Son Haberler

Türkiye GSYH büyümesi

Türk ekonomisinin büyümesi 2006 yılından itibaren hız kaybetti. Ekonomideki oynaklık devreleri birbirine yakın olduğu için kırılganlık sonuçlarının tahribat gücü veya tersi yönden ivmelenmesi oldukça yüksek oluyor.

1998 Yılı sabit fiyatlarına göre hesaplanan Türkiye Milli Geliri son 15 yılda 2013-1. çeyreğine kadar birikimli olarak yüzde 68,90 (Grafik-I) ve yıllık ortalama olarak ise yüzde 3,64 oranlarında büyüme gösterdi. 1998-2013/Mart arasında Türk ekonomisi 1999, 2001, 2008-4.çeyrek, 2009-1.çeyrek, 2009-2.çeyrek, 2009-3.çeyrek itibariyle küçülme gösterdi. Diğer dönemlerin tamamında reel büyüme sağlandı.

2001 krizi ertesindeki beş yıllık dönemde, birbirini takip eden çeyrek alt dönemlerde sürekli büyüyerek yıllık ortalama yüzde 7,22’lik bir büyüme hızına ulaşıldı. Ancak 2010 ve 2011 yıllarındaki yüksek büyüme oranlarına rağmen ortalama bazda büyüme oranları 2006 yılından itibaren azalma eğilimine girdi ve 2006-2012 arasındaki ortalama büyüme oranı yüzde 3,53 oranında gerçekleşti.
Ekonominin konjonktürel duyarlılığı, kırılganlığı oldukça yüksek olup (Grafik:II-III) oynaklık devreleri ise oldukça birbirine yakın.

Türk ekonomisinin büyüklük itibariyle dünya sıralamasındaki yeri 17. veya 18. Sıralarda gidip, geliyor. Bu sıralamadaki en önemli faktör, reel olarak oluşan büyüme veya küçülmeden ziyade TL’nin ABD Doları karşısındaki değer kazanması veya kaybetmesidir. Bu durum çoğu zaman Türkiye’nin ekonomik gelişiminin önemlilik algısını küresel düzeyde perdeleyebiliyor.

Son dönemlerdeki büyüme performansına bakıldığında ise Türk ekonomisi 1998 sabit fiyatlarına göre 2012 yılındaki yüzde 2,2 oranındaki düşük büyümenin ardından, 2013-Mart ayı itibariyle bir önceki yılın mart ayına göre yüzde 3 oranında büyüme bir gösterdi.

Bu büyüme oranı, beklentilerin üstünde, ancak ekonominin doğal potansiyelinin ve ülke ihtiyacının oldukça altında kalıyor. 2013 İlk çeyreğindeki büyümenin üretim ve harcamalar yönünden gerçekleşen bileşimleri geri kalan aylardaki olası gelişimlerin sinyallerini şimdiden bize veriyor.

TUİK tarafından 19 iş koluna ayrılarak üretim yönünden ölçülen büyüme detaylarında;
• “Madencilik ve Taş Ocakçılığı”, “Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı”, “Dolaylı ölçülen mali aracılık hizmetleri” hariç geriye kalan 16 işkolunun tamamında büyüme gerçekleşti.
• En fazla büyüyen işkolları ise sırasıyla “Mali aracı kuruluşların faaliyetleri”, “İmalat Sanayi”, “Toptan ve perakende ticaret” ve “İnşaat” sektörleri oldu.

En fazla büyüyen sektörlerin, alt sektörlerle yaygın ve sürükleyici ilişkileri dikkate alındığında yılın geri kalan aylarında yüzde 3’lük ilk çeyrek büyüme oranının bir miktar daha artacağı beklenebilir. Talep yönünden ise büyümenin sürdürülebilmesinde 2013 Mart ilk üç ayında ilk sırayı hane halkı harcamaları, ikinci sırayı kamu harcamaları ve üçüncü sırayı ise özel sektör harcamaları alıyor.

Ancak özel sektör harcamalarının payı 2012 son çeyreğine göre 2013 yılında bir miktar artış göstermiş olmakla birlikte 2012 ilk çeyreğindeki seviyenin altında kalıyor.

Harcamalar ve talep yönünden büyümenin esas destekleyicinin kamu harcamaları olduğu realitesi hala devam ediyor. özel sektör harcamalarında ise düşme görülüyor. Dış ticaretin ise net olarak büyümeye katkısı negatif. Kamunun büyümeye yönelik destekleyici harcama artışlarını sonraki dönemlerde sürdürmesi halinde mali dengelerde yeni ancak daha kötü denge noktaları yaratması riski belirdi. Ancak kamu talebinin boyutları birebir bütçe harcamalarına yansımayıp, bir kısmı da izlenmesi hayli zor olan bütçe dışı harcamalarda yer buldu. Diğer taraftan özel sektör harcamalarında ivmelenme olmaması halinde hedeflenen büyüme oranlarına ulaşılması mevcut dengeleri bozar. Küresel talepten kaynaklanabilecek risklerden ayrı olarak Türkiye’nin artan siyasi tansiyonu büyümenin finansmanın sürdürülmesi üzerinde oldukça etkili olacak.

Orhan ökmen
JCR Eurasia Rating Başkanı

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası