Son Haberler

Çek meselesi nasıl çözülmeli?

çekin üzerindeki düzenleme tarihinden evvel tahsil için bankaya verilmesi esnaf ve tüccarlar arasındaki iyi niyet ve davranış durumu yok edilince, mahkeme çekin üzerindeki tarihi kabul etti. İşte çek dünyasında yaşananlar ve son durum.

1978 yılı başıydı. Sayın Ecevit, on bir adet milletvekili transfer ederek hükümet kurmuştu. Ben o tarihlerde DESİYAB (Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası – şimdiki ismi T. Kalkınma Bankası) Genel Müdürlük görevinde bulunuyordum. DESİYAB’ta yeni kurulan hükümet organizasyonunda ihdas edilen İşletmeler Bakanlığı’na bağlanmıştı. Beş ay sonra da görevimden alındım. Daha sonra Sayın Bakan benden, “çek kullanımının yaygınlaşması nasıl olur?’’, “Bunu nasıl yapabiliriz’’ şeklinde açıklayıcı bir rapor istedi. Kısa bir zaman içinde bu raporu yaparak kendisine teslim ettim.

Belirtilen tarihte çek kullanımı oldukça önemli bir husustu. Zira halkımız cebinde fazlaca para bulundurmaktan zevk alıyordu. Parası çok olanların cepleri, cüzdanları hep kabarık dururdu. çalışanlar maaşının, ücretinin vs. tamamının alır ya evde ya da cebinde taşırdı. Henüz kart ile alış veriş yapma durumu diye bir şey de söz konusu değildi.

Vadeli alışverişlerin % 90’ı senetlerle yapılıyor, üzerlerine tren gibi dizilen pullar yapıştırılıyordu. O tarihlerde verilen dilekçeler bile on altı kuruşluk pulla veriliyor, herkes cebinde bu pulu bulundurmayı vazife olarak görüyordu. Cepte (cüzdanda, defter arasında) on altı kuruşluk pul, vesikalık fotoğraf mutlaka olmalıydı. Böyle bir zamanda okuduğumuz yüksek okulda da öğrendiğimiz şey, ‘çek de vade olmaz. Görüldüğünde ödenmesi gereken kıymetli bir evraktı.’

Esnafı, tüccarı bundan çekinir, karşılıksız çıkmasından da korkarlardı . İşin aslı bir alışkanlık yoktu. Daha sonra paranın atıl olarak cepte dolaşmasının uygun olmadığı, bunun yerine çek kullanımının daha doğru olacağı propagandaları yapıldı. Kredi kartı kullanım alışkanlığının artmasıyla ‘çek’ bir senet gibi kullanıldı. Sebebi mahkemeler tarafından çekin üzerindeki düzenleme tarihinin vade olarak kabul edilmesi ve pul gerektirmemesi, yani çek kullanımında pul masrafının olmaması çek’in kullanımını yaygınlaştırıp adeta bir senet haline getirdi. . Bizde hep öyledir… Vur deyince öldürülür. çekin üzerindeki düzenleme tarihinden evvel tahsil için bankaya verilmesi sebebiyle esnaf ve tüccarlar arasındaki iyi niyet ve davranış durumu yok edilince, mahkeme çekin üzerindeki tarihi kabul etmiş ve o tarihten önce tahsile verilme karşısında karşılıksız olan çeki karşılıksız kabul etmemiş, üzerindeki tarihin beklenmesinin uygun olacağının kararını vermiştir.

Bu durum aşırı şekilde çek kullanımını arttırmış, adeta senedin pabucu dama atılmıştır . Bir zamanlar çek kullanılması yaygınlaştırılsın diye raporlar yapılıp anlatılırken, çek kullanımının çoğu zaman istismar edilmesi, karşılıksız çıkması, verilen çeklerin zamanında da olsa ödenmemesi için anormal yollara baş vuran çek verenler karşısında zarara uğrayan çeki elinde bulunduranların şikayetleri karşısında 14.12.2009 tarihinde 5941 sayılı çek kanunu kabul edilmiştir.

Bu kanunda bayağı zecri tedbirler alınarak, çeki alanın korunması yanında çek sahibi de hapsen tazyik edilmişti. Bu durum belki de çoğu kişi ve kuruluşları mutazarrır etti ki; 31.01.2012 / 6273 tarih ve sayılı kanunda ise çek’in karşılıksız çıkması hali, tamamen ekonomik bir hal gibi düşünülerek adli tazyik yerine problemin idareten çözülmesinin daha doğru olacağı düşünüldü. Nitekim 5941 sayılı çek kanununun 2. Maddesinin 2. fıkrasındaki, bankaların çek verirken isteyecekleri adli sicil kayıtlarından vazgeçilmiş, T.C Merkez Bankası kayıtlarının isteneceği belirtilmiştir. Bbir çekin karşılıksız çıkması sonucu karalayıcı bir durum olmasın. Bu yönde adli sicil temiz görünsün. Kelimelere dahi dikkat edilmiş. 5941 sayılı kanunun 3. Maddesinin 6. fıkrasındaki “şikayet” kelimesi “talep” olarak değiştirilmiş. Daha birçok maddede bu hususlara dikkat edilmiş ve değişiklik yapılmıştır. çek’in karşılığı olmadığında gerçek ve tüzel kişi hakkında soruşturma anında Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine, Sulh Ceza Hakimi tarafından resen çek yasağı kararı vermesi de artık söz konusu değil .

Kısaca, çekle ilgili olarak gerek tüzel gerekse gerçek kişi hakkında çok sert ifade ve kararlar yeni kanunla yok edilmiştir. çek’in karşılıksız çıkması halinde çeki verenin hapis yatması yerine, çalışarak ödemesi düşünülmüş olabilir.

Tabiatı ile kanun, bigane kalınsın istememiş eğer çek dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi durumu mevcutsa yine çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilebilmekte.
çeki veren finans kurumlarına yüklenen yük hafifletilmemiş. çek yapraklarında yeni düzenlemeler getirmiş durumda. Görülüyor ki çek görüldüğünde ödenir vasfı kaldırılmış, sanki pulsuz senet haline gelmiştir.

Peki bu karşılıksız çekin çıkması sadece yasaklar koyarak mı azaltılır veya yok olur. Yine “çek görüldüğünde ödenmesi gereken kıymetli bir evraktır” haline mi gelir?

Her konuda işin başı eğitimdir diye konuşulur.,Hem çek sahibi hem de çeki kabul edecek gerçek ve tüzel kişiler kendi haklarını korumasını bilir ve korursa çoğu problemkendiliğinden çözülür.

1- çek kabul edecekler açısından;
a) çek sahibinin bir zamanlar çeki karşılıksız çıkmış ya da çek yasağına maruz kalmışsa; sigorta şirketleri bu kişi veya kuruluşun ya sigorta primini yükseltmeli ya da sigorta etmemeli,
(tabiatı ile kullanılan bu çeklerin durumu şu şekildedir diye gösterecek tamamen halka açık bir kuruluş şartıyla )
b) Menkul ve gayrimenkullerini kiraya verecek kişi ya kirasını yükseltmeli ya da ‘senin çekin karşılıksız
çıkmıştır. Benimle kiramı ödeyebilirsin’ deyip vermemesi,
c) Alış verişlerde temkinli hareket etmeli, karşılıksız çeki çıkmış mı araştırmalı,
d) çeki karşılıksız çıkan çek sahibi, ticari hayatta tecrit edilmeli,
e) Her çek kullanılma anında bir nevi çekle ilgili provizyon yapılmalı

2- Finans kuruluşlarınca çekin verilmesi anında da finans kuruluşlarına çok fazla iş düşmektedir. Malumdur ki ülkemizde kredi kartının ilk defa verilme açısında çok titiz davranılmış kredi (itibar) verimlilik durumuna göre kartlar tasnif edilmiş kimine altın, kimine platin, kimine klasik kartlar veriliyordu. Kart sahibi çoğu kişi de bu kartlarla öğünürken, oteller moteller de bu karta göre hareketlerini tanzim ediyorlardı. Şimdi ne oldu. Aylık geliri bin lira olan kişiler bile altın, platin, kartı kullanabilmekte.

çek’i veren finans kuruluşları açısından meseleyi ele alırsak;
a) çek yapraklarının en fazla 10 adet olmasından vazgeçmemeli, kredibilitesi yüksek müşterisi için de çek’in verilmesini kolaylaştırılmalı,
b) çabuk ama detaylı bir istihbaratı mutlaka yapmalı,
c) Herkese çek karnesinin verilmeyeceğini hem şube elemanları bilmeli hem de çek alacak olan öğrenmeli,
d) çek karnesi talep eden mutlaka o banka şubesinin müşterisi olmalı. Zira 5941 sayılı çek kanununun 3. maddesinin 3. fıkrasında da belirtildiği gibi “çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmündedir” denildiği unutulmamalı. (Banka her yaprak için belirlediği rakamın toplamının %25 fazlasıyla gerekli teminatını alarak çek defteri sahibi olacak gerçek veya tüzel kişiyi müşteri yapmalı) Bir çek’in karşılıksız çıkması halinde kullanıcının kalan çekleri getirmesini beklemeden personeli ile aldırmalı ve alana kadar da diğer kredi ve işlemlerini durdurmalı,
h) Gerekirse çek için risk sigortası da yapılabilirse yaptırmalı,
ı) Mevduat müşterisine çek karnesi verecekse bu müşterinin hem itibar durumunu düşünmeli hem de mevduatında gerekli miktarı tutabilmeli,
i) Eğer bir müşteride çek yasağı varsa banka buna tekrar çek yasağı kalkana kadar çek defteri vermeyeceği gibi diğer işlemlerde de gayet müteyakkız davranmalı. çek yasağının kalkması çabalarını kontrol etmeli ve takip etmeli,
j) çek yasağı olmasına veya karşılıksız çek çıkmasına rağmen çek karnesi veren şube yetkilisi genel müdürlüklerce gözetim altına alınmalı,
k) çek karnesi verirken şube gerekli teminatını ve tüm çek yapraklarının toplatılması anında meydana gelebilecek risk tutarınca kredi açılmışsa, daha evvel müşteriden alınan bir mukavele gereğince işbu çek bedelini ödeyebilmelidir. (bir nevi garanti çek bedeli kredisi)

Şubeler kendilerince daha başka tedbirler alabilme durumunda olabilmeli. Bahsedilen bu tedbirler alındığında belki çek kullanımı azalacak ve yine senet kullanımına başlanacaksa, senetlerin acil tahsil edilebilmesi için tahsilini kolaylaştırıcı, çabuklaştırıcı kanun çıkarılmalı. Birçok ülkede bu durum dikkate alınmış durumda. ülkemizde ise adli yargıya intikal eden senedin tahsili yılları geçmekte. Borçlu önce imza benim değil deyip sonra da bunu ben taksit taksit ödeyebilirim diyerek karşı tarafı zor duruma düşürüp zaman kazanma çabasına girmekte.

İnanıyorumki finans kurumları bu kadar inceleyip çek karnesi verdikten sonra (pek fazla kanunen korunmayan) çek alanlar da korunmuş olur. İnşallah kredi kartları durumundaki gibi her önüne gelene birazda hava olsun diye de çek karnesi verilmez.

Bizler her şeye sıkı ve güzel başlar sonra gevşetiriz. Kanun maddeleri de onun için sık sık değiştirilmez mi?

M. Zeki SAYIN
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası