Ödemeler dengesine merkantilist çözümler

çin’in para birimini düşük değerli tutarak; çeşitli biçimlerde ithalatı zorlaştırıp, ihracatı teşvik etmesi ve döviz rezervini rekor seviyelere ulaştırması ödemeler dengesinde, merkantilist doktrininin günümüz ekonomilerine de uyarlanabileceğine işaret ediyor

Son aylarda gündemden hiç düşmeyen ve ekonomimizi derinden etkileyen cari açık konusu ekonomi tarihi boyunca ülke ekonomilerinin politikalarının saptanmasında etkili olmuştur. ödemeler dengesi olarak adlandıracağımız bu konuyla ilgili olarak merkantilist dönemde yapılan uygulamalara baktığımızda günümüz ekonomileriyle ilgili olarak sonuçlar çıkarılabileceğini düşünüyorum. özellikle yeni ekonomi politikaları belirlenirken ithal ikamesi sanayilerin desteklenmesi gibi stratejiler üzerinde çalışırken, tarihte bu konularda neler yapıldığından fikir alıp günümüz gerçeklerine uygulamaya çalışılabilir. Diğer taraftan altının yükselişe geçmesi ve önem kazanması tekrardan merkantilistleri hatırlatması açısından önemli.
Merkantilistlerin üzerinde en çok durduğu konuların başında, bir ülkenin serveti veya zenginliğiyle dış ticaret bilançosu arasındaki ilişki geliyor ve merkantilistler ticareti ve sanayileşmeyi ana amaç kabul ediyor.
Merkantilizm XVI. ve XVII. yüzyıl sonları arasında batı Avrupa’da etkili olmuş bir ekonomik doktrindir. Merkantilist düşüncenin temeli bu politikayı uygulayan ülkenin altın stokunu sürekli olarak arttırmak çabası içinde olmasıdır. Merkantilistler altın ve değerli madenleri servetin kaynağı olarak görürler, merkantilist düşünceye göre ülkenin elindeki altın ve değerli madenler ekonomik ve siyasal gücün temelini oluşturur. Sözkonusu amaca ulaşmak için ödemeler dengesi sürekli fazla vermelidir.
Merkantilistler ödemeler dengesinde fazla oluşturup altın stoklarını arttırmak amacıyla iç ve dış ekonomik faaliyetler üzerine ileri derecede devlet müdahalesini zorunlu görürler.
İhracatın arttırılması en önemli hedeftir, mamul mal ithalatının ise sıkı biçimde kısıtlanması öngörülür. Buna karşılık, hammaddelerin ithali serbesttir. Burada dikkat edilirse hedef ülkenin dışarıdan ham madde ithalinin teşvik edilmesi ve bunların ülkede işlenerek dışarıya mamul mal biçiminde ihraç edilmesidir.
Merkantilistlerin ihracatı ve dolayısıyla altın girişlerini arttırabilmeleri için dağıtım ağını ve dolayısıyla ticaret filolarını geliştirmeleri gerekmiştir. Altın ve diğer değerli madenler denizaşırı ticaret yoluyla elde edilir. Bununla birlikte sömürgelerle olan ticaret yollarının korunması için aynı zamanda güçlü bir ordu ve deniz kuvveti gerekir. Sömürgeler Avrupa ülkeleri için hammadde ve tarım ürünleri kaynağı hem de ana ülkenin üretimi için pazar işlevi görmektedir. Bu nedenle sözkonusu yıllarda dış ticaretin sürdürülebilmesi açısından ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması gerekmekteydi, buda ancak gelişmiş bir ticaret filosu ve güçlü bir ordu ve donanmayla sağlanabilir.
Merkantilist düşünceye göre dünyadaki altın ve değerli maden stoku sabittir, bu nedenle birbiriyle ticaret yapan ülkelerin çıkarları arasında daima bir çelişki vardır. Ticari faaliyetten bir tarafın kazancı kadar, diğer tarafın zararı olduğu düşünülür. Diğer bir değişle bir tarafın sağladığı kazanç, diğer tarafın uğradığı kayıp pahasına olur (Seyidoğlu,2003).
Sanayi alanındaki gelişmelerle birlikte kitlesel üretim ve fabrikaların oluşması ile çok büyük adetlerde üretim hacimlerine ulaşıldı, bu noktadan sonra üretilen malların pazarlanması sorunu gündeme gelmeye başladı, artık çözüm bulunması gereken konu fabrikaların stoğa çalışmamasıydı. Sanayi alanındaki verimlilik artışı ve kitlesel üretimle birlikte merkantilist doktrinle çatışma başladı, bir ülkede üretilen ürünlerin satılabilmesi için diğer ülkelerin korumacılık tedbirlerini gevşetmeleri yani merkantilizmden uzaklaşmaları ekonomilerini diğer ülke mallarına açmaları gerekiyordu, aksi taktirde ekonominin çarkları dönmüyordu.
Günümüzde merkantilist teoriye en yakın uygulamaları yapan ülke olarak çin’i gösterebiliriz. çin senelerdir başta para birimini diğer para birimlerine karşı düşük değerli tutarak çeşitli biçimlerde ithalatı zorlaştırarak ihracatı teşvik etmiş ve döviz rezervini rekor seviyelere ulaştırmıştır. Ticaret hadlerinin alehte geliştiği başta ABD olmak üzere tüm ülkeler bu konuyla ilgili olarak çin uygulamaları konusunda itirazını uluslararası platformlara özellikle Dünya Ticaret örgütü’ne taşımaktadırlar.

Dr. Fatih ANIL

ORKA Group İcra Kurulu üyesi

anil@turcomoney.com

Kaynaklar
-Bhagwati,Jagdish ’Protectionism’ the MIT Pres,1988
-Salvatore,Dominick ’Sources of the New Protectionism’ Economic Impact, 1986/2
-Seyidoğlu, Halil ’Uluslar arası İktisat’ , İstanbul, 2003

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası