Temel ekonomik sorunlar, nasıl çözülür?

*İç talebi canlı tutmak, yatırım harcamaları için kaynak yaratmak ve dönemsel dış borç ödemelerini yönetmek Türk ekonomisinin öncelikli ve temel hedefleridir: Mevcut konjonktürde sabit sermaye kayıplarını önlemek için iç talebi canlı tutmak, yatırım harcamaları için kaynak yaratmak ve dış borç ödemelerini yönetecek bütünsel ve şeffaf bir Maliye ve Para Strateji Planı oluşturulmalı.

*Üretime, gelire ve tüketime dayanmayan vergilerin tamamen iptal edilmesi ve kapsamlı bir vergi reformunun yapılması, tüketime dayalı vergilerin ise payının azaltılması zorunlu hale geldi. Pandemi tarafından etkilenen bu dönemde kamu, üretim ve tüketim taraflarına kredi mekanizmalarından ziyade esas olarak karşılıksız, çeşitlendirilmiş ve artırılmış gelir aktarım mekanizmalarını devreye almalı

*Kamunun üretimden ziyade alt yapı yatırımlarını sürdürmesi, mali piyasaların serbestliğinin devam ettirilmesi, ekonominin dış rekabete açık halde tutulması sermaye birikimini ve refah seviyesini artıracak: Ayrıca kurumların bağımsızlığının korunması,  Ar-Ge, bilişim ve iletişim teknolojilerinin kamusal olarak kalıcı bir şekilde desteklenmesi, bankacılık sektörünün risk yönetim disiplininin korunup daha da geliştirilmesi, ulusal sermaye birikimini ve verimlilik artışını destekleyecek ve güçlendirecek diğer ana başlıklardır.

*Sektörlerin tamamında büyük balık küçük balığı yutacak şekilde yatay ve dikey bütünleşme arayışları başlamıştır. Rekabet Kurumu’nun bu konjonktürde, şirket birleşmelerinin yaygın hale gelmesine izin vermemesi ve engel olması bir zorunluluktur. Zira üretim birimlerinin bu türlü birleşmeleri, üretim dağılımındaki yaygınlığı azaltıp tekelleşmeye sebep olacağı için genel fiyat istikrarının daha da bozulmasına yol açacak.

Otomotiv sektörü ihracat pazar potansiyelini koruyor: Türkiye ekonomisinin ihracatının itici gücü olan otomotiv sektörünün ihracat hacmi en fazla düşen sektör olmakla beraber, Avrupa ülkelerinde normalleşme hızı arttıkça toparlanması zor olmayacak ve pazar potansiyeli korunacak.

Türkiye ihracat pazarlarının Çin tarafından doldurulma riskinin telafisi için politikalar geliştirilmeli: Türkiye’nin AB pazarları dışında daralan ve hedeflenen ihracat alanlarının Çin tarafından doldurulma riski belirmiş olup, bu riskin bertaraf edilmesine yönelik politikalar oluşturulmalı.

AB ülkelerinde genel talebin canlanma seyri Türkiye ihracatı için temel belirleyici faktördür. Dolayısıyla AB ilişkilerinin mevcut önemi Türkiye açısından devam ediyor.

Hazır giyim ihracatındaki pazar kayıpları yılın ikinci yarısının sonuna doğru tekrar yukarı yönlü ivme kazanacak olmakla beraber, yılın tamamını net kayıpla kapatacak.

Salgın döneminde en fazla kamusal destek ihtiyacı makina sektörü tarafından hissedildi: İhracata yönelik çalışan makina sektöründe üretim hacmi en düşük, en verimsiz ve en maliyetli dönemine girmiş olması nedeniyle, en fazla kamusal destek görmesi gereken sektörlerin başında geliyor.

KÜÇÜK ÖLÇEKLİ İŞYERLERİ FAALİYETLERİNE GERİ DÖNMEKTE ZORLANIYOR

Küçük ölçekli işyerlerinin önemli bir kısımı faaliyetlerine geri dönmekte zorlanıyor.

Sektörlerin tamamında büyük balık küçük balığı yutacak şekilde yatay ve dikey bütünleşme arayışları başlamıştır.

Rekabet Kurumu’nun bu konjonktürde, şirket birleşmelerinin yaygın hale gelmesine izin vermemesi ve engel olması bir zorunluluktur. Zira üretim birimlerinin bu türlü birleşmeleri, üretim dağılımındaki yaygınlığı azaltıp tekelleşmeye sebep olacağı için genel fiyat istikrarının daha da bozulmasına yol açacak.

Üretim ve hizmet devamlılığında toplumsal yarar görülen firmalar arasında faaliyet devamlığı zorlaşanlara kamun tarafından kısmı ve stratejik ortak olma yoluyla likidite aktarılmalı.

Ara malı ithalatı kısıtlamaları ekonomik büyümeyi zorlaştırıyor. İthalat kısıtlamalarının temel nedeni azalan döviz kazanma kabiliyeti olup, bu gerçekle ara malı ithalatı arasında ilgi kurulamaz. Döviz ihtiyacının giderilmesi için ilave ihracat pazarları yaratılması ve üretim yapılması gerekiyor.

Üretime, gelire ve tüketime dayanmayan vergilerin tamamen iptal edilmesi ve kapsamlı bir vergi reformunun yapılması, tüketime dayalı vergilerin ise payının azaltılması zorunlu hale geldi.  

Finansal piyasalar, getiri-risk analizi ve risk disiplini süreçlerinin dışında kalan yollarla kaynak kullandırımlarına zorlanmamalı.

KARŞILIKSIZ, ÇEŞİTLENDİRİLMİŞ VE ARTIRILMIŞ GELİR AKTARIM MEKANİZMALARINI DEVREYE GİRMELİ

Pandemi tarafından etkilenen bu dönemde kamu, üretim ve tüketim taraflarına kredi mekanizmalarından ziyade esas olarak karşılıksız, çeşitlendirilmiş ve artırılmış gelir aktarım mekanizmalarını devreye almalı: Ancak, kamu harcamalarının artırılması ve bütçe dengesindeki bozulmanın önemsenmemesi, sadece talebin yavaşladığı ekonomik devrelerin gerekli politikası olmakla beraber, ekonomik büyümede verimlilik, refah ve istihdam artışlarında kamu harcamaları kalıcılık sağlayamaz.

Refahın temel kaynağı üretim artışıdır. Ancak, kamusal erke dayanan yapılarla üretim artışı sürekliliğini koruyamaz.

Üretim artışları yeni ve ilave yatırımlara değil, büyük çoğunlukla mevcut eksik kapasiteye dayalı olarak yapıldığı için, işsizlik oranını eritecek güce ulaşması beklenmiyor. Ayrıca gelir erozyonu, özel kesimin tüketim harcamalarını kısa ve orta dönemde sınırlamaya devam ediyor.

Çok uluslu tedarik zincirlerinin Türkiye’ye kayma seçeneğinin tercihi halinde, salgın hastalığının bundan sonraki küresel etkilerinden muaf kalarak pozitif ayrışmak, Türkiye için yılın ikinci yarısından itibaren mümkündür: Çokuluslu tedarik zincirlerinin Türkiye’ye kayma seçeneğinin tercih edilmesini kolaylaştırmak için, ekonomik politikalarda yatırımcı algısını düzeltme amacının öncekli hale getilmesi gerekir.

PARA VE DÜŞÜK FAİZ POLİTİKASI ÜRETİM POTANSİYELİNİ DESTEKLEMEYE YETMİYOR

Para politikasının ve TL-Döviz üzerindeki kısıtlayıcı ve düşük faiz politikalarının topyekûn olarak değiştirilmesi halinde, iktisadi faaliyetler daha rahat toparlanabilir: Zira, para politikası ve TL-Döviz üzerindeki kısıtlayıcı ve düşük faiz politikaları değiştirilmeden, mevcut parasal ve mali tedbirlerin gücü üretim potansiyelini desteklemeye yetmiyor.

Enflasyondaki yavaşlamayı sürükleyen enerji, metal ve emtia grubu fiyatları, para politikasının ve Merkez Bankası’nın kontrolünde olmayan ve yılın ikinci yarısından itibaren artmaya başlayacak olan dışsal risk kalemidir: Enflasyon kalemleri içerisinde önemli artış gösteren gıda fiyatlar ise etkin yönetilemedi.

Döviz kurunda görülen yükselişin etkileri, otomobilde olduğu gibi daha fazla ertelenemeyecek ve gecikmeli de olsa eninde sonunda temel mal grubunun yıllık enflasyonuna yansıyacak.

Hizmet ve ulaştırma gruplarının fiyatları salgın döneminde hareketsiz kaldığı için son ayların enflasyon hesabı düşük gözüküyor.

İstihdam kayıpları daha çok kayıt dışı çalışanları kapsadığı için işsizlik probleminin gerçek boyutları istatistiklere yansımıyor. Ayrıca işgücüne katılımdaki düşüşte matematiksel olarak işsizlik oranının olması gerekenden daha düşük gözükmesine neden oluyor.

Kısa çalışma ödeneği, işsizlik sigorta fonu ve cari transferler aracılığıyla sağlanan destekler, işsizliğin sebep olduğu talep zayıflığını şu ana kadar kısmen de olsa dengelemiş olmakla beraber, bu desteklerin sürdürülebilir olması gerekir. 

YATIRIM HARCAMALARININ DIŞ KAYNAKLAR OLMADAN SÜRDÜRÜLEMEYECEĞİ SOMUT BİR GERÇEKLİKTİR

Türkiye ekonomisi açısından, iç talep Merkez Bankası kaynaklarıyla, yatırım harcamaları da dış kaynaklarla finanse edilmek zorundadır: Türkiye ekonomisinin pandemi kaynaklı daralmasının telafisi için, iç talep harcamalarının eninde sonunda Merkez Bankası kaynaklarıyla sağlamak zorunda kalınacağı, yatırım harcamalarının ise dış kaynaklar olmadan sürdürülemeyeceği somut bir gerçekliktir.

İç talebi canlandırma amaçlı bankacılık sektörünün vereceği kredilerin faiz yüklerinin nihai borçlusu hazine, finasörü ise Merkez Bankası olmalı ve kısa dönem için maliyet toplumsallaştırılmalı: İç talebi canlı tutmak amacıyla, çerçevesi objektif olarak belirlenen özellikli banka kredileri ile büyüme ve istihdan sağlamaya yönelik yatırım harcamalarına ilişkin kredilerin faiz yükleri en az bir yıllık dönem için bizzat hazine tarafından karşılanmalı. Hazine ise üstleneceği bu faizi MB’na yıllık vadelerle satacağı tahvillerden elde edeceği nakitle karşılayarak yükü toplumsallaştırmalı.

EKSİ REEL FAİZ POLTİKASI MEVCUT KONJONTÜRE UYGUN DEĞİLDİR.

Dış kaynak temin etme ihtiyacı açısından, eksi reel faiz poltikası mevcut konjontüre uygun değildir.

Özel sektörün yıllara sâri birikimli KDV alacakları Hazine tarafından hızlıca ödenmesi tüm sektörlerin çalışma sermayesi zafiyetlerini azaltacaktır: Kamunun reel sektöre karşılıksız olarak taşıttırdığı KDV alacakları hazine tarafından hızlıca ödenmeli ve reel sektörün birçoğunda eksiye dönen işletme sermaye ihtiyaçları kısmen rahatlatılmalı.

İç talebi canlı tutmak, yatırım harcamaları için kaynak yaratmak ve dönemsel dış borç ödemelerini yönetmek Türk ekonomisinin öncelikli ve temel hedefleridir: Mevcut konjonktürde sabit sermaye kayıplarını önlemek için iç talebi canlı tutmak, yatırım harcamaları için kaynak yaratmak ve dış borç ödemelerini yönetecek bütünsel ve şeffaf bir Maliye ve Para Strateji Planı oluşturulmalı.

Ekonomik büyümenin ana unsurları ve aynı zamanda sonuçları olan sermaye birikimi, teknolojik gelişme ve istihdam artışı birbirini karşılıklı olarak etkileyen ve besleyen zincirin en önemli halkalarıdır: Sermaye birikimi ekonomik büyümesinin en temel unsuru olup, sermaye birikimini hızlandıramayan ekonomiler istihdam, verimlilik, refah konularını çözemez. Ekonomik büyümenin en önemli unsurlarından birisi sermaye stokudur.  Zira mal ve hizmet üretme yeteneğinin/kapasitesinin en temel göstergesi, istihdam ve verimlilik sağlamanın, ülke refahının artırılmasını temel sebebi sermaye birikiminin seviyesidir.

Maliye, gelirler ve para politikalarıyla iç talebi büyüterek iç pazar ölçeğini büyütmek desteklenmeli ve sürüdürülmeli.

Türkiye ekonomisinde büyümenin sürükleyici gücü, tüm dönemler için sermaye birikimidir: Sermaye birikimi yok ise ortaya çıkan büyüme kalıcı ve sürdürülebilir bir refah artışı sağlayamaz.

Yerli ham maddeye dayalı tüketim mallarında, ithal ikamesi politikası desteklenmeli ve sürdürülmeli: Bu kapsamda, tüketim malları ithalatına getirilen kısıtlarla özel sektör için karlı bir iç pazar oluşturulmaya çalışılması desteklenmeli. Ancak ara malları ithalatına getirilen kısıtlar karlı bir iç pazar oluşturamaz.

TARIMA SEKTÖRÜNDEN SANAYİ SEKTÖRÜNE KAYNAK AKTARILMA MEKANİZMALARI TEKRAR CANLANDIRILMALI

Tarım sektöründen sanayi sektörüne kaynak aktarılma mekanizmaları tekrar canlandırılmalı, tarımsal makinalaşma hızlandırılmalı.

Türk Lirası’nın değeri korunmadan ve düşük reel ücret seviyeleri yükseltilmeden, reel faizlerin düşük ya da negatif tutulması sermaye yoğun yatırımları özendirmeyecek ve sermaye birikim sürecine katkı yapamayacak.

İşgücü piyasasında ve döviz piyasasında ekonominin karşı karşıya kaldığı zorluklar, politik ve fiyat istikrarsızlıklarının ekonomik büyümeyi engellemesi önlenmedikçe devam edecek. 

Kamunun üretimden ziyade alt yapı yatırımlarını sürdürmesi, mali piyasaların serbestliğinin devam ettirilmesi, ekonominin dış rekabete açık halde tutulması sermaye birikimini ve refah seviyesini artıracak: Ayrıca kurumların bağımsızlığının korunması,  Ar-Ge, bilişim ve iletişim teknolojilerinin kamusal olarak kalıcı bir şekilde desteklenmesi, bankacılık sektörünün kazandığı risk yönetim disiplininin korunup daha da geliştitilmesi, ulusal sermaye birikimini ve verimlilik artışını destekleyecek ve güçlendirecek diğer ana başlıklardır.

Kamusal denge ve pozisyonlar, genel borç krizine yol açacak risk alanında değildir: Pandemi, TCMB ve Hazine başta olmak üzere tüm kamusal birimlerim fon-nakit ve bilanço dengeleri üzerinde önemli yük oluşturmakla birlikte, ülke düzeyinde ödemeler dengesi ve borç krizine yol açacak risk düzeyine oldukça uzaktır.

Pandemiyle birlikte doğal olmayan yollarla giderek bozulan kaynak dağılım süreçleri, sektörlerarası, kurumlararası ve kişilerarası haksız sermaye transferlerine yol açmıyor: Parasal tabanının hızlıca genişlemeye devam etmesi, teşvikli paketlerle kamu bankalarının kredilendirme disiplin süreçlerinin ikinci plana itilmiş olması, bilanço ve finansal tablolarda fon ve nakit açıklarının giderek artıyor olması doğal olmayan yollarla ekonomide kaynak dağılımını bozmakta ve haksız sermaye transferlerine neden oluyor.

Giderek zayıflayan ekonominin verimlilik gücünün toparlanması ve haksız sermaye transferlerinin önlenmesi için kaynak dağılım süreçlerindeki bozulmaların bir an önce önlenmesi gerekir. 

Parasal Tabanda ortaya çıkan yüksek tutarlı genişlemeyle elde edilen olanak ve maliyetlerin toplumsallaşabilmesi için kaynak ve kullanım alanlarının kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılması esastır.  Aksi durumda parasal büyüme olgusu, gelecek dönelerde fiyat istikrarının üzerinde önemli risk unsuru olmaya başlayacak.

Kıdem tazminatı mekanizmasının değiştirilmesine ilişkin devam eden tartışmaların, özel sektörün işletme sermayesi sıkışıklığı içerisinde olduğu bu konjonktüre denk gelmesi beklenen faydayı azaltacak ve yasalaşması halinde de ekonomi üzerinde sınırlayıcı etki yapacak.    

Ekonomik durgunluğun, kredi ve borçlanma olanaklarının artışına dayalı tüketimi artırıcı kamusal teşvik ve önlemlerle aşılmaya çalışılması teknik olarak tek başına olumlu netice vermeyecek. 

Arz ve Tüketimi eş zamanlı canlandıracak kaynak ve maliyetlerin, kamu öncülüğünde adilane toplumsallaştırılması yoluyla ancak bu pandemi süreci atlatılabilir: Bütçe açıkları ve işsizlik oranlarının artacağı, büyümenin ise negatif seviyelere düşeceği varsayımlarına dayalı olarak mal ve hizmet piyasaları, işgücü-sermayedarlar, hane halkı, kamu kesimi bu sürecin taraflarıdır. Ancak dış alem ve dış alemi ilgilendiren süreçler, ekonomiyi canlandırıcı maliyetlerin toplumsallaştırılmasının dışında bırakılmalı, sermaye kontrolüne ilişkin girişimler sonlandırılmalıdır.

Orhan ÖKMEN

Sesmir Yönetim Kurulu Başkanı

okmen@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası