Türkiye’nin önündeki yeni fırsatlar…

Mevcut küresel konjonktürde gelişmekte olan ülkelerin lehine bir durum doğmuş olması Türki’ye yeni fırsatlar açacaktır. Bu kapsamda Avrupa’dan gelen ilave talebin ve TL’nin dış değerinde yaşanan kaybın sağladığı rekabetçilik avantajı, mal ihracatını hızlandıracağını ve büyümeyi destekleyeceğini bekliyoruz.

Türkiye ekonomisinde etkili ve ihtiyatlı bir iyileşme hali öne çıkıyor: Mevcut konjonktürde sürdürülebilirliğinde kuşkular olmakla beraber kaybedilen büyüme ivmesinin geri kazanıldığını, ekonomik aktiviteyi destekleyen teşviklerin beklentileri karşıladığını ve gerekli başarıyı gösterdiğini, TL’nin değer kayıplarının bir kısmının geri kazanıldığını ve kurlardaki dalga boyunun giderek küçüldüğünü görüyor ve izliyoruz. Ayrıca zaman zaman kısmı kesintilere rağmen Türkiye’nin varlıklarına yönelik fon akışı da devam ediyor. Türkiye ekonomisinde etkili ve ihtiyatlı bir iyileşme hali öne çıkıyor.

Ekonomik regülasyonların etkinliği, hükumetin bütünlüğü ve yasama mukavemeti, Türkiye’nin güçlü yanlarından birisidir. Türkiye hala etkili ekonomik regülasyon yapma yeteneğini koruyor.

                                TL’YE KARŞI SPEKÜLATİF GİRİŞİMLERİN İŞTAHI KIRILDI

Para politikasındaki karmaşıklık halinin Türkiye’nin kredi riski üzerinde yarattığı negatif durum ve karmaşıklık hali son buldu, MB’nin iletişim gücü ve politika etkinliği arttı ve TL ye karşı spekülatif atak yapma girişimleri, iştahı ve niyeti büyük ölçüde kırılarak ortadan kaldırıldı. Ayrıca doların küresel düzeydeki değer kayıpları da TL’nin istikrarında etkili oldu. Ancak bu kez de para politikası dışsal siyasi müdahalelere son derece açık hale geldi. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, ülkenin siyasi durumu, dış politikadaki manevra kapasitesi Türkiye’nin risk derecesini yukarı yönlü etkilemeye devam ediyor.

Faiz oranlarının direkt artırımında para politikalarının kendini kısıtlaması ayrı bir risk haline geldi: Enflasyon ve döviz kuruyla ilişkili risklerin yüksek seyretmeye devam etmesi, politika faizinin doğrudan artırılması gerektiğini şart kılıyor. Ancak bu artışın yapılması konusunda Para politikalarının kendini kısıtlaması da ayrı bir risk haline geldi.

Son dönemdeki mali genişlemeye rağmen Türkiye maliye politikasının önünde hala geniş bir hareket alanı bulunuyor. Ekonomik aktiviteleri destekleyici teşviklerin başarılı olması, yaklaşık iki yıllık bir orta vadede Türkiye’nin seçim atmosferinden uzaklaşmış olması yatırım, tüketim ve tasarruf dengelerini destekleyeceğini değerlendiriyoruz.

        TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ YENİ FIRSATLAR

Mevcut küresel konjonktürde gelişmekte olan ülkelerin lehine bir durum doğmuş olması Türki’ye yeni fırsatlar açacaktır. Bu kapsamda Avrupa’dan gelen ilave talebin ve TL’nin dış değerinde yaşanan kaybın sağladığı rekabetçilik avantajı, mal ihracatını hızlandıracağını ve büyümeyi destekleyeceğini bekliyoruz.

Avrupa Birliği ve Birliğe dahil ülkelerle ilişkilerin gerginleşmesi, planlanmış olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın derinleştirilmesini ve pozitif sonuçlarının tarım ve hizmet sektörlerine yayılmasını, turizm, fon temini ve ticaret alanlarında yaşanacak genişlemeyi önleyecektir. Halbuki Gümrük Birliği Anlaşması’nın planlanan şekilde derinleşmesi halinde, yüksek seyreden işsizlik oranına karşın yeni iş imkânlarını ortaya çıkaracağını ve cari işlemler açığının azalmasına katkı sağlayacağını biliyoruz. Gümrük Birliği Anlaşması’nın yeniden müzakeresinin kolaylaşması kurumsal güvenine, yatırımlara ve büyümeye tekrar ivme kazandıracak, özel sektörün dış borç stokunun çevrilmesi ile dış fonlamaya ilişkin riskleri hafifletecektir. İlaveten, turizmi etkileyebilecek gelişmeler büyümeyi etkileyecektir.

                                             TÜRKİYE’NİN FİNANSAL RİSKİ ARTIYOR

Kamu harcamalarındaki artışa paralel olarak artan faiz maliyetleri, kamusal nakit açıkları ve borçlanma Türkiye’nin finansal istikrar risklerini giderek artırıyor.

Yüksek enflasyon oranları ve TL’nin son dönemdeki volatilite aralıklarının daralmasına rağmen yakın geçmişte hızlıca değer kaybetmesi, parasal istikrar halini hala zorlamakta ve dış finansmana bağımlılık ise dış istikrarı sürekli stres altına sokuyor.

Kurum ve yatırımcı algısındaki tereddüt hali giderek azalmakla birlikte hala devam ediyor. Büyümenin ivmelenmesi ekonomik istikrara katkı yapmakla birlikte, devamlılığında belirsizlik sorunu bulunuyor. Özel tüketim artışını teşvik eden uygulamaların devam etmesi büyümenin sürdürülebilir olması açısından önemlidir.

Sosyo-ekonomik koşullar, iç huzursuzluk ve iç çatışmalar, demokrasi seviyesi politik istikrarın sürekliliğine zarar veriyor. Türkiye’nin risk profilini en başta siyasi ve jeopolitik risklerin yüksek seviyesi, güvenlik ortamındaki riskler, demokrasi standartlarında- hukukun bağımsızlığında ve ifade özgürlüğündeki gerilemeler bozuyor.

 

                                   EKONOMİK REFORM PROGRAMINA ODAKLANILMALI

Teşviklerin kamu maliyesi ve kredi kalitesi üzerindeki etkilerini izlemeye devam edeceğiz: Türkiye’nin sürdürülebilir ve dengeli büyüme için dış finansmana dayalı kırılganlıklarını azaltacak ekonomik reform programlarına odaklanması ve demokratik alandaki iyileştirmeler en önemli öncelikli hedefidir. Bu hedefe ulaşılma çabalarını ve ayrıca teşviklerin kamu maliyesi ve kredi kalitesi üzerindeki etkilerini izlemeye devam edeceğiz.

Negatif yönde artan kamu açıkları makro göstergelerin bozulmasının temel nedenidir: Hazinenin nakit dengesi negatif yönde büyüdükçe iç borçlanma iç borç servisinin üzerine çıkmaya ve iç borç çevirme oranını artırmaya başladı, özel sektörün piyasalardan dışlanmasında, mevduat rekabetinin artmasında ve faiz oranlarının yukarı gitmesinde temel etken oldu.

Kamu nakit açığının artmasının temel nedenlerinden bir kısmı büyümeyi yeniden sağlayabilmek için artırılan kamusal harcamaları, vergi indirimleri ve tahsilat zorluklar olmakla birlikte, önemli bir kısmı da popülist harcamalardaki artışlar oldu.

Özel teşebbüsün yatırım yapma gücü ve büyüme dinamiğinin zayıflamış olması bütçe disiplininin korunmasında risk unsuru haline geldi: Türkiye ekonomisinde özel teşebbüsün yatırım yapma gücünün ve büyüme dinamiğinin zayıflamış olması kamu açıklarının büyümesinde en temel etken olup bütçe disiplininin devamlılığı için risk oluşturmaya başladı.

                                                        MEVDUAT FAİZLERİ DÜŞER Mİ?

Hazine’nin artan borçlanma talebi zayıflamadan ve yüksek enflasyon kontrol altına alınmadan finansal piyasalarda maliyet azalması ve mevduat faizlerinde indirim olasılığı düşük. Fiyat İstikrarı ve para politikası görünümü açısından, para politikasının ve iletim sürecinin oldukça etkili ve ancak dışsal müdahalelere açık olduğunu düşünüyoruz.

Enflasyonun hedefe yaklaşacağına dair para politikasında sürekliliğe ihtiyaç bulunuyor. Enflasyonun gidişatını baskılayan faktörlerin geçici olmadığını kalıcı ve dayanıklı olduklarını ve ciddi/sürekli bir sıkı parasal duruşa ihtiyaç bulunduğunu değerlendiriyoruz. Enflasyonun hedefe yaklaşacağına dair para politikasında sürekliliğe ihtiyaç bulunuyor.

                     TOPARLANMA VE BÜYÜME PERFORMANSI DİKKAT ÇEKİYOR

Türkiye’nin olumlu seyreden toparlanma ve büyüme performansı, giderek güç kazanmış olan özel tüketim talebinin devamlılığı ve iktisadi faaliyetleri destekleyici konumdaki finansal ortam, gelecek dönem beklentileri için pozitif yönde önem arz ediyor. Yapısal alanlarda atılan adımlar fiyat istikrarının sağlanmasına ilişkin henüz bir katkı yapmamış ve uzun vadeli enflasyon beklentileri belirsizliğini hala koruyor.

Son aylarda yaşanan maliyet yönlü gelişmeler ve gıda fiyatlarında beklenen kısmi düzeltmenin sınırlayıcı etkisine rağmen, fiyatlama davranışlarına dair riskler önemini koruyor.

Türkiye’nin ülke kredi profiline yönelik siyasi ve jeopolitik risklerin yüksek seviyesi ile güvenlik ortamında riskleri varlığını hala korumuş olması, devam eden kur oynaklığındaki düşüşü tekrar frenleyecektir.

                                                        BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN STRESİ ARTTI

Bankacılık sektörünün fonlama gücünün ve nakit koruyuculuğunun stresi oldukça yükseldi: Türkiye’de banka düzenlemeleri, denetimi ve yönetilmesi alanlarındaki olumlu küresel entegrasyon seviyesi devam ediyor. Ancak ülkenin ulusal tasarruf oranlarındaki düşüklük ve mevduat dışı dış kaynaklara aşırı bağımlılığı bankacılık sektörünün fonlama gücünün ve nakit koruyuculuğunun stresini oldukça yükseltti.

Bütçe dengelerindeki bozulmanın tamamı teşviklerden ibaret değildir: Net bir bozulma hali sergileyen bütçe gerçekleşmelerinin sağladığı ekonomik canlanma aynı ölçüde vergi gelirlerinin artmasında ve bütçe dengelerinin geri kazanılmasına düzeltici etki yapma olasılığı yüksek değildir. Zira bütçe dengelerindeki bozulmanın tamamı teşviklerden ibaret değildir. Yılın geri kalanında harcamalarda azalma ve gelirde yükselme olasılığı düşük gözüküyor. 

Borçlanmadaki artışın maliyetler ve faiz oranları üzerindeki yükseltici baskısı, mevcut konjonktürde güçlü küresel sermaye akımlarına dayalı olarak hafifletildi.

Uluslararası ilişkilerin, ekonomik dengelerin ve sosyal ortamın bütünleşik bir yapı içerisinde yatırım olanaklarını artırabilmesi tamamıyla demokrasi standartlarının gelişimine bağlı hale geldi. 

Orhan Ökmen

JCR Eurasia Rating Başkanı 

okmen@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

İlgili Haberler