Son Haberler

Türkiye demokratikleşmenin neresinde?

Gelişmiş ülkelerde demokrasiler olgundur. Bu rejimler için “tembel, miskin, can sıkıcı” sıfatları kullanılır. çünkü burada kurumlar tartışılmaz, seçimler tarihlerinde ve kurallar çerçevesinde yapılır. Siyasi mücadeleler proje ve programlar çerçevesinde gerçekleşir. Seçim faaliyetlerinde atmosfer bayram havasıdır.

Gelişmekte olan ülkelerde ise demokrasi adeta bir kaostur. Her an her şey bu demokrasilerde mümkündür. Ekonomik istikrar ve refah anlayışıyla siyaset arasında vazgeçilmez bir bağ vardır. Siyasi istikrar ekonomi dünyası için bankalar, işletmeler, sanayi ve borsa kadar önemlidir.

Gezi” olaylarından sonra haklı olarak Türk demokrasisi konusunda sorular sorulabilir: Türkiye demokrasinin neresinde, hangi demokrasiye daha yakın? Tarafsız gözle analiz yapılınca acaba Türk demokrasisi konusunda hangi sonuçlara ulaşabiliriz?

Demokrasilerinde olgunluk dönemleri vardır. Hatta demokrasiler olgunlaştıkça “tembel” “can sıkıcı” ve hatta “miskin” bir yapıya kavuşuyorlar. Artık kendileri hakkında arayışlara girişmiyorlar, fazla soru sormuyorlar, olanla yetiniyorlar, kendileriyle uğraşmıyorlar. Konuya ilişkin olarak demokrasilerin “duayeni” olarak kabul gören İngiltere’ye bakalım: Yazılı bir anayasaları bile yok. Cumhuriyet’e geçmemişler ve Cumhuriyet’i arzulamıyorlar. Başta kral veya kraliçe var. Demokrasilerinden memnunlar.

Sisteminden memnun bir diğer ülke ABD: Amerika’lılar da arayış içinde değiller. Beyaz Saray’da Başkan, Kongre’de Temsilciler Meclisi ve Senato. Seçimler belirlenen tarihlerde aksamadan yapılıyor.

Ya Fransa? İktidarda büyük yetkilerle donatılmış bir Cumhurbaşkanı. Yasama Senato ve Millet Meclisi’nde. Sistem sorunsuz çalışıyor. Fransız’lar sistemlerini değiştirmeyi düşünmüyor. Gelişmiş ülkelerde siyasal heyecan bekleyenler açısından durum hayli can sıkıcı. Askeri darbe yok, ihtilal yok. Varsa yoksa sandıktan çıkan seçim neticeleri var.

GELİŞMİŞLİĞE GİDEN YOL çOK UZUN, ZAHMETLİ VE ENGEBELİ

Gelişmiş ülkeler bugünkü imrenilecek durumlarına kolay gelmediler. Bugünkü durumlarını dünün zahmetli yılları hazırladı. Dün, onların hepsi için “tırnaklarından kan damlayan” bir siyasi vampirin damgasını taşıyor. İngiltere bu duruma yüzyıllar içinde geldi. Amerika’nın geçmişinde Kızılderili katliamı ve çok kanlı bir iç savaş var. FBI’ın Amerikan toplumunu ideolojik uçlardan arındırmak için verdiği uzun ve netice veren uğraşları unutmamak gerekiyor. Fransa ise bugünkü istikrarlı V.Cumhuriyet’e iki yüzyıllık kanlı bir geçmişten sonra ulaştı. Fransız İhtilalinde Kral ve Kraliçe’nin kafaları kesildi ve yüzbinlerce kişi öldü. 1789’dan, 1958’e giden süreç çok kanlı oldu: sayısız İhtilal, darbe, Paris Komünü, iç ve dış savaşlar sonrasında Fransa ancak 1958’de ABD ve İngiltere benzeri huzurlu ve istikrarlı bir limana demir atabildi.

Hiçbir gelişmiş demokrasinin türü ötekine benzemiyor. Ulusal otoyolları değişik siyasal engebelerden geçmiş bulunuyor. Ortak noktaları mı? Hepsinin kendi siyasal otoyollarında geride bıraktıkları yüksek miktardaki kilometre.

GELİŞMEKTE OLAN üLKELERİN DEMOKRASİLERİ “çOK çALIŞKAN”

Gelişmekte olan ülkelerde ise demokrasiler “çok heyecanlı”. Aktörler kıpır kıpır: ordular darbe peşinde. üniversiteler İhtilal laboratuarı. Sendikalar sokakta ve siyaset yapıyorlar. Politikacılar yozlaşmış devleti soyuyorlar ve rüşvet peşinde koşuyorlar. Siyasetçiler seçim dışı yollardan iktidara gelmeyi düşünüyorlar. STK Başkanları kendilerini alternatif siyasi lider olarak görüyorlar. Devlet başkanları, başbakanlar idam ediliyorlar. Hapse girmemiş politikacı adeta kalmıyor. Gelişmekte olan ülkelerde demokrasiler yozlaşmış: siyasetin “çocukluk hastalıklarından” kendilerini kurtaramıyorlar.

TüRK DEMOKRASİSİ NEREDE?

Yukarıdaki örneklerle karşılaştırılınca Türk Demokrasisi nerede? Olgunlaştı mı, yoksa hala “çocukluk hastalıkları”nı mı yaşıyor? Türkiye demokrasiye 1946 yılında girdi. Ama 60 yıl boyunca kendisini demokrasinin tüm çocukluk hastalıklarının pençesinden kurtaramadı. Askeri darbeler, sokak eylemleri 60 yıl boyunca Türk ekonomisini sırtından hançerledi. Denilebilir ki; son askeri darbe teşebbüsü 2007 yılında gerçekleşti. Hükümetin kararlı tutumu sonucu bu darbe teşebbüsü netice vermedi. Sorumlular tutuklandı. Mahkemeler devam ediyor. Siyaset bilimi açısından bakınca Türkiye’de artık eski dönemde olduğu gibi darbe teşebbüslerinin kolay kolay ortaya çıkmayacağı anlaşılıyor.

YA “GEZİ”OLAYLARI?

“Gezi” olayları yukarıdaki analizleri kanıtlar nitelikte. Olaylar eski dönem siyasal kaostan çok, batı demokrasilerinde gördüğümüz gençlik olayları niteliğinde. Bu olayları yatıştırmak için bazı otoritelerin paniğe kapıldığı ve “orantısız güç” kullandıkları şüphesiz gerçek. Ama bu durum bile eski dönemin geride bırakıldığı ve yeni dönem gerçeklerine alışılmaya başlandığını kanıtlıyor.

Prof. Dr. Bener Karakartal

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası