Son Haberler

Türkiye için Katılım Bankacılığı ne ifade ediyor?

637 şube ve 13.000 çalışanı ile Türkiye’de faizsiz bankacılık faaliyetleri yürüten 4 katılım bankası, uygulanan başarılı modelle sağlam ve güvenilir bir bankacılık sistemini ortaya koydu ve tüm dünyaya örnek teşkil etti.

ülkemiz finans ve bankacılık sistemine 1985 yılında dahil olan Katılım Bankacılığı (faizsiz bankacılık) bugün artık bankacılık sektörümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. 1985 yılında “özel Finans Kurumu” adıyla faaliyete başlayan bu kuruluşlar, dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türk bankacılık sektöründe hukuki altyapılarını, kuruluş ve gelişmelerini tamamladılar. Bu kuruluşlar zaman içinde kendilerini, daha iyi ifade edebilmek ve katılma hesaplarındaki kar ve zarara katılma esasını çağrıştırmak amacıyla katılım bankaları olarak isimlendirildiler.

Katılım Bankacılığı sektöründe halen 637 şube ve 13.000 çalışanı ile 4 katılım bankası faaliyette bulunuyor. Bu bankalar toplam bankacılık sektöründe aktif büyüklüğünde % 4.2, toplanan fon hacminde % 5.3 ve kredi hacminde % 5.7 paya sahip.

Katılım bankaları 26 yıllık kuruluş ve gelişim sürecinde fon toplamak suretiyle kaynak sağlamada ve sağladıkları bu kaynakları kullandırmada, faizsiz bankacılık ilkelerini dikkate aldı ve bu ilkelere uymada gerekli titizliği ve hassasiyeti gösterdi. Toplanan bu kaynakları ülkemiz ekonomisinin üretim gücünü arttırma, yatırımları ve ortak projeleri geliştirme amacına yönelik kullandırma gayreti içinde hareket edildi.

Bu bankacılık türünde fon toplama ve fon kullandırımında geleneksel bankacılık modellerinden farklı özellikler bulunuyor: Kar ve zararın paylaşılması üzerine kurulu fon toplama modeliyle belli vadelerle kaynak toplanıyor, toplanan kaynakların kullandırılmasından doğan kâr ve zarar da parasını yatıran fon sahibiyle paylaşılıyor. Yani, bankaya para yatıran ile banka, belli bir süre için emek-sermaye ortaklığı oluşturuyor, bu ortaklıkta para cinsi ve tutarı, vadelere göre belli bir endeks sistemiyle her bir ortağın payı hesaplanıyor. Vade sonunda ise, Birim Hesap Değerine göre her bir hesap sahibinin bankadan talep edebileceği tutar tespit ediliyor, hesap sahipleri talep ettiğinde bu getiriler kendilerine ödeniyor.

Katılım bankalarının diğer bir fon toplama yöntemi de özel Cari Hesaplardır. Bu hesaplar aracılığı ile müşteriler için her türlü bankacılık hizmeti veriliyor, ancak hesap bakiyeleri için müşteriye herhangi bir getiri ödenmiyor.

Toplanan fonların kullandırılması noktasında; katılma ve cari hesap tutarları yine faizsiz bankacılık ilke ve yöntemleri yoluyla reel ekonominin üretim ve yatırım gücünün artırılmasında kullandırılıyor, bir başka ifade ile reel ekonomi finanse ediliyor. Fon kullandırım yöntemleri ise, kurumsal ve bireysel finansman desteği, finansal kiralama, iş ve teşebbüs sahibiyle ortak projelerin finansmanı vb. tekniklerdir.

Fon kullandırımlarından elde edilen gelirler, eğer kullandırılan fon kâr ve zarara katılma hesaplarından finanse edilmişse, hesap sahipleriyle iştirakleri nispetinde paylaşılıyor. Kullandırılan fonlar neticesi zarar ortaya çıkmışsa, bu da hesap sahipleriyle paylaşılıyor. Katılım bankacılığının fon toplama ve kullandırma sisteminde klasik bankacılıktan önemli farklılıkları olmakla birlikte, bu bankacılık modelinde faiz içermemek şartıyla her türlü bankacılık hizmeti de veriliyor.

Yukarıda kısaca anlatılan bu yeni faizsiz bankacılık sistemi, ülkemiz için daha önce uygulaması ve örneği olmayan bir bankacılık modeliydi. 26 yılda hem yasal altyapıyı oluşturmada, hem de bu bankacılık uygulamalarının hayata geçirilmesinde başarı sağlandı. Tabiatıyla sistemin finansal hayatta reel bir zemin oluşturması kolay olmadı. Yeni ve daha önce denenmemiş bir bankacılık modelinin öğrenilmesi, tanıtımı ve geliştirilmesi sürecinde, hem müşteriler, hem kamuoyu, hem de kamu otoriteleri yönünden zorlu ve meşakkatli bir süreç yaşandı.

Bu yeni bankacılık modelinin her önerisi ve çalışma prensibi, müşterilerce, kamu otoritesince ve kamuoyunca tartışılmış ve sorgulandı. Tabiri caizse, kuruluş ve gelişim sürecinde iğnenin deliğinden geçildi. Şu hususu çok rahat bir şekilde ifade edebiliriz ki, bu 26 yıllık süre sıkıntılı ve sürekli rüştünü ispat etme zorunda olunan bir dönem oldu. Bu tür bankacılık modelinin kuruluşundan günümüze, bankaların sermayedarlarının, yöneticilerinin, çalışanlarının, müşterilerinin ve bankacılık otoritesinin çok ciddi çalışma, katkı ve yardımlarının olduğunu ifade etmek isterim.

Bugün itibariyle, bankacılık sektörümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelen Katılım Bankacılığının büyümesi ve reel ekonomiye, milli gelire katkısı desteklenmeli ve özenle korunmalı. Dünyadaki gelişmeler de takip edilerek ülkemiz için daha verimli, etkin ve rekabetçi bankacılık hizmeti vermelerinin devamı sağlanmalı. Zira, Türk modeli diyebileceğimiz bu bankacılık modeli, bugün dünyadaki benzeri uygulamalara örnek gösteriliyor.

Sonuç olarak ifade etmek gerekirse; katılım bankaları, ülkemizde faizsiz esasta finans ve bankacılık hizmeti almak isteyen halkın gerçek bir ihtiyacını karşılayan bankalardır. Uyguladıkları modelle de sağlam ve güvenilir bir bankacılık sistemi ortaya koyan, özellikle son yıllarda sağlıklı büyüyen finansal sistemimizi tamamlayan bir bankacılık modeli olmuşlardır. Buna sebep teşkil eden, sistemin dinamiği ve temel taşı olan faizsizlik esasları titizlikle korunmalı, geliştirilmeli ve desteklenmeli. Bu destek devam ettirildiği müddetçe, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu bankaların Türk finansal sistemine katkıları artarak devam eder.

Osman AKYüZ

Türkiye Katılım Bankaları Birliği
Genel Sekreteri

akyuz@turcomoney.com

1 Yorum

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Avatar
    eren er
    13 Kasım 2012 11:53 -

    benim tez konum katılım bankaları ve türkiye de uygulanışı… bu konu hakkında yararlanabilicem kaynakları syleyebilirsenz sevnrm şimdiden tşk…

  • Site Haritası