Son Haberler

FED`in politikaları piyasaları nasıl etkiliyor

Emtia fiyatları, hisse senetleri, dolar, altın ve gümüşteki fiyatların rekor seviyelere gelmesi neye bağlı? ABD Merkez Bankası’nın ortaya koyduğu yaklaşımlar dünya piyasalarında hangi gelişmeleri tetikler?

2011 yılının başından bu yana emtia fiyatları hem hisse senetleri, hem de sabit getirili menkul kıymetleri geride bırakarak son 14 senenin en uzun yükseliş trendini yaşadılar. Yukarı trendin en önemli nedenleri arasında global büyümenin yeniden hızlanmasıyla artan hammadde ihtiyacının, enflasyon beklentilerinin artmasının, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da devam eden isyanların, FED’in büyümeyi desteklemek için devam ettirdiği niceliksel genişleme politakalarının ve zayıf doların olduğunu söyleyebiliriz.

FED başkanı Ben S. Bernanke’nin geçen hafta yaptığı konuşmalardan anlaşıldığı üzere, FED bir süre daha QE2’yi devam ettirerek piyasalara para pompalayacak ve emtia fiyatlarındaki bu yükselişi desteklemeye devam edecek. Amerika’da işsizlik oranlarının göreceli olarak yüksek seyretmesi, FED’in hem fiyat istikrarı hem de finansal istikrarı hedefliyor olması, manşet enflasyondan ziyade çekirdek enflasyona göre karar alması, Bernanke’nin sıkılaştırmadan (henüz) yana olmaması Amerika’daki para musluklarının bir süre daha açık olacağını söylüyor bize. FED’in parasal genişlemeye devam etme kararı hem emtia pazarına hem de Türkiye’nin de dahil olduğu tüketimin canlı olduğu tüm gelişmekte olan ülke piyasalarına para girişinin devamı anlamına geliyor.

Crude ve Brent Petrol’de 2010 yılının Mayıs ayından bu yana yaşanan yukarı trend özellikle Libya’da yaşanan savaşın da etkisiyle Şubat 2011’den bu yana ivme kazanmış ve 2008 yılının ortalarındaki yüksek fiyatlara yaklaşmaya başlamıştır. Libya’nın günlük üretimini %70 oranında düşürmesi ise petrol fiyatlarının belli bir seviyenin altına gelmesini engelleyen nedenlerden biri. öte yandan, petroldeki fiyat oynaklığının spekülatörlerin müdahalelerinden kaynaklandığını söylemek de yanlış olmayacaktır.

Altın ve gümüşteki fiyatların rekor seviyelere gelmesinin temelinde ise yatırımcıların, kendilerini artan enflasyon beklentileri ve düşük dolara karşı hedge etme isteklerinin olduğunu söyleyebiliriz. Doların düşük seyrinin devam etmesi durumunda ise altın, gümüş, bakır vb. emtiaların fiyatlarında rekor seviyeleri görmeye devam edeceğimizi söyleyebiliriz. Bu bağlamda emtialar önümüzde 3-6 aylık dönemde hem hisse senetlerini hem de sabit getirilelerin üzerinde getiri sağlayabilir. Emtialara bağlı hareket eden hisse senetlerinin de karlılıklarındaki büyüme beklentisinin etkisiyle yüksek getiriler sağlayacağını düşünüyoruz.

Zayıf doların etkisiyle altın değer muhafaza aracı (store of value) olarak görülmeye başlandığından altının onsu spot piyasada 1570 dolar/ons seviyesine çıkarak rekor kırmış bulunmakta. Gümüş ise 28 yıldan bu yana yaşadağı en yüksek aylık artışı kaydederek 49 dolar/ons seviyesinde işlem görmektedir. Doların önümüzdeki dönemde FED politikalarının etkisiyle düşük seyretmeye devam etmesi ise altın ve gümüş fiyatlarının bir miktar yüksek seyretmesine neden olabilir. Hatırlanacağı gibi FED politika faizini krizin ağırlaştığı 2008 Aralık ayından bu yana %0 ve %0.25 aralığında oldukça düşük bir oranda tutmaya devam ediyor. Farklı bir bakış açısıyla bedava para olarak bakabileceğimiz doların zayıf seyri ise altın gibi değerli madenlere talebi patlatıyor ve böylelikle ciddi bir yukarı trend yaşanmasına neden oluyor.

öte yandan altının son 10 yılına baktığımızda 2001 yılından bu yana altın fiyatlarının 250 dolar/ons seviyelerinden 1550 dolar/ons seviyelerine yükseldiğini ve %520 oranında bir artış gösterdiğni görüyoruz. önümüzdeki 10 yıl içerisinde altının 2500 dolar/ons seviyesine yükselmesi durumunda bile artış 100% seviyesini aşamıyor. Bu bağlamda sadece teknik olarak altının “altın” yıllarını geride bıraktığını söylemek de yanlış bir çıkarım olmayacaktır. Ancak, yatırım fonları özellikle 2010 yılında portföylerinde altın ve altına bağlı hisse senetleri sayesinde %25’leri(ki bir fon için oldukça iyi bir getiri olarak düşünebiliriz) aşan getiriler sağlamış olduğundan, bu fonların kısa vadede pozisyonlarını kapatmalarını (şimdilik) beklemek büyük iyimserlik olacaktır.

Aynı zamanda FED faiz politikasının “bir süre” daha değişmeyecek olmasıyla, zayıf doların yeniden yönünü gelişmekte olan piyasalara çevirme ihtimali yüksek görünüyor. Geçtiğimiz hafta Bernanke’nin konuşmalarından sonra gelişmekte olan piyasalarda yaşanan hareketlilik ise bu tezimizi destekliyor gibi görünüyor. Bernanke’nin konuşmasının hemen ardından bir önceki haftanın kayıplarını kurtaran MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksi %0.3, çin %1.0, Brezilya %0.7 ve Türkiye IMKB endeksi ise %1.2’lik artış gösterdi. Elbette risk iştihanın artmasına neden olan bir diğer neden de Amerikan şirketlerinin beklenenden iyi açıklanan kar rakamları olduğunu da söylememiz gerekli.

Elbette FED politiklarının sıcak para girişini bir süre daha tetiklemesi enflasyondan çekinen gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları için alınan sıkılaştırıcı tedbirlerin devamı ve hatta ilave tedbirler anlamına gelebilir. çin merkez bankasının mayıs ayındaki toplantısında faiz artırımına gitmesi bekleniyor.

Tüm bu gelişmeler ışığında, kısa vadede spekülatörlerin kısa pozisyonları ve emtialardan yeterince getiri elde eden yatırımcıların kar satışları ve farklı politik gelişmelerin etkisiyle emtialarda geri çekilmeler yaşansa da bir süre daha emtialarda yönün yukarı olduğunu düşünüyoruz. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi özellikle altın ve gümüşte teknik olarak bir dirençten bahsedemesek de önümüzdeki dönemlerde FED’in ısınmaya karşı sıkılaştırıcı tedbirler almaya başlaması ve doların güçlenmesiyle emtialarda sert satışların da olabileceğini belirtmekte fayda var.

Osman GöKTAN

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası