Son Haberler

Hatıra mı kalsın bendeki Ergenekon

Ankara’nın en büyük ilçelerinden birisine Belediye Başkanlığı için bir zamanlar ben de aday oldum. Ne kadar da çaba sarf ettim. O zamanda her köşeden, her sokaktan, her mahalleden gelen ses müspet ve kazandık sesleriydi.

Gerek yazılı ve gerekse görsel basında aylardır Ergenekon denilen bir olaylar topluluğunu okuyor, görüyor, dinliyoruz. Bunları duydukça, okudukça adeta içimiz kan ağlıyor. Nice masum insanlar canını kaybediyor, haklarından mahrum oluyorlar. Bunların arkasında hep rütbeli asker, askerin arkasında da kendi ordusu mu var!

Yıllardır Avrupa: “Türkiye bir askeri idare ile idare ediliyor, bunun biran evvel sivil idareye dönmesi lazım. O zaman AB ile temas normale dönecek” deyip durdu. Oysa bizler hep iddia ettik; seçimleri parlamentoyu misal olarak göstererek ihtilalleri “hatalar zinciri” diye anlattık.
Şimdi düşünüyorum: “Ergenekon davaları denen Balyoz, çekiç v.s. hadiseler, üzerlerimizdeki oyunlar, seçimler ve bunlara katılanlar konu mankenleri mi?” Okudukça dinledikçe demek ki öyle demekten kendimi alamıyorum. Anarşi var deyip yapılan ihtila ve hemen anında kesilen olaylar. Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçilemiyor deyip yapılan ihtilal v.s. v.s. İhtilallerin dışında kalan sivillerdendik demek ki. Milletvekillerinin, Belediye Başkanlarının seçilmesinde ya seçmek için oy kullanıyor, ya da seçilmek için can siperhane çalışıyorduk. Seçiyor, seçiliyorduk da ipler kimlerin elindeydi! Bunlardan haberi olan da var, masum olanda.

Ankara’nın en büyük ilçelerinden birisine Belediye Başkanlığı için bir zamanlar ben de aday oldum. Ne kadar da çaba sarf ettim. O zamanda her köşeden, her sokaktan, her mahalleden gelen ses müspet ve kazandık sesleriydi. Sonuç, gece yarısı saat 04.00’de karar verildi: “Hayır kazanmış olan (T) dir. öyle olmak durumundadır. Aksi takdirde çankaya ilçesi seçimini iptal ederiz ve (M) kazanamaz” Bu pazarlığın içinde olanlar çaresiz, bilmeyenler masumane sessiz çırpınışlar içinde şöyle yapsaydık, şuralarda da çalışsaydık, acaba daha mı garantili olurdu düşünceleri, konuşmaları vs. Her yerde en güzel çalışmalar yapıldı ama ip onların elinde değildi demek ki.

İşte Ergenekon! Bunu teyit edici başımızdan geçen ufak bir olayı anlatmak istiyorum. İnsanın başından geçmedikçe bu tip olayları anlaması kabul etmesi kolay olmuyor. Düşünemiyor bile. “Demokrasi, adalet var, her şey aleni gizli oy açık tasnif var” deniyor. “Hadi canım sen de” derler ya zaman zaman “sen bunu külahıma” anlat. Halen oluyor mu?, bundan sonra da olur mu? Valla bilemem ileriki yıllarda yaşarsak görürüz.

1995 yılları idi, seçime çok az bir zaman kala mecburi bir şekilde bahse konu ilçede belediye başkanı adayı oldum. Zaman az olmasına rağmen iyi bir çalışma ile neticenin müspet olması için çalışan ve bizi destekleyenlerin cümlesi hem memnun hem de çok ümitli idi. Sandıklar açıldı, sayımlar yapıldı. Birleştirme tutanağına geçilirken yapılan hatalar topluluğuna vazifeli arkadaşlarımızın yanılmıyorsam tam kırk sandık için itirazları oldu. 2. Sandık Seçim Kurulu’nun itirazı kabul ederek yarın saat 14.00’de tutanakları karşılaştırırız kararıyla umutla oradan ayrıldık. Ertesi gün saat 14.00’de geldiğimizde, yetkili hâkim “aldığımız emirle karşılaştırmıyoruz” dedi. Partililer donmuş vaziyette çaresiz. “Ne olacak şimdi?” Yüksek Seçim Kurulu’na müracaat merasime tabi, ya aday, ya da ilçe başkanı formaliteleri tamlayarak müracaat edecekti. Her ikimizde müracaatımızı yaptık. Resmimize baktılar kendimizi gördüler, dilekçemizi aldılar v.s. 24 saat içinde cevap verilmesi gerekiyordu.

Aradan geçti otuz saat ses yok. Neticeyi almak için giden Avukata da “itirazınızı geri alıyorsunuz da neden hala geliyorsunuz” cevabı idi. Yine hayret, bir şey yok. Kim nasıl almış cevap yok. Ama bu arada şu ilçe seçimi iptal olabilir. Olursa ne olur? Büyük şehir belediye başkanlığını sizin partiniz kaybeder! Bu nasıl olacak elimizde çöp tenekesinden çıkan kofti oy pusulaları var haberi.
Ve biz saat 04.00’de seçimi kaybettik haberimiz yok!

Bir yıl sonra şu anda da devletin yüksek makamlarından birisinde olan bir bürokrat dostumuz. “hakkını helal et, seçim gecesi saat 03.00’de pazarlık oldu, buradan vazgeçmezseniz büyük şehri vermemek için çankaya ilçesini iptal ettiririz deyince senden vazgeçildi. Seni gözlem altına aldılar ve sen de bir ‘çıngar çıkartmayınca’ her şey güzel şekilde bitti.” dedi.

Buna ne diyebilirim ki? 18 adet belediye meclis üyesini bizim partimiz, 13 belediye meclis üyesini ise kazandırılan parti kazandı. Meclis üye sayısına göre de her şey aleni görülüyordu. Ama o kazandı! Aday olduğumuz Parti Başkanı rahmetli hocamızla birlikte yemek yerken partilerin “abi sen nasıl kaybedersin” diye sordukça Sayın Başkanımız babamın, kardeşlerimin hatırımı soruyor, parti başkan yardımcıları ses çıkarmıyor, bana da cevap verme fırsatı vermiyorlardı. Eh nihayet birisinde ” bazı işlere Rufailer karışır” deyip kestirince herkes rahat etti vesselam.

Bu yazıda fazla detaya girmeye gerek yok, hepsi bende isimlerle, olaylarla saklı kalan bir hatıra. Ama şunu düşünüyorum. İdare edenler başka, bizler konu mankeni mi idik? Gülerek şunu söylüyorum; yani ne yapalım? Ergenekon’a biz de mi müdahil olalım da biraz eğlenelim mi? Hey gidi demokrasi, her fırsatta övünülen nizam! Halkın kendi, kendisini idare etmesi, seçtiklerinin Vekil olması, Belediye Başkanı olması öyle mi dersiniz bu güne kadar. Haydi, hayırlısı rast gele!

M. Zeki SAYIN
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası