Yeni hükümeti bekleyen sorunlar ve çözüm yolları

12 Haziran sonrası yeni hükümeti cari açık ve işsizlik başta olmak üzere; eğitimden, ekonomiye kadar birçok alanda önemli sorunlar bekliyor. Yeni hükümet bu sorunları çözebildiği oranda başarıya ulaşabilir!

Cari açığın son dönemlerde oldukça yüksek seviyelere ulaşması Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye ekonomisinin cari işlemler dengesi 2010 yılında 48,4 milyar dolar açık verdi. 2011 yılının daha ilk çeyreğinde ise Türkiye ekonomisi 22,1 milyar dolar cari işlemler açığı verdi. Cari işlemler açığında daha şimdiden bu kadar yüksek rakama ulaşılması, bu yılın sonunda cari işlemler açığının geçen senenin rakamlarını aşacağı sinyalini veriyor. Bu nedenle yeni hükümetin öncelikli olarak cari işlemler açığını azaltmaya yönelik politikalar geliştirmesi gerekiyor. Cari işlemler açığının azaltılmasına yönelik olarak öncelikle;
 Cari açığın temel nedeni enerji ithalatından kaynakladığından, evvela ithal enerjiye olan bağımlılığın azaltılması, bunun için de enerjiye yönelik yatırımlara hız kazandırılması gerekiyor.
 Gerçekçi kur politikaları uygulaması ile ithalatın sınırlandırılması ve böylelikle ithalata yapılan harcamaların kısılması lazım.
 İhracatın teşvik edilmesi ve Türk firmalarını daha rekabetçi yapabilmenin önünün açılması gerekiyor.
 Doğrudan yabancı sermaye girişi ve yatırım ortamını iyileştirecek önemlerin alınması da önemli.

Cari işlemler açığından sonra Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu diğer önemli bir sorunu işsizliktir. 2008’in son çeyreğinde patlak veren ve sonrasında bütün dünya genelini etki altına alan krizin de etkisiyle 2009 yılında işsizlik oranı % 14’e yükseldi, 2010 yılında yaşanan düzelmeyle birlikte % 11,9’a geriledi. 2010 yılında kısmen de olsa bir iyileşme sağlanmasına karşın bugün hala işsizlik oranı yüksek seviyelerde. Seçim sonrası yeni hükümetin bu sorunu öncelikli olarak ele alması ve bu soruna kalıcı çözümler üretmesi gerekiyor. İşsizliğin azaltılmasına yönelik olarak öncelikle;
 Devlet organları, toplumu yönlendiren kurumlar ve kuruluşlar, girişimciliğin zorlaştırılması yerine kolaylaştırılması ve yaygınlaştırılması yönünde davranış değişikliğine gitmeli.
 Vergi ve SGK yükü uzun vadeli ve takvimli bir program ilan ederek, kademeli biçimde azaltılmalı, kayıt dışı ekonomi ve istihdamın önüne geçilmeli.
 İstihdam yaratan yatırımların girdi maliyetleri azaltılmalı, yeni yatırımlarda kadın ve genç emek istihdamı teşvik edilmeli, görece az gelişmiş bölgelerde farklı asgari ücret uygulamasına gidilmeli hatta mümkünse vergi dışı kalmalı. Doğu ve Güneydoğuda büyük bölgesel kentlerin yerel yönetim ve alt yapıları güçlendirilmeli, bu bölgelerimizde nitelikli emek gücünün yaşayabilmesinin önü açılmalı.
 Bir bütün olarak eğitim ve mesleki eğitim sorunu halledilmeli.
 Avrupa Birliği’nin uyguladığı istihdam politikaları yakından izlenmeli, popülist politikalar yerine günün şartlarına uygun politikalar geliştirilmeli.
Türkiye’nin diğer önemli bir sorunu yatırım yetersizliğidir. Bu sorun büyüme, işsizlik gibi birçok sorunu da etkilemekte. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve gerekli şartların sağlanması yatırımları arttırırken, birçok makro ekonomik değişkeni de olumlu yönde etkiler. Yeni hükümetin yatırımları arttırmak için gerekli önlemleri alması gerekiyor. Bunların başında tasarrufları ve tasarruf oranlarını arttırmak, bu hususta toplumsal bilinç yaratmak. Yatırımları arttırmak amacıyla; yatırımcılara gerekli finansal gerekse de prosedürle ilgili kolaylıklar sağlanmalı ve uygun bir yatırım ortamı oluşturulması son derece önem arz ediyor. Bunun yanında yatırım ortamının rekabet gücünü arttıracak gerekli düzenlemeleri tespit edilerek politika önerileri geliştirilmeli.

Bazı iyileştirmeler olsa da Ar-Ge teşvikleri ve yenilikçiliğin desteklenmesi konusunda Türkiye gelişmiş ülkelerden geridedir. öncelikli olarak tüm toplumun yenilikçiliğin öneminin farkına varması lazım. Bilim adamlarının ve devletin her kurumunun Ar-Ge ve yenilikçiliği anlaması gerekiyor. Enerji, sağlık ya da sanayi politikalarında yenilikçilik (uygulamada, hizmette ve altyapıda) öncelikli olarak ele alınmalı ve teşvik edilerek geliştirilmesi yönünde adımlar atılmalı.

Aktif deprem kuşağı üzerinde bulunan illerde kentsel dönüşüm projelerinin etkinliğinin arttırılması amacı ile öncelikli olarak projelerin yasal tabanı oluşturulmalı. Projenin uygulanacağı bölgenin sosyal profili, aile yapısı ve hane halkı, anket ve görüşme teknikleri kullanılarak incelenmeli. Kentsel dönüşüm çalışmalarına tabi tutulacak alanların sorunları ve olası tehditleri üzerinde durulmalı. Ayrıca kentsel dönüşüm projeleri halka tanıtılmaya çalışılmalı. Halka yönelik deprem afetini önleme kampanyaları ile özellikle ilk yardım konusunda halkın bilgilendirilmesi sağlanmalı. Yine kentsel dönüşüm projeleri için finansman ve gelirler konusunu tekrar düzenlenmeli. Depreme karşı dayanıklı konut inşa etmek isteyen kişilere yardımcı olmak üzere bir finansal yardım planı oluşturulmalı. Hükümet tarafından uzun vadeli kredi sistemi sağlanmalı, kredi faiz oranları düşük tutulmalı. Bundan dolayı bu planı gerçekleştirmek üzere fon kaynakları üzerinde çalışmalar yapılmalı.

Eğitim ve sınav sisteminde, bazı vakıf üniversitelerinin sertifika programları hariç etkili bir yenilikçilik eğitimi verilmiyor. Bütçesel sıkıntılar devam etse de Ar-Ge teşviklerinde yıl bazında artışlar hem yetersiz kalıyor, hem de destek süreci birçok firmayı yola çıkmadan durduruyor. Devletin öncelikli olarak yenilikçi düşünebilen bireyler yetiştirmesi, kritik sektörlerde (yazılım, enerji, sağlık gibi) teşvikleri artırması gerekiyor.
Türkiye, tarım sektöründe daha ciddi ve yapılabilir bir yeniden yapılanmaya gitmeli ve başarmalı.
Yeni hükümet ekonomi politikası uygulamalarındaki etkinliği arttırmak üzere, ekonomi idaresinde yeni ve tutarlı bir düzenlemelere gitmeli.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası