Son Haberler

Türkiye’de aile işletmeleri sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de kayıtlı tüm şirketlerin %90’ı, KOBİ’lerin %94,1’i aile şirketi niteliğinde. BDDK’nın verilerine göre resmi KOBİ tanımı kapsamındaki (toplamın %99,8’i) 4,1 milyon işletmeden (40 milyon TL’ye kadar ciro ve 250 çalışana kadar) 3,85 milyonu (%94,1) aile işletmesi niteliğinde.

Aile işletmeleri şeklinde ortaya çıkan yönetim tarzı, girişimciliğin ve dünyanın dört bir yanındaki üretim için itici güç oldu. Ülke ekonomisine katkısı nedeniyle, aile işletmelerinin Dünya’da olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de önemli payı bulunuyor. Türkiye’de kayıtlı tüm şirketlerin %90’ı, KOBİ’lerin %94,1’i aile şirketi niteliğinde. (Karpuzoğlu, 2004: 43). Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre resmi KOBİ tanımı kapsamındaki (toplamın %99,8’i) 4,1 milyon işletmeden (40 milyon TL’ye kadar ciro ve 250 çalışana kadar) 3,85 milyonu (%94,1) aile işletmesi niteliğinde. Bu nedenle, tanım olarak aile işletmeleri ile KOBİ’lerin hemen hemen aynı şeyi ifade ettiği düşünülebilir.

Peki aile işletmeleri dünyada nasıl tanımlanıyor?

Aile işletmeleri, aynı ailenin birden fazla üyesinin, aynı anda ya da zamanla büyük sahipler ya da yöneticiler olarak görev aldığı işletmelerdir. (Miller, Le-Breton Miller, Lester, Canella, 2007). Diğer tanıma göre aile işletmeleri, ailenin mülkiyet ve yönetim pozisyonlarına katılımı yoluyla işi kontrol ettiği işletmelerdir.

                                                 AİLE İŞLETMELERİNİN ÖMRÜ

Türkiye ekonomisindeki önemine rağmen, Türkiye’deki dördüncü nesillere ulaşan aile şirketlerinin sayısı son derece düşüktür. Türkiye’deki aile işletmelerinin üçüncü kuşağa ulaşma oranı %10’dur (www.bloomberght.com, 2014). Şirketlerin ortalama ömrüne baktığımızda ise Almanya’da 18, Fransa’da 9 yıldır. Türkiye’de işletmelerin %80’i 5. yılı, %96’sı ise 10. yılı göremiyor (www.capital.com.tr, 2015). Ekonomide böylesi bir önemi olan aile işletmelerinin istikrarı, ekonomik hayatın istikrarını da etkiliyor. Türkiye’de aile işletmelerinin ömrü genelde kısa olmasının ardında yatan temel neden ise, işletme yönetimi ve aile ilişkilerinin birbirine karıştırılmasıdır.

                                   AİLE İŞLETMELERİNİN EN BÜYÜK PROBLEMLERİ

Aile işletmeleri, kuruluş ve büyüme sürecinde pek çok zorlukla mücadele ediyor olmakla birlikte, teknik bilgi, kurumsallaşma ve finansmana erişim gibi zorluklar bunların başlıcalarıdır. Aile işletmelerinde deneyimli ve iyi eğitimli profesyonelleri işe almak ve çalıştırmak zor ve pahalı olabiliyor. Ayrıca, zaman içinde girişimcinin şirketini aynen aşırı koruma güdüsü ile çocuğunu kendine bağımlı kılan ebeveynler gibi davranması hem girişimciyi işletmeye hem de işletmeyi girişimciye bağımlı hale getiriyor.

 Türkiye ekonomisindeki önemine rağmen, dördüncü nesillere ulaşan aile şirketlerinin sayısı son derece düşük. Türkiye’deki aile işletmelerinin üçüncü kuşağa ulaşma oranı %10’dur. Şirketlerin ortalama ömrüne baktığımızda ise Almanya’da 18, Fransa’da 9 yıldır.

                                                    ÇÖZÜM, KURUMSALLAŞMADA

Peki çözüm ne? Çözüm, işletmelerin kurumsallaşmasında… Bunu yalnızca yönetimin aileden çıkması olarak ifade etmek istemiyorum. Danışmanlık deneyimlerim boyunca gördüğüm kötü örnekler, kurumsallaşmanın genellikle, ailenin işletmedeki kontrolünü kaybederek işletmenin daha da sorunlu hale gelmesini sağlayan ve kaçınılması gereken bir uygulama olduğu şeklinde algılandığı yönündedir. Burada bahsetmeye çalıştığım ise, işletmeyi kişi ve ilişkilere bağımlılıktan çıkartan, özellikle de girişimcinin bu yöndeki zihniyet değişimine de bağlı olan, tüm standart uygulama ve sistemlerdir. Yani, kişi ve ilişkilere bakılmaksızın belirli amaçlar ve hedefler doğrultusunda işletmenin sistem, ilke ve değerler çerçevesinde çalışmasının sağlanmasıdır. Özellikle, Türkiye’de aile işletmelerinin ataerkil yapısı, karar verme mekanizmalarının mesleki yönetim ilkelerinden ziyade aile içi ilişkilere ve kişisel fonlamaya dayanıyor. Bu durum temelde kurumsallaşmaya, bilgi ve finansal kaynaklara erişime bağlı olarak ortaya çıkan sorunları artırıyor. Bu konuda artık piyasada kolaylıkla ulaşılıp kullanılabilen finansal teknoloji girişimleri (FinTech) ile bunlar, sorun olmaktan çıkacak gibi görünüyor. Bana göre ise en etkin ve hızlı çözüm, özellikle kamu ve meslek örgütleri eliyle aile işletmelerimizin bu konudaki farkındalığının hızlı şekilde arttırılmasıdır.

Doç. Dr. Mehmet Yazıcı

Esenyurt Üniversitesi Öğretim Üyesi

yazici@turcomoney.com

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası