Son Haberler

TÜRK HAVACILIK SEKTÖRÜNDE DEVRİM

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü, 1933 yılında Atatürk’ün imzası ile kuruldu. İlk yıllarda Türkiye’de, “havacılık” adına ne varsa bu kurumun içerisinde yeraldı. Hatta 1954 yılına kadar Türk Hava Yolları bile DHMİ’ye bağlıydı. Devlet Hava Meydanları İşletmesi, havaalanı işleten ve Türkiye hava sahasında, hava trafiğini yöneten bir kurum olarak faaliyetlerine sürdürüyor. Statü olarak Kamu İktisadi Teşebbüsü olan DHMİ’nin sermayesinin tamamı Hazine’ye ait. Ulaştırmanın bir kolu olarak faaliyet göstermesi nedeniyle Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın da ilgili kuruluşu olan DHMİ; ulaştırma denizcilik ve haberleşme bakanlığının çizmiş olduğu vizyonla hizmet sunuyor.

Türk hAva sahasını kullanan tüm uçakları kontrol eden Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin; görev kapsamında havaalanı işletmeciliği, havaalanları inşası ve terminal binaları yapımı bulunuyor. 8.500 kişiyi istihdam eden ve bu yıl öz kaynaklarıyla 450 milyon lira tutarında yatırım yapmayı planlayan DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal ile kurumun dünden bugüne uzanan faaliyetlerini ve geleceğe dair projeksiyonunu konuşmak için kurumun, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki merkezinde bir araya geliyoruz. Henüz 24 yaşındayken DHMİ’de; hava trafik kontrolörü olarak işe başlayan ve bugün kurumun en tepesine kadar tırmanmayı başaran Oran Birdal, görevde olduğu yıllarda DHMİ’yi Türkiye’nin en başarılı kurumlarından biri haline getirmeyi başardı. Yoğun iş temposu paralelinde aynı gün içinde 3-4 şehre gitmek zorunda kalan Birdal; çözüm odaklı yaklaşımları, verimli, etkin ve hızlı çalışma anlayışıyla zoru başaran isimlerden. Mesai kavramı ve memur zihniyetini aşarak DHMİ’yi parlayan bir yıldız haline getiren sıra dışı isim Birdal’la; dünden, bugüne uzanan başarı öyküsünü konuştuk:

HAVACILIKTA DEVRİME İMZA ATILDI
DHMİ’nin kuruluşu aynı zamanda Türk havacılık sektörünün doğuşu mu oluyor?

Türkiye’deki havacılık sektörü 80 yıllık geçmişe sahip. Bu süreçte pek çok icraat yapıldı ama ülkemizde “havacılık” denince akla 2003 yılı geliyor. Bu tarih itibariyle havacılık bambaşka bir boyut kazandı. çarpan etkisi fazla olan en önemli işlerden biri iç hatlarda tekelin kaldırılmasıydı. 2003 yılına kadar iç hatlarda sadece THY vardı. Sayın Bakanımız Binali Yıldırım’ın göreve geldiği ilk dönemde yaptığı en önemli icraatlardan biri hava yollarını liberalleştirmek oldu. Tekelin kırılması gerçekten önemli bir devrimdi.

UçAK BİLET FİYATLARI GERİLEDİ
Tekelin kırılması ne tür avantajlar sağladı?

özel sektörün önü açılınca doğal olarak rekabet ortamı oluştu ve hem kalite yükseldi, hem fiyatlar geriledi. Keza artık bilet fiyatları eskiden olduğu gibi devlet tarafından değil, özel sektörün rekabet kuralları çerçevesiyle belirleniyordu. Şirketler rekabet ortamında daha fazla yolcu çekebilmek için fiyatları aşağıya çekmek durumunda kaldı ve böylece bilet fiyatları geriledi. Her şirket kendisine göre fiyat politikası belirledi. Daha düşük fiyatlarla yolcu taşımak için yollar arandı. Müşteri çekebilmek için fiyatların aşağıya çekilmesi gerekiyordu ve öyle oldu. 2002 yılında İstanbul-Ankara arasında tek gidiş 300 dolar civarındaydı. Bugün ise İstanbul-Ankara arasında uygun saat seçmeniz halinde 300 dolara yaklaşık 5 bilet alabilirsiniz. Türkiye bu kadar uygun fiyata uçak biletine erişebilir hale geldi.

Bilet fiyatlarındaki düşüş yolcu sayısına nasıl yansıdı?
Eskiden fiyatlar yüksek olduğu için uçuş yapılan noktalar da fazla değildi. Hatta uçağa binen insanlar birbirini tanırdı. Uçak neredeyse imtiyazlı bir sınıfın kullandığı ulaşım aracı mahiyetindeydi. Ama 2003 yılının ardından rekabet sağlandıktan ve fiyatlar aşağı çekildikten sonra yolcu sayısı hızla artmaya başladı. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, “hava yolu, halkın yolu olacak” şeklinde talimatı oldu. Bu talimat doğrultusunda daha çok vatandaşımızın uçağa binmesi ve ülkenin birçok noktasına hava yolu ile ulaşım imkanlarının sağlanması için önemli adımlar atıldı ve gelinen noktada “hava yolu, halkın yolu” oldu.

YOLCU SAYISI 131 MİLYONU AŞTI
Rakamsal olarak nereden, nereye gelindi?

Havacılıkta küresel büyüme oranı yüzde 5 civarındayken, Türkiye’de bu rakam çift haneli seviyelerde. 2003 yılında iç hatlarda 8.5 milyon yolcu taşınırken, 2012 yılında Atatürk Havalimanı’na toplam 364 bin 322 uçak iniş-kalkış yaptı. Günlük ortalama 1.000 uçağa hizmet sunuldu, 114 ticari havayolu taşıyıcısı ile dünyanın 284 havalimanına sefer düzenlendi. Sabiha Gökçen‘deki 15 milyon yolcu trafiği de eklendiğinde İstanbul‘daki toplam yolcu trafiği 65 milyonu buldu. Bu da Türkiye’nin toplam 131 milyon 29 bin 516 olan hava trafiğinin yarısına yakınının yükünü İstanbul’un taşıdığını gösteriyor.

ATATüRK HAVALİMANI DüNYA BİRİNCİSİ OLDU

Uluslararası Havalimanları Konseyi‘nin, 2012 yılı önemli dünya havalimanları yolcu verilerine göre; yolcu artış oranı sıralamasında yüzde 21 büyüme ile Atatürk Havalimanı, Avrupa‘da ve Dünya‘da birinciliğe yükseldi. Avrupa hava trafiğinin merkezi İstanbul’a kaydı, Atatürk Havalimanı 2012 yılında 6 milyon transfer yolcunun geçiş merkezi oldu.

DHMİ’nin yatırımlarından bahseder misiniz?
DHMİ’nin adına bakıldığında sadece havalimanı işleten bir kuruluş gibi görünebilir. Oysa biz, ana statümüz gereği Bakanlar Kurulu veya Bakan’ımızın verdiği diğer görevleri de yapıyoruz. Hava taşımacılığı, hava limanlarının işletilmesi, meydan yer hizmetlerinin yapılması, hava trafik kontrol hizmetlerinin ifası, seyri sefer sistem ve kolaylıklarının kurulması ve işletilmesi, bu faaliyetlerle ilgili diğer sistemlerin kurulması ve işletilmesini sağlıyoruz. Bu görevlerin içerisinde hava alanları inşaat etmek ve terminal binaları yapmak da var. 2003 yılından itibaren yoğunlukla bu tür görevler bizlere verilmeye başlandı. Bu yıl kendi öz kaynaklarımızla 450 milyon liralık yatırım yapacağız. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın açıkladığı 2012 yılına ait Kurumlar Vergisi ilk 100 sıralamasında; kamu kurumları içerisinde 3., ilk 100 listesinde de 18. sıradayız. DHMİ, sadece vergi rekortmeni değil, kamu-özel sektör işbirliği öncüsü, hizmet ve yatırım şampiyonu bir kuruluş olarak büyüyoruz.

VERGİ VE YATIRIM REKORTMENİYİZ

Sadece vergi rekortmeni değil, kamu-özel sektör işbirliği öncüsü, hizmet ve yatırım şampiyonu bir kuruluş olarak büyüyoruz. ülkemizin tamamını havalimanı ağıyla dünyaya bağlamayı hedefliyoruz.

HAVALİMANLARI DüNYAYA AçILAN KAPILARIMIZDIR
Havalimanlarının, ülke imajı açısından önemi nedir?

Hedefimiz ülkemizin tamamını havalimanı ağıyla dünyaya bağlamak. Milyonlarca misafirimizin ülkemize ayak basar basmaz; mimari açıdan özgün, rahat, konforlu, çağdaş havalimanlarımızdan, Türkiye’ye “merhaba” derken memnun olsun istiyoruz. Yolcunun neye ihtiyacı olduğu konusunda hem uluslararası kurallar, hem de yerel bir takım özellikler var. Türk milletinin misafirperverliği ile ön plana çıkan hizmetlerimizle kaliteyi sürekli arttırıyoruz. Havaalanında otopark görevlisinden, terminal binasındaki görevliye ve yer hizmetlerinden çekim kontağındaki görevliye kadar herkesin en iyi hizmeti vermesi için titizlikle çalışıyoruz. Ekonomimize ve turizme bu açıdan da katkı sunmak istiyoruz.

TüRKİYE‘DEKİ TOPLAM HAVAALANI SAYISI 52’YE çIKACAK
Türkiye’de toplam kaç havaalanı var?

Yatırımlarımızı hızlandırarak daha fazla havaalanı, bu sayede daha fazla uçuş, daha fazla sefer ve daha fazla yolcuya ulaşmayı hedefliyoruz. Bugün itibari ile ülkemizde, 49 havalimanı bulunuyor. Bunlardan Sabiha Gökçen ve Eskişehir Anadolu üniversitesi Hava Limanı bize bağlı değil. Diğer 47 hava limanının işletme sorumluluğu bizde. 2013 sonu itibari ile havaalanı sayısı 52’ye çıkacak. Antalya-Sivas-Erzincan uçak seferleri başladı. Şırnak havaalanı açıldı. Kastamonu ve Bingöl’de bu yılsonuna kadar devreye girecek havaalanları arasında yer alıyor.

ASRIN İHALESİYLE ZİRVEYE çIKILDI
önümüzdeki yıllarda neler hedefliyorsunuz?

2023 hedeflerimiz içerisinde hava limanlarımızdaki yolcu sayısının 350 milyona çıkması var. Bunun için hava limanlarımızın terminal kapasitelerinin 400 milyona, hava yolu şirketlerimizin elindeki uçak sayısının 750’ye çıkmasını öngörüyoruz. Hava limanlarımızın sayısı ise 70’i geçecek. Hedeflerimize ulaşacağımıza dair ciddi veriler var. Bu nedenle rakamları revize etmemiz gerekebilir. Bu hedefler doğrultusunda “asrın ihalesi” olarak nitelendirilen İstanbul’a 3. Havalimanı projemizi hayata geçiriyoruz. 22 milyar 152 milyon Euro’luk ihale Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalesi oldu. Dünyanın en büyük havalimanıyla birlikte yatırımlarımızın rekor seviyesine ulaşmış olacağız. Bu ihale sadece kurumsal bir başarı değil, aynı zamanda Türk havacılığının ve Türkiye ekonomisinin eriştiği eşsiz zirvenin de kanıtıdır. İstanbul‘a yapılacak yeni havalimanının kira bedeli ile birlikte toplam yatırım bedeli 47,7 milyar dolara (90 milyar lira) yaklaşırken, bu bedel Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler Kıbrıs Rum kesimi ve Estonya‘nın Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının (GSYH) 2 katından, Malta‘nın GSYH‘sinin ise 5 katından fazla. Elbette İstanbul, dünyanın mega kentlerinden.

Sivil havacılığın doğduğu yer olan Atatürk Hava Limanı, 80 yıldır Türk sivil havacılığına hizmet veriyor. Fakat bulunduğu konum itibari ile şehrin çok içinde kaldığı ve büyüme imkanı da gelecekteki havacılığın taleplerini karşılayamayacağı için yeni bir havalimanın yapılması büyük bir ihtiyacı karşılayacak.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası