Kapalı bir ekonomi konumuna düşüyoruz

Swap yapan ülkeler, karşı tarafın parasının, kendi parasının istikrarına katkı sunmasını bekler. Kendi değerini koruyamayan bir para birimi, takasa razı olan karşı tarafın parasına zaten hiçbir fayda sağlayamaz. Türk Lirası G20 ülkelerinin paralarının istikrarına ya da istikrarsızlığına ne gibi bir katkı sağlar? Bu sorunun yanıtına olumsuz bakan ülkeler TL ile swap yapmayı istemediler.

TL’ye ve nihayetinde likiditeye erişimin kısıtlaması, Türkiye’nin uluslararası pazarlara erişim kısıtlamasıyla neticelenmiş ve TL’nin uluslararası platformlardaki uygun takas koşulları bozuldu: Bu kararla Türkiye para hareketlerine kısıtlama getiren kapalı bir ülke konumuna düştü. Dünyadan kopuk ithal ikameci politikalarla yapılacak yerel üretim süreçleri verimlilik ve süreklilik sağlayamaz.

Pandemi sürecinde, Türkiye ekonomisinde parasal genişleme artarak devam ediyor, ancak döviz talebini artırmamak için, paranın fiyatını aşağı bastırmadan miktarını artırmak mevcut konjonktürde daha anlamlı bir politika iken, eş zamanlı olarak hem paranın fiyatı indiriliyor hem de para miktarı artırılıyor. Bu aşamada faiz indirimlerinin reel sektör açsından önceliği bulunmuyor.

Para miktarının nereye kadar artırılacağını, vakti gelince nasıl geri çekileceğini ve artırılan kısmın hazine tarafından nerelerde kullanılacağını açıklayan herhangi bir plan bulunmaması bugünden geleceğe miras kalacak olan önemli bir belirsizlik zafiyetidir.

Türkiye ekonomisi son düzenlemeleriyle, TL’nin yurtdışıyla değişimi konusunda, kendi finansal sistemine yasak koyan, ancak kamu olarak bizatihi kendisi yapmak isteyen çelişkili bir konuma düşmüştür.

ÜLKELER TL İLE SWAP YAPMAYI İSTEMEDİLER

Swap yapan ülkeler, karşı tarafın parasının, kendi parasının istikrarına katkı sunmasını bekler. Kendi değerini koruyamayan bir para birimi, takasa razı olan karşı tarafın parasına zaten hiçbir fayda sağlayamaz. Türk Lirası, G20 ülkelerinin paralarının istikrarına ya da istikrarsızlığına ne gibi bir katkı sağlar? Bu sorunun yanıtına olumsuz bakan ülkeler TL ile swap yapmayı istemediler.

Swap yoluyla sağlanan karşı tarafın parasının üzerinde kullanım kısıtlaması ve kullanım şartı olamaz. Eğer kullanım kısıtlaması varsa yapılan işlem kar ya da zarar doğuran basit ve amaçsız bir döviz değişim işlemi olup, gerçek swap olarak tanımlanamaz

MERKEZ BANKASI, FİNANS KESİMİNE DÖVİZ VERİP TÜRK LİRASINI GERİ ÇEKMELİDİR

Likidite akışı amacıyla yurtiçi bankalarla yapılan SWAP ve Depo işlemlerinde, şu andaki uygulamaların tam aksine, Merkez Bankası’nın döviz verip TL alan tarafta olması TL’nin üzerindeki dışsal baskıları azaltacak: Kur artışının temelinde ekonomik nedenleri bir yana bırakır isek, esasen döviz likiditesi olduğuna göre, Merkez Bankası, TL’nin üzerindeki baskıları hafifletmek için, swap, depo ve direk döviz satış ihaleleriyle finans kesimine piyasa kurları üzerinden döviz verip Türk Lirasını geri çekmelidir.

TL’yi zayıflatan etkenleri bertaraf etmek amacıyla dizayn edilecek girişimlerin üreteceği negatif yan etkileri analiz edilmeden devreye alınmaları ciddi bir politika yanlışlığıdır.   Spekülasyon girişimlerinin dışında kalan ve resmin önemli bir kısmını oluşturan reel ticari ihtiyaçlar için Türk Parası talep eden yabancıları da kapsayacak şekilde yurtdışına topyekûn olarak TL verilmemesine ilişkin tepkisel önlem bu politika yanlışlığının en bariz örneğidir.

TL’ye ve nihayetinde likiditeye erişimin kısıtlaması, Türkiye’nin uluslararası pazarlara erişim kısıtlamasıyla neticelenmiş ve TL’nin uluslararası platformlardaki uygun takas koşulları bozuldu: Bu kararla Türkiye para hareketlerine kısıtlama getiren kapalı bir ülke konumuna düştü.

DÜNYADAN KOPUK İTHAL İKAMECİ POLİTİKALAR

Dünyadan kopuk ithal ikameci politikalarla yapılacak yerel üretim süreçleri verimlilik ve süreklilik sağlayamaz.  Karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olunan tarımsal ürünlerin yüksek teknolojiye dayalı olarak yerelde üretilmesine ağırlık verilmesi, ithal ikameci bir politika tercihi değil, bizatihi Türkiye’nin uygun coğrafyada olma avantajı olup, bu avantajı kullanması ise bir zorunluluktur.

Üretip ihraç etmek için ithalat yapılması Türkiye ekonomisinin bir zafiyeti değil, uluslararası iş bölümünde oluşan tedarik zincirlerine entegre olabilme başarısıdır: Dolayısıyla ekonomik olarak sorun, üretip ihraç etmek için ithalat yapılmasında değil, sadece içerde tüketmek için ithalat yapılmasıdır.

TÜRKİYE’NİN ÜRETİM KAPASİTESİNİ ZAYIFLATMASI KAÇINILMAZ OLACAKTIR

Döviz çıkışını düşürmeye yönelik, gümrük vergilerinin artırılması, üretimde girdi olarak kullanılan ara malı, makine ve ekipman gibi ürünleri de kapsadığı için Türkiye’nin üretim kapasitesini zayıflatması kaçınılmaz olacak.

Rezerv paraya sahip ülkelerin olağanüstü parasal genişleme ve negatif faiz politikaları esasen gelişmekte olan ülkelerin dolara ulaşımı eskiye nazaran daha da kolaylaştırdı. Gelişmekte olan ülkelerden biri olan Türkiye’nin ekonomik politikaları bu rezerv para kaynağına erişim zorluğu ve engeli yaratacak niteliktedir. Türkiye’nin risk algısının düşmesine ilişkin kısa-orta-uzun vadeli her türlü tedbirin alınması en öncelikli politika haline getirilmelidir.

SINIRLAMALAR, TÜRK LİRASININ KONVERTİBİLİTE KAPASİTESİNİ HIZLICA ZAYIFLATIYOR

Türkiye’nin ve özellikle Türk bankacılık sisteminin küresel finans sistemiyle kurduğu yüksek entegrasyonuna yönelik uygulanan düzenleyici sınırlamalar, Türk Lirasının konvertibilite kapasitesini hızlıca zayıflatıyor.

İhracat, turizm, lojistik gibi, Türkiye ekonomisinin döviz kazanma kanalları uzunca süre zayıf kalacağı için Türkiye’nin portföy ve direkt yatırım sağlamaya ilişkin tedbirler uygulamalı, risk algısını artıran dinamiklerin zayıflatılmasına çabalamalıdır.

Kamunun döviz varlıklarını azaltarak veya döviz yükümlülüklerin artırarak açık pozisyon yaratma politikaları risk yönetimini giderek zorlaştırıyor: Yabancı yatırımcıların döviz satarak TL üzerinden açık pozisyona gitmesi önlenirken, bu kez kamunun aynı politikayı sürdürmesi  çelişkilidir.

Dövize yönelim dinamikleri canlılığını koruduğu için, esasında bir varlık vergisi olan Tobin vergisinin kontrol edici ve önleyici etkisi hep zayıf kalacak: Faiz ve enflasyon farkının negatif yönde büyümesinin, TL’nin alım gücünde yarattığı erimeyi önlemek için dövize yönelim hep canlı kalmakta ve esasında bir varlık vergisi olan tobin vergisinin kontrol edici ve önleyici etkisi kalmamaktadır.

Orhan Ökmen

Sesmir Yönetim Kurulu Başkanı

okmen@turcomoney.com

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası