Son Haberler

Türkiye bunları yapmalı

Türkiye mutlaka katma değeri yüksek ürünler üreterek ihracata yönelmeli, Türk bankaları ise mutlaka dışa açılarak şube ve banka kurmalı.
Dünya ekonomilerinin krizden çıktığı son yılda Türkiye’deki görünüm de bundan payını aldı. Gelişmekte olan ülkelerde görülen krizden çıkış senaryoları da Türkiye ile bazı paralellikler gösteriyor.

Türkiye’de makroekonomik gelişmeler şu şekilde değerlendirilebilir:

1- Türkiye ekonomisi 2009’dan itibaren büyümeye geçti, bu yılda % 8 küçülen ekonomi geçen yıl % 8.8 büyüdü. Nüfus artış hızının % 1.5’larda olduğu düşünülürse, bu yıl sonu 3 yıl önceki büyüme seviyesine gelinecek. Tarım ve sanayi üretiminin artışları önümüzdeki dönemde bu oran için belirleyici olacak.

2- İhracat 2008’de 132 milyar dolar, ithalat 204 milyar dolar olmuş; dış ticaret açığı da 72 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2009’da ise bu rakamlar 100 ve 140 milyar dolar oldu. Geçen yıl ihracat 112 milyar dolar, ithalat 184 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracatta 2008 seviyesi 2011’de geçilecek. Katma değeri yüksek ürün ihracatı ise kur politikalarının da etkisi ile henüz gerçekleşmedi. Bu yüzden dış ticaret açıkları yüksek oranda oluşuyor.

3- Bu yıl seçimler de göz önüne alındığında ve IMF ile anlaşma olmaması dolayısıyla bütçe açığının geçen yılki GSMH’ye oranı olan % 4’lük seviyeden % 6-7 seviyelerine geleceği tahmin ediliyor. Bu yüzden Merkez Bankası enflasyon hedefini % 6’lara çıkardı.
4- Bankacılık sektörünün GSMH’ye oranı 10 yıldır aynı seviyelerde olup, bu oran % 80 düzeyinde. Japonya’nın kalkınması ise yüksek teknolojinin yurtdışında şube ve banka açılması ile finanse edildi. Türkiye’de son 10 yılda yurtdışı banka açılmamıştır. Buna karşılık Türkiye’de açılan yabancı bankaların aktif toplam içindeki payı % 25’lere kadar yükseldi.

5- Bankacılık sektöründe Türk bankalarının kapatılması sırasında geçmişe yönelik 5 yıllık yüksek faiz çalıştırarak zarar hesaplandı. Finansta bugünkü değer geçmişe götürülerek hesaplanan zarar dünyada hiçbir ülkede yoktur ve bilimsel değil. Kaldı ki bu bankalar kapanmadan 2-3 yıl önce denetlenmiş ve karlı bilançolar ile halka arzı gerçekleşti. Birkaç yıl sonra bunlar denetlenmemiş bilançolar ile zarar var denerek hisse senedi değerleri sıfırlandı. Burada güven unsurunun tesis edilmesi Türkiye’nin kredi notunu da artıracak.

6- İstanbul’un finans merkezi olması Türk bankacılığının dışa açılması, kanunların, denetimlerin ve işlemlerin uluslararası normlara uygun halde yapılması ile mümkün. Bu konuda alan tespit etmek ve bankaların personellerini hesaplamak gerekli, fakat yetersiz çalışmalar olarak 25 yıldır konuşuluyor.

7- Cari açık bu yıl 45-50 milyara ulaşacak. Yunanistan ve İrlanda gibi ülkelerin yüksek faiz ile borçlanması Türkiye’de cari açığın sürdürülebilir olması konusunda çalışmalar yapılmasını gerektiriyor.
8- Cari açığın önemli kalemlerinden biri olan yabancı doğrudan yatırımlar 3.7 milyar dolar oldu. çin’e giden bu rakam geçen yıl 120 milyar dolardır. 2007’de özelleştirme ve şirket alımları ile gelen döviz miktarı 20 milyar dolardı. Yeni özelleştirme imkanlarının olmayışı ve kar transferleri ise bu miktarı reel olarak azaltıyor.

9- Katma değeri yüksek ürün ihracatı ve üretimi için Teknopark’lar ve Nitelikli Sanayi Bölgeleri teşvikleri uygulanmaya konmalı. Türkiye henüz Nitelikle Sanayi Bölgelerini kuramadı.

10- Meslek edinme programları teşvik edildikçe işsizlik oranları azalacak. 10 yıl önce % 8.5 olan işsizlik bu gün bile % 11’den aşağı değil.

11- Enflasyon son 10 yılda oldukça aşağı seviyelere düştü, fakat bu yıl ilk kez Merkez Bankası hedefi yukarı doğru artırdı.

12- Gelir dağılımının düzenlenmesi ekonominin piyasa koşullarına uygun ve dış rekabeti destekleyici niteliklerle geliştirilmeli. Sadece günde 2 doların altında gelirle yaşayanların sayısının azalması kalitatif etmenlerin gözardı edilmesine neden oluyor.

13- Dış borç stokunun GSMH’ye oranında azalma olmakla beraber, 2003’ten itibaren özel sektör borcuna da garanti verilmesi bu oranı % 50’ler seviyesine çıkarıyor. özelleştirme imkanlarının azaldığı bir dönemde, Türk Lirası’nın da gerçek konvertibl olmadığı düşünülürse bu oran bir hayli yüksek.

Ekonominin rasyonel hareket etmesi için dünya rekabeti, yüksek teknoloji üretimi, katma değeri yüksek ürün ihracatı ve nitelikli bankacılık raporlama sistemi kurulmalı., Türkiye’nin önümüzdeki dönemde öncelikli konuları bunlar olacak.

apak@turcomoney.com

2 Yorum

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Avatar
    Ayla
    21 Mayıs 2011 15:38 -

    Sayın profösor bu söylediklerinizi üniversiteler, hükümet ve sivil toplum örgütleri keşke dinleyip, uygulasa Türkiye de daha müreffeh bir konuma gelse ama nerede

  • Avatar
    Rafi Karagöl
    26 Mayıs 2011 18:27 -
  • Site Haritası