Son Haberler

Gldobal piyasalarda pozitif beklenti var

18 Eylül’deki FED toplantısında FED’in tahvil alım miktarında değişime gitmeyeceğini açıklaması ile son dönemlerin en önemli gündem maddesi geride kalırken, global piyasaların gündemine bu kez de ABD’deki bütçe kısıntıları ve borç tavanına ilişkin endişeler oturdu. FED kararı sonrasında hisse senedi piyasalarında oluşan iyimserliğin, özellikle FED yöneticilerinden Bullard’ın tahvil alımlarının azaltılmasının Ekim ayında başlayabileceği mesajıyla bozulması, ABD Kongresi’nin bütçe tavanının artırılması konusunda anlaşmaya varamaması sonucunda ABD’de hükümetinin, Ekim ayında çalışamaz hale gelmesi ve borç tavanına ilişkin endişeler, piyasalarda satışları da beraberinde getirdi. Ekim ayının ilk iki haftasına yayılan satışların ardından, ABD Başkanı Obama’nın FED Başkanlığı için Janet Yellen’i aday göstermesi ve buna ek olarak bütçe ve borç tavanı konusunda uzlaşmaya varılacağı beklentileri, satış baskısının yerini yeniden yükselişe bırakmasında etkili oldu. Beklentilere paralel olarak ABD hükümetinin borçlanma limitinin dolacağı 17 Ekim öncesinde Cumhuriyetçiler ve Demokratların anlaşmaya varması ise hisse senedi piyasalarında yükselişlerin hız kazanmasına neden oldu. Bazı gelişmiş ülke piyasalarında hisse senetleri endeksleri yeni rekor seviyelere ulaşırken, diğer ülkelerde ise Ekim ayındaki kayıplar telafi edilmeye çalışıldı.

Ekim ayında Borsa İstanbul tarafında da yurt dışı piyasalardaki hareketlere paralel seyirler gözlendi. 18 Eylül’deki FED kararı sonrasında 80,000 seviyelerini aşan BIST, sonrasında yurt dışı piyasalardaki dalgalı seyirle önce 73,000 seviyelerine kadar geri çekildi.

Kurban Bayramı öncesinde ABD’de bütçe ve borç tavanı sorunlarının aşılacağı beklentilerini satın alarak 76,000 üzerine kadar yükselen BIST, bayram sonrasında, ABD‘de taraflar arasında uzlaşma olması ile birlikte yeniden 80,000 seviyelerine doğru hareketlendi.

ABD tarafında, global piyasalar üzerinde baskı unsuru olan konularda geçici de olsa bir uzlaşma sağlanması, global piyasaların Kasım ayına daha rahat girmesine neden olacak. Ancak, 30 Ekim’deki FED toplantısından çıkacak sonuçlar yine yakından izlenmeye devam edilecek. ABD tarafında başta istihdam ve büyüme verileri izlenmeye devam edilirken, gündemde geri plana itilen Suriye’ye ilişkin gelişmeler de piyasaların yakından takibinde olacak. Saydığımız gelişmelerde piyasa algısını bozacak bir değişme olmadığı sürece, global hisse senedi piyasalarında Kasım ayı genelinde Ekim ayına göre pozitif ya da en azından gelinen seviyelerin korunduğu bir seyir görebiliriz.

Geçtiğimiz ay 1300-1400 bandında seyreden altının onsu Ekim’de ise 1300’ün altına sarktı. Bunda temel sebep olarak FED’in tahvil alımlarıyla ilgili alacağı kararlar ile ABD hükümetinin borç limiti sorununu gösterebiliriz. Ekim ayının ilk yarısında, FED’in uyguladığı parasal genişlemeyi bu yılsonuna kadar azaltmaya başlayacağı beklentisi, altın fiyatlarını aşağı çeken unsur oldu. Altının ons fiyatının düşmesinin yanı sıra Dolar-TL kurunun 2’nin altına sarkması da iç piyasada gram bazında altının değer kaybına yol açtı.

Bununla birlikte ABD’nin bir türlü halledilemeyen borç limiti sorunu son güne kadar devam etti. ABD hükümeti harcamaları kısmak için kamu kurumu çalışanlarını ücretsiz izne gönderdi ve deyim yerindeyse kepenkleri kapattı. Hükümetin 16 gün boyunca kapalı kalmasının ardından Kongre uzlaşmaya vardı ve borç limiti sorunu Şubat 2014’e kadar rafa kalktı. Bu gelişmeler sonrası piyasada, Hükümetin kapalı kalmasının ülke ekonomisine verdiği zararlar yüzünden FED’in tahvil alımlarını azaltmayacağı beklentisi oluştu. Parasal genişlemenin devam etme ihtimali de altın fiyatlarını yükseltirken tekrardan 1300’lü seviyeler görülmeye başlandı. Altının yönü açısından bu ayın sonunda yapılacak olan FED toplantısından çıkacak kararlar oldukça önem arz ediyor. FED’in alımlara aynen devam etmesi durumunda altında 1410 seviyesi hedeflenebilir. Aksi yönde bir karar çıkması durumda ise 1270 desteği ön plana çıkabilir.

Eylül ayında tarihi zirveleri test eden dolar kuru ise 2.08 seviyesini gördükten sonra 1.93’e kadar geriledi. Global piyasada doların değer kaybetmesiyle gerileyen kura Merkez Bankası müdahale etmedi. Bu sebeple kurun ateşi sönmezken fiyatlar tekrar 2’nin üzerine çıktı. Ekim ayında ise TL’de açık bir şekilde değerlenme görüyoruz. Bu ay ABD hükümetinin borç limiti artışında uzlaşılamaması yüzünden 16 gün kapalı kalması, doların bütün para birimleri karşısında değer kaybetmesine yol açtı.

TL, diğer gelişmekte olan piyasa kurlarına göre göreceli olarak daha az değerlendi. Bu sebeple önümüzdeki günlerde TL’deki değerlenmenin sürmesini ve hatta 1.93 seviyesine ulaşmasını bekleyebiliriz. TL’nin 2 psikolojik seviyesinin üzerine çıkması ve orada kalıcı olması ise moralleri bozabilir.

Ekim ayına bakıldığında ABD’de yaşanan borç tavanı krizi nedeniyle doların tüm para birimleri karşısında değer kaybettiği görüldü. özellikle ABD Senatosu’nda Cumhuriyetçiler ile Demokratların sağlık reformları konusunda bir türlü uzlaşıya varamaması nedeniyle global piyasalarda tedirginlik iyice artmıştı. Daha sonrasında ise borç tavanı görüşmelerinden de netice çıkmaması nedeniyle Ekim ayı başında ABD hükümeti işlemez duruma geldi ve EUR/USD paritesinde yükseliş trendi başladı. Kamu çalışanlarının ücretsiz izne çıkarılması ve önemli ekonomik verilerin açıklanamaması nedeniyle çözüm arayışına giren Obama hükümeti bu süre zarfında Temsilciler Meclisi ile birçok görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeler neticesinde kapalı kalan ABD hükümeti 16 günün ardından tekrar açıldı.
Bu süre zarfında da EUR/USD paritesi 1.35 seviyesinden 1.3650’ye kadar çıkış gerçekleştirdi. Uzlaşı sonrası ABD hükümetinin temerrüt riski de ortadan kalkınca tüm gözler geçtiğimiz aylarda olduğu gibi tekrar FED’e çevrildi. Hükümetin kapalı kalması nedeniyle ABD’de istihdam piyasasının zarar göreceği endişeleri artarken, 22 Ekim’de açıklanan tarım dışı istihdam rakamları bunun en net sinyalini verdi. Beklentilerin altında kalarak 148,000 seviyesinde açıklanan tarım dışı istihdam verisi nedeniyle paritede sert çıkış yaşandı ve 1.3790 seviyesi test edilerek Kasım 2011’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşıldı. Şu anda piyasalarda FED’in uyguladığı aylık 85 milyar dolarlık tahvil alım programını 2014 yılının ortasına kadar devam ettireceği düşünülüyor. Bu düşüncenin gerçekleşmesi durumunda EUR/USD paritesi Ekim 2011’den bu yana görülen en yüksek seviye olan 1.4240’a kadar çıkış yapabilir. önümüzdeki ay ise ABD’de enflasyon ve istihdam gibi verilerin beklentiler dahilinde açıklanması durumunda paritede 1.36 ve 1.3515 destek seviyeleri olarak belirlenebilir.

Yurt dışındaki pozitif beklentilerimiz paralelinde BIST’de de 80,000 ve üzeri seviyeler gündeme gelecek. Ancak başta enflasyon verileri yakından takip edilerek, faiz ve kur tarafındaki gelişmeler, BIST’in yukarı performansı üzerinde belirleyici olacak. Alternatif piyasalarda bir bozulma olmadığı sürece BIST’in yurt dışı odaklı seyrini Kasım ayında da sürdürmesi beklenebilir. Ayrıca birçok şirket için 3. çeyrek mali verilerin son gönderilme tarihi olan 11 Kasım ve öncesinde gelecek mali veriler de, BIST’de şirket bazlı hareketlerin görülmesini beraberinde getirecek.

İçeriden Bakış
Osman Göktan
Şeker Yatırım Genel Müdürü

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası