Son Haberler

Kurdaki belirsizlik risk oluşturuyor

Son bir yıl içinde TL’nin gelişmiş ülke para birimlerine karşı %30’un üzerinde değer kaybetmesi ekonomik gündemimizin ilk sırasında yer alıyor. Eylül ortalarına geldiğimiz bu dönemde, makroekonomik göstergelere baktığımızda, enflasyon %8, faizler %11 ve büyüme %4 seviyelerinde seyrediyor. Ayrıca cari işlemler açığı ise GSMH’nin %4-5 seviyesine gerilerken bütçe disiplini de korunuyor. Kur dışında makroekonomik değişkenlerde ciddi bir bozulma yokken Türkiye CDS’lerinin seviyesi ile Borsa İstanbul performansı beklentileri yansıtmaları açısından önem kazanıyor. Diğer taraftan kredi derecelendirme kuruluşları tarafından Türkiye’nin kredi notu herhangi bir değişiklik olmadan aynen korunarak yatırım yapılabilir seviyede tutuldu. FED, beklentilere uygun olarak faizleri değiştirmeyerek piyasalar için korkulu rüyanın devam etmesini sağladı.

Sadece CDS fiyatlarına bakarak ülke notunun eleştirilmesi doğru ama…

Türkiye’nin kredi derecelendirme notunun Kasım 2012 ve Mayıs 2013 tarihlerinde artırılmasından önce Türkiye CDS’lerinin yatırım yapılabilir ülkeler seviyesine düşmesine rağmen ülke notunun artırılmaması ya da gecikmeli olarak artırılması eleştiri konusu olmuş idi. 2015 yılında da Türkiye CDS’lerinin fiyatlarında meydana gelen yükseliş bu kez de ülke notunun düşürülüp düşürülmeyeceği konusunu yine gündeme getiriyor. Ancak, kredi derecelendirme kuruluşları, metodolojilerine uygun olarak yine temkinli davranarak hareket ediyor. CDS fiyatlamalarının aksine rating, temel ekonomik göstergeleri orta-uzun vadeli perspektifte değerlendiriyor. Ama CDS fiyatlaması tek başına önemli bir gösterge olmasa bile piyasa oyuncularının beklentilerini yansıtması açısından dikkate alınması gereken bir faktördür. Bunun göz ardı edilmemesi ve takip edilmesi de gerekiyor.

TL aşırı değer mi kaybetti yoksa olması gereken seviyelerde mi?

İçinde bulunduğumuz 2015 yılında TL’nin hızlı değer kaybetmesi dışında makroekonomik değişkenlerde ciddi olumsuzluk henüz gözlenmemektedir. Bu dönemde her ne kadar tüm gelişmekte olan ülke para birimleri değer kaybetmiş olsa da TL en hızlı değer kaybeden para birimlerinin başında geliyor. Bunun nedenlerinin başında ülkede Haziran seçimlerinden sonra hükümet kurulamaması, içerde yaşanan huzursuzluk ve çatışma ortamı ile Merkez Bankası’nın tercihleri geliyor. Temel olarak USD ve Euro’nun geldiği seviyeler ihracatı teşvik etmesi bakımından olumlu bir gelişme olarak görülebilir ve bunun cari işlemler açığına katkısının görülmesi gerekir. Ancak bunun için ihraç ürünlerimizin kompozisyonu önemli hale geliyor. Cari işlemler açığının halen devam etmesi ve bulunduğu seviyenin ise halen sürdürülebilir olmaktan uzak olması ise TL’nin halen daha değer kaybedebileceğine işaret ediyor.

Kurdaki artış enflasyon, işsizlik, faiz ve banka bilançoları üzerine olumsuz etki yapabilecek duruma geldi.

TL’nin hızlı değer kaybetmesinin başta enflasyon olmak üzere etkileri 2015 yılında gerek seçimler nedeniyle ve gerekse de FED faiz artış beklentisiyle Kasım seçimlerinden sonraya ertelenmiş görünüyor. Yılın muhtemelen son aylarında kurlarda meydana gelen artış fiyatlara yansıtılmaya başlanacak ve bunun sonucunda da piyasa faizlerde düzeltmeye gitmek durumunda kalacaktır. Diğer taraftan, kurdaki artışlar yılsonundan itibaren firmaların borç ödeme kapasitesini olumsuz etkilemeye başlayacaktır. Bu da bankacılık sisteminin gecikmiş alacaklarının artmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla şimdilik sadece kurlarda artış olarak ortaya çıkan ekonomik görüntüdeki değişikliğin diğer temel ekonomik göstergeleri de olumsuz yönde değiştirme aşamasına geldiği dikkate alınmak durumundadır. Seçimlerden sonra kurulacak hükümetin karşı karşıya kalacağı ekonomik tablo hükümetin kurulup kurulmayacağı veya nasıl bir hükümet kurulacağı sorularının cevaplarıyla büyük değişlik gösterebilecektir.

Rafi KARAGöL

JCR Eurasia Yönetim Kurulu Bşk.Vekili

EACRA Yönetim Kurulu üyesi

Eylül/2015

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası