Son Haberler

“200 ülkeye plastik ihracatı yapıyoruz”

Yılda ortalama yüzde 15 büyüyen sektör; 6 bin firmayla, 200 binin üzerinde kişiye istihdam sağlıyor. Avrupa’da ilk dörtte yeralan Türk Plastik sektörü, 2010 yılında 3 milyar 522 milyon dolarlık direkt ihracat gerçekleştirdi.
Türkiye ekonomisine katkı sunan plastik sektörünün zayıf ve güçlü yönlerini geçtiğimiz günlerde masaya yatıran ve özdeğerlendirme çalıştayı’nı düzenleyen Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER), önemli sorunları ve çözüm önerilerini içiren rapor hazırladı. Rapora göre; plastik sektörünün öncelikli olarak çözülmesi gereken 8 ana sorunu var. Hammadde de ithalata bağımlı olunması raporda öncelikli sorun olarak dikkat çekerken; enerjide yüksek maliyetler, mamul ve makine ithalatında üreticiyi koruyacak bir devlet politikasının bulunmaması ve kalifiye eleman sıkıntısı diğer önemli problemler olarak sıralandı…
247 oyuncusuyla plastik sektöründe önemli bir misyon üstlenen PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Semerci ile raporda yeralan konular üzerinde konuştuk. Plastikle ilgili kamuoyunda yanlış bir algının bulunduğuna dikkat çeken Semerci; plastiğin hayatın her alanında varolduğuna dikkat çekerek “aslında çevreci olan plastik; hem üretim, hem tüketim anlamında ekonomiye katkı sağlıyor” diyor. Sektördeki diğer derneklerle birleşerek yakında Federasyon kuracaklarını ve daha güçlü bir yapıya bürüneceklerini de dile getiren Başkan Hüseyin Semerci, PAGDER ve plastik sektörüyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu:

  • PAGDER hakkında biraz bilgi verir misiniz? Kaç yılında kuruldu, üye sayınız ve başlıca faaliyet alanlarınızdan bahseder misiniz?

200_ulkeye_plastik_ihracati_yapiyoruz_1.jpgPlastik Sanayicileri Derneği (PAGDER), Türk plastik sektöründe faaliyet gösteren üretici firmaları aynı şemsiye altında toplamak amacıyla 1969 yılında kuruldu. PAGDER olarak plastik sektöründe faaliyet gösteren çok sayıda dernek arasında, 247 üyesi ile Türk Plastik ve Plastik İşleme Makineleri sektörünün en etkin sivil toplum örgütlerinden biriyiz. 40 yılı aşan süre içinde üstlendiğimiz misyonu başarı ile sürdürüyoruz. Faaliyet alanımız oldukça geniş. Ekonomik konjonktürden ve siyasi otoritenin uygulamalarından kaynaklanan sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yaparak, plastik sektörünün genel sorunları için çözüm önerileri geliştiriyor ve bu önerileri ilgili platformlara taşıyoruz. Dernek olarak kullanılmış plastik işleme makineleri ithalatında denetim görevi üstlendik ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’na (DTM) ithalat izinlerinde görüş veriyoruz. Yerli üreticiyi korumak amacıyla, plastik işleme makine ithalatında sektör adına ithalatta gözetim ve denetim uygulamaları için sektörü koordine ediyor ve sektöre liderlik ediyoruz. Kamuoyunda plastik imajına zarar veren yayın ve faaliyetlere karşı eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerinde bulunarak geri dönüşüm bilincinin yerleştirilmesinde, çevre ve Orman Bakanlığı’na yardımcı oluyoruz. Türk plastik sektörünü, plastik ve plastik işleme makineleri sektörlerinde lider olan ülkelerin haricinde sektörümüz için potansiyel pazar olan ülkelerde yapılan fuarlara götürüyor ve bu pazarlara sektörel gezi organizasyonlarını üstleniyoruz. PAGDER olarak AB Plastik ve Kauçuk İşleme Makineleri Birliği (EUROMAP) üyesiyiz. Avrupa’da önemli bir sektörel örgüt olan EUROMAP ile güzel bir işbirliğimiz var. Böylece sektörümüzü makine alanındaki yeni gelişmelerden de haberdar etme sansına sahibiz.

200 üLKEYE İHRACAT YAPIYORUZ

  • Türk plastik sektörü kaç ülkeye, ne kadarlık ihracat yapıyor? Sektör, ülkenin ihracatına ne ölçüde katkı sunuyor?

Türk plastik sektörü yaklaşık 200 ülkeye plastik mamul ihraç ediyor. 2010 yılında 521,6 milyon doları plastik hammaddesi olmak üzere 3 milyar 522 milyon dolarlık direkt ihracat gerçekleştirdik. Irak, Almanya, Rusya, Romanya, İngiltere, Libya, Azerbaycan, İran, Fransa ve Gürcistan en çok ihracat yapılan ilk 10 ülke oldu.
Plastik sektörü, Türk ekonomisinin gizli güçlerinden biri… Sektörümüzün başarısı tabii ki ülkemizin genel ihracatına da yansıyor. 2010 yılında diğer tüm sektörlerin itici gücü durumunda olan kimya sektör ihracatında yüzde 31 pay alan plastik sektörü, kimya ihracatının lideri oldu. Dolayısıyla ülkemizin ihracatına büyük katkı sağladı. Plastik sektörü, 2011 yılında da ihracatta başarılı bir performans gösteriyor.


TüRK PLASTİK SEKTöRü AVRUPA’DA ZİRVEYE OYNUYOR

  • Türk Plastik sektörünün Avrupa ve dünya pazarındaki payı nedir, sektörün büyüme grafiği tatmin edici mi?

Türk plastik sanayi Avrupa ve Avrasya coğrafyasında önemli bir yere sahip. Plastik işleme kapasitesi bakımından Avrupa Birliği ülkeleri arasında 4’üncü sırada yer alıyor. Diğer taraftan Türkiye, sentetik elyaf üretiminde Avrupa’da birinci, pencere profilinde de ikinci sırada bulunuyor. Sektörümüz bu başarısını sürdürmeye ve daha da ilerlemeye kararlı. Sektörün büyüme grafiği oldukça olumlu. örneğin plastik sektörü, 2010 yılında hedeflediği büyüme oranını aştı ve yüzde 18 büyüdü. Sektörümüzün mevcut durumuna bakarak bu başarının 2011 yılında da devam edeceğini ve Avrupa ile dünya pazarlarındaki payımızın daha da artacağını öngörmek zor değil.

PLASTİK SANAYİCİLERİ FEDERASYON KURACAK

  • PAGDER olarak sektörün kalkınması için ne tür projeler yürütüyorsunuz?

Yakın dönemde, sektörle ilgili yaptığımız en önemli çalışmalardan biri şüphesiz PAGDER önderliğinde yapılan özdeğerlendirme çalıştayı. Plastik sektörünün masaya yatırıldığı çalıştay’da, sektörün güçlü ve zayıf yönleri, önemli sorunları ve çözüm önerileri üzerinde duruldu. Sonuçlar rapor olarak da yayınlandı. Rapora göre, plastik sektörünün öncelikli olarak çözülmesi gereken 8 ana sorunu bulunuyor. Sektörün kalkınması öncelikle için sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Derneğimiz plastik sektörünün sorunlarının çözümü amacıyla sektörümüzle ilgili tüm sivil toplum örgütleri ile yakın ilişkiler ve işbirlikleri kuruyor. Plastik sektöründe faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri ve kurumları ile birlikte kurduğu Plastik Sektör Platformu, Kimya Sektör Platformu, Makine Sektör Platformu gibi kurumlarla ortak işbirliği çalışmaları yapıyor. Makine Sektör Platformu ve Plastik Sektör Platformu, Federasyon olma yolunda ilerliyor. Derneğimiz her iki federasyon oluşumunu destekliyor ve kurucuları arasında yerini almayı hedefliyor. özellikle Plastik Sanayicileri Federasyon’u oluşumuna liderlik ediyor. çok değerli sektör temsilcilerimizle, EGEPLASDER, KAYPİDER, Bursa PAGDER ve Ankara Plastikçiler Derneği ile plastik sektörünün çatı kuruluşu için, kol kola emin adımlarla ilerliyoruz. Federasyon’un içinde görmeyi arzu ettiğimiz, davet ettiğimiz kurumlar da var: SEPA, FASD, PüKAD, Adana Plastikçiler ve Gaziantep Plastikçiler. Plastik Sanayicileri Federasyonu kurulumu için hedef tarihimiz ise 15 – 18 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Avrasya Ambalaj Fuarı veya en geç 27 – 30 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan Plast Eurasia fuarı.
Derneğimiz, sektörümüze en iyi hizmeti sağlama için durmaksızın çalışıyor. Sektörümüzün başarılarını daha da yukarılara taşımak için belirlediğimiz hedeflerin başında; plastik hammadde üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik yatırımların teşvik edilmesi, gelecekte hakim olacak ve yüksek katma değer yaratacak teknoloji yatırımlarının teşvik edilmesi, Ar – Ge faaliyetlerinin ve uzman işgücü yetiştirilmesinin teşvik edilmesi, geri dönüşüm prosesi için uygulamalı projelerinin teşvik edilmesi, sektörün AB’ye uyum çalışmalarında geçiş dönemi için gerekli alt yapının hazırlanması bulunuyor.

  • Yakın dönemde ulusal ve uluslararası fuar programınız hakkında bilgi verir misiniz? Düzenlediğiniz fuarlar, beklentilerinizi karşılayabiliyor mu?

PAGDER olarak sektörümüz açısından potansiyel pazar niteliği taşıyan ülkelerin plastik ve plastik işleme makineleri ile ilgili uluslararası fuarlarına katılıyoruz. Bu fuarlara yönelik sektörel geziler organize ediyor ve bu ülkelerdeki sektör dernekleri ile teknik, ticari, eğitim konularında ilişkiler kurarak üyelerinin ve plastik sektörümüzün ileri teknoloji imalat kabiliyetlerini bu global pazarlarda tanıtıyoruz. Yurtdışı fuar takvimimiz oldukça yoğun.
2011, 2012 ve 2013 yıllarında sektör firmalarımızın katılımını organize edeceğimiz fuarların başlıcaları şöyle;

BRASIL PLAST 2011
CHINA PLAS 2011
ROSUPACK 2011
IRANPLAST 2012
PLASTIMAGEN 2011
FAKUMA 2011
INTERPLASTICA 2012
PLAST INDIA 2012
ITALY PLAST 2012
NPE -ABD 2012
K FUARI 2013
ARAB PLAST 2013

Şuan gündemimizde ilk olarak Brasilplast 2011 ve Chinaplas 2011 Fuarı var. Dünya plastik sektörünün en büyük buluşmaları olan bu fuarlar için İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ile işbirliği yaptık. Ayrıca yine bu fuarlara sektörel geziler düzenliyoruz. Bu gezilerin bir kısmını KOSGEB desteği ile gerçekleştiriyoruz. İPAF ve Plastik Ambalaj Fuarı ise katılmayı planladığımız başlıca ulusal fuarlar arasında yer alıyor. Sektörümüzün en büyük ulusal fuarı, kardeş kuruluşumuz olan Türk Plastik Sanayicileri, Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) ve TüYAP organizasyonu ile düzenlenen an Plast Eurasia fuarı. Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) üyeleriyle bu fuarın en büyük katılımcısı ve destekçisi. Dernek olarak fuarlara ve üyelerimizin bu fuarlara katılımlarına büyük önem veriyoruz. çünkü katılımcı firmalar bu fuarlar sayesinde ilişkilerini geliştirme yeni iş bağları kurma, yeni pazarlara ulaşma imkanı buluyorlar.

PLASTİK HAYATIN HER ALANINDA KULLANILIYOR

  • Plastik hayatın hangi alanlarında kullanılıyor?

Etrafımıza şöyle bir bakarsak plastiğin hayatımızın tüm alanlarında bolca kullanıldığını görebiliriz. Plastik, otomotiv, inşaat, enerji, gıda, sağlık, tarım gibi aklınıza gelebilecek pek çok sektör için vazgeçilmez konumda. örneğin otomobil ve uçak parçalarının çoğu plastik ve bu durum büyük avantaj sağlıyor. çünkü otomobillerimizde plastik malzemeler kullanılmasaydı 200-300 kg daha ağır olacaklardı. Otomobillerdeki her 100 kg plastik parça Avrupa’da benzin tüketimini yılda 12 milyon ton, CO2 emisyonlarını da yılda 30 milyon ton azaltıyor. Plastik olmasaydı uçaklar daha ağır olacak ve yakıt tüketimleri kat kat fazla olacaktı. Plastik, tarım alanında da büyük avantaj sağlıyor. Plastik malzemelerden üretilen tarımsal sulama boruları ve sera örtüleri sayesinde gıda ürünlerinin verimi üç kat artmış durumda. Serum torbalarından tek seferlik şırıngalara, yapay kalp kapakçıklarından yapay eklemlere kadar plastik, insan sağlığı için de vazgeçilmez ve pratik bir malzeme haline geldi.

PLASTİK HEM çEVRECİ HEM EKONOMİK

  • Plastiğin kullanımının; insana, çevreye ve ekonomiye ne tür katkıları var?

Plastik kullanımının insan, çevre ve ekonomiye olan katkısı büyük… Plastikler bir petrol türevi olmalarına rağmen hafiflik, yüksek ısı ve elektrik yalıtımı, sağlamlık gibi özellikleri sayesinde otomotiv, inşaat ve enerji sektörlerinde üretimleri için harcanan petrol ve enerjiden kat kat fazlasının tasarruf edilmesini sağlar. Plastik, öncelikle hafif bir malzeme olması sebebiyle ulaşım ve ambalajın çeşitli uygulamalarında ve binalara yapılan yalıtımda oynadığı rolle enerji israfının en büyük düşmanlarından biri. Enerjinin aşırı tüketiminin önüne geçerek zehirli gazların atmosfere salınımını azaltıyor. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hafif, sağlam, uzun ömürlü ve ucuz plastik su boruları sayesinde insanlar temiz ve sağlıklı suya sahip olabiliyor. Gıdaların ve tüketim malzemelerinin ambalajlanmasında plastik çok yönlü tasarruf sağlıyor. Kamuoyunda maalesef plastiklerle ilgili doğru bilinen birçok yanlış mevcut… Bu yanlışlar da plastiklerle ilgili olumsuz algıların oluşmasına sebep oluyor. Ortaya atılan iddiaların çoğu her hangi bir kaynağa, bilimsel araştırmaya dayanmıyor. örneğin plastiklerin doğada yüzlerce yıl kaldığı iddiası, bilimsellikten tamamen uzak. Plastik poşetler doğada sadece 2 ila 10 yıl arasında kalıyor. Ayrıca doğada çözünürken çevreye zarar vermiyor. Plastiğin çevreci bir malzeme olmadığı iddiası da maalesef sık sık karşımıza çıkıyor. Aslında plastikler, üretim ve geri dönüşüm aşamaları düşünüldüğünde en çevreci malzeme. çünkü gerek üretim gerek geri dönüşüm aşamalarında kağıt torbalara göre oldukça az enerji harcanıyor ve enerji tasarrufu sağlanıyor. özellik itibariyle alternatiflerinden daha hafif olan plastikler, nakliye de avantajlı dolayısıyla yine enerji tasarrufu söz konusu.

KANSOREJEN NİTELEMESİ BüYüK HAKSIZLIK
Plastiklerle ilgili olumsuz algılar sadece ülkemize özel değil. Plastics Europe tarafından yapılan araştırmaya göre Avrupa’da atık toplama ve geri dönüşümü ile ilgili altyapısal sorunların olduğu Fransa, İtalya gibi ülkelerde plastiklerin imajı halk arasında çok daha yüksek oranda negatif algılanıyor. Evsel atıkların, kaynağında ayrı toplanarak geri kazanılması veya merkezi ısıtma tesislerinde yakılması gibi yöntemlerle yüksek oranlarda ortadan kaldırıldığı Almanya gibi ülkelerde ise plastiklerin imajı çok daha iyi. Bu durum, kamuoyundaki yanlış temellere dayanan olumsuz algının değiştirilebileceğinin en güzel örneği… Plastiklerle ilgili gerçekler böyleyken, ‘kanserojen’ olarak nitelenmeleri büyük bir haksızlıktır. Türk plastik sektöründe herhangi bir meslek hastalığı yok. Sektörde çalışanların plastiği soluyanların, üretim esnasında ortaya çıkan gazı, kokuyu teneffüs edenlerin bu etkenlere bağlı bir hastalığı bulunmuyor. Plastik işçisi sağlık sorunları sebebiyle en az iş kaybı yaşayan işçidir. Bu bir realite… Diğer yandan bir profesör çıkıp, ‘’çocuklarınızı suni çim saha da oynatmayın kanserojen etkilere maruz kalabilirler’’ diyebilmekte. Hem de akademik ve bilimsel bir dayanağı olmaksızın.

SEKTöRüN öNüNDEKİ 8 ENGEL KALDIRILMALI

  • Plastik sektörünün ekonomi yönetiminden beklentisi, ya da çözülmesini istediği sektörel sorunlar var mı?

Yakın dönemde derneğimiz önderliğinde yapılan özdeğerlendirme çalıştayı’nda, plastik sektörü masaya yatırıldı. çalıştayda, sektörün güçlü ve zayıf yönleri, önemli sorunları ve çözüm önerileri üzerinde durduk ve sonuçları rapor olarak da yayınlandık. Rapora göre, plastik sektörünün öncelikli olarak çözülmesi gereken 8 ana sorunu bulunuyor. Sektördeki bu ana sorunlardan kısaca bahsetmem gerekirse en önemli sorunlarından biri hammaddede dışa bağımlılık… Sektör şu anda yerli hammadde üreticilerinden ihtiyacının sadece yüzde 15’ini karşılayabiliyor ve geriye kalan yüzde 85’ini ithal etmek zorunda kalıyor. Dışa bağımlılığının azaltılması için yeni petrokimya yatırımlarının yapılması ve mevcut kapasitenin artırılması gerekiyor.
Enerji maliyetlerinin yüksekliği, pek çok sektörde olduğu gibi plastik sektörünün üretimini de olumsuz etkiliyor. Bir diğer sıkıntı ise plastik sektörünü mamul ve makine ithalatında koruyacak devlet politikasının ve denetiminin olmaması. Bunda pazar kurucu ve denetleyici mekanizmaların yetersiz olması önemli bir faktör… Sahipsiz ve kontrolsüz bir pazar ile sürekliliğin sağlanması mümkün değil. Sektörde fiyat istikrarının olmayışı ve kârlılığın az oluşu da sıkıntı yaratıyor. Plastik sektöründe iş ve güç birliğinin olmaması ve nitelikli ara eleman bulmakta yaşanan sıkıntılar diğer ana sorunlarımızdan. Plastiklerle ilgili kamuoyundaki yanlış temellere dayanan olumsuz algı da üzerinde özenle durulması gereken bir konu…
Sektörün diğer önemli sorunlarından biri de kalifiye eleman yetersizliği… Türk plastik sektörü, her yıl büyümeye devam ediyor ve büyümeye paralel olarak yılda ortalama 20 bin kalifiye elemana ihtiyaç duyuyor. Ancak Türkiye’de plastik alanında eğitim veren okullar, bu ihtiyacı karşılayabilecek nitelikte ve nicelikte değil.
Plastik sektörü için diğer bir önemli konu ise katma değeri daha yüksek ürünlerin üretimi… Türk plastik sektörünün yurt dışındaki pazarlarda rekabet gücünü artırması için katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi gerekiyor. Katma değerli üretimin yolu ise Ar-Ge ve ür-Ge’ye yatırımdan geçiyor. Sektör ağırlık olarak KOBİ’lerden oluşuyor. KOBİ’ler Ar-Ge’ye kaynak ayırmakta ve personel istihdam etmek anlamında sıkıntı yaşıyor. Plastik sektöründe, üretim ve yatırım önceliklerinin belirlenmesi ve bu alanda çalışmalar yapılması özelde plastik sektörünün genelde ise Türkiye’nin ihracatına ivme kazandıracak.
PAGDER olarak üzerinde durduğumuz bir başka konu, sektörde geri dönüşüm standartlarının olmaması. Bu standartların oluşturulması için yürüttüğümüz çalışma kapsamında İstanbul Kalkınma Ajansı’na (İSTKA) bir proje sunduk. Proje ile İstanbul’un dünya metropolleri gibi daha sağlıklı ve çevreci bir görünüme sahip olması ve geri dönüşüm çalışmalarına katkı sağlamasını amaçlıyoruz.
Sektörle ilgili ortaya koyduğumuz sorunlar incelendiğinde, çözüm için kuvvetli lobi faaliyetlerinin gerekli olduğunu söyleyebiliriz. Sorunların çoğu yapısal ve ülke sorunu… çözüm için plastik sektöründeki sivil toplum örgütlerini bir araya getirecek bir federasyona ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum.

  • Ortadoğu’daki halk ayaklanmalarının plastik sektörüne ne tür etkileri oldu?

Ortadoğu’daki istikrarsızlık ve kaos ortamı, ilgili her sektörü etkilediği gibi plastik sektörünü de etkiledi. örneğin geçen yıla göre Libya pazarına yaptığımız plastik mamul ihracatında önemli bir düşüş gerçekleşti. İhracat, 2009 yılına kıyasla ton bazında yüzde 16, döviz bazında ise yüzde 17 arttı. Libya’daki olaylar, hammadde fiyatlarında da artışa sebep oldu.
Plastik sektörü ayağını yere sağlam basıyor. Bu yüzden 2010 yılında hedeflediği büyüme oranının üzerinde yüzde 18 büyüdü. 2009 yılında etkisini güçlü bir şekilde gösteren küresel kriz de plastik sektörünü olumsuz etkilemişti. 2009 yılını “0” büyüme ile kapattık. Avrupa’daki plastik ve kimya sektöründeki küçülmeleri düşündüğümüz zaman, bu rakam bile sektörümüz açısından bir başarıdır. Geçtiğimiz krizi başarıyla atlatan Türk plastik sektörünün, Ortadoğu’daki ayaklanmaların etkilerini de kısa sürede aşacağına inanıyorum.

  • PAGDER Başkanı olarak kamuoyuna vermek istediğiniz son mesajınızı alabilir miyiz?

Türkiye ve dünyada plastik tüketimi gelişen teknolojiyle birlikte giderek artıyor. Günümüzde, plastikler ekonomik ve kolay uygulanabilir olmaları nedeniyle tüm dünyada kâğıt, çelik, alüminyum, ahşap, cam gibi malzemelerin yerine alternatif olarak kullanılıyor ve plastik tüketimi giderek tüm dünyada artıyor. Yaşamımızın her alanında karşımıza çıkan plastiğin tüketim oranının fazlalığının, ülkelerin gelişmişliğinin bir göstergesi olduğu unutulmamalı. Yaşamımızda çok çeşitli alanlarda kullanılan plastiklerin günah keçileri plastik poşet ve pet şişelerdir. Sebebi de alternatif malzemelere karşı sağladıkları büyük üstünlüktür. Şu an gözlerimizi kapatsak ve alternatif malzemelerin poşet’in ve pet şişe’nin yerine geçtiğini, çok yoğun kullanıldığını düşünsek; sokaklarda, yerlerde, marketlerde, raflarda, denizin üstünde-dibinde her yerde karşımıza alternatif malzemeler çıksa, emin olun her şey tersine dönerdi. Radyodan bir ses, ‘’Suyumu pet şişede içiyorum, sağlıklı yaşıyorum’’ derdi. Plastiklerin teknolojik ürünler olduğunu, yaşamımızı kolaylaştırdığını unutmayalım.

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Site Haritası