Son Haberler

Uluslararası piyasalar denge arayışında

Eylül ayına girerken, FED’in 18 Eylül toplantısında tahvil alımlarında azaltıma gidip gitmeyeceği, global piyasaların Mayıs ayından itibaren cevabını beklediği soruların başında geliyordu. Global piyasalarda tansiyonu yüksek tutan bu gündem maddesine ek olarak, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin, Ağustos’un son günlerinde Suriye’ye yönelik yapmış olduğu açıklamaların, askeri müdahale kaygılarını artırması da, Suriye’yi global piyasaların gündem maddelerinden biri haline getirdi. Buna karşın ABD ve Rusya’nın Suriye krizini diplomasi yoluyla aşmaya çalışması bu ülkeye ilişkin risklerin ötelenmesini de beraberinde getirdi. Suriye riskinin azalmasıyla birlikte global piyasalarda yeniden risk iştahında artış gözlenirken, FED’in tahvil alımlarında yapacağı olası 10-15 milyar USD’lik kesintinin de fiyatlarda olduğu görüşü, global piyasalardaki yükselişi destekledi. 18 Eylül’deki FED toplantısında aylık 85 milyar USD’lik tahvil alımlarında herhangi bir azaltıma gidilmemesi ise, global hisse senedi piyasalarını rekor seviyelere taşıdı. Ayın bir diğer izlenen gelişmesi ise Almanya’da yapılan genel seçimler oldu.

Mevcut Başbakan Merkel beklenildiği gibi oyunu artırarak seçimin galibi oldu. Ancak sıkı mali politikalar yanlısı olan Merkel’in kazanması yüksek mali borcu olan Avrupa Birliği üyesi ülkelerde endişeye neden oldu.

Sınır komşumuz Suriye’ye müdahale olasılığının gündeme gelmesiyle birlikte Ağustos ayının son günlerinde 63,000 üzerine kadar gerileyerek yılın en düşük seviyelerini gören Borsa İstanbul tarafında, Eylül ayında ralli yaşandı diyebiliriz.

Suriye’ye ilişkin krizin diplomasi yoluyla aşılacağı işaretleri BIST’i Eylül ayında önce 70,000 ardından da 75,000 seviyelerine taşırken, FED’in tahvil alımlarında değişime gitmemesi de BIST’i 80,000 seviyelerinin üzerine taşıdı. FED kararı öncesinde gerçekleşen PPK kararında, Merkez Bankası Başçının işaret ettiği gibi politika faizlerinde bir değişime gidilmedi. Türkiye’ye ilişkin azalan riskler nedeniyle tahvil faizleri 9.70 seviyelerinin üzerinden önce 9.00 sonra da 8.00 seviyelerinin altına gerilediği gözlendi. TL tarafında ise 2.00 seviyesinin üzerinden FED kararı sonrasında 1.93 seviyelerine kadar geri çekilme yaşandı. Ancak ayın son haftasında bu çıkışın düzeltmesini yapan piyasalarda BIST 100 Endeksi 75.000 seviyelerini gerilerken dolar kuru tekrar 2 TL üzerine yükseldi.

Bu tablonun TL tarafına etkisi ise sert oldu. Ağustos ayında 2.07’yi gören dolar kuru Suriye geriliminin azalması ve ardından gelen FED kararı sonrasında 1.9330 seviyesine kadar sert bir geri çekilme yaşadı. Ancak TL tarafında FED kaynaklı meydana gelen bu geri çekilmenin uzun vadeli olmadığını gözlemledik. özellikle T.C. Merkez Bankası’ndan müdahale beklentisini koruyan piyasalar bu beklentilerinin karşılanmaması sonrasında yönünü yeniden yukarı çevirdi. Bu noktada T.C. Merkez Bankası Başkanı Başçı’nın “Merkez Bankası, enflasyona karşı tedbir alır, döviz kuru yükseldi diye faiz artırmaz. Kısa vadeli faizlerdeki ayarlamayı ancak enflasyon tehlikeye girerse yaparız” yönündeki söylemi sonrasında dolar kuru yeniden 2 TL’nin üzerine çıktı.

Başçı’nın dolarizasyon riskini azaltmak için verdiğini düşündüğümüz dolar kuru hedefinde 2014 için 1.80 seviyesini telaffuz etmesi, 1.92 hedefinin bu noktaya ulaşılamazsa görülecek bir seviye olarak beklediklerini söylemesi ‘kurda düşüş olacak’ mesajının yerli yatırımcıya verilmesi olarak görüldü. Bu dilimde dolar kurunda önümüzdeki dönemde de hareketli sürecin devam etmesi beklenmelidir. özellikle FED’in varlık alım programını netleştireceği dönemde dolar kurunda sert hareketler yaşanabilir.

Diğer yandan FX piyasalarının geneline bakıldığında da Eylül ayında FED ve Suriye sorunu piyasaların başlıca gündem maddeleriydi. İlk etapta ABD’nin Suriye’ye hava saldırısı yapacağına kesin gözüyle bakılması ve akabininde Suriye’nin kimyasal silahları teslim etmeyi kabul etmesi piyasalarda volatilite yaşanmasına neden oldu. Ancak Eylül ayında FX piyasalarında tüm gözler FED’e çevriliydi. 18 Eylül tarihinde gelen FED kararı ve sonrasında yapılan açıklamalarda varlık alımlarına devam edileceğinin açıklanması dolarda sert satışların yaşanmasına neden oldu. Nitekim, karar öncesinde FED’in varlık alımlarında en az 10 milyar dolarlık azaltmaya gideceği beklentisi hakimdi. Varlık alımlarında azaltmaya gidilmeyeceğinin açıklamasının EUR/USD paritesine doğrudan etkisi bir günde yaşanan
yüzde 2’nin üzerinde artış oldu. Bu karar sonrasında konuşan FED Başkanı Ben Bernanke ise açıklamalarında tahvil alımlarının azaltılması için verilerin daha güçlü olması gerektiğini belirterek önümüzdeki dönemde açıklanacak olan ABD verilerinin önemini artırdı. FED’in açıklamaları ile iyimser bir hava yaşayan piyasalardaki bu ortamın kalıcı olmadığı görülmektedir. Nitekim, FED’in çıkış programı önümüzdeki dönemde mutlaka devreye girecektir. Dolayısıyla kısa vadeli iyimser hava sonrasında FED endişelerinin piyasaları tedirgin etmeye devam edeceği görülmektedir.

Nitekim, Eylül ayında tahvil alımında azaltma olmaması nedeniyle Aralık 2013’te yapılacak son FED toplantısında sıkılaştırılmaya gidileceğine kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu gelişmeler ışığında paritede aşağıya yönelik olasılığının arttığı görülmektedir.

Altın ise sert hareketler ile gündemde olmaya devam etti. Ağustos ayında yaklaşık 70 dolar değer kazanan altının onsu 1400 dolar seviyelerine ulaşmıştı. özellikle ay sonuna doğru artan alımlarla 1430 dolar seviyesini gören altın bu noktanın test edilmesi sonrasında bir miktar geri çekilmişti. Altındaki bu hareketlerde daha çok ABD’den gelen veriler etkili olmuştu. Eylül ayının başında ise Suriye’nin kimyasal silah kullanmasıyla patlak veren kriz, gerilimin yükselmesine ve güvenli liman olan altına talebin artmasına sebep oldu. Buna bağlı olarak Eylül ayının ilk günlerinde 1400 doların üzerinde kalmaya çalışan altın, daha sonrasında FED’in varlık alımlarına ilişkin beklentiler ve Suriye’ye müdahale ihtimali ile dalgalı bir sürece girdi. Altında Eylül ayında sert hareketi yaşatan gelişme ise FED toplantısından çıkan karardı. Ay içinde 1300 dolar noktasına kadar geri çekilen altın, FED’den piyasa beklentisinin aksine varlık alımlarına devam kararının çıkmasıyla sert bir çıkış gerçekleştirdi. Oldukça sert hareketlerin görüldüğü altında FED’in bu yıl içinde varlık alımlarını azaltacağı kuvvetle muhtemel olduğundan, olası çıkışlar satış fırsatı olarak değerlendirilebilir.

Son ayların en önemli gündem maddesi olan FED’in Eylül ayında sürpriz bir şekilde tahvil alımlarında herhangi bir değişime gitmemesi, önümüzdeki aylarda yapılacak FED toplantılarını işaret etmesi, Ekim ayı başta olmak üzere önümüzdeki aylarda piyasalar üzerindeki belirsizliği artıran bir unsur olarak algılanabilir. Ayrıca, Ekim ortasına kadar çözülmesi gereken ABD’nin bütçe ve borç tavanına ilişkin sorunlar, Ekim ayında global piyasaların en önemli gündem maddelerini olacaktır. Bunun yanısıra global piyasalar, gündemde arka sıralara itilen Suriye’ye ilişkin gelişmeleri de yakından takip edecektir. 30 Ekim’de yapılacak FED toplantısı nedeniyle ay içinde ABD’den gelecek ekonomi verilerini yakından izleyecek olan global piyasalarda, aşağı doğru geri çekilme ve dengelenme hareketleri izleyebiliriz.

Suriye ve FED tarafındaki risklerin ötelenmesi ile Eylül ayında ralli yaşayan BIST’de, yurt dışı piyasalara odaklı seyir Ekim ayında da sürecektir. ABD verileri başta olmak üzere, içeride faiz ve kurlardaki hareketleri takip ederek dengelenme arayışında olacağını düşündüğümüz BIST’de, Ekim ayında Borsa İstanbul şirketlerinin yılın üçüncü çeyreğine ilişkin mali verilerinin de gelecek olması nedeniyle şirket bazlı hareketler de görebiliriz.

İçeriden Bakış
Osman Göktan
Şeker Yatırım Genel Müdürü

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası