Son Haberler

TÜRKİYE SIRAT KÖPRÜSÜ`NDEN GEÇTİ

Türkiye, Mayıs 2013’te olumlu ekonomik göstergeler ve büyük alt yapı projeleriyle tarihi kalkınma yaşarken önce Taksim Gezi olayları kalkışması, ardından dershane tartışması ve 17-25 Aralık yargı darbe girişimleriyle bambaşka bir tabloyla karşı karşıya bırakılmak istendi. 30 Mart 2014 mahalli seçimleri, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Haziran 2015’te gerçekleştirilecek milletvekilliği seçimlerinin huzur, birlik, güven ve istikrar içinde gerçekleştirilebilmesi, bu üç keskin virajların başarılı şekilde geçilmesiyle mümkün olabilirdi. Dolayısıyla 30 Mart seçimleri AK Parti için ve onunla kaderi özdeşleşen Türkiyemiz için adeta sırat köprüsüydü. Nitekim 30 Mart yerel seçimlerinde AK Parti; yüzde 45.5 oy alarak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair halkımızdan net mesajı aldı. Ardından AK Parti’nin aday gösterdiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, halktan yüzde 52 oy alarak 12. Cumhurbaşkanı seçildi. Bu seçimlerin kazanılması sadece AK Parti ve Erdoğan için kritik anlam ifade etmiyordu. Diğer taraftan Türkiye’nin huzur, istikrar ve güven ortamına, birliğine ve refahına köstek olmak isteyen dış çevreler, küresel güçler ve onların içerde iş birliği yaptığı muhalif partiler ve çeşitli güç odakları için ağır bir yenilgi anlamı taşıyordu.

SEçİM SONUçLARININ VERDİĞİ MESAJLAR

Gelecek adına keskin virajları başarıyla atlatan Türkiye, gözünü 2015 Haziran seçimlerine çevirdi. Bu seçimlerin de, kazasız atlatılması durumunda Türkiye, 2019 yılına kadar seçimlerin olmadığı istikrarlı yeni bir büyüme dönemine girmiş olacak. 2023 Vizyonu çerçevesinde ortaya konulan hedeflere ulaşılabilmesi adına büyük önem arz eden 30 Mart ve 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde milli iradenin mevcut hükümete ve Sayın Erdoğan’a güvenoyu vermesinin bir başka anlamı da; Türkiye’nin, toplumsal barışı ve iç huzuru için çözüm sürecinin onaylanması ve desteklenmesiydi. önemli bir diğer mesaj ise, komşu ülkelerde yaşanan siyasi, askeri çatışmalar ve ülkelerin parçalanmaya yüz tutmaları karşısında, Türkiye’nin birlik, bütünlük konusunda aynı düşünceye sahip olmasıydı. Bölgemizin zorlu bir konjonktürden geçtiği dönemde halkımızın huzur, istikrar ve güvenin devam etmesi için oy vermesi en önemli mesajdı. Keza Irak, Suriye, Mısır, Libya ve Ukrayna’daki olaylar, ülkelerin uçurumun eşiğine nasıl sürüklendiğini ortaya koyuyor. Bu anlamda halkımız, demokratik tercihleriyle seçimlerde yarınlarını güvence altına aldı.

MAKAS DEĞİŞİKLİĞİNDE TAŞLAR FAZLACA YERİNDEN OYNAMADI

Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti hükümetleri; 12 yılda demokratikleşme, temel hak ve hürriyetler, ekonomik kalkınma, alt yapı yatırımları ve kamu hizmetleri kalitesinin iyileştirilmesi konularında reformcu ve değişimci bir karakterde başarılı bir performans gösterdi. Bugün gelinen noktada çok önemli bir makas değişikliği yaşandı. Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle, Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu AK Parti’nin Genel Başkanı ve Başbakanı oldu. Taşlar fazlaca yerinden oynamadan yapılan bu önemli makas değişikliği basiretli bir şekilde birlik ve bütünlük korunarak gerçekleşti. Türkiye’nin ve halkımızın AK Parti hükümetinin başarılı yönetimine daha uzun yıllar ihtiyacı var.

HALKIN SEçTİĞİ GüçLü CUMHURBAŞKANI

Halkın seçtiği 12. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan farklı bir başkan olacak. Halkın direkt oyuyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı olması, pozisyonunu ve icraatlarını güçlendirecek. Anayasanın kendisine verdiği tüm görev ve yetkileri Anayasal sınırlar içinde kalarak kullanacak. Türkiye’nin 81 vilayetini dolaşarak halkla bütünleşirken, hükümetin reform çalışmalarını, büyük kamu alt yapı projelerini, çözüm sürecini, dış politikadaki gelişmeleri, NATO ve Avrupa Birliği’yle çalışmaları yakından takip edecek. En azından AK Parti’nin yönettiği belediyelerin çalışmalarını yakından takip edecek. Başbakan Davutoğlu’nun, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile uyumlu ve başarılı bir performans göstereceğine yürekten inanıyorum.

İSTİKRAR BOZULMAYACAK BüYüME SüRECEK

Yeni dönemde iş dünyası rahat olmalı ve güven duymaya devam etmeli. Yeni Cumhurbaşkanı ve yeni Başbakan’ın varlığı ile güçlü Ak Parti hükümeti, yerli-yabancı yatırımcılara güven vermeyi sürdürecek. İstikrarla yoluna devam edecek olan Türkiye, yurt içi ve yurt dışındaki yatırımcıların çekinmeden yatırım yapmaya devam edeceği ülke olma özelliğini sürdürecek. Ekonomik istikrar bozulmayacak. Geriye dönüp baktığımızda bunca siyasi çalkantı, parti kapatma davaları, darbe planları, darbe teşebbüsleri, gezi olayları, paralel yapı gibi olumsuz gelişmelere rağmen AK Parti hükümeti ve Sayın Erdoğan, Türkiye’de ekonomik kalkınmanın geriye gitmesine izin vermedi. önümüzdeki dönemde de, demokratikleşme hamlelerinden geriye dönüş olmayacak, çözüm süreci daha da ilerleyecek ve toplumsal barış huzur ve refah artışı sağlanacak.

TüRKİYE GüVENLİ LİMAN

Komşu ve dost ülkelerde ortaya çıkan etnik, mezhebi ve siyasi çatışmalar oldukça üzüntü verici. Türkiye, güvenli bir liman. Bölgede istikrar ve huzur adası gibi. Yerli ve yabancı yatırımcılar için önümüzdeki dönemde ülkemizde büyük fırsatlar var. 2019’a kadar ki 5 yıl, ekonomi alanında yeni atılımların gerçekleşeceği dönem olacak. Türkiye 10 Mayıs 2008’de 19. Stand-by programını bitirdikten sonra IMF prangasından kurtuldu. 14 Mayıs 2013’te 400 milyon dolarlık son borç taksidi de ödenerek IMF ile borç ilişkisi bitirildi. Türkiye bugün prestijli bir üyesi olduğu IMF icra direktörleri kurulunda artık temsil ediliyor. Bu süreçle birlikte uluslararası derecelendirme kuruluşlarının, Türkiye’ye hak ettiği notu vermeye yanaşmadığı maalesef uzun zamandır gözleniyor. Ekonomisi zor durumda olan Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, İrlanda, Portekiz, İspanya ve Afrika gibi ülkelere bile daha yüksek notlar verilirken, Türkiye’ye hak ettiği yüksek notların verilmemesi şüphelidir. Yılda ortalama 12-15 milyar dolar arasında dolaysız yabancı yatırım çeken, son 12 yılda reel olarak yılda yüzde 5 büyüyen Türkiye’ye not artırımı gelmiyor! Türkiye’deki güven ve istikrara, olumlu ekonomik gelişmelere rağmen yabancı reyting kuruluşlarının bu tutumunu sürdürmesi hamdolsun piyasalarda olumsuz karşılık bulmuyor. Keza Türkiye’de halkımız, 91 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanını direkt oylarıyla seçti. 9 seçimi üst üste galibiyetle geride bırakmış ve oylarını her seferde arttırmış bir hükümetin, milletten ve yatırımcıdan aldığı güven ve destek ortada. Buna rağmen reyting kuruluşlarının, 30 Mart seçimleri ve 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce ve sonra hala Türkiye’ye; siyasi risk belirsizlik faktörü ve cari açık faktörü bahaneleriyle hak ettiği not yükseltmeyi vermedikleri gibi, tehditkâr açıklamalarda da bulunmalarının tek izahı var: o da, Türkiye’de faizlerin düşmemesini sağlamak. “Türkiye’de faizler düşerse, bu durum diğer gelişmekte olan ülkelere de kötü örnek olur ve onlar da faiz düşürür” endişesiyle ülkemiz üzerinde bir sopa sallandırılıyor. Ancak hükümet asla bu oyunlara boyun eğmez. önemli olan reyting kuruluşlarının değil halkın, yatırımcıların güvenoyudur. Bu gerçek Türkiye’deki ekonomik göstergeler ve seçimlerle de ortaya çıkmış durumda.

REYTİNG KURULUŞLARININ FAİZ OYUNU

Ağır siyasal tartışmalar, kutuplaşma ve seçim maratonlarına rağmen, büyüme, işsizlik oranı, bütçe dengesi, cari işlemler açığı, dış ticaret, ihracat, ithalat ve yatırımlardaki olumlu gelişmelerle disiplinli şekilde yürüyen temel makro ekonomik göstergeler bakımından 2014 iyi bir yıl diyebiliriz. Yılın geri kalan kısmında da tablonun bu şekilde sürmesi bekleniyor. Hal böyleyken; önemli siyasal tartışmaları ve seçim maratonlarını geride bırakan Türkiye’ye hakkı olan not artırımı sağlanmalı. Halkımız ve iş dünyası, uluslararası reyting kuruluşlarının değerlendirmelerine itibar etmiyor, dikkate almıyor. çünkü onların kararlarının, siyasal kaygıyla ve Türkiye’deki iktidardan hazzetmedikleri için bu şekilde çıktığına inanılıyor. Faizlerin yükseltilmesini hedefleyen bu manipülasyonlara piyasalar rağbet etmeyecek ve Türkiye kalkınma ve ekonomik hamlesini başarıyla sürdürecektir.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası