Son Haberler

“Türkiye sermaye piyasalarının pozitif ayrışması devam eder mi?”

Güçlü makro ekonomik göstergeler global piyasalar da yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin tüm ekonomik göstergeleri ile beraber açık pozitif bir ayrışma yaşadığını gösteriyor. Emtia fiyatlarında yaşanan düşüşler ve Türkiye’nin büyümesini sürdürmesi pozitif ayrışmayı güçlendirecek.

Euro bölgesi borç krizinin global resesyona neden olacak kaygısının dünya piyasaları üzerinde olumsuz etkisi devam ediyor. özellikle son iki ay içinde sermaye piyasalarımızın pozitif ayrışması, sektörü izleyenlerin gözünden kaçmıyor. Başta ABD ve AB gibi gelişmiş ülkeler ile BRIC grubu ülkelerin piyasalarından çok daha iyi bir performans sergilediğimiz açıkça görünüyor. Belirtilen süre içinde İMKB 55,000’den 63,000 seviyesine çıkarken, bono bileşik faizleri de % 8 altına geriledi. Döviz sepetine göz attığımızda ise 2,015 rakamına kadar gerilediğini fark edebiliriz. Tüm bu göstergeler, global piyasalar da yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin tüm ekonomik göstergeleri ile beraber açık pozitif bir ayrışma yaşadığını gösteriyor. Bu pozitif ayrışmamın hâkim olduğu bu süreçte bu tabloyu oluşturan ana başlıklara kısaca değinmek gerekirse;

Düşen petrol ve emtia fiyatlarının pozitif etkisi
Türkiye’nin cari açığına ilişkin en büyük kalemleri oluşturan petrol ve hammadde fiyatlarının gerilemesi bu ürünler için ödenen bedellerinin nispi olarak azalmasına; dolayısıyla cari açığın daralmasına neden oldu. Cari açık kaygılarının bu olumlu gelişmelerle rahatlaması ülkenin iç dinamiklerinde önemli rol oynadı. Bununla beraber Merkez Bankası, BDDK ve hükümetin zamanında almış olduğu tedbirler cari açıktaki iyileşmeyi perçinledi.

Petrole bağlı fonların yeni arayışları
özellikle Rusya başta olmak üzere ekonominin temel motoru petrol ve petrol ürünleri olan ülkelerin borsalarında yaşanan gerilemeler bu ülke fonlarını farklı kaynak arayışına itti. Böyle bir ortamda Türkiye’nin istikrarlı yapısı elbette hedef haline geldi ve yabancı kaynaklı fonlarda artış gözlendi.

Büyümenin devam etmesi
Global Resesyon beklentilerinin aksine Türkiye daha düşük hızda da olsa büyümesini sürdüren nadir ülkelerden biri oldu. Tüm dünyayı saran kaygıların başlangıç noktası olan büyüme hızlarındaki bozulma Türkiye’de asgari düzeyde de olsa belirli rakamları oluşturmayı başardı.

Sıra dışı para politikaları
Yabancıların deyimiyle Unorthodox, yani sıra dışı para politikalarının TCMB tarafından bilinçli kullanılması ekonomi çevrelerinin önce anlam vermekte zorlandığı bir görünüm oluşturmasına rağmen çoğu kez beklenen sonuçları üretmeyi başardı. Döviz kurlarının kontrol edilebilir alanlarda hareket etmesi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme süreci Türkiye’nin para politikasına ilişkin yapının ne denli etkili olduğunu gösterdi.

Not artışının gelmesi
Daha önceki dönemde S&P’un tartışmalı açıklamalarına rağmen Moody’s tarafından artırılan kredi notu Türkiye’nin durumunu değiştirdi. ülkede yaşanan gelişmelerin derecelendirme kuruluşları tarafından fark edilip yansıtılması elbette yabancı fonların gözünden kaçmadı.

Güçlü ve sağlam bankacılık sektörü
özellikle Avrupa Birliği ülkelerindeki bankacılık krizlerine rağmen Türkiye’de Bankacılık sisteminin güçlü ve sağlam duruşu.

Finans sektörünün daha kontrollü, sermaye yapısının güçlü ve sorunlu kredilerinin düşük olması ve ülkede yaşanan ekonomik büyümeye katalizör görevi sağlaması.

Yukarıda detaylandırdığımız hususlar Türkiye’nin makro açıdan global yatırımcıların radar ekranında ilk sıralarda yer almasını sağlayan faktörler. Bu olumlu tablonun ışığı altında, önümüzdeki dönemde, AB’deki borç krizinin global bir likidite krizine dönüşmemesi, İran ile İsrail ve ABD münasebetlerinin petrol fiyatlarını çok yükseltecek bir kriz haline gelmemesi, Türk sermaye piyasaları bir miktar yükselmiş olmakla beraber, AB piyasaları ve BRIC piyasalarına oranla daha yüksek getiriler sağlayacağına dair beklentileri sürdürecek.

Euro bölgesi gündemde en üst sırada kalacak
Görünen o ki Euro bölgesi ülkelerindeki borç problemine yönelik haber akışı ve parasal genişlemeye ilişkin gelişmeler önümüzdeki günlerde piyasa algısında en önemli gündem maddeleri olmaya devam edecek. Küresel büyümeye ilişkin kaygılar ve gelişmiş ülkelerdeki yüksek kamu borçları yatırımcıların risk iştahını zayıflatıyor. Euro bölgesinde yapısal problemlerin yarattığı endişeleri ortadan kaldıracak Avrupa Birliği liderleri güçlü ve net bir siyasi irade ortaya koymadıkça, piyasalarda kaybolan güveni sağlamak kolay olmayacak. Aksi halde sorunların ertelendiği düşünüldüğünden kaygıların ve kırılganlığın azalması zaman alabilir. Karar alma mekanizmalarının yavaş olması bunda etkili. Bütün bu durumlar belirsizlik yaratmakla beraber, karamsar olmamak gerektiğini düşünüyorum; zira piyasalar bir noktada dengesini bulacak.

Yabancı sermaye akışı katlanarak büyüyor
Avrupa’da ki bu sorunlara karşın Türkiye’de kamu borcunun düşük, bütçenin fazla vermekte olduğunu, makro açıdan güçlü ve sağlam ekonomik verilere sahip olduğumuzu görürüz. ülkemiz son yıllarda yakaladığı yüksek büyüme hızı, yüksek ihracat rakamları, sağlıklı işleyen finansal sektörü ve siyasi istikrar ile önemli bir pazar konumuna kavuştu. Türkiye’de siyasi açıdan güçlü bir hükümet var ve karar alma mekanizmaları çok hızlı. Bankalarımız bölgesinde konumunu güçlendirmiş, sermaye birikimi, karlılığı ve rasyoları yüksek durumda. Bu nedenlerle yatırımcılara güven veren ekonomimiz önemli oranda doğrudan yabancı sermayeyi ülkemize çekti.

Son rakamlar Türkiye’nin dünyada en çok büyüyen ikinci ülke olduğunu gösteriyor. G20 ülkeleri içinde 2008’den bu yana istihdamı en çok arttıran ülke durumundayız. Avrupa‘da sorunun kaynağı olarak görülen bütçe açıkları ve bankacılık sitemi Türkiye’de güçlü ve sağlam duruyor. Türkiye ekonomisi dünyada küresel bir ekonomik durgunluk döneminin yaşandığı ortamda olumlu bir tablo sergiliyor. Gelişmekte olan ülkeler arasındaki jeopolitik konumu, eğitimli kalabalık nüfusu ve yüksek sanayi üretimi ile önemli bir pazar olan Türkiye’de yaşanan bu gelişmeler yerli ve yabancı yatırımcıların Türkiye sanayisi ve alt yapısının gelişeceğine dair inancını pekiştirdi.

En büyük 10 ekonomiye girme yolunda ilerliyoruz
G20 içinde yer alan, bölgesinde ekonomik bir güç haline geldiği yabancı saygın kuruluşlarca teyit edilen ve dünyanın 17. büyük ekonomisi olan ülkemiz, Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023 yılı için en büyük 10 ekonomi arasına girme hedefine daha çok yaklaşıyor. İstanbul’un dünyanın finans merkezlerinden birisi olmasını hedefleyen, bu vizyonu benimseyen ve gerekli adımları atan ülkemizin mali gücü ve bütçe dengesi bu hedeflenen büyümeyi desteklemekte. ülkenin orta ve büyük ölçekli şirketlerinin rekabet gücü, gelişmiş insan kaynakları ve sanayi alt yapısı bu büyüme için katalizör görevi oynamakta. Türkiye, Petrodolar zengini komşu ülke ve coğrafyaların getireceği ürün talebiyle ihracat hedefini 500 milyar dolar olarak belirledi. Yurtdışındaki yatırımcıların AB ile müzakerelere başlamış, Avrasya bölgesinde sürdürülebilir iddialı büyüme hedefleri olan ülkemize ve güzide şirketlerine yoğun ilgi göstermeye devam edeceğine hiç şüphe yok.

Alper NERGİZ

nergiz@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası