altin-ve-petrol-fiyatlari-arasindaki-iliski-nedir

Petrol ve altın yeni yıla hazırlanıyor

Bir yılı daha geride bırakmaya çok az kaldı. Uluslararası piyasalardaki petrol ve altın fiyatlarındaki hareketlilik dikkat çekiyor.

Peki altın ve petrol fiyatları, bundan sonra nasıl bir seyir izler?

 

UMUT TUNCER

ABD Başkanı Donald Trump yönetimine ilişkin sansasyonlar, FED’in para politikası, Avrupa’da kutuplaşmalar ve Avrupa Birliği’nden yeni ayrılış sinyalleri ve daha birçok gelişme, gündemin en çok tartışılan konulara olarak dikkat çekiyor.

Peki bu gelişmeler, altın ve petrol fiyatlarını nasıl etkileyecek?

ALTIN-DOLAR KORELASYONUNDA GÜÇLENME DİKKAT ÇEKİYOR

Dolar’da Trump rallisi ile gelen kazanımların geri verilmesiyle başlayan 2017 yılında altın fiyatı 1200 Dolar bölgesinde destek bulmayı başardı. Altının seyrini baskılayan faktörler arasında ise yine Dolar’ın verdiği molalar ile borsa endekslerinde risk iştahındaki artışa bağlı olarak görülen iyimserlik yer aldı.

Dolar endeksinin, yılın son çeyreğinde görülen pozitif performansı ons altını 1300 Dolar altına çekerek kıymetli maden fiyatının yılın başlangıç düzeyine yaklaşmasını sağlayarak daha çok denge arayan bir görünüm ortaya koydu.

ABD içi dinamiklere bakıldığında FED’in 2018 yılına ilişkin büyüme beklentisinin 2,1%, enflasyon beklentisinin ise 1,9% olduğu görülüyor. Bu tablo içinde ise üyelerin çoğu yıl sonu faiz oranının 2 – 2,25% aralığında olacağını düşünüyor. Bu da önümüzdeki yıl 3 faiz artırımı beklendiği anlamına geliyor.  Tabii Chicago piyasasında kontratlı işlemlere dayalı oluşan ihtimal tablosu da piyasa beklentisinin bu durumu desteklediğini gösteriyor.

Trump yönetimine ilişkin gelişmeler ve ABD ekonomik göstergeleri önümüzdeki dönemde yukarıda belirttiğimiz tüm beklentileri daha dinamik hale getirecek. Doğal olarak bu durum Dolar’ın seyrini etkileyecek. Fakat mevcut görünüme bakıldığında, faiz artırımlarıyla birlikte rakip Euro karşısında güçlü görünüme bağlı olarak paritede dengeler değişebilecekken, yine sadece FED beklentilerine bağlı olarak ons altının baskılanması veya daha iyi görünümde denge bulma çabasını sürdürmesi sürpriz olmayacak.

KÜRESEL RİSK ALGISI ARTACAK

Öte yandan Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul edeceklerini açıklaması da küresel risk algısını önümüzdeki dönemde etkileyebilecek faktörlerden biri olacak. Fakat bu aşamada tabloyu değiştirecek tek başlığın FED olduğunu düşünmek yanlış olur. Avrupa Birliği’nde meydana gelen çatlak sesler, milliyetçiliğin gittikçe daha ön plana çıkması son dönemde toparlanan ekonomik göstergelerin önüne geçebilir. Fakat bu durum daha gözle görülür hale gelene kadar Avrupa Merkez Bankası’nın da bol Euro’lu para politikasından çıkışı tartışabileceği senaryosunun uzak olmadığı unutulmamalı.

PETROL, OPEC’İN ADIMLARINA CEVAP VERECEK Mİ?

Viyana’da 24 petrol üreticisi ülke OPEC Zirvesi’nde bir araya geldi ve 2017 yılı boyunca uygulanan petrol üretim kısıntısı yada kota anlaşmasının 2018 yılı sonuna kadar uygulanmasına karar verdi. Bu karar 2016 Kasım ayında ilk kez verildiğinde piyasa hayal kırıklığına uğramıştı. Fakat OPEC’in küresel petrol stoklarını 5 yıllık ortalamaya yaklaştırma çabası somutlaştıkça fiyatlar da pozitif yönde ilerleme kaydetmiş, denge bulma çabası ağırlık kazanmıştı.

Piyasa beklentisiyle yoğun olarak örtüşen karar sonrasında enerji piyasasında sert hareketler görülmedi. Fakat en azından denge bulma çabasını bozan bir sonuç da ortaya çıkmamış oldu. OPEC’in stokları ortalamalara yaklaştırma çabasının ne kadar etkili olacağı önümüzdeki süreçlerde görülecek. Fakat amaçlar önündeki en büyük tehdidin ABD üretimi olduğu açık. 9 milyon varilin üzerindeki petrolün yanı sıra, diğer enerji kaynaklarıyla birlikte iki katına çıkan akaryakıt üretimi küresel arz – talep dengesini önemli ölçüde etkiliyor. Dolayısıyla ABD üretimine ilişkin her gelişme 2018’de de yakından takip edilecek. Üretim miktarındaki değişimler OPEC’in hassasiyetle kurmaya çalıştığı dengeyi etkileyerek petrol fiyatının sakin kalma çabasını azaltabilir.

ÇİN DE ARTIK PETROL ÜRETİCİSİ

Talep kanadında ise Çin ve ABD tarafındaki büyüme etkenleri ön plana çıkıyor. Özellikle Çin’de ekonomiyi teşvik amacıyla uygulanan yöntemlerin enflasyon ve büyüme üzerindeki olası etkileri yıl boyunca etkisini hissettirebilir. Bu süreçte Çin’in en önemli petrol ithalatçılarından biri olmasının yanı sıra, artık en önemli petrol üreticileri arasında da yer aldığı unutulmamalıdır.

 

Yorum yok

Yorum Yazın

İlgili Haberler