivmelendi. Zira Bankacılık Sektöründe “ROA(av.)” ve “ROE(av.)” rasyoları sırasıyla %1,69 ve %14,82 iken aynı oranlar faktoring sektöründe sırayla %3,31 ve %18,90’dir. öz kaynakların toplam aktiflere oranı dikkate alındığında, faktoring sektörü daha yüksek öz kaynaklara sahip. Zira “Equity/Total Asset” rasyosu faktoring sektörü için 2014 yılında %16,74 iken aynı oran bankacılık kesiminde %11,64 oranında. Yine Faktoring sektörünün takipteki kredilere ayrılan özel karşılık oranları 2012 yılından itibaren bankacılık sektörünün üzerine çıktı.

Rekabet, fonlara erişim, sunum ölçeği ve alternatif dağıtım kanalları gibi konularda Sermaye yapısı banka orijinli olan faktoring şirketlerinin ayrıcalık taşımaları diğer oyuncular ile rekabet eşitsizliği oluşturuyor. Sektörün genelinde kredi ve bilumum varlık getiri oranları 2014 yılında önemli oranda değişiklik göstermemekle birlikte faizli kaynakların maliyetindeki artışların varlık getirilerindeki artışla massedilebildiği için başa baş faiz oranları bir önceki yıla göre ciddi bir değişim göstermedim ve %10,61 oranına denge buldu.

aa_519.jpg

üRETİCİ KOBİ’LERİN LOKOMOTİFİ: FİNANSMAN ŞİRKETLERİ

Finansman şirketleri daha ziyade tüketim mallarının satın alınmasını kolaylaştıran ihtisaslaşmış finans kuruluşlar. Daha önceleri ‘Tüketici Finansmanı’ olarak isimlendirilen ve 2014 yılsonu itibariyle 12 şirketin faaliyet gösterdiği sektör, yeni düzenlemelerle bundan böyle ‘Finansman Sektörü’ olarak anılıyor ve önemli bir büyüme potansiyel barındırıyor.

Her türlü mal ve hizmet alımı amacıyla gerçek ve tüzel kişilere finansman sağlayan kredi kuruluşları olan finansman sektörü, sadece tüketicileri finanse eden bir sektör değil. İşlem hacminin yarıya yakın kısmını KOBİ’lerin ve büyük işletmelerin yatırım malı edinimlerinin finansmanı oluşturuyor. Mal veya hizmeti satın alan gerçek veya tüzel kişinin nam ve hesabına mal veya hizmetin teslim veya temini ile birlikte doğrudan satıcıya ödeme yapılması suretiyle kredilendiriliyor, kredi geri ödemeleri, adına kredi açılanlar tarafından finansman şirketlerine yapılıyor. Sektörde, Taşıt Kredileri, Konut Kredileri, İpotek Teminatlı Bireysel Finansman Kredileri, dayanıklı Tüketim Malları ve Hizmet Sektörü Kredileri ve Stok Finansmanı Kredileri kullandırılıyor.

aa_520.jpg

Finansman şirketleri, başta taşıt kredileri olmak üzere, sadece mal ve hizmet finansmanı konusunda uzmanlaşan kadroları ile banka ve diğer finansal kuruluşlardan ayrılarak satış noktasında ve satış ile eş zamanlı olarak müşterilerine hızlı ve esnek çözümler üretiyor. Finansman şirketleri tüketiciye doğrudan finansman sağlayarak, üretici firmalar üzerindeki finansman yükünü hafifletiyor ve bu firmaların asli faaliyet alanlarına odaklanmalarına, dolayısıyla üretimin artmasına katkıda bulunuyor.

BANKACILIK SEKTöRüNüN TAMAMLAYICISI

Bireysel veya kurumsal tüketicilere; satış noktalarında, otomobil, iş ekipmanları, tıbbi malzemeler, her türlü ev araç ve gereçleri gibi çok geniş bir yelpazede doğrudan finansman imkânı sağlayarak, gerek üretici firmalar, gerekse dağıtım ve pazarlama firmaları üzerindeki finansman yükünü hafifleten Finansman Kuruluşları esasen bankacılık sektörünün tamamlayıcısı olarak faaliyet gösteriyor. Faaliyetleri BDDK’nın gözetiminde yürütülen Finansman Kuruluşları sektörünün faaliyet ortamı ve çalışma koşulları; son yasal düzenlemelerle özellikle, sektörün kurumsal yapısının gelişimi, finansal raporlamaların kalitesi, standardizasyonu ve şeffaflığı artış trendine girdi. Sonuçta rekabet eşitliğinin sağlanmasına yönelik, pozitif yönde önemli değişiklikler gösterdi.

Yurt dışında 70–80 yıllık bir geçmişe sahip olan tüketici finansman şirketleri, Türkiye’de yaklaşık 20 yıldır faaliyet gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde, tüketici finansmanı şirketleri, satış finansman şirketleri ve ticari finansman şirketleri olmak üzere üç farklı kategoride faaliyet gösteriyor. Türkiye’de bunların bir karışımı olarak ve daha çok tüketici finansman şirketleri şeklinde tek tip olarak uygulanıyor.

aa_521.jpg

Tüketici finansmanı şirketleri daha çok dayanıklı tüketim ürünleri, eğitim, tatil vb ihtiyaçları kredilendiriyor. Maliyetleri bankalardan daha yüksek olduğu için yüksek fiyatlamalarını kaliteli, üstün hizmet ile dengelemeye çalışıyorlar. Satış Finansmanı Şirketlerinin ana konusu, sponsor firmanın ürünlerini kredilendirmek. Ticari finansman şirketleri ise küçük ve orta ölçekli şirketlere alacak senetleri finansmanı ya da faktoring hizmeti veren şirketlerdir.

KREDİ VERME KRİTERLERİ DAHA ESNEK

Bankalar açısından kredi almak için yeterli niteliğe sahip olmayan şirketlere ve şahıslara finansman sağlanması, finansman şirketlerinin aktif kalitesini esasen düşürüyor. Finans şirketlerinin genel fonksiyonu, fiyatı yüksek ve tüketicilerin peşin olarak satın alamayacağı otomobil, beyaz ve kahverengi mallar ile buna benzer tüketici ürünlerinin taksitli olarak satışlarında kredi vermek ve satış etkinliğini artırıyor. Verilen krediler, genellikle düşük tutarlı ve riski yüksek krediler oluyor. Finansman Şirketleri tarafından açılan krediler tüketici adına açılıyor ve satışa konu malın teslimi ile birlikte doğrudan satıcıya ödeniyor.

aa_522.jpg

Finansman şirketleri, tüketicilerin finanse etmek amacıyla, faaliyetlerini belli mallarda ve belli imalatçılarda yoğunlaştırıyor.Finansman şirketlerinin temel gelirleri küçük miktarlarda verdikleri kredilere dayanıyor. Düşük faiz nispetleriyle az miktarda kredi vermek bankalar için kazançlı ve cazip olmadığından tüketici kredilerine yöneliyor. Finansman şirketleri kaynak yönünden, kendi faaliyetlerini finanse etmede genellikle ticari bankalara dayanıyorlar.

SEKTöRüN KARLILIĞI DüŞüYOR

Türkiye finansal kurumlar sektörü, 1994–2006 yılları arasında sektör Hazine Müsteşarlığı tarafından, 2006 yılından itibaren ise BDDK tarafından regüle ediliyor. İlk düzenleme 1994 yılında yapıldı. Ancak finansman şirketleri 1995 yılından itibaren faaliyetlerine başladılar. Rapor tarihi itibariyle BDDK’dan lisans alan ve faaliyetlerini sürdüren 12 adet finansman kuruluşu bulunuyor. Sektörün toplam varlık büyüklüğü 2014 yılı itibariyle 8.7 milyar ABD doları olup genel finansal sistem içerisindeki payı oldukça küçük.

Sektörün varlıkları TL bazında son beş yılda birikimli olarak %336,59 oranında büyüme gösterdi. Bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, sektörün büyümesinin önündeki en önemli engellerden biri ana faaliyet konusu dışında faaliyette bulunulamaması dolayısıyla, ürün ve gelir çeşitliliğinin düşük olması. Nispeten ödenmiş sermayenin belli bir kısmına kadar nakdi kredi kullandırma olanağı ve stok finansmanı ürün ve faaliyet çeşitliliği sağlıyor. Bireysel harcamalar, eğitim finansmanı, enerji faturaları, nakit ihtiyaç kredisi ve araç kiralamaya kadar çok geniş bir ürün yelpazesinin henüz ulusal hizmetler arasında yer almadığı görülüyor. Sektör büyük ölçüde taşıt finansmanına yoğunlaşmış durumda. Bununla birlikte, yeni Kanun ile tüketici finansman şirketleri kredi kuruluşu statüsü kazanmış ve sektörde yeni ürünlerin geliştirilmesine olanak sağlandı. Ayrıca bu Kanun değişikliği ile birlikte, finansman şirketlerinin aktiflerinin %5’ine kadar nakdî kredi kullandırmasına imkân tanındı.

aa_523.jpg

Toplam açılan kredi tutarı finansman şirketinin öz kaynaklarının 30 katını aşamaması kuralı değiştirilerek, finansman şirketlerinin öz kaynaklarının, toplam aktiflerine oranının asgari %3 olarak tutturulması ve idame ettirilmesi zorunluluğu getirilmiş ve standart yönteme geçildi.

MEVDUAT TOPLAYAMIYOR VE TEMİNAT MEKTUBU VEREMİYOR

Tüketiciye doğrudan nakit kredi tesisi yapılmayıp finansman şirketinin anlaşmalı olduğu satıcı firma veya bayilerden tüketicilerin satın aldıkları mal ve hizmetleri taksitlendirmek suretiyle kredi açılması Finansman şirketlerini banka ve diğer kredi kuruluşlarından ayıran en önemli bir özellik. ödenmiş sermayesinin yüzde 20‘sini geçmeyecek şekilde verilen garanti ve kefaletler hariç olmak üzere Türkiye’de finansman şirketleri mevduat toplayamıyor, teminat mektubu veremiyor.Finansman şirketlerinin tek faaliyet konusunun tüketici finansmanı olması nedeniyle, hizmet üretim altyapıları, süreçleri, sistemleri ve organizasyon yapıları için daha hızlı hareket edebilme kabiliyeti kazandırdı, hizmet kalitelerinin daha yüksek olmasını ve uzmanlaşmayı sağladı.

Sektörün fonlama yapısı içerisinde kısa vadeli kaynakların yüksek olması ile Yabancı Para Kur riskinin yüksek olması en önemli finansal risk. Sektörün genel varlık karlılık düzeyi diğer finansal kuruluşlara göre oldukça düşük. Borçlanma seviyeleri arttıkça bu düşük karlılık devam edecek. Ancak, öz kaynak karlılığı 2011 yılından itibaren arttı ve mali sektörün üzerine çıktı.

aa_524.jpg

YABANCILAR TüRK LEASİNG ŞİRKETLERİYLE İLGİLENİYOR

Fabrika ve ofis binaları, imalat makineleri, iş ve inşaat makineleri, kara, deniz ve hava taşıtları gibi yatırım mallarının edinilmesinde kullanılan orta ve uzun vadeli yatırım finansmanı sağlayan finansal kiralama (leasing) sektörü esasen Türkiye’de bankacılık sektörünün tamamlayıcısı olarak faaliyet gösteriyor. Sektörün faaliyetleri BDDK’nın gözetim ve denetiminde sürdürülüyor. Son düzenlemeler eşliğinde özellikle, sektörün kurumsal yapısının gelişimi, finansal raporlamaların kalitesi, standardizasyonu, şeffaflığı ve rekabet eşitliği pozitif yönde önemli değişiklikler gösterdi. Bu düzenlemelerle sektörün işlem hacmine oldukça önemli katkı sunabilecek ilave leasing konuları gündeme getirildi. Sektörün faaliyet boyutlarının genişletilmesinin ve operasyonel kolaylıklar getirilmesinin bir diğer önemli boyutu ise leasing ve leasing pazarına küresel şirketlerin ilgisini artırmış olduğudur.

Finansal kiralama uygulamaları 1983 yıllından itibaren Türkiye’de ilk kez Hazine Müsteşarlığı düzenlemesi ve denetimi altında uygulamaya başladı ve ilk leasing şirketi 1986 yılında kuruldu. 2005 yılının sonlarında yürürlüğe giren Bankacılık Kanunu ile birlikte BDDK denetimi altına alındı. Dolayısıyla leasing kuruluşları, 2005 yılından itibaren BDDK tarafından regüle ediliyor. BDDK tarafından yayımlanan verilere göre, 2014 yılsonu itibariyle 2014 itibariyle finansal leasing sektöründe, tamamının genel merkezi İstanbul ilinde toplanmış olmak üzere toplam 30 leasing şirketi bulunuyor. Finansal kiralama sektörü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bankacılık sektörünün tamamlayıcısı olarak faaliyet gösteriyor. Türk finansal kiralama sektörünün genel finans sitemi içerisindeki payı oldukça küçük. 2006 yılından itibaren bu güne kadar 60’a yakın leasing kuruluşu, BDDK düzenlemelerine intibak edememe veya kendi talebiyle veyahut da birleşme gibi sebeplerle faaliyet izinleri iptal edildi.

SEKTöR, VERGİ DüZENLEMELERİ MAĞDURU

Kurulduğu günden itibaren 2008 yılı sonuna kadar hızlı bir gelişim gösteren sektör 2008 yılından sonra vergi düzenlemeleri nedeniyle gelişimi zayıfladı. Finansal Kiralama sektörü açısından penetrasyon oranları Türkiye’de oldukça düşüktür. Bilindiği üzere penetrasyon oranı, taşınmazlar hariç kiralaması yapılan tutarların özel sektör sabit yatırımları içerisindeki payıdır. Zira toplam sabit sermaye yatırımları içinde Leasing‘in payı gelişmiş sanayi ülkelerinde %15–20 civarındayken, bu oran Türkiye‘de %2 civarında. Ancak, Türkiye‘de Leasing‘in henüz değerlendirilmemiş büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı yadsınamaz.

Finansal kiralama hizmetleri, üretim ve yatırım araçlarının satın alınması yerine kiralanarak kullanılmasına olanak sağlayarak şirketlere verimlilik ve maliyet yönetimi konularında yardım ve finansman olanakları sağlanıyor. Finansal Kiralama; yatırım mallarının mülkiyeti finansal kiralama şirketinde kalmasına karşılık, taraflarca önceden belirlenmiş olan kira ücretleri karşılığında söz konusu malın kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede net olarak belirlenmiş değer üzerinden kiracıya geçmesine olanak tanıyan bir finansman yöntemi. Bu yolla şirketlere önemli bir finansman kolaylığı sağlamakta ve şirketlere sahip oldukları sermayeyi çok daha verimli kullanabilmelerine olanak sağlıyor.

Finansal kiralama şirketlerinin 2014 yılsonu itibariyle aktif büyüklüğü 32,584 milyon TL, öz kaynak büyüklüğü ise 6.094 milyon TL seviyesinde. Sektör 28 yıllık geçmişi içerisinde 2008 yılına kadar iyi bir gelişim gösterdi, 2009 yılında vergi düzenlemeleri nedeniyle % 14,23 oranında küçüldü, 2009 yılından sonra tekrar büyümeye başladı. 2004–2014 arasında birikimli olarak % 386,32 oranında büyüme sağladı.

aa_525.jpg

Tekstil, metal ana sanayi ağırlıkta olmak üzere finansal kiralama şirketlerinin risk yoğunluğu 2014 itibariyle %45,28 oranıyla imalat sanayinde yoğunlaştı. Hizmetler sektörünün içerisinde ise en önemli yoğunluk sırasıyla, İnşaat, Taşımacılık, Depolama ve Haberleşme Toptan ve Perakende Ticaret Mot. Ar. Servis Hizmetleri ve Otelcilik sektörlerinde.

LEASİNG ŞİRKETLERİNİN RİSK ALGISI YüKSEK

Sektörün varlıkları arasında en yüksek payı %90,92 oranıyla leasing alacakları, kaynakları içerisinde ise en yüksek payı % 69,19 oranında sağlanan kısa vadeli krediler oluşturuyor. Kaynak ihtiyaçlarının en önemli kısmını bankalardan sağlanan kısa vadeli kredilerle gideren sektörün en önemli özelliği kaynak çeşitliliği yaratamamış olması. Sektörün öz kaynakları ise toplam kaynaklarının %18,70’i oranında. Bu yüzden, varlık büyümesine eşlik edemiyor.

Sektörün tahsili gecikmiş alacaklarının toplam alacaklarına oranı 2014 itibariyle %6,68 seviyesinde. Bu oran bankacılık sektörünün hemen hemen üç katına tekabül ediyor. Yine tahsili gecikmiş alacaklarının toplam öz kaynaklarının % 34,78’i olması, bu alanda finansal leasing sektörünün risk algısını yükseltiyor ve aktif kalitesini oldukça zayıflatıyor.

aa_526.jpg

Finansal kiralama sektörünün 2014 yılına ilişkin karlılık göstergeleri genel olarak bankacılık sektöründeki göstergelerinin altında. Bankacılık Sektöründe “ROA(av.)” ve “ROE(av.)” rasyoları sırasıyla %1,69 ve %14,82 iken aynı oranlar leasing sektöründe aynı sırayla %2,19 ve %11,76 oranında. Aynı şekilde ‘Interest Covarage Rasyosu’ ile ‘Net veya Gross Profit Margine’ rasyoları da bankacılık göstergelerinin altında. Ancak öz kaynakların toplam aktiflere oranı dikkate alındığında, leasing sektörü daha yüksek öz kaynaklara sahip. Zira ‘Equity/Total Asset’ rasyosu Leasing sektörü için 2014 yılında %18,70 iken aynı oran bankacılık kesiminde %11,64 oranında.

Toplam 30 şirket içerisinde varlık ve işlem hacmi bakımlarından yoğunlaşma oldukça yüksek. Yoğunlaşma içerisindeki firmalar ise daha çok ortaklık yapısı içerisinde banka kuruluşu olanlar.

Finansal Kiralama yatırım mallarının mülkiyeti finansal kiralama şirketinde kalmasına karşılık, taraflarca önceden belirlenmiş olan kira ücretleri karşılığında söz konusu malın kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede net olarak belirlenmiş değer üzerinden kiracıya geçmesine olanak tanıyan bir finansman yöntemidir.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası