Osmanlı Devleti’nde tefeci faizlerini, Para Vakıfları önledi

*Para Vakıfları’nın ülkemiz için erken dönem faizsiz finansal hizmet kurumları olduğu, 400 yıl bizim medeniyetimizde uygulama alanı bulduğu ve Osmanlı Devletinde finansman ve bankacılık sisteminin ana kurumları olduğu, ülkede ürün ve hizmet üretme gücünü büyütmede öncü olduklarını söyleyebiliriz.

*Para Vakıfları öncelikle sermaye birikimi sağladılar ve dört yüzyıl boyunca Osmanlı devletine finansal aracı kurumlar olarak hizmet ettiler. Faizsiz finansal kuruluşların ilk örneğidir. Faaliyet gösteren kurumlarımız bu tecrübe ile temas ederek, bugün de uygulayabilecekleri ürün ve hizmet çeşitleri oluşturabilirler.

Vakıf, islam medeniyetinin en önemli sosyal güvenlik kurumlarından biridir. Vakıf, bir malın sahibi tarafından şahsi mülkiyetinden çıkarılması suretiyle alım-satıma ve mülkiyete konu olmayacak şekilde, dini, içtimai ve hayri bir gaye ile toplumun yararına ebediyen tahsisi olarak tanımlanabilir.

İslam inancının ana kaynağı Kuran-ı Kerimde, vakıfla ilgili doğrudan bir hüküm yoktur. Ancak Kuran’daki hayır yapmak, sadaka vermek, yararlı işlerde yarışmak, fakir ve yoksulu gözetmek gibi ayet ve tavsiyeler ile Peygamberimizin hadisleri ve sahabe uygulamaları vakıf kurumunun oluşmasına sebep oldu.

Osmanlı medeniyetinde vakıf kurumunun işlerlik kazanmasında inancın gerekliliği yanında, Padişah, Sadrazam, Vezir, Şeyhülislam ve Paşa gibi devlet büyükleri öncülüğünde kurulmuş olmaları etkin oldu. Vakıf, bir vakıf senedi ile kurulur. Vakfiye denilen bu vakıf senedinde; vakfedilen malvarlığı, amaçları, harcama usulleri, gelirlerinin neler olduğu yer alır. Vakıf mal varlığı, mal ve nakit para olabilir. Vakıflara ilişkin kayıtlar düzgün bir şekilde Tahrir Defterinde tutulmuştur.

OSMANLI DEVLET GELİRLERİNİN YARISI VAKIF GELİRLERİNDEN OLUŞTU

Son Osmanlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’nin açıklamasına göre, Osmanlı devlet gelirlerinin yarısı vakıf gelirlerinden oluşur hale geldi. Genellikle, altyapı, bayındırlık hizmetleri, dini ve kültürel hizmetler, eğitim ve sağlık hizmetleri vakıfların ana hizmet ve etkinlik alanları oldu.

Bu genel değerlemeden sonra asıl konumuz olan ‘Para Vakıfları’na gelebiliriz. Para vakfında, vakfedilen gayrimenkul değil, nukut yani nakit paradır. Ulema arasında nakit para ile vakıf kurulup kurulamayacağına ilişkin çok ciddi tartışmaların yapıldığı biliniyor. Osmanlı’da ilk para vakfı örneklerine İkinci Murat ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde rastlanıyor. Kanuni ile birlikte hukuki zemine oturan para vakıfları, Cumhuriyet dönemine kadar varlıklarını sürdürdüler. Cumhuriyet döneminde de Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrediler.

Para vakıflarının esas fonksiyonu, ellerindeki nakdi imkanla kişilere, işletmelere, iş kuranlara finansal hizmet sunmaları, finansman sağlamalarıdır. Yaptıkları finansmanlardan elde ettikleri gelirleri ile de vakfın amacını gerçekleştirmeye çalıştılar.

Anadolu ve Rumeli’de kurulan binlerce para vakfı, Osmanlı ekonomisinin finansal istikrarının sağlanmasında, 400 yıl boyunca bir nevi bankacılık hizmeti sundular. Osmanlılar para vakıflarına, finansal hizmet sunma boyutunu eklediler, hem vakıflar ellerindeki nakdi değerlendirdi hem de bireyler, işletmeler ve teşebbüslere finansman sağladılar.

İKTİSADİ FAALİYETİ YÜKSEK FAİZLE PARA SATAN SARRAFLARDAN VE TEFECİLERDEN KORUDULAR

Diğer yandan, bu kurumlar makul kar oranlarıyla çalıştıkları için, iktisadi faaliyeti yüksek faizle para satan sarraflardan ve tefecilerden de korudular.

Para Vakıfları, Vakfedilen paraları aşağıda belirlenen usullerle kullandırıyorlardı:

Karz-ı Hasen: Faizsiz borç verme, borç verilen paraya hiçbir şekilde ilave yapılmıyordu. Vadesinde borç alan ihtiyaç sahibi aldığı parayı aynen vakfa iade ediyordu.

Mudarebe: Emek-Sermaye Ortaklığı demektir. Bu finansman yönteminde vakıf sermayeyi karşılıyor, iş sahibi de emeğini koyarak ortaklık oluşturuluyor. Bu yöntemle kullandırılan fonlar Mudarebe Ortaklığı olarak adlandırıldı.

Murabaha: Peşin para ile mal alıp vadeli satarak kar elde edilmesi yöntemidir. Bu yöntemde, mala ihtiyacı olan tüketiciye veya üreticiye mal peşin olarak satın alınıp vadeli olarak vakıf tarafından satılmasıdır.

İstiğlal: Paraya ihtiyacı olanların menkul ve gayrimenkulünü vakfa satarak, bunların vakıftan kiralanması ve borç ödendikten sonra mülkün geri alınmasıdır. Bugün ki ifade ile sat geri kiralama yöntemidir.

MUAMELE-İ ŞER’İYYE, PARA VAKIFLARININ EN ÇOK VE EN YAYGIN KULLANDIKLARI YÖNTEMDİR

Muamele-i Şer’iyye (İ’ne Satışı): Bu satış yoluyla finansman sağlanmasında, finansmana ihtiyacı olan kişi veya şirket, vakıftan vadeli aldığı malı peşin satarak ihtiyacı olan paraya ulaşır. Vadeli satış nedeniyle vakfa borçlandığı bedeli belirlenen vade sonunda vakfa geri ödüyor. Bu yolla, paraya ihtiyacı olan paraya, sermayeye kavuşuyor. Vakıf da elindeki nakdi nemalandırıyor.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız Muamele-i Şer’iyye yöntemi, para vakıflarının en çok ve en yaygın kullandıkları yöntemdir ki Osmanlı uleması arasındaki en sert ve uzun süre tartışılan satış türüdür.

Bu finans yöntemi nedeniyle, para vakıflarına karşı çıkanlar; Şeyhülislamlıktan ayrıldıktan sonra Çivizade Muhyiddin Efendi ve İmam Birgivi, uygunluk görüşünde olanlar ise, İbni Kemal ve Sofyalı Bali Efendidir. Tartışmalara son veren ise Şeyhülislam Ebussuud Efendi oldu.

EBUSSUUD EFENDİ BU VAKIFLARA CEVAZ VEREREK TARTIŞMALARA SON NOKTAYI KOYDU

Para vakıflarının toplumun üzerindeki olumlu etkisini gören, Ebussuud Efendi bu vakıflara cevaz vererek tartışmalara son noktayı koydu. Osmanlı hukuk sistemi şeriat ve örf hukukunun sentezinden oluştuğu için, bu kurumların meşruiyeti şeriat, örf ve maslahat gözetilerek oluşturulan bu finansal sistem dört yüz yıl boyunca Osmanlı devletinin finansal sorunlarını büyük ölçüde çözdü.

Para vakıfları, finansman sağlarken, gayrimenkul teminatı kabul ettikleri gibi, kefalet de kabul ettiler. Para vakıflarında uygulanacak kar oranları vakfın vakfiyesinde yani ana sözleşmesinde yer alır ve “Kadı”nın onayına tabidir.

FİNANSAL İŞLEMLERDE UYGULANACAK KAR ORANLARI YÜZDE 10 OLARAK SINIRLANDIRILDI

Genellikle finansal işlemlerde uygulanacak kar oranları yüzde 10 olarak sınırlandırıldı. Zaman zaman yüzde 12-15 oranlarına da çıkıldığı oldu ancak ortalama oran yüzde 10 oldu. Bu kar oranlarına ilişkin, muhtelif dönemlerde uygunluk fetvaları da verildi.

Para Vakıfları konusunda son zamanlarda çok yoğun çalışmaların yapıldığını gözlemliyoruz. Üniversiteler de makale, kitap, tebliğ, lisansüstü çalışmalar yapıldığı gibi, yine Merkez Bankamızın sponsorluğunda bir grup akademisyenin hazırladığı 12 ciltlik “Osmanlı Dönemi Rumeli Para Vakıfları” çalışması her türlü takdirin üstündedir.

UYGULAMAYA GÜNÜMÜZDEN BAKTIĞIMIZDA NELER TESPİT EDEBİLDİKLERİMİZ

“Para Vakıfları” uygulamasına ilişkin günümüzden baktığımızda neler tespit edebiliriz:

  • Bu kurumlar öncelikle sermaye birikimi sağladılar ve dört yüzyıl boyunca Osmanlı devletine finansal aracı kurumlar olarak hizmet ettiler.
  • Faizsiz finansal kuruluşların ilk örneğidir. Bugün ülkemizde faaliyet gösteren faizsiz bankalar ve faizsiz finansman kurumları bu tecrübe ile temas ederek, bugün de uygulayabilecekleri ürün ve hizmet çeşitleri oluşturabilirler.
  • Devlet kontrolünde ve denetiminde finansman kurumuna işlerlik kazandırıldı ve Osmanlı devletinin finansal istikrarının sağlanmasında ciddi fonksiyon üstlendiler.
  • Kanun dışı aşırı oranlarda tefeci faizinin önlenmesi bu kurumlarla mümkün oldu.

Sonuç olarak, Para Vakıfları’nın ülkemiz için erken dönem faizsiz finansal hizmet kurumları olduğu, 400 yıl bizim medeniyetimizde uygulama alanı bulduğu ve Osmanlı Devletinde finansman ve bankacılık sisteminin ana kurumları olduğu, ülkede ürün ve hizmet üretme gücünü büyütmede öncü olduklarını söyleyebiliriz.

Osman Akyüz

Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Genel Sekreteri

akyuz@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası