– ABD ile Venezuela arasında yeniden başlayan gerilim, Latin Amerika’yı aşarak tüm küresel enerji piyasalarını etkisi altına aldı. Çünkü Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip (303 milyar varil). Ayrıca küresel piyasaların şu sıralar en çok ihtiyaç duyduğu ürün olan ağır petrolün başlıca üreticisi. Bu nedenle Washington–Caracas hattındaki her kırılma, Türkiye dahil tüm petrol ithalatçılarının maliyet, tedarik ve fiyat istikrarını etkiliyor.
– Küresel ağır petrol arzı 2022–2025 arasında %11 daraldı. Suudi Arabistan’ın kesintileri nedeniyle piyasadan günlük 1,2 milyon varil ağır petrol eksildi. Meksika, iç tüketimi için ihracatı %35 azalttı. Rusya’nın ağır petrolünün yaklaşık %60’ı yaptırım altındaki “gölge filo” ile taşınıyor; bu da maliyeti artırıyor. Özetle; ağır petrolde 1,5–1,8 milyon varillik günlük küresel açık oluşmuş durumda. İşte bu nedenle ABD, Venezuela’nın yeniden devreye alınmasını stratejik bir zorunluluk olarak görüyor.
– ABD, Venezuela üzerindeki baskısını artırıyor. Çünkü; 2026–2027 için öngörülen ağır petrol arz açığı, IEA projeksiyonuna göre, küresel ağır petrol talebi yılda 500 bin varil artarken, arz aynı dönemde yılda sadece 120 bin varil artabiliyor. Bu açık fiyatları yukarı artırıyor. Çin’in Venezuela’daki etkisi ise iyice arttı. Nitekim Çin, PDVSA’ya 62 milyar dolar kredi verdi. Petrol sahalarında çalışan Çinli mühendis sayısı 5 bine yükseldi. Caracas’ın petrolünün %36’sı Çin’e gidiyor.
– Peki ABD ile Venezuela arasındaki gerginliğin artması, Türkiye için bazı fırsatları yaratıyor. Türkiye Venezuela’dan da petrol ithal ederek, tedarik çeşitliliğini güçlendirebilir. PDVSA’nın bakım ve modernizasyon ihtiyacı 15–20 milyar dolar seviyesinde. Bunun %10’unun bile Türk şirketlerine açılması milyarlarca dolar iş hacmi demektir. Türk armatörleri için yeni Atlantik rotaları yaratabilir. Türkiye, bu tabloyu iyi okuyabilirse çok kazançlı çıkar. Ancak bu fırsatlarla birlikte risklerin de olduğu bilinmelidir.
ABD ile Venezuela arasında yeniden tırmanan gerilim, Latin Amerika’yı aşarak tüm küresel enerji piyasalarını etkisi altına aldı. Bunun nedeni basit: Venezuela herhangi bir üretici değil. Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip (303 milyar varil). Ayrıca küresel piyasaların şu sıralar en çok ihtiyaç duyduğu ürün olan ağır petrolün (heavy sour crude) başlıca üreticisi. Bu nedenle Washington–Caracas hattındaki her kırılma, Türkiye dahil tüm petrol ithalatçılarının maliyet, tedarik ve fiyat istikrarını etkiliyor.
1.AĞIR PETROL ARZINDAKİ DARALMA – NEDEN BU KADAR KRİTİK?
Bugün dünya piyasalarının yaşadığı en büyük sıkıntı, tam da Venezuela’nın ürettiği türden düşük API’li, yüksek sülfürlü ağır petroldeki açık.
Bazı temel veriler:
* Küresel ağır petrol arzı 2022–2025 arasında %11 daraldı.
* Suudi Arabistan’ın kesintileri nedeniyle piyasadan günlük 1,2 milyon varil ağır petrol eksildi.
* Meksika, iç tüketimi için ihracatı %35 azalttı.
* Rusya’nın ağır petrolünün yaklaşık %60’ı yaptırım altındaki “gölge filo” ile taşınıyor; bu da maliyeti artırıyor.
* Kanada’nın ağır petrol kapasitesi, boru hattı kısıtları nedeniyle tam kullanılamıyor.
Sonuç olarak, ağır petrolde 1,5–1,8 milyon varillik günlük küresel açık oluşmuş durumda. İşte bu nedenle ABD, Venezuela’nın yeniden devreye alınmasını stratejik bir zorunluluk olarak görüyor.
2.CIA OPERASYONLARI VE ASKERÎ BASKININ ARKASINDAKİ ENERJİ HESABI
ABD’nin baskısını artırmasının üç temel nedeni var:
1) 2026–2027 için öngörülen ağır petrol arz açığı
IEA projeksiyonuna göre:
Bu açık fiyatları yukarı iterken rafinerileri de zorlayacak.
2) Çin’in Venezuela’daki derinleşen etkisi
Washington için bu, “arka bahçesinde” Çin’in yayılması demek.
3) Rusya’nın enerji ve askeri desteği
* Rus uzmanlar PDVSA’nın dört büyük rafinerisinin modernizasyonunda hâlihazırda çalışıyor.
* Venezuela’ya satılan Rus askeri ekipmanı 2020–2025 arasında %47 arttı.
ABD, bu tabloyu jeopolitik bir meydan okuma olarak okuyor.
3.KÜRESEL PETROL FİYATLARINA ETKİLER – SAYILAR KONUŞUYOR
Gerilimin tırmanmasıyla birlikte:
Bu, Türkiye gibi net ithalatçı ülkeler için hem enflasyon hem cari açık baskısı demek.
Türkiye 2024–2025 döneminde yıllık:
Türkiye ile Venezuela’nın son 6 yıldaki ilişkileri ağırlıklı olarak üç başlıkta şekillendi:
1) Ağır petrol ticareti
Türkiye’nin rafineri yapısı esnek olduğu için Venezuela petrolünü işleyebiliyor. Ancak ABD yaptırımları nedeniyle bu alan dikkatle yönetilmek zorunda.
2) Altın ve madencilik projeleri
Venezuela’nın altın rezervleri 8 bin ton seviyesinde tahmin ediliyor.
Türkiye bu alanda bir dönem önemli bir partner oldu; fakat ABD baskısı ticaret hacmini sınırladı.
3) PDVSA modernizasyon fırsatları
Venezuela rafineri sistemi kapasitesinin:
Bu tablo Türk müteahhitlik şirketleri, mühendislik firmaları ve enerji ekipmanı üreticileri için ciddi potansiyel yaratsa da yaptırım riski büyük.
5.TÜRKİYE İÇİN FIRSATLAR – SAYISAL ÇERÇEVE
1) Tedarik çeşitlendirmesi
Türkiye’nin ham petrol ithalatında kaynak çeşitliliği şöyle:
Venezuela, bu tabloda çeşitliliği güçlendiren bir unsur olabilir.
2) Rafineri modernizasyon projeleri
PDVSA’nın bakım ve modernizasyon ihtiyacı 15–20 milyar dolar arasıdır.
Bunun %10’unun bile Türk şirketlerine açılması milyarlarca dolar iş hacmi demektir.
3) Petro-kimya iş birlikleri
Ağır petrol, petrokimya için de stratejiktir.
Türkiye’nin petrokimya ithalatı yıllık 14 milyar dolar.
4) Lojistik ve deniz taşımacılığı
Türk armatörleri için yeni Atlantik rotaları yaratabilir.
6.RİSKLER – SAYISAL VE SİYASİ ANALİZ
Fırsatlar kadar ciddi riskler de masada:
1) ABD yaptırım riski (en büyük tehdit)
Türkiye’nin 2018–2023 dönemindeki yaptırım uyum ihlalleri nedeniyle ödediği para cezaları toplam 780 milyon doları buldu. Venezuela dosyasındaki hata, çok daha yüksek maliyet doğurabilir.
2) PDVSA’nın finansal çöküşü
PDVSA’nın toplam borcu 150 milyar dolar. Ödeme riskleri, Türkiye dahil tüm yatırımcılar için tehdit.
3) Çin ve Rusya’nın rekabet gücü
Çinli şirketler kredi, teknoloji ve siyasi arka plan sağlayabiliyor. Türkiye bu ortamda ikincil oyuncu konumuna düşebilir.
4) Artan petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisine doğrudan etkisi
Petrolün 110 dolar seviyesinde kalması hâlinde Türkiye’nin yıllık enerji faturası:
Bu, kur ve enflasyon üzerinde güçlü baskı yaratır.
7.SONUÇ: YENİ ENERJİ DÜZENİ VE TÜRKİYE’NİN ROLÜ
ABD–Venezuela gerilimi, yalnızca Maduro’nun iktidar mücadelesi değildir.
Bu kriz aynı zamanda:
Türkiye bu tabloyu iyi okuyabilirse:
gibi alanlarda dikkatli ama fırsatçı bir pozisyon alabilir. Ancak her adım, ABD yaptırımları, Çin–Rusya rekabeti, PDVSA’nın mali durumu ve küresel petrol fiyatlarının seyri göz önüne alınarak atılmalı.
Bugün sorulması gereken soru artık şu değildir:
“Venezuela’da ne olacak?”
Asıl soru şudur:
“Türkiye, her varilin politikleştiği yeni enerji düzeninde nerede duracak?”
Mehmet Öğütçü
Global Resources CEO
ogutcu@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Bir dahaki sefere yorum yaptığımda kullanılmak üzere adımı, e-posta adresimi ve web site adresimi bu tarayıcıya kaydet.
Δ
This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.