Son Haberler

Türkiye bu tuzağa düşmemeli!

Tuzaklardan birisi tuzağın küçüğüydü: Bu noktada hedef Türk turizminin “altın üçgen”iydi. Barbaros Bulvarı‘ndan başlayıp, Dolmabahçe ve Nişantaşı‘ndan geçip, Talimhane ve Tünel’e uzayan, içine Taksim’i alan saha Türk turizminin altın üçgenidir. Türkiye’nin içlerinde uluslararası kongrelerinde yapıldığı dünyaca ünlü yıldızlı otellerin en önemlileri bu altın üçgen içinde yer alır. Bu bölgede ayrıca çok sayıda orta büyüklükte lüks tesis de bulunuyor. Uluslararası basının yerleşim alanı da burada…

Neredeyse iki ay boyunca olaylar bu bölgeyi duman altında bıraktı. Yaşanmaz hale getirdi. Turizm mevsimi öncesinde bu Türk turizmine sıkılan bir kurşun gibiydi. Dünya medyası 24 saat duman altında kalan ve adeta yaşanmaz bir İstanbul’u non-stop turizm mevsimi öncesi dünya kamuoyuna servis etti. Bu Türkiye’nin kendisine kurduğu birinci tuzaktı. Oysa on yıllar boyunca İstanbul’un, dünyanın büyük kongre merkezlerinden biri olması için büyük gayretler sarf edilmişti. Bölge tümüyle neredeyse saray otellerle donatılmıştı. Gezi olayları dünyaya bu bölgeden gaz altında cehennem görüntüleri sundu.

Esas tuzak çok daha önemli ve çok daha derin

Türk turizminin altın üçgenine yönelen bu tuzak Türkiye’ye kurulan daha büyük bir tuzağı maskeliyor. Peki bu tuzak nedir? Mayıs ayı öncesini hatırlayalım. Türkiye, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti, Borsa İstanbul, Türk ekonomisi ve ihracatı tarihlerinin en parlak dönemini yaşıyordu. Türkiye kendi rekorlarını peş peşe kırıyordu.

Dünyada bir numara olan ABD’nin Başkanı Obama, Başbakan Erdoğan’ı Beyaz Saray’da A protokolü ile ağırlıyordu. İstanbul Borsası dünyada gelişimi ile zirveye koşuyordu. Türkiye hızlı trenlerden, nükleer enerjiden, üçüncü köprü, üçüncü havaalanı, Kanal İstanbul, Marmaray, boğaz altında ikinci geçiş, uzay sanayi, başkanlık sistemi, çözüm sürecinden bahsediyordu. Türkiye gurur duyulacak günlere koşuyordu.

Ama şimdi tablo çok farklı: Bölünmüş, kamplara ayrılmış bir Türkiye, “gezi”ye ve yolsuzluk dosyalarına sarılmış bir CHP ve MHP… Hepsinden daha önemlisi iktidarla muhalefet arasında çok gerginleşen ilişkiler. Türkiye geçmişte benzer durumlardan ağır kayıplarla çıktı.

Türkiye’nin kalbine sıkılmış bir kurşun. Esas tuzak bu. İçerde herkesin herkesle kavga ettiği bir ülke. Dışarıda yalnızlaştırılmak istenen bir Türkiye. Dünya medyasında yeni Türkiye işte böyle yer alıyor.

Tuzağı kuranların akıllı olduğunu itiraf etmek gerek. Başbakan’ın Karadenizli ve öfkeli olduğunu biliyorlar. Vizyonu, dehası, çalışkanlığı son 20 yılda yüz kere ispatlanmış olan devlet adamı Erdoğan imajını şimdi öfkeli, sinirli, kavgacı dünyadan kopuk ve herkese sataşan bir Başbakan imajı ile değiştirmek istiyorlar.

Türkiye bu tuzağa düşmemeli! Nasıl mı? Gayet basit: Bundan birkaç ay önceki konuları gündeme getirerek. O günkü üsluba geri dönerek. Soğukkanlılıkla, siyasi istikrar içinde, mega projeleri ve başkanlık sistemini tartışarak. Türkiye’nin, Başbakan Erdoğan’dan beklediği budur.

Yorum

Prof. Dr. Bener Karakartal

2 Yorum

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Avatar
    Muroo
    4 Mart 2014 14:59 -

    Dogru söylüyorsun Hoca Türkiye bu tuzağa düşmemelibakalım Allah sonumuzu hayırlı eylesin

  • Avatar
    Ahmet Boylu
    4 Mart 2014 15:00 -

    30 Martta dananın kuyruğu kopacak herkes ne olacağını görecek

  • Site Haritası