İster bataryadan elektrikli (BEV), ister hidrojen yakıtı kullanıyor olsun, sıfır karbon salımlı taşıtların fosil yakıt tüketen taşıtların yerine geçmesi artık kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda. Çünkü dünyamızı yaşanabilir tutmak için global ısınmayı durdurmak, bunun için karbon salımını önlemek zorundayız.

Karayolu taşımacılığı toplam karbon salımının %25 ini meydana getirdiği için, yeryüzündeki 1,4 milyar motorlu taşıtı sıfır karbon salımlı taşıtlara dönüştürmek durumundayız. Hem de içinde bulunduğumuz yüzyıl içinde..

Peki, karbondan arınmış, trafikteki gereksiz zaman kayıplarını yok etmiş ve trafik çarpışmalarını ortadan kaldırmış bir dünya yaşamı için önemli bir adım olarak lanse edilen otonom yani sürücüsüz taşıtlar, gerçekten günlük hayatımıza girebilecek mi? Günümüze kadar sağlanan gelişmeler sonucu otonom taşıtların eksileri ve artıları nasıl şekilleniyor? Bu yazımda bunlara değinmek istiyorum.

Bir çoğumuz, henüz otonom yani sürücüsüz taşıtların günlük hayatımıza girmekten henüz uzak olduğunu düşünüyor olabilir. Ama otonom sürüş teknolojilerinin hızla geliştiğini duyuyor, izliyoruz. Hatta günümüzde kullandığımız taşıtların bir kısmı artık üçüncü otonomi seviyesine kadar da geldiler bile.

2030 YILINDA OTONOM TAŞIT PAZARI 60 MİLYAR DOLAR DÜZEYİNE ULAŞACAK

Teknoloji geliştikçe, taşıtlar daha fazla otonomi ortamı sunuyorlar. Hatta yapılan tahminler, 2030 yılı geldiğinde otonom taşıt pazarının 60 milyar dolar düzeyine geleceğini gösteriyor. Bir yandan teknoloji ve otomasyon hızla gelişirken, öte yandan uzmanlar otonom yani sürücüsüz taşıtların artılarını ve eksilerini teknoloji, regülasyonlar ve hukuki sorumluluklar bazında araştırmaya devam ediyorlar.

Bugün itibariyle uzmanların otonom taşıtlar için ortak paydada buluştukları artı ve eksi yönleri kısaca sıralayalım:

OTONOM TAŞITLARIN ARTILARI

1. Trafik çarpışmalarının önlenmesi : İstatistikler; ölümle sonuçlanan trafik çarpışmalarının %90ın üzerinde insan hatasıyla meydana geldiğini gösteriyor. Hassas yazılımlara sahip bilgisayarlar, insan hatalarını kesinlikle önleyebilir. Özellikle alkollü veya dikkatsiz sürücülerin neden olduğu çarpışmalar kesinlikle önlenebilir. Öyle ki otonom taşıtların trafik kazalarını %90 oranında azaltabileceği hesaplanmış durumda.

2. Toplumsal tasarruf : Otonom taşıtların artıları ve eksileri sayılırken toplum yaşamına verdiği etki önemli yer tutuyor. Yapılan hesaplar, toplumlara yıllık bazda 800 milyar dolar tasarruf sağlayabildiğini ortaya koyuyor. Bu tasarruf miktarı esas itibariyle trafik çarpışmalarının önlenmesinden, bu nedenle sağlık sisteminde oluşan giderlerin azalmasından, verimli trafik akışından ve yakıt tasarrufundan kaynaklanıyor. Böylece ciddi bir kaynak tasarrufu oluşuyor.

3. Trafik verimliliği : Otonom taşıtlar birbirleriyle sürekli iletişim halindeler. Bu yetenekleri gerçek zamanlı veri alışverişine imkan veriyor. Bu sayede taşıtlar birbirlerinden emniyetli uzaklıkta kalabiliyor. Aynı zamanda yoğun trafikte tampon tampona ilerleme durumunda kalmadan daha emin ve trafik ulaşımı kolay güzergah seçimi yapabiliyorlar.

4. Güvenli ulaşım biçimi : Otonom taşıtlar, taşıt kullanmak istemeyen ya da kullanabilme imkanı bulunmayanlar için emin ve güvenilir ulaşım sağlıyorlar. Sınırlı toplu taşıma alternatifi sunan şehirlerde de otonom taşıtlar adrese ulaşabildikleri için büyük avantaja sahipler.

5. Çevre dostu ulaşım : Çevre dostu olmaları konusunda hala tartışmalar olsa da, otonom taşıtların elektrik enerjisi ile çalışması çevre dostu olduklarını kanıtlıyor. Ayrıca sabit hızda seyir özellikleri ve ani hızlanma veya frenleme yapmamaları çevreyi koruyan diğer bir özellik.

6. Diğer çok önemli bir avantaj ise, otonom taşıt içindeki yolcuların seyir sırasında trafikle ilgilenme zorunda olmadan işleriyle serbestçe ilgilenebilmeleri. İsterlerse dijital bağlantılarla toplantılarını yapabilirler, isterlerse sosyal medya bağlantılarına katılabilir, yayın izleyebilir, hatta yazıları, e-postaları okuyup yanıt yazabilirler. Kısaca ekonomik aktivitenin içinde kalabilir, işlerine konsantre olabilirler. Metropollerde yaşayan iş insanlarının günlük çalışma zamanının ortalama 2 saatinin trafikte geçtiğini düşünürsek ekonomiler açısından büyük avantaj ortaya çıkıyor.

OTONOM TAŞITLARIN EKSİLERİ

1. Güvenlik sorunları : Otonom taşıtların potansiyel sorunlarından birisi siber saldırı tehlikesi. Otonom taşıtlar, birbirleriyle sürekli iletişim içinde oldukları için aynı ağ protokolünü kullanmak durumundalar. Eğer bir çok otonom taşıt, aynı ağı kullanıyorsa siber güvenlik riski daha büyük olacak. Küçük bir sızma dahi, taşıtların kaza yapmalarına ve hatta trafik ışıklarındaki senkronizasyonun bozulmasına kadar gidebilir.

2. İş kayıpları : Hayatını taşıt kullanarak kazanan insanların otonom taşıtlar gelince işlerini kaybedecekleri ortada. Özellikle kamyon kullananlar, otobüs şoförleri, ticari taksiciler vb. yeni iş arayışına girecekler. Aynı şekilde kuryeler ve UBER gibi uygulamalarda sürücülük yapanlar da iş kaybına uğrayacak. Bu insanlara ne olacağına dair kamu otoriteleri ve otomotiv endüstrisi el ele vererek çözümler üretmeli.

3. Otonom taşıtın maliyeti : Her ne kadar otonom taşıtlar toplumsal yaşamda önemli tasarruflar sağlıyorsa da bu taşıtların satın alma maliyeti oldukça yüksek olabilir. Uzmanlar, her bir otonom taşıt için günümüzde 250 bin dolara varan ek maliyetten söz ediyorlar. Elbette zaman içinde bu maliyet düşecektir. Ancak ilk yıllarda insanların bu maliyete katlanması çok mümkün görünmüyor. Bence otonom sürüş döneminde bireysel taşıtı sahiplenme gereği yavaş yavaş ortadan kalkacağı için taşıt paylaşımı yoluyla kısa süreli kiralama çözümleri maliyet sorununa çözüm getirecek.

4. Otonom taşıtın dijital karar verme yetkinliği : Birden fazla istenmeyen durum karşısında otonom taşıtın karar verme yeteneğinde yetersizlik olduğu görülüyor. Örneğin, sağa dönüşte bir yayaya çarpma riski ile sağa dönüşte ise ağaca çarparak içindekileri yaralama riskini aynı anda karşısında bulan bir otonom taşıt ne yapacak? Emin bir şekilde durabilecek mi? Bu konuda yazılımı doğru çalışacak mı? Yaralanan ya da hayatını yitiren insanların, çevreye verilen maddi kaybın hukuki sorumluluğu ile ilgili konular nasıl çözüm bulacak?

5. Taşıt kusurları : Bu konu da oldukça önemli bir risk oluşturuyor. Elbette otonom taşıtlar, bir çok trafik çarpışmasını baştan önleyebilecek yeteneğe sahip. Yine de taşıt kusuru olduğunda direkt çarpışmayı yapan taraf otonom taşıt olabiliyor. Eğer taşıtın yazılımı veya donanımı hatalıysa ve bu kaza riski oluşturmuşsa, acil hallerde direksiyona geçecek sürücü de olmadığı için ciddi bir tehlike yaşanabilir. Nitekim, General Motors tarafından geliştirilen Cruise otonom otomobili, bu hafta başında San Fransisco’da Robotaksi olarak çalışırken bir kazaya karışıyor. Bir başka taşıtın şoförü yayaya çarpıyor ve yayayı Cruise otonom otomobilin yoluna itiyor. Otonom otomobil, duruyor ama sonrasında yaya otomobilin altında iken otonom otomobil hareket edip kenara çekilme manevrası yapıyor. Dolayısıyla yaya güvenliği sorunu ortaya çıkıyor.

Bu kaza sonucunda General Motors Cruise projesini şimdilik durdurdu. California Eyaleti de otonom otomobilin çalışma izinlerini askıya aldı.

Sonuç olarak otonom sürüş artıları ve eksileriyle gelişmeye devam ediyor. Ancak henüz şehir içi trafiğinde güvenli bir ortam sağlanamadığını görüyoruz. Yine de 2030 yılına kadar sağlanacak gelişmeler umutları canlı tutuyor. Yeter ki kamu otoriteleri ve otomotiv endüstrisi, teknik, hukuki ve fiziki altyapı gereksinimlerini birbiriyle eşgüdüm halinde karşılayabilsinler.

İbrahim Aybar

Vesiile Yönetim Kurulu Başkanı

aybar@turcomoney.com