İMKB`de risk eşiği hangi seviyelerde atlatılır?

Seçimlerin ardından İMKB, dışarıda Yunanistan ve Suriye gibi olumsuz gelişmelerden etkilenirken, içerde büyüyen cari açık riskiyle karşı karşıya. Peki borsadaki riski seyir hangi seviyelere kadar devam eder?

İMKB’nin seçim sonrası temel ve teknik verilerine baktığımızda (15.06.2011 tarihi itibariyle) İMKB deki halka açık şirketlerin piyasa değeri toplamının yaklaşık olarak 455 milyar TL, Şirketlerin konsolide olmayan son 4 çeyrekteki Net kar toplamlarının yaklaşık olarak 35 milyar TL, Fiyat kazanç (F/K) ortalamasının 12.50; Piyasa değeri/defter değeri oranı ortalamasının ise 1.75 civarında olduğunu görüyoruz. İMKB endeksi teknik olarak 12 Haziran seçimleri öncesi 64.500 seviyelerini gördükten sonra, seçim sonrası daha güçlü bir siyasi istikrar çıkmasına rağmen; içeride cari açık endişeleri ve buna ilişkin alınması muhtemel tedbirlerin şirketlerin karlarını düşürebileceği beklentisiyle kısa vadede olumsuz tepki gösterdi.

Alınacak tedbirlerin orta ve uzun vadede ekonomi üzerinde olumlu etkileri görülecektir. Yine Suriye’deki gelişmeler, Yunanistan’daki belirsizlik ve parasal genişlemeye ilişkin kaygılar kısa vadeli risk iştahını zayıflattı, buda hem İMKB endeksini, hem de küresel borsaları olumsuz etkiledi ve 12 Haziran seçiminin hemen sonrası İMKB 100 endeksi 59.000 seviyelerine kadar gevşedi. Bu seviyelerden gelen tepki alımları ile 61.000’li seviyelerin üstüne çıkan endeks, teknik olarak en yüksek ve en düşük değerlerin belli bir zaman dilimindeki aritmetik ortalamasından hesaplanan ve borsadaki fiyatlar değiştikçe aşağı veya yukarı doğru değişen 20.06.2011 tarihi itibariyle 200 günlük hareketli ortalamaların geçtiği 65.500 seviyesinin üstüne çıkıp, bu seviyelerin üstünde tutunmadıkça orta ve uzun vadeli çıkış trendinin güçlendiğini ve yükseliş hareketinin desteklendiğini söyleyemeyiz.

Aynı şekilde 59.000 seviyelerinin altınının tekrar test edilmesi durumunda teknik olarak piyasa zayıflayıp orta vadeli düşüş trendi devam edebileceğinden temkinli olmak da fayda var. çünkü bu seviyelerin altında kalınmaya devam edilmesi durumunda teknik olarak uzun vadeli ana trend göstergelerinde de bozulma eğilimi görülebileceğinden dikkatli olmak gerekiyor.

Endeks deki teknik düzeltmelerde bu seviyelerden zaman zaman kısa vadeli tepki alımları gelecektir bu tepki hareketlerinin orta vadeli yükseliş hareketine dönüşmesi için orta vadeli teknik görünümün güçlenmesi gerekir. Orta vadeli yükseliş hareketinin güç kazanması için de endeksin 22, 60 ve 200 günlük hareketli ortalamalarının üstüne çıkması ve o seviyenin üstünde kalması gerekir. 200 günlük hareketli ortalamaların üstüne çıkılıp bu seviyenin üstünde tutunmadıkça uzun vadeli çıkış trendinin güçlendiğini söyleyemeyiz. Aksi halde satış baskısı etkili olur. Unutmayın borsalar iner de, çıkar da ne sürekli yükselir, ne de sürekli düşer!

Suriye ve Yunanistan’daki gelişmeler Türkiye ve diğer ekonomileri etkilemekle. Ancak cari açık konusunda birtakım önlemler alınabilir. Türkiye son yıllarda yakaladığı yüksek büyüme hızı, yüksek ihracat rakamları ve siyasi istikrar ile önemli bir pazar konumuna kavuştu. AB’ye girmeye aday gelişmekte olan ülkeler arasında en genç ve en kalabalık nüfusa sahip ülke konumunda olan hızla büyüyen Türkiye’de enerjiye olan talep de hızla artıyor.

Dış sebeplerle artan petrol ve doğalgaz fiyatları nedeniyle cari açık, beklentilerin üzerinde yükseldi. 2010 yılında 50 milyar dolara çıkan cari işlemler açığına en büyük etki Türkiye’nin petrol ve doğalgaz ithalatındandır. Enerji ithalatının dış ticaret açığa oranı 2010 yılında % 47.5 gibi yüksek bir oranda gerçekleşti, bu durum yükselen petrol fiyatlarının etkisiyle 2011 yılında da devam ediyor.

En büyük 10 ekonomi arasına girme hedefini koymuş ve petrodolar zengini komşu ülke ve coğrafyaların getireceği ürün talebiyle ihracat hedefini 500 milyar dolar olarak belirleyen ülkemizin; enerji ve ekonomi politikaları oluşturulurken çok dikkatli olması, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak doğru politika ve uzun vadeli stratejiler üzerinde durması gerekiyor. Türkiye uzun vadede, katma değeri yüksek ürün üretimini arttırmalı ve bunu sağlayacak tedbirler almalı. Bu konuda AR-GE yatırımları desteklenmeli. Kısa vadede Merkez Bankası ve BDDK; iç talebi ve kredi hacmindeki büyümeyi kısmaya yönelik tedbirler almalı. örneğin; ihtiyaç ve tüketici kredilerinde sınırlamalar, karşılık oranların yükseltilmesi, kredi maliyetlerin arttırılması, doğrudan sermaye girişinde artış sağlanması, ithalattaki öTV ve KDV oranlarının tekrar gözden geçirilmesi, petrol, doğalgaz ve elektrik fiyatlarında ayarlamalar ve ihracat teşviklerini artırıcı tedbirlerle işe başlanabilir.

Dünyada yaşanan son küresel krizin ardından gerekli tedbirleri zamanında alan ekonomi yönetiminin, elindeki tüm verileri dikkate alarak cari açık konusunda da aynı başarıyı gösterebileceğini umuyorum. Alınması muhtemel tedbirlere piyasalar kısa vadede şirketlerin karlarını düşürebileceği endişesiyle olumsuz tepki gösterse de, orta ve uzun vadede ekonomi üzerinde olumlu pozitif makro etkileri görülecek. Bu tedbirler alınırken piyasa dengelerinin korunması lazım.

önümüzdeki dönemde dışarıda Suriye, Yunanistan ve küresel piyasalardaki parasal genişlemeye ilişkin gelişmeler, içeride cari açık konularındaki alınacak tedbirler piyasaların seyri açısından belirleyici olacaktır. Umarım Türkiye ithal ettiği petrol ürünlerini bir gün kendi topraklarında bulur ya da ucuza alır.

NOT: Dergimizde yer alan haber, bilgi, yazı, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu durumdan Turcomoney dergisi sorumlu değildir.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası