BIST Ocak ayında yeni tarihi zirveler test etti, ama…

Yurtiçinde güçlü büyüme beklentileri ve bilanço beklentileri ile yurtdışı piyasalardaki güçlü risk alma iştahının da etkisiyle BIST yükseliş eğilimini devam ettirdi. Güçlü global büyüme beklentileri, büyük merkez bankalarının para politikalarının halen piyasaları destekleyecek şekilde genişleyici nitelikte olması ve FED’in kademeli faiz artışı politikası global borsalardaki risk alma iştahının güçlenerek devam etmesini sağlayan faktörler oldu.

Borsa İstanbul pozitif beklentilerle başladığı 2018 yılının ilk ayında dalgalı bir seyir izledi. Ocak ayına 115.000 seviyesi üzerinden başlayan BIST-100 endeksi Jeopolitik risklerin etkisiyle yurtdışı piyasalardaki pozitif eğilime rağmen ayın ilk yarısında negatif ayrışarak 111.000 seviyelerine kadar geriledi. Jeopolitik risk algısının “Zeytin Dalı” harekatının başlamasıyla azalmasıyla BIST hızla toparlanarak 121.531 ile tarihi zirve test ederken, ayı %4 üzerinde yükselişle 119.000 üzerinden tamamladı. Sanayi endeksi negatif ayrışarak ayı %3 üzeri getiri ile tamamlarken, BIST bankacılık endeksi pozitif ayrışarak ayı %11 üzeri yükselişle tamamladı. BIST Ocak ayında tarihi zirveler test etmesine karşın ayın ilk iki haftasındaki negatif ayrışması nedeniyle ayı MSCI EM (Gelişmekte olan ülkeler) endeksine göre negatif ayrışmayla kapattı. MSCI EM endeksi ayı dolar bazında %8 üzerinde yükselişle tamamlarken,  BIST %4 getiri ile he gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke endeksinden geride kalarak negatif ayrıştı. BIST Afrin’e yönelik operasyon beklentileriyle yeni yıla negatif ayrışmayla başlarken, ABD ve Rusya ile çatışma riskinin ortadan kalkması ve operasyonun sorunsuz ilerlemesiyle birlikte global risk alma iştahının da etkisiyle hızla toparlanarak negatif ayrışmasını azalttı. EM içinde oldukça iskontolu olan bankacılık hisselerine gelen alımlar bu toparlanma da etkili oldu. Bankacılık endeksi EM endeksinin üzerinde performans göstererek hem BIST içinde hem de EM içinde negatif ayrıştı. Ocak ayında DXY endeksindeki zayıflamayla birlikte kur tarafında Dolar/TL’de düşüşler yaşansa da TL sepet olarak %1 üzeri değer kaybı ile EM içinde negatif ayrışarak değer kaybetmeye devam etti. Yurtiçinde güçlü büyüme beklentileri ve bilanço beklentileri ile yurtdışı piyasalardaki güçlü risk alma iştahının da etkisiyle BIST yükseliş eğilimini devam ettirdi. Güçlü global büyüme beklentileri, büyük merkez bankalarının para politikalarının halen piyasaları destekleyecek şekilde genişleyici nitelikte olması ve FED’in kademeli faiz artışı politikası Global borsalardaki risk alma iştahının güçlenerek devam etmesini sağlayan faktörler oldu.

ABD BORSALARI REKOR KIRDI

Ocak ayında global büyüme beklentilerinin de etkisiyle başta Petrol olmak üzere emtialarda yükseliş trendi devam ederken, EM içinde petrol üreticisi olan Meksika Pesosu ve Brezilya Real’i gibi para birimleri pozitif ayrıştı. Gelişmekte olan borsalar içinde ise petrol ihracatçısı Brezilya ve Rusya borsaları pozitif ayrışan endeksler oldu. BIST’in ve TL’nin negatif ayrışmasında Jeopolitik risklerin etkisi kadar sınırlı da olsa Petrol ve Emtia fiyatlarındaki yükselişte etkili oldu. Net petrol ithalatçısı ülke olan Türkiye için petrol fiyatlarının son gelindiği seviyeler negatif etki oluşturacak seviyelerdir. Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının yükselişine devam etmesi TL ve BIST üzerinde negatif baskı unsuru olmaya devam edecektir. Aksine petrol fiyatlarının (Brent) 70 dolar üzerinde kalıcı olmayarak gevşemesi durumunda Şubat ayında BIST ve diğer TL varlıkların kısmen EM içinde pozitif ayrışması bekleniyor. Ocak ayında global tarafta en önemli noktalardan biri ise DXY endeksinin hızla değer kaybederek,  EM’lere yönelik risk iştahını desteklemesi oldu. Ancak DXY endeksindeki düşüşe rağmen ABD tahvil faizlerinde hızlı yükseliş gerçekleşti. ABD tahvil faizlerindeki yükseliş faiz artırım beklentileri ya da enflasyon beklentilerden ziyade ABD hisse senedi piyasasında yaşanan ralliden kaynaklandı. ABD’de hisse senetleri ile tahviller arasında büyük bir geçiş vardır. ABD borsaları rekorlar kırarak yükselişini güçlendirirken, yatırımcıların tahvil piyasasından çıkarak hisse senedi piyasalarına yönelmesi ABD tahvil faizlerindeki yükselişte etkili olan ana faktörlerden biridir. Bu nedenle ABD tahvil faizlerinde Ocak ayında yaşanan yükselişin gelişmekte olan ülkelere negatif etkisi sınırlı kaldı. Buna karşın ABD 10 yıllık tahvil faizleriyle arasında yüksek korelasyon bulunan yurtiçi tahvil faizleri ABD tahvil faizlerindeki hızlı yükselişe rağmen ayı sınırlı yükselişle tamamladı. Ocak ayında gelişmekte olan ülkeler pozitif ayrışırken, başta petrol olmak üzere emtia üreticisi EM ülkeleri kendi içinde en güçlü performansı gösteren ülke piyasaları oldu.

                                                GEÇİCİ BÜTÇENİNİ ONAYLANMAMASI, ENDİŞE YARATTI

Aralık ayı FED tutanakları üyeler arasında görüş ayrılığı olduğunu gösterdi. Tutanaklarda üyelerin 2018’de yapılacak faiz artışları konusunda derin görüş ayrılığı içinde olduğu görüldü. Bazı üyeler 2018 yılı genelinde üç faiz artışını “agresif” bulurken, bazıları ise “yavaş” bulduğunu söyledi. FED tutanakları sonrası DXY dolar endeksindeki düşüş kademli olarak devam ederken, geçici bütçenin onaylanmaması ve sonrasında kısa süreliğine ABD hükümetinin resmen kapanması endeksindeki düşüşü hız kazandı.

                                        FED’İN YENİ BAŞKANI POWEL NASIL BİR POLİTİKA İZLEYECEK?

FED Ocak ayı sonundaki toplantısında faizleri 9 üyenin oybirliğiyle %1,25-%1,50 aralığında sabit bıraktı. FED istihdamın güçlenmeye devam ettiği ve ekonomik aktivitenin güçlenerek artığı vurgusunu yineledi. FED, Enflasyonun bu yıl yükseleceğini öngörürken, orta vadede enflasyonun %2 seviyesinde istikrar kazanmasını bekliyor. FED’in enflasyonun bu yıl yükseleceği yönündeki Mart toplantısında faizlerin artırılacağının sinyali olarak algılandı. Ancak Karar sonrası piyasaların tepkisi sınırlı kaldı. Çünkü piyasalar 2018 yılı için 3 faiz artışını büyük oranda içselleştirerek fiyatlara yansıttı. FED kararı sonrası FED faiz artışı beklentileri CME’de %83 olasılığa yükseldi. Bundan sonraki süreçte FED’in faiz artırımından ziyade piyasalar için FED bilançosunu ne kadar hızlı daraltılacağı daha önemli olacak. Yeni FED başkanı Powel’in başkanlığı FOMC’de oybirliği ile onaylanırken, 3 Şubat yeni başkan görevine başlayacak. Önümüzdeki ilk toplantı olan Mart toplantısı Powel’in nasıl bir politika izleyeceği ve Yellen’in benimsediği kademeli faiz artışı ve yumuşak geçiş politikasını devam ettirip ettirmeyeceği olacaktır. Piyasalar Powel’in mevcut kademeli faiz artışı politikasını devam ettireceğini bekliyor.

    MERKEZ BANKASI, ENFLASYON HEDEFİNİ YÜKSELTTİ

TCMB ise Ocak ayı toplantısında piyasa beklentisine paralel faizlerde bir değişiklik yapmayarak para politikası aracı olarak kullandığı Geç Likidite Penceresi (GLP) faiz oranını %12,75’de sabit tuttu. PPK toplantı özetinde TCMB enflasyon görünümünde baz etkisi ve geçici faktörlerden bağımsız, belirgin bir iyileşme ve hedeflerle uyum sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla sürdürüleceği vurgusu yaptı. Bu cümle TCMB’nin baz etkisi ve geçici faktörlerle enflasyonda bir düşüş yaşanması durumunda herhangi bir şekilde faiz indirimine gitmeyeceği ve enflasyonda reel olarak düşüş trendi oluşmadan para politikasında bir gevşeme oluşmayacağı mesajı olarak algılandı. TCMB kararı sonrası TL’deki değer kaybı dururken, Dolar/TL’de Euro/Usd partisine bağlı olarak bir gevşeme yaşansa da TL sepeti dar bir bantta yatay bir seyir izledi. TCMB’nin sıkı para politikasının devam ettirileceği mesajına rağmen Jeopolitik riskler, yüksek enflasyon ve enflasyonun düşüş konusunda katılık göstermesi gibi nedenlerle TL sınırlı da olsa Ocak ayında negatif ayrışma devam etti. TCMB yayınladığı enflasyon raporunda 2018 yılsonu için %7 olan enflasyon hedefini %7,9’a yükseltirken, 2019 yıl sonu için enflasyon hedefini %6,5 olarak belirledi.

                                          AFRİN OPERASYONU, PİYASALARI NASIL ETKİLEDİ?

ABD ile vize krizinin çözülmesi ve gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik iyileşen risk iştahının etkisiyle Türk Lirası’nın yılın ilk ayında kayıplarının bir kısmını geri aldığını söyleyebiliriz. Global piyasadaki görünüm ve TCMB’nin enflasyonda “baz etkisi ve geçici faktörlerden bağımsız belirgin bir iyileşme ve hedeflerle uyum sağlanana kadar sıkı duruşun süreceği” değerlendirmesi de Türk Lirası’nı destekleyen unsur olarak karşımıza çıktı. Öte yandan TSK’nın “zeytin dalı” operasyonuna yönelik ekonomi ve mali piyasalara ilişkin endişelerin etkisi sınırlı kaldı. Çünkü operasyon öncesi haberlerle riskler büyük oranda satın alınmıştı. Ocak ayının son günlerinde ABD Hazine Bakanı Mnuchin’in Davos zirvesinde yaptığı konuşmada Dolar’ın düşüşünün Amerikan ekonomisine fayda getirdiğini vurgulamasının ardından Dolardaki düşüş hızlanırken; Dolar endeksi 2014 yılından sonra ilk defa 90,00 seviyesinin aşağısına geriledi. Ertesi gün ise ABD Başkanı Trump’ın Hazine Bakanı’nın açıklamasının yanlış anlaşıldığını, güçlü bir Dolar istediğini söylemesiyle Dolar/TL kayıplarının bir kısmını telafi etti. Önümüzdeki süreçte Afrin harekatında beklenmeyen bir sürpriz olmadıkça piyasa etkisinin sınırlı kalmaya devam edebilir. Dolar’ın dünya para birimlerine karşı nispeten zayıf bir seyir izlemesi durumunda kur 3,70-3,80 bandında dalgalanabilir. Dolar lehine işlemler gerçekleşmesi halinde ise 3,83 ve 3,90 dirençleri takip edilebilir. Tüm bu gelişmelerle birlikte yeni yılda gelişmiş ülkelerde beklenenden daha erken parasal sıkılaşma olup olmayacağı ve yurt içinde ise siyasi ve Jeopolitik gelişmeler yakından takip edilecek.

 

ALMANYA’DA KOALİSYON HÜKÜMETİ KURULUYOR

2017’nin son günlerinde yükselişin ön planda olduğu EUR/USD paritesi yeni yılın ilk ayında da Dolar’ın değer kaybetmesiyle bu eğilimini korudu. Almanya’da koalisyon kurulmasında partilerin bir sonraki aşamaya geçtiği haberiyle yükselişini 1,22 üzerine taşıyan parite, ECB tutanakları ve Draghi’nin güçlü büyüme vurgusuyla 2014 yılından beri en yüksek seviyeye çıkarak 1,25 üzerini test etti. Dolar aleyhine işlemlerin devamı halinde Şubat ayında paritede 1,2515 ve 1,2770 dirençleri gündeme gelebilir. Paritenin 1,2390 aşağısındaki fiyatlamalarda ise 1,2170 desteklerine kadar geri çekilmeler görülebilir.

Yılın ilk ayında Dolar endeksinde görülen baskılanmayla birlikte küresel büyüme beklentisine de eşlik eden Ons altın 1.365 seviyesinin üzerini test etti. Değerli metalin ayın son günlerinde ise ABD ve Almanya başta olmak üzere gelişmiş ülkelerdeki tahvil faizlerinde sert yükseliş kaydedilmesiyle bir miktar gerilediği gözlendi. Satışların devamı halinde sarı metalde 1.328 ve 1.313 desteklerine kadar geri çekilmeler olabilir. Yükseliş eğiliminin Şubat ayında da devamı durumunda ise 1.355 ve 1.372 dirençleri hedeflenebilir.

                                               ŞUBAT AYINDA PİYASALARI NELER BEKLİYOR?

Şubat ayında yurtdışında FED üyelerinden gelecek açıklamalar, yeni FED üyelerinin kimler olacağı piyasaların ana gündemlerinden biri olacak. FED üyelerinden gelecek açıklamalarda 2018’de iki ya da en fazla üç faiz artışı yapılabileceği şeklindeki öngörünün korunması global risk alma iştahını ve özellikle de EM’lere yönelik fon akımını devam ettirmesi bekleniyor. EM’lere yönelik fon akımlarının devam etmesiyle birlikte EM’lerin pozitif ayrışmasını bir süre daha devam ettirtmesi bekleniyor. Emtia fiyatlarındaki yükseliş eğiliminin devamı gelişmekte olan ülke piyasalarındaki pozitif ayrışmaya destek verebilir. Ancak emtialardaki yükselişin içinde Türkiye gibi emtia üreticisi ülke piyasalarında negatif ayrışmaya enden olması bekleniyor. ABD enflasyonun %2 hedefine doğru ilerlediğine ilişkin gelecek verilerin gelmesi durumunda EM’lere yönelik risk iştahında hızlı düşüş oluşması ve EM piyasalarının negatif ayrışarak satışların yaşanması bekleniyor. ABD enflasyonuna ilişkin güçlü verilerin gelmesi durumunda EM gurubu içinde en kırılgan grupta yer alan TL varlıklardaki negatif fiyatlamanın daha sert olması bekleniyor. Şubat ayında büyük merkez bankalarından sadece İngiltere merkez bankası faiz kararı için toplanacak. Daha önce 25 baz puanlık artırım yapan İngiltere merkez bankasının faizlerde ve varlık alımlarında bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor. Petrol fiyatlarının Şubat ayında da yükselişine devam etmesi Ocak ayında olduğu gibi kısa vadede TL varlıkların EM içinde sınırlı negatif ayrışmasına neden olabilir.

Yurtiçinde ise ana gündem Suriye’de devam eden “Zeytin Dalı” harekatı ve Jeopolitik riskler olacaktır. Piyasalar ABD ve Rusya ile Türkiye’nin bölgede ters düşme riskinin ortadan kalkmasıyla Jeopolitik riskleri göz ardı etti. Jeopolitk risklerin azalmasıyla BIST negatif ayrışmasını kısmen sonlandırarak farkı kapatmaya çalıştı. Önümüzdeki dönemde harekata ilişkin ve Suriye’nin geleceğine yönelik başta ABD ile Rusya olmak üzere yurtdışı ülke yetkilerinden gelecek açıklamalar dikkatle takip edilecek. Türkiye’nin bölgede diğer ülkelerle ters düşerek bir anlaşmazlık yaşaması durumunda Jeopolitik riskler tekrar gündemin ön sırasına gelecektir. Bu tür bir riskte TL varlıklarda hızlı satışların ve kısa süreli riskten kaçışın yaşanması bekleniyor.ABD ve AB ile olan ilişkiler piyasalar için önemli olmaya devam edecek. Şubat ayında S&P’nin kredi notu değerlendirmesi izlenecek gelişmelerden biri olacak. S&P Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyenin iki kademe altı olan BB kredi notu ve “negatif” görünümle izliyor. Bu nedenle S&P değerlendirmesinin piyasa üzerinde önemli bir etki yapması beklenmez. Ancak yukarı yönlü bir revizyonun sınırlı da olsa TL varlıklarda ekstra pozitif fiyatlamayı beraberinde getirebilir. Ekonomik tarafında enflasyon verisi piyasaların en önemli gündemi olacak. Global risk alma iştahı ve EM’lere yönelik fon akımları devam ettikçe BIST’te yeni zirve seviyelerin test edilmesi beklenmektedir. Ancak Ocak ayındaki özellikle banka hisselerinde yaşanan hızlı yükseliş sonrası Şubat ayında sınırlı da olsa kar satışları görebiliriz. BIST Şubat ayında BIST’in 115.000-124.000 aralığında dalgalanması ve ayı sınırlı yükselişle kapatması yüksek olasılık olarak görülüyor. BIST’in EM içinde halen oldukça iskontolu işlem görmesi ve özelliklede bankacılık hisselerin yüksek ıskonto BIST’i halen cazip kılıyor. Güçlü büyüme ve şirket karları beklentisi de bu cazibeyi destekliyor. Ancak buna rağmen Şubat ayında risk iştahını artıracak yeni gelişmeler olmadıkça BIST’in 124 bin seviyelerinin üzerine çıkarak kalıcı olması beklenmiyor. Gelişmekte olan ülkelerin Şubat ayında da pozitif ayrışmasını devam ettirmesi beklense de başta Petrol olmak üzere emtialardaki yükselişin devamı durumunda BIST ve diğer TL varlıklar EM içinde sınırlı da olsa negatif ayrışabilir. Jeopolitik risklerin tekrar gündemin ön sıralarına gelmesi de bu negatif ayrışmayı artırabilir. Buna karşın BIST’te Şubat ayında olası satışların kar satışı şeklinde yaşanmasını ve orta vadede BIST’in yükseliş trendini devam ettirmesi bekleniyor. Endeksin Şubat ayı içinde kar satışı gerçekleştirmesi sağlıklı olacaktır. FED’in faiz arıtımlarına kademeli devam edeceği beklentisi, ECB ve BoJ gibi büyük merkez bankası para politikalarının piyasalar için hala genişleyici olması ile güçlü global büyüme beklentileri global risk alma iştahını güçlü tutmaya devam edecektir. Bu nedenle global risk iştahı güçlü kaldıkça TL varlıklar özellikle de BIST’teki satışların kar satışı şeklinde gelişmesi bekleniyor.

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

Site Haritası