Son Haberler

Ülkemiz nereye?..

-Yönetenler tarafından bir an önce gerekli önlemler alınmalı, bu güzide ülkenin daha fazla kan kaybetmesine izin verilmemeli; ülke halkına, hakkı olan her şey (adalet, hak, refah, eğitim, sevgi, saygı) fazlasıyla teslim edilmelidir. Bir an önce çağdaş hukuk devleti tesis edilmeli, herkesin milli gelirden insanca yaşayabileceği ölçüde pay alabilmesi için, sosyal devlet olmanın gereği olarak, ihtiyacımız olan aksiyonların alınması gerekiyor.

-Vardığımız nokta itibariyle, yaşanabilirlik endeksi, refah endeksi, güven endeksi vs. nereden bakarsak bakalım, ülkeler arasında sürekli gerilere düşmektedir. 165 ülke nezdinde yapılan araştırmaya göre; ülkemiz, ekonomik büyüklüğe göre 18’nci sırada olmasına rağmen; yaşam kalitesi sırasına göre 61. sırada yer almaktadır.

-Türkiye, mutluluk endeksinde 73, sağlık sisteminde 65, yaşlıların refahı seviyesinde 64, vatandaş memnuniyetinde 67 ve eğitim sisteminde ise 53’ncü sırada yer aldı. 2010’dan 2020’ye doğru olan değişimde, Türkiye 10 ülke arasında en çok otoriterleşen 3. ülke oldu. Liberal Demokrasi Endeks listesinde ise Türkiye; Kongo ile Ruanda’nın arasında 149. sırada yer buldu.

Yönetenlerin görevi ülkenin yaşanabilir olmasını sağlamaktır. Ülkenin yaşanabilir olması ise insana ve doğaya saygılı olmanın yanında; adil, şeffaf, demokratik ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistemin yanında, sosyal devlet anlayışıyla refahın adil bir şekilde bölüşümüne bağlıdır.

Büyük önder Atatürk; tükenmiş bir imparatorluğun sonunda, ülkenin makus talihini kırarak, çağdaş, özgür, demokrat ve laik hukuk devletini kurmuş, üstüne karma iktisadi kalkınma modeli ve sağlam bir bürokratik yapıyı inşa ederek, ülkemizin yaşanabilir olmasını sağlamıştır. Bu sayede, ülkemiz asır boyunca ülkeler için ütopik bir model olmuştur. Bugün bile, Atatürk’ün Cumhuriyetimizi kurarken sahip olduğu vizyona sahip olamayan pek çok lider-ülke bulunmaktadır.

Ülkemizde son dönemde yaşananları değerlendirdiğimizde; örnek alınan ülke olmamız durumu hala geçerliliğini korumakta mıdır? Halkımız mutlu mudur? Yaşanabilirlik endeksinde hangi seviyedeyiz? Gençlerimiz geleceğe umutla bakabilmekte midirler? Hukuka saygılı mıyız? Gerçek anlamda adaleti tesis edebiliyor muyuz? Kurumlarımıza olan güven yeterli seviyede midir? Ahlakta gençlere örnek olunabiliyor mu? İnsanlıktaki yerimiz gurur verici seviyede mi? Yalan, dolan, hırsızlık ve rüşvetçilik karşısında birleşebiliyor muyuz?  Nerden gelirse gelsin yanlışa dur diyebiliyor muyuz? İnsana ve doğaya saygılı mıyız? Yanıtlar ne yazık ki olumsuz.

YAŞANABİLİRLİK ENDEKSİ, REFAH ENDEKSİ, GÜVEN ENDEKSİ VS. NEREDEN BAKARSAK BAKALIM, ÜLKELER ARASINDA SÜREKLİ GERİLERE DÜŞMEKTEDİR

Vardığımız nokta itibariyle, yaşanabilirlik endeksi, refah endeksi, güven endeksi vs. nereden bakarsak bakalım, ülkeler arasında sürekli gerilere düştü.

CEOWORLD Magazin dergisinin 2021 raporuna göre, 165 ülke nezdinde yapılan araştırmaya göre; ülkemiz, ekonomik büyüklüğe göre 18’nci sırada olmasına rağmen; yaşam kalitesi sırasına göre 61. sırada yer alıyor.

Bu sıralamaya göre ülkemiz; Filipinler, Malezya, Cezayir, Fas, Tunus, Bulgaristan, Romanya gibi ülkelerin altında kalıyor. Aynı araştırmada; mutluluk endeksinde 73, sağlık sisteminde 65, yaşlıların refahı seviyesinde 64, vatandaş memnuniyetinde 67 ve eğitim sisteminde ise 53’ncü sırada yer aldı.

2021 YILI MUTLU ÜLKELER SIRALAMASINA GÖRE, ÜLKEMİZ 11 BASAMAK BİRDEN GERİLEYEREK 150 ÜLKE ARASINDA 105’NCİ SIRAYA DÜŞMÜŞTÜR

Euronews Dergisinin araştırmasına göre, 2021 yılı mutlu ülkeler sıralamasına göre, ülkemiz 11 basamak birden gerileyerek 150 ülke arasında 105’nci sıraya düştü.

Bir başka araştırma olan V-Dem Enstitüsü araştırmasına göre; 2010’dan 2020’ye doğru olan değişimde, Türkiye 10 ülke arasında en çok otoriterleşen 3. ülke oldu. 179 ülkenin değerlendirildiği Liberal Demokrasi Endeks listesinde ise Türkiye; Kongo ile Ruanda’nın arasında 149. sırada yer buldu.

Gelinen nokta itibariyle, ne yazık ki ülkemizde kurumlara olan güven adeta yerlerde sürünmektedir. Yönetenler, örnek davranışlar yerine, ileride utanacakları şekilde davranmayı meziyet saymaktadırlar. Gençlerin umudu olmaktan çıkarak, tam aksine onlara kötü örnek teşkil edilmesi yoluna gidilmektedir.

Özellikle gençler başta olmak üzere pek çok vatandaşımız ülkemizden kaçmaya, bir şekilde kapağı batı ülkeleri ve-veya inandıkları/umut haline getirdikleri ülkelere atmaya çalışıyorlar. Böylece kendi değerlerimiz olan insanımızı, ortak aklımızı, genç beyinlerimiz kaybediyoruz. Bu durum, sadece bugünü değil, geleceğimizi de karartacaktır.

BU GÜZİDE ÜLKENİN DAHA FAZLA KAN KAYBETMESİNE İZİN VERİLMEMELİ; ÜLKE HALKINA, HAKKI OLAN HER ŞEY FAZLASIYLA TESLİM EDİLMELİDİR

Yönetenler tarafından bir an önce gerekli önlemler alınmalı, bu güzide ülkenin daha fazla kan kaybetmesine izin verilmemeli; ülke halkına, hakkı olan her şey (adalet, hak, refah, eğitim, sevgi, saygı) fazlasıyla teslim edilmelidir.

Nehir tersine akmaz. Önünde sonunda bu ülke layık olduğu şekilde yönetilecektir. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Ancak zaman kaybedilmeden, bir an önce çağdaş hukuk devleti tesis edilmeli, herkesin milli gelirden insanca yaşayabileceği ölçüde pay alabilmesi için, sosyal devlet olmanın gereği olarak, ihtiyacımız olan aksiyonların alınması gerekmektedir.

Konuya siyaset üstü bakarak; insanı odağına alan bir bakış açısıyla, bu ülkede en başta ahlak-etik davrananlar ödüllendirmeli, aksine davranışlar ise cezalandırılmalıdır. Senin hırsızın kötü, benim hırsızım iyi anlayışı yok edilmelidir. Tarafsız, adil, demokrat, çağdaş hukuk sistemi olan bir devlet ve yönetim yapısı tesis edilmeli, kurumlar hızla bağımsızlaştırıp güvenilir kılınmalıdır. Aksi halde, geri dönüşün maliyeti her geçen gün daha da artacaktır.

Şaban Çağıran

İktisatçı/Denetçi

cagiran@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası