Diyarbakır`dan aklımda kalanlar

Bu vatanın her köşesine kadar gidip iş yapabilen, istediği lisanda konuşabilen, Meclisine girip her makamda mevkide yer alabilen, asker olup her rütbeye ulaşabilen, öldüğü zaman camide cenaze namazı kılınan, Türk-Kürt demeden, birbirleri ile akraba olanların, ayırımı düşünülebilir mi ?

Yıllardır ülkemiz insanlarını meşgul eden ve hatta ülkemizin bölünmesi müstakil Kürt devleti kurulması konuşmalarının yapılır hale gelmesi, beni 1969 yıllarında Diyarbakır’daki T.C. Ziraat Bankası Şubesinin teftişinde bulunduğum zamanda, akşamları küçük lastik örmeli sandalyelerde (kürsülerde) çay içerken orada bulunan ileri gelen esnaf sanatkar, avukat v.s. meslek sahipleri ile yaptığımızı sohbetlerde kişilerin samimi! ciddi konuşmalarda düşünceleri ve destekledikleri fikirler aklıma geliveriyor.

Belirttiğim gibi yıl 1969 yine yaz sıcağında akşam namazından sonra bir çayhanenin önünde tahminen 12-13 kişi ile sohbet etmeye başlamıştık. O gün bu toplulukta Avukatlar hakimdi. Nereden icabetti bilmiyorum durup dururken ortaya şu soruyu attım.

Beyler dedim. “- aylardır ben buradayım. Gezerken, alışveriş yaparken hep şu isimlerle karşılaşıyorum” Başkent Berberi, Başkent Kasabı, Başkent Manavı, Başkent Lokantası v.s.” çoğaltmak mümkün. Nedir bu! dedim. Bana topluluk içinden bir Avukat (şimdi ismini hatırlayamıyorum) “Müfettiş bey siz bilmiyor musunuz” ” -Neyi bilmiyorum” dedim. Bana ” – burası kurulacak Kürt devletinin Başkentidir. Onun için bu isimler çoktur” deyiverdi. ” – Benim ve herkesinde bildiği ve kabul ettiği Türkiye’nin Başkenti Ankara’dır. Burada Başkent nasıl olacak dediğimde “–Ben istikbalde Barzani’nin Başbakanıyım. Her ay muntazaman Silopi’den geçer talimat alır gelirim” dedi ve ilave etti. “- aslında bu biraz gecikiyor sebebi de burada faaliyet gösteren kırkın üzerinde “Nur Medresesi” var orada devamlı olarak bizim Kürtlere ırkçılık haramdır, günahtır. Allah nezdinde takva esastır. Ne Arap’ın Acem’e ne Acem’in Arap’a üstünlüğü yoktur. Dolayısı ile Kürtçülük yani ırkçılık yapmak olmaz diye bizim Kürtlerin beynini yıkıyorlar. Dolayısı ile onları bu yüzden harekete geçiremiyoruz. Ama çalışmamız devam ediyor, ileriki aylarda bu Medreseleri devlet eliyle, askerler vasıtasıyla (Türkiye Cumhuriyetini ve Türk askerini kastediyor) ne yapıp yapıp kapattıracağız. İşte o zamandan sonra hareket başlayacak ve onun önüne geçilemeyecek” dedi.

Maalesef o toplulukta benden başka kimseden ses çıkmadı. Demek ki hepsi bu kişiyi iyi tanıyor, fikirlerini biliyor. Ya tasdik ediyor ya da boş ver olmaz bu deyip kale almıyor olabilirlerdi. Konuşmanın başka mecralara gitme durumu vardı ki konunun değiştirilmesi uygun bulundu. Ama bu konuşmalar, düşünceler o tarihte ülkeyi dolaşan genç bir Müfettiş olarak aklımdan hiç çıkmadı. Bu tarihten sonra Diyarbakır’dakileri hep takip ettim. Sonraları bir gazete haberinde bu Avukat’ın Silopi yolunda trafik kazasında öldüğünü okudum. Tam da bu Avukattı. O düz yolda demek ki arabasını çok süratli kullanmıştı! Diyarbakır’da da hareket başlamış, İmam Hatip Lisesinde bile ırkçılık lafları ediliyor olduğunu duymuştum. Nitekim, yanılmıyorsam 1974 veya 1975 yılında Sayın Ecevit Diyarbakır’daki konuşmasında “halklara hürriyet” cümlesini kullanmıştı. O günden bir gün evvel Diyarbakır’dan, Mardin’e bir vazife ile giderken yolların üzerine yağlıboya ile Kürtçe bu ibarenin yazıldığını görmüştüm. Sanki her şey normal gibi idi hiç kimsede üzerinde durmuyor Sayın Ecevit’in bu cümlesi üzerine basında üç beş yazıdan başka bir şey çıkmamıştı.

Medreseler kapanmış, bu medreselere hizmet veren tanıdığım kişilerin bir kısmı da hapse atılmıştı. (Allah rahmet etsin Dişçi Kadri bey gibi) konuşan Avukatın dedikleri mi olmuştu, bu Avukat bir çok şeyden haberdar mıydı. Bazılarının belirttiği gibi Amerika’nın yıllar önce planladığı söylenen “İran’dan, Irak’tan ve Türkiye’den alınacak topraklarla kurulacak kontrollü bir Kürt devletinin planını mı biliyordu. Bir taşla iki kuş mu vurulmak isteniyordu. Hedef bir taraftan Türkiye’yi bölmek, bir taraftan da İsrail’i emniyete almak mıydı!

Evet o günden bu yana ne oldu? Türkiye’de özellikle güneydoğuda terör zirveye ulaştı. Binlerce şehit verildi. Köylerde evler yakıldı, köy halkı başka başka yerlere göç etti. Halkın bir birlerine olan husumetleri arttı. ülkemizin en güzel yerlerinden güneydoğudaki bazı şehirlerimiz terörle anılır oldu. Buralarda zaman zaman zımmen bazende açık bir şekilde PKK ya bağlılıklarını bildirmekten çekinmeyen siyasi partiler kuruldu. Bunlar PKK vasıtasıyla estirilen terörle müstakil Kürt devletini terennüm etmeye başladılar. İlk önceleri bu durumlara karşı çıkan Kürk kökenli İş Adamları “Diyarbakır’a pasaportla mı gireceğiz” laflarını etmelerine rağmen tehditler karşısında, ölüm korkusuyla isteyerek veya istemeyerek teröristlere maddi manevi destek verdikleri söylenir oldu. Doğru veya yanlış bu söylentiler duyuldu. Verilen kredilerin bir kısmının PKK eline geçtiği anlatıldı. Yarım kalan tesislerin tamamlanması için verilen finansman desteği iş görmedi yarım tesis yine yarımdı.

Irak bölünmesin diye yetkililer çok söylendi. Ama bölündü, kuzeyde Kürt devleti kuruldu. Her türlü siyasi ve ekonomik bağlantılarda yapıldı. BDP yetkilileri görüşmelere gittiler. Bugünlerde tek bayrak üzerinde konuşmaların yapıldığı öğrenildi. Yarın tek para sistemi konuşulacak. Bir devletin devlet olma özelliğinin başında vergi toplama yetkisi gelir. Onun da konuşulması girişi yapılırken hukuki gizlilik ve sorumluluk düşüncesiyle “biz sizden vergi almayacağız” yani, sonra bunu da isteyeceğiz der gibi sözler edilmeye başlandı. (BDP’li Bengi YILDIZ’ın konuşması) BDP, siz bizim dediğimizi yapmazsanız PKK susmaz o bizim silahlı gücümüz demeye devam etmektedirler.

Bakalım sonu nereye varacak. Her halde Türkiye birilerinin düşündükleri gibi güçsüz değil. Zamanında yedi düvele birlikte karşı konulmadı mı? Bugün de aynen öyle olacaktır. Yürekleri bu ülkenin bütünlüğü için atan Kürt kardeşlerimiz endişe etmesinler. Zira insanları birbirine bağlayan en büyük ve en kuvvetli bağ inanç bağıdır. Hepimiz gece yarısında Amerikalı boksör’ün (Muhammed Ali’nin) galip gelmesi Dünya Şampiyonu olması için dua etmedik mi? Terör kurbanı asker Kürt kardeşimiz şehit oldu demiyor muyuz? Onların canı yandıkça Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan herkesin canı yanıyor. Bu böyle bilinmeli.

Tabi Amerika da rahat durmuyor. Bütün düşüncesi İran’ı vurmak oradan alacağı toprağı kuzey Kürt Devleti ile birleştirmek. Irak’a girerken Türk topraklarında kiraladığı yerden her şeyi yapacağını düşünürken buna fırsat verilmedi. Yine İran için yapacağına Türkiye müsaade etmedikçe iş uzuyor. Ekonomisini düzeltme bahanesi ile devamlı karşılıksız para basıp alın terlerini sömürüyor. On sentlik kağıt bir anda yüz dolar oluveriyor. Kim ne zaman ne soruyor ki! Avrupa kendi problemleri ile uğraşıyor. Afrika açlıkla savaşıyor. Asya’da çin dolar biriktiriyor ne olacaksa, Japonya afetlerle uğraşırken nezaketini kaybetmeme çabasında, Rusya bende varım diye geriden geriye konuşuyor. ülkemiz bunlardan ayrı birlik olma çabası verirken içerden bazı aklı evveller muhalefet yapıyoruz şekliyle yanlış üstüne yanlış yapıyor. Bu vatanın her karış toprağında şehit kanı mevcuttur.

Eğer kanında bir bozukluk yoksa ayrım teranelerini bilmeyerek atanların büyük babalarının da bu vatanı korumada çok büyük emekleri vardır. Bu vatanın her köşesine kadar gidip iş yapabilen, istediği şekilde lisanda konuşabilen, Meclisine girip her makamda mevkide yer alabilen, asker olup her rütbeye ulaşabilen, öldüğü zaman cami de cenaze namazı kılınan, Türk-Kürt demeden, şu şehirli bu şehirli demeden birbirleri ile akraba olan dünür olanların ayrışımı, ayırıma diye bir şey diyebilirler mi!? Bunları söyleyen, söyletenler kimler olabilir!

Türkiye’de otuzun üzerinde siyasi parti var. Bunların hepsi aynı düşüncedeler mi? Ama bunların hepsinin ayrı ayrı terörist ekipleri yok. Düşüncelerini anlatımlarla iktidar yapmak istiyorlarsa BDP – PKK silahlı teşkilatımızdır onların hareketiyle bizler bir şeyler yapmak istiyoruz dercesine davranışlarına da zannedersem bu koskoca devlet göz yumamaz. Hele hele bu iktidar hiç yummaz. Bugün bu yanlış beyanatlara, hareketlere müsamaha eder gibi davranılıyorsa bu tamamen kardeş anlayışından ve bu vatanı birlikte kurmuş olma düşüncesindendir. Birgün PKK ve gibiler kaybolacak onları destekleyenler de (gerek isteyerek gerekse korkarak) utanacak, mahcup olacaklardır.

ülkemiz ekonomikman en güzel yola girmiş patika yoldan çıkmış, vatandaşımızın her birinin yaşam standardı yükselirken, bazı böğür itlerinin buna mani olabileceğini tahmin edemiyorum. Sınır ötesindekiler ihtiyarlayan kendi vatandaşlarının geleceğini düşünsünler. ülkemizde henüz nüfusunun 1/3 rey kullanamaz yaşta iken % 50’si genç doğurgan, çalışma yaşının zirvesinde, atalarına hizmet edebilme durumundadır. Müsamahada da elbette bir sınır vardır. Sanki bu sınır son hareketlerle aşıldı gibi geliyor. Hükümetin alacağı kararla varılan sonuca herkesin razı olacağıdır. Gelecek zaman Türkiye Cumhuriyetini kabul edip o bayrak altında yaşayanların lehine olacaktır. Bu böyle bilinmeli.

Mehmet Zeki SAYIN
sayin@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası