Son Haberler

Küresel riskler, yatırımcının iştahını kaçırdı

Güvenli liman olarak görülen altının yıldızı parlamaya devam edecek. Dünyadaki ekonomik toparlanma güç kazanmadan spekülatif ataklar dışında borsalarda risk alma iştahının artması zor görünüyor.

Küresel büyümeye ilişkin kaygılar ve gelişmiş ülkelerdeki yüksek kamu borçları yatırımcıların risk iştahını zayıflatıyor. Bu durum bir süredir borsaların düşmesine yol açıyor. Bazı büyük yabancı yatırım bankalarının açıkladıkları raporlarda büyüme beklentilerini düşürdükleri gözleniyor. ABD’de ve Euro bölgesinde yapısal problemlerin yarattığı endişeleri ortadan kaldıracak güçlü ve net bir siyasi irade ortaya konulmadıkça piyasalarda kaybolan güveni sağlamak kolay olmayacak. Belirsizlikler sürdükçe kaygılar ve kırılganlık devam edecek gibi gözüküyor. Siyasi olarak karar alma mekanizmalarının çok yavaş işlemesi bunda etkili. Alınan kararların sorunları ertelediği düşüncesi sürdükçe borsalarda ciddi düşüşler yaşanmasına rağmen risk iştahı artmakta zorlanacak. Güvenli liman olarak görülen altının yıldızı ise parlamaya devam edecek. Dünyadaki ekonomik toparlanma güç kazanmadan spekülatif ataklar dışında borsalarda risk alma iştahının artması zor görünüyor. Avrupa Merkez Bankası, İspanya ve İtalya için tahvil satın alma programını aktif biçimde uygulayacağını açıklayarak piyasalara destek olmaya devam ediyor. ABD’de üçüncü bir parasal gevşeme programının başlatılıp başlatılmayacağı henüz belli değil. önümüzdeki dönemde hem ABD‘de, hem de Euro bölgesinde Merkez Bankaları para basmaya devam edecek gibi gözüküyor. Sorunlu Euro bölgesi ülkeleri önümüzdeki günlerde de global piyasaların ana gündem maddesi olmaya devam edecek. Bütün bu durumlar belirsizlik yaratmakla beraber, karamsar olmamak gerekir; piyasalar bir noktada dengesini bulacak.

TüRKİYE’DE DURUM NE?

Türkiye’de ise kamu borcu düşük ve bütçe fazla veriyor. Makro açıdan güçlü ve sağlam ekonomik verilere sahip. ülkemiz son yıllarda yakaladığı yüksek büyüme hızı, yüksek ihracat rakamları ve sağlıklı işleyen finansal sektörü ile önemli bir pazar konumuna kavuşmuştur. Hiç kuşku yok ki; bunda ülkemizin son yıllarda yakalamış olduğu siyasi istikrarın payı büyük. Türkiye’de siyasi açıdan güçlü bir hükümet var ve karar alma mekanizmaları çok hızlı. Bankalarımız bölgesinde konumunu güçlendirmiş, sermaye birikimi, karlılığı ve rasyoları yüksek durumda. Bu durum piyasalara güven veriyor. Cari açık problemine ilişkin olarak da içeride son aylarda Merkez Bankası ve BDDK’nın aldığı kararların olumlu etkileri gözleniyor. Ayrıca kurlarda yaşanan yükseliş ve küresel büyümeye ilişkin kaygıların petrol fiyatlarında düşüşe yol açması, önümüzdeki aylara ilişkin açık beklentisini düşürecektir. Türkiye olarak küresel piyasalardaki olumsuz gelişmelerden kısa vadede ayrışmamız pek mümkün gözükmemekle birlikte orta ve uzun vadede pozitif yönde ayrışacak. ümit ederim makro açıdan bu pozitif veriler not artırımını da getirir.

Son aylarda açıklanan global büyüme için gösterge olarak izlenen bazı veriler yavaşlamaya işaret ediyor. çin’de enflasyon en önemli konu olmaya devam ediyor. Hükümetin enflasyonu düşürmeye yönelik aldığı önlemler, ekonominin büyümesine zarar vereceğine yönelik endişe yaratıyor. Global piyasalarda yaşanan belirsizlik ve büyümeye yönelik endişeler enflasyonu düşürmeye yönelik adımların önüne geçebilir. ABD’de açıklanan ISM imalat sanayi endeksinin 50.9 a gerileyerek Temmuz 2009 yılı sonrasındaki en düşük seviyeye işaret etmesi büyümeye yönelik soru işareti yaratmasına neden oldu. Hatırlanacağı üzere geçen ay kredi derecelendirme kuruluşu S&P borçlanma tavanının artırılmaması halinde ABD’nin kredi notunun düşürüleceğine yönelik uyarıda bulunmuştu. S&P, ABD’nin “AAA” olan kredi notunu “AA+” seviyesine düşürdüğünü açıkladı. Not indirimi sonrası güvenli liman Altın rekor seviyelere ulaştı. Borsalarda ise ciddi ve hızlı düşüşler yaşandı.

Yunanistan’ın yeni AB ve IMF Paketi piyasalar tarafından olumlu karşılansa da, mali ve ekonomik reformları uygulamasında sorunlar yaşayabileceği beklentisi henüz giderilmemiş gözüküyor. Bu nedenle de Yunanistan’a ilişkin kaygılar azalmıyor.

Sınır komşumuz olan Suriye’deki gelişmeler hem dünyada, hem de Türkiye’de yakından takip ediliyor. Yabancı büyük ölçekli bankalar küresel büyümenin yavaşlayacağı beklentisi nedeniyle karlılıklarını korumak amacıyla maliyetlerini düşürmekte ve personel azaltmaya hız verdiğini görüyoruz.

Diğer taraftan merakla beklenen Sarkozy-Merkel görüşmesinde, beklenen ortak tahvil oluşturma ve kurtarma fonunun büyütülmesine yönelik herhangi bir karar çıkmaması ve ayrıca finansal işlem vergisinden bahsedilmesi piyasaları pek memnun etmemiş görünüyor. Gelişmiş piyasa borsalarında açığa satışlara sınırlamalar getirildi. Bizde de açığa satışta teminat oranları arttırıldı. Açığa satışlarda olduğu gibi açığa alışlarda da yani kredili işlemlerde de küresel çapta bir sınırlama getirilebilir. Yasakları getirirken piyasaların dengesini çok bozmadan yapmak gerekir. Likiditeyi engellemeden volatiliteyi düşürmek amacıyla kurallar sıkılaştırılabilir.

İçeride Sermaye Piyasası Kurulu’nun almış olduğu karar uyarınca payları İMKB de işlem gören şirketler ödenmiş sermayelerinin 10 % kadar paylarını satın alabilecekler ve bu payları ancak belli bir sure menkul kıymet olarak bilançolarında tuttuktan sonra satabilecekler. Bu karar ülkemiz sermaye piyasaları için önemli bir karardır. çünkü; şirketlerin kendi paylarını borsadan almaları, kendi hisse senedi fiyatını ucuz gördüğünü ve çok daha önemlisi geleceğe dair şirketin kendi faaliyetleri acısından olumlu beklentilere sahip olduğunun önemli göstergelerindendir. Bu acıdan hem küçük yatırımcıları hem de portföy yöneticilerini hisse senedine orta ve uzun dönemde yatırım yapmaya teşvik edici rolü olacak. Ayrıca son zamanlarda yaşanan aşırı oynaklık ve dalgalanmaların düşürülmesi açısından olumludur.

Aşırı düşüşlerde şirketler hisselerinde alım yönünde davranarak kurumsal yatırımcı eksikliği çeken piyasamızda kurumsal yatırımcı eksikliğinin giderilmesi açısından da olumlu sonuçları olacak. Bir anlamda kendi hisseleri üzerinde piyasa yapıcı olabileceklerdir. Bu durumun insider trading veya manipülasyona yol açması durumunda şirket yöneticilerine ağır cezalar verilecek.

Şu an gelen bilançolarda da görüleceği üzere şirketler gerek Amerika, Avrupa ve ülkemizde çok mühim miktarlarda nakit pozisyonuna sahip. öyle ki bu meblağlar şirketlerin yatırım ve temettü ödemeleri için gereksinim duydukları nakit miktarlarından çok daha yüksek tutarlardır. Dolayısıyla bu alınan kararla şirket yönetimine ellerindeki nakitle kendi şirketlerine yatırım yapmasına imkan verilmiş oldu ve hisse senedi ucuzken yapılacak bu yatırım şirket için bir donem sonrasına yönelik olarak önemli karlar da sağlayabilecek.

İMKB’nin değerleme oranlarına bakarsak İMKB 100 endeksinin 20 Ağustos itibariyle Fiyat/Kazanç (FK) oranı 9.8 civarında; Piyasa Değeri/Defter Değeri (PD/DD) oranı ise 1.43 civarındadır. Bu oranlar ortalama rakamlar olup karlılıkları ve özvarlıkları yüksek ve güçlü olan şirketlerde oranlar daha da düşük çıkmaktadır. İMKB 100 endeksinin 70 binli seviyeleri gördüğü Nisan sonu Mayıs başında FK oranı 12, PD/DD oranı ise 1.9 civarındaydı. Bu verilerden de İMKB endeksindeki gerileme net bir şekilde görülüyor. (Kaynak İMKB verileri). Küresel piyasalardaki kaygılar nedeniyle aşırı dalgalanmalar olduğundan kısa vadeli işlem yaparken dikkatli olmak gerekir. Uzun vadeli alım düşünenler için düşüşler kademeli alım fırsatı olarak kullanılabilir.

İMKB’ye teknik olarak bakarsak bir süredir alçalan trend de devam ediyor. Ağustos ayında da geçen ay olduğu gibi küresel piyasalardaki belirsizlik ve kaygıların kısa vadeli risk iştahını zayıflatması nedeniyle, borsalarda istenen yükselişler bir türlü gerçekleşemiyor. Zaman zaman kısa vadeli tepki alımlarının gelebileceğini fakat teknik olarak en yüksek ve en düşük değerlerin belli bir zaman dilimindeki aritmetik ortalamasından hesaplanan ve borsadaki fiyatlar değiştikçe aşağı veya yukarı doğru değişen 22, 60 ve 200 günlük hareketli ortalamalarının üstüne çıkıp, bu seviyenin üstünde tutunmadıkça orta ve uzun vadeli çıkış trendinin güçlendiğini ve yükseliş hareketinin desteklendiğini söyleyemeyiz demiştik. Aksi halde satış baskısının etkili olabileceğini belirtmiştik. Ağustos ayına bakacak olursak, ayın 22’si itibariyle yazımı hazırladığım gün sonunda İMKB 100 endeksi 53.287 puan seviyelerinden kapanmıştı. Küresel piyasalara ilişkin olumlu haber akışının devam etmesi ve risk iştahının artması durumunda endekste ilk etapta 57.000-59.000 bandına doğru bir yükseliş hareketi yaşanabilir. Küresel piyasalardaki olumsuz haber akışının devam etmesi durumunda piyasalar üzerinde oluşacak kaygı ve endişelerle endekste psikolojik sınır olarak görünen 50.000-48.000 bandına doğru bir geri çekilme hareketi yaşanabilir. Tepki hareketlerinin orta vadeli yükseliş hareketine dönüşemediği ve hareket güç kazanmadığı sürece kısa vadeli işlem yaparken temkinli ve dikkatli olmakta fayda var.

Alper NERGİZ

nergiz@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası