“Türkiye, sermaye için en elverişli ülke”

Türkiye ekonomisi nereye gidiyor? Cumhurbaşkanı Ekonomi Başdanışmanı Dr. Bülent Gedikli, Türk ekonomisi ile ilgili çarpıcı analizler yaptı, bir hayli iddialı konuştu. İşte Gedikli’den Turcomoney’e dikkat çeken değerlendirmeler…

*Türkiye, sermaye için dünyadaki en elverişli ülke

*Türkiye’de ekonomik kriz olmaz.

*Türkiye Maastricht kriterlerine Avrupa’da uyan tek ülke.

*Kamu-özel sektör işbirliğinin sinerjisi, tüm bölgede ve dünyada Türkiye’yi adeta yıldız yapacaktır.

*Dünyada paranın ve sermayenin gideceği Türkiye’den daha elverişli bir ülke yoktur.

*Yeni  üretim ve ihracat modellerini hayata geçirerek 2023 hedeflerini yakalama şansımızın olduğunu biliyoruz.

Dr. Bülent Gedikli, uzun yıllar ekonomi bürokrasisinde, Maliye Bakanlığı’nda üst düzey görev yaptıktan sonra Ak Parti’nin kurucuları arasında, partinin üst kademelerinde görev aldı. Ak Parti’de ekonomiden sorumlu genel başkanlık yaptı, milletvekili oldu. Şimdi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomi başdanışmanı olarak görev yapıyor. Gedikli, zaman zaman iddialı çıkışlarıyla medyada bir hayli dikkat çekiyor. Peki Türk ekonomisi nereye gidiyor? Büyüme, bütçe dengesi, dış ödemeler dengesindeki iyileşmeler, rakamlarla teyit ediliyor, ama piyasalar durgunluktan yakınıyor. Bu ne anlama geliyor? Türkiye’de yeni bir kriz olur mu? Mevcut büyüme hızı ve ihracat trendi ile 2023 hedeflerine ulaşılabilir mi?

İşte Turcomoney’nin soruları, işte Dr. Bülent Gedikli’nin cevapları…

-Dünden bugüne Türk ekonomisinin seyrini iyi bilen isimlerden birisiniz. Ekonomik büyüme meselesi ile başlayalım. Türkiye, tüm olumsuzluklara rağmen 2015 yılını yüzde 4’lük büyüme ile kapattı, 2016 yılının ilk üç aylık döneminde ise TÜİK’in verilerine göre ekonomi  beklentilerin de üzerinde yüzde 4,8 büyüdü. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,5, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH değeri ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,8 arttı. Bu oranları, rakamları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Riskleri yönetmekte Türkiye’nin sahip olduğu tecrübeyi en iyi şekilde sahaya yansıttığını gösteriyor. Türkiye’nin dünyada büyüme rakamları acısından OECD 6., Avrupa’da 1.sıradayız. Tabi bu tam olarak istediğimiz ve 2023 hedeflerimize ulaşmamızı sağlayacak rakamlar değil bizim potansiyel büyüme rakamımız %5-%6’dır.

TÜRKİYE, MAASTRICHT KRİTERLERİNE UYAN TEK ÜLKE

-Aynı şekilde bütçe dengesindeki iyileşme trendi devam ediyor. Türkiye, bu konuda birçok AB üyesi ülkeden daha iyi durumda. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Avrupa kendi koyduğu  Maastricht kriterlerinin uzağından bile geçemeyecek boyutlarda borçluluk, bütçe  açığına sahip iken kapısında beklettiğini zannettiği (şu anda AB’nin geleceği muallakta) Türkiye Maastricht kriterlerine Avrupa’da uyan tek ülke. Bölgedeki bunca kaosa ve savaşa rağmen Türkiye’de ard arda yapılan seçimlere ve 3 milyonu aşan Suriyeli mülteciye rağmen sadece %1-2 bütçe açığı (yıllık) 5 aylık bütçe rakamlarında ise 9.1 milyar bütçe fazlasından bahsediyoruz. Yani Türkiye ekonomisinin temeli sağlam.

İFLAS ERTELEMELERİ İSTİSMAR EDİLİYOR

-Son bir yılda iflas erteleme talebinde bulunan firma sayısı 1000’i geçti. İşadamları, durgunluktan, piyasa nakit sıkıntısından şikayet ediyor. Medyada büyüme rakamlarının ekonominin gerçek durumunu yansıtmadığını iler süren değerlendirmeler yapılıyor. Bu eleştirilere ne diyeceksiniz?

Sanayicimizi, üreticimizi, ihracatçımızı ve piyasaları rahatlatmaya yönelik reform paketlerimizi açıkladık. Maliyetleri aşağı çekecek önlemelerimizi de hızla hayata geçiriyoruz. İflas ertelemenin istismar edildiğine dair gelen şikayetler üzerine bir dizi önlem çalışması yapılıyor en kısa sürede hayata geçirilecek.

FAİZ KONUSUNDA ALGI OPERASYONU YAPILIYOR

-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve bazı bakanların “Merkez Bankası faizleri indirmeli “ yönündeki açıklamaları, “Merkez Bankası’na bir müdahale yapılıyor” diye eleştirenler de oldu. Bu Merkez Bankası’nın özerk yapısına uymaz diyenler oldu. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

Merkez Bankaları dünyanın her ülkesinde hükümetlerin hedeflediği ekonomi programlarına uyumlu şekilde çalışmak durumundadır. Hedefte bağımsızlık olmaz, araçlarda bağımsızlık vardır. Bu araçları kullanırken de piyasalara ve koyulan hedeflere dolaylı da olsa olumsuz etkilerinin olup olmayacağı iyi analiz edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve benim uzun zamandır anlatmak istediğim şey “ekonominize güvenin, küresel şartlar elverişli hale geldi, faizler aşağı yönlü olmalı”. Merkez Bankası yönetimi bağımsızdır ve herhangi bir kanuni değişiklik düşünülmemektedir. Türkiye’de bir kesim sürekli olarak bu faiz konusunda ısrarla algı operasyonu haberlerle gerçekleri çarpıtıyor.

Merkez Bankası yönetimi, geçtiğimiz aylarda değişti. Hükümet, yeni atamaları yaptı. Sizce Murat Çetinkaya başkanlığındaki yeni yönetim faiz ve döviz politikası başta olmak üzere nasıl bir strateji izlemeli?

Küresel deflasyon riskinin artmakta olduğu bir dünya ekonomisini gözönüne alarak daha proaktif olacaklarını ümit ediyorum.

AB BÖLGESİ DÜNYADA EN SIKINTILI BÖLGE OLDU

-“Üretmeyen, mali sıkıntılarla uğraşan ve yaşlanan Avrupa Birliği, dağılmaya doğru gidiyor. AB, ancak Türkiye ile dinamik bir yapıla kavuşur” şeklinde bir açıklamanız olmuştu. AB, gerçekten dağılacak mı size göre?

AB bölgesi ekonomik olarak dünyada en sıkıntılı bölge haline geldi. Bu da sosyal ve siyasi sorunların çözümünü imkansız hale getiriyor. (Fransa’daki çalışma kanunundan dolayı artan sokak hareketleri gibi)  Bu durum ayrıca, radikal siyasi akımlar, dünyanın geri kalanının AB ülkeleriyle kurduğu ilişkilerin zarar görmesine neden oluyor ( Ermeni kanun tasarısının Almanya Parlamentosu’nda onaylanması gibi garabet hatalar)

TÜRKİYE, EKONOMİK KRİZE GİRMEZ

-Türkiye, son 25 yılda aradaki daha küçük boyutlu kriz süreçleri dikkati alınmazsa üç önemli kriz yaşadı. 90 krizi, 94 krizi, 2001 krizi. Son olarak 2007’de patlak veren küresel ekonomik krizle birlikte yaşanan, ancak daha hafif atlatılan bir kriz daha yaşadık. Son zamanlarda ise ekonomideki ciddi sıkıntılar dile getiriliyor ve “kriz geliyor” değerlendirmeleri yapılıyor. Medyaya yansıyan bir açıklamanızda, “Türkiye, bundan sonra döviz ya da enflasyona dayalı bir kriz yaşaması sözkonusu değil” şeklinde sözleriniz var. Gerçekten Türkiye, artık bir ekonomik krize  girmez mi?

Türkiye ekonomik krize girmez. Bunun sebeplerini hala bu kadar olan bitene rağmen gelen verilerden göremiyorlarsa bu iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Türkiye geçmişte yasadığı tüm krizlerin nedeni anormal bütçe açıkları, verimsiz kamu harcamaları ve kamu borçlanmalarına bağlı olarak ortaya çıkmıştı. Şu anda mali disiplin var, kamu harcamaları da verimli yapılıyor. Hane halkının dövizle borçlanmasını AK Parti iktidara geldiğinde yasaklamıştı. Bunun ne kadar isabetli olduğunu görüyoruz.

EMTİA İHRACATÇISI OLAN ÜLKELER SIKINTI İÇİNDE

-Zaman zaman çok ilginç çıkışlar yapıyorsunuz. Bunlardan biri de Rusya dahil, ekonomilerini doğal kaynaklara dayandıran ülkelerin çökeceğini iddia etmiştiniz. Bu iddianızı neye dayandırıyorsunuz? Konuyu biraz açar mısınız?

Emtia ihracatçısı (doğal kaynak ihracatçısı ülkeler) ekonomik olarak çok ciddi sıkıntı yaşadıkları bir süreçten geçiyor. Petrol dahil tüm enerji arzının arttığı, ancak talebin çok yavaşladığı bir süreçteyiz. Ülkelerinin bütçeleri sarsılıyor ve eskiden bol sıfırlı fazla veren petrol ihracatçısı ülkeler bugün dünyada kredi arayışına girdi. İlk kez iç tüketimi arttırabilmekten bahsediyorlar. Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan vatandaşlarından vergi almayı düşündüğünü açıkladı.

2023 HEDEFLERİNİ YAKALAMA ŞANSIMIZ VAR

-Hükümet, 2023 yılı için çok büyük hedefler ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da sıkça bu hedefi dile getiriyor. Buna göre hedef, Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomi arasına girmesi ve ihracatımızın 500 milyar dolara çıkarılması. Ancak Ortadoğu’daki iç savaş ortamı, Rusya ile bozulan ilişkiler, Avrupa ülkelerinin hala durgunlukla boğuşması gibi nedenler, bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırıyor. Mevcut büyüme hızıyla bu hedeflere ulaşmak epey zor gözüküyor. Medyada ise “2023 hedefleri hayal oldu” değerlendirmeleri” yapılıyor. Sizce hedefler mi revize edilmeli, yoksa yeni bir strateji mi uygulamaya geçirilmeli?

Tüm sorduğunuz soruların aslında cevabı aynı yere çıkıyor. Türkiye’nin sahip olduğu iç kaynaklarıyla üretim modeline ve yeni ihracat modellerini hayata geçirmesi sonucunda 2023 hedeflerini yakalama şansımızın olduğunu biliyoruz. Girişimcilik kültürünün bu kadar gelişmiş olduğu, genç ve eğitimli nüfusa sahip, siyasi istikrarın devam ettiği bir Türkiye’nin aşamayacağı problem yoktur.

Bu röportajın devamını,,

Turcomoney’i Yaysat’ın seçkin bayilerinden,

D&R, Remzi Kitabevi, NT, Özdilek, Real, İnkılap Kitapevi ‘nden satın alabilir,

D&R’ın internet sitesinden

http://www.dr.com.tr/Dergi/Turcomoney/Kolektif/Ekonomi-Haber/Ekonomi-is-Dunyasi/urunno=0000000370911

Dijimecmua’dan (http://www.dijimecmua.com/turco-money/) okuyabilir, satın alabilir, abone olabilirsiniz.

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası