Son Haberler

Piyasalar için 2015`in ikinci yarısı başlıyor

FED’in faiz artırımına ilişkin piyasa algısı, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki sermaye akımlarıyla birlikte sermaye piyasalarında etkili oluyor. Piyasa katılımcıları açısından ABD ekonomisinin performansı büyük bir önem taşıyor.

Yılın ikinci yarısına başlamaya hazırlanan uluslararası mali piyasalar, son aylarda oldukça yoğun bir gündem ile karşı karşıya. İçeride seçim sonuçlarının getirdiği belirsiz süreç piyasalar üzerinde etkili olurken, küresel piyasalarda ise ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırım zamanlaması ve temposuna ilişkin beklentiler ön plana çıktı. Ayrıca Yunanistan’ın içinde bulunduğu durum ve Euro Bölgesi ndeki konumunun yeniden sorgulanması piyasaları huzursuz eden önemli gelişmeler arasında yer aldı. Kritik başlıkların gündeme damgasını vurduğu Haziran ayının ardından Temmuz ayında da mali piyasaları yine yoğun bir dönem bekliyor.

FED’in faiz artırımına ilişkin piyasa algısı, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki sermaye akımlarıyla birlikte sermaye piyasalarında etkili oluyor. FED’in merakla beklenen, Haziran ayındaki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından yapılan açıklamalar, Banka yetkililerinin çoğunun, faiz artırımı için aceleci davranılmaması gerektiği yönünde görüş bildirdiğine dikkat çekti. FED’in para politikasını daha yavaş bir tempoda normalleştireceği düşüncesine destek veren bu ipucu, 17 Haziran akşamındaki açıklamalar sonrasında uluslararası piyasalarda ABD’nin para biriminin değer kaybetmesine neden olmuştu. FED Başkanı Janet Yellen ve ekibinin ağırlıklı olarak Eylül ayında bir faiz artırım kararı alacağı düşünülüyor. Ancak dünyanın en büyük ekonomisinden gelecek makro-ekonomik göstergelerin, yetkilileri yıl içerisinde ikinci bir faiz artırımına gitme konusunda ikna edip edemeyeceği halen kritik bir soru olarak kalmaya devam ediyor. Piyasa katılımcıları açısından ABD ekonomisinin performansı büyük bir önem taşıyor.

Avrupa’nın gündeminde ise Haziran ayı içerisinde, ağırlıklı olarak Yunanistan ve kreditörleri arasındaki pazarlıklar oldu. Kıtadaki taşların yerinden oynamasına neden olma potansiyeli taşıyan “sorunlu ülkenin” temerrüde düşme ihtimali, dünyanın en çok konuştuğu manşetler arasında yer aldı. Atina yönetimi ve kreditörlerinin reform listesi üzerinde uzun bir süre uzlaşma zemini sağlayamamaları Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çıkışını gündeme taşırken, piyasalarda da gerilimin artmasına neden oldu. Yazımızı kaleme aldığımız Haziran ayı sonlarında, Avrupalı yetkililer, Yunanistan’ın IMF’ye olan ödemesi (30 Haziran) öncesinde acil bir zirve düzenleme kararı almışlardı. Uzun bir süre gündemde yer alan ilgili ülkenin Euro Bölgesi’nden çıkması düşük bir ihtimal olarak görülse de, Yunan Maliye Bakanı Varoufakis’in sözleri ile “yaşanacak olası bir kaza” ile Yunanistan’ın parasal birlikten ayrılmak zorunda kalması, uzun vadede domino etkisi yaratarak Euro Bölgesi ekonomisinin prestijini zedeleyebilecek bir faktör olarak görünüyor.

Avrupa ve ABD mevcut gündemini yılın ikinci yarısı ile daha kritik bir döneme taşımaya hazırlanırken, siyasi gündemin de etkisi ile yurtiçi piyasaları zorlu bir süreç bekliyor.

—————

Haziran ayı özellikle, gerçekleştirilen genel seçimler ve ortaya koyduğu sonuçlar ile yurtiçi piyasalar için en önemli temel faktör oldu. Tüm Avrupa’nın yakın mercek altına aldığı Türkiye’nin son yıllardaki en kritik oylaması, hiçbir siyasi partinin tek başına hükümet kurmasına yetecek çoğunluğu sağlayamadığı bir tablo ortaya koydu. Sermaye piyasaları, koalisyon hükümeti ve erken yeniden seçim arasında kalmanın getirdiği belirsizlik ile 7 Haziran sonrasındaki süreç içerisinde yön bulmakta zorlandı.

Piyasalar yapısal reformları sürdürmedeki kararlılığı, güven ve istikrar ortamı açısından tabanı güçlü olan bir siyasi irade olsun ister. Bu durum aynı zamanda yabancı yatırımcıların olumlu bakışını sürdürmelerini ve sermaye girişini de destekler. 12 yıl gibi uzun süre tek parti hükümetinin etkin olduğu piyasaların önünde şimdi, koalisyon alternatifleri ve azınlık hükümeti gibi senaryolar var. Bu senaryoların gerçekleşmemesi durumunda ise yeniden seçim dolayısıyla da yeni bir belirsizlik dönemi oluşabilir. Tüm olasılıkları dikkate alıp süreç netleşinceye kadar izleyip temkinli olmakta fayda var.

Temmuz ayı ile yılın ikinci yarısına başlayacak küresel piyasalar için Yunanistan’a ait yeni gelişmeler önemli gündem maddeleri arasında ilk sıralarda olacak. Ayrıca FED’in 29 Temmuz’da tamamlanacak FOMC toplantısından sonra faiz artırımı için bir ipucu verip vermeyeceği kritik bir önem taşıyor. Yurtiçinde ise siyasi belirsizliğin tonu yatırımcıların risk algısında etkili olabilir. Ayın başında yayımlanacak enflasyon göstergeleri sonrasında, TCMB’nin 23 Temmuz tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz oranlarına ilişkin yapılacak değerlendirmeler, yılın kalanında Merkez Bankası’nın rotası hakkında bilgiler verebilir. özetle, Avrupa ve ABD mevcut gündemini yılın ikinci yarısı ile daha kritik bir döneme taşımaya hazırlanırken, siyasi gündemin de etkisi ile yurtiçi piyasaları zorlu bir süreç bekliyor.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası