Son Haberler

Uyuyan dev uyandı…

-Elektrikli araç kullanımı arttıkça petrol alımı için ödeyeceğimiz dövizler de azalabilir. Bu bizim için birinci fırsattır. Dünyada elektrikli araç üretimi ve elektrikli araç yan sanayi yeni gelişmeye başladı. Bu yeni teknoloji devrimini kaçırmadan biz de Türkiye olarak elektrikli araç üretimi ve yan sanayini geliştirmek için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bu bizim için ikinci fırsattır.

-Otomotiv sektörü çok ciddi bir değişime yelken açtı. Uyuyan dev uyandı. Elektrikli taşıt kullanımının önümüzdeki on yıl içinde Avrupa genelinde büyük bir artış göstereceği öngörülüyor. Bu sektörün etkilediği her şey yeni elektrikli araç çağına ayak uydurmak için yeniden yapılanmak zorunda kalacak. Bu değişim süreci kolay olmayacak ve zaman alacak.

Otomotiv sektörü çok ciddi bir değişime yelken açtı. Uyuyan dev uyandı. Elektrikli taşıt kullanımının önümüzdeki on yıl içinde Avrupa genelinde büyük bir artış göstereceği öngörülüyor.

Bu, daha yeşil bir karayolu ulaşım sistemine zemin hazırlayacak. Taşıtların ihtiyacı olan elektrik enerjisini karşılayabilmek için altyapıya yatırım yapma ihtiyacı ortaya çıkacak. Bu sektörün etkilediği her şey yeni elektrikli araç çağına ayak uydurmak için yeniden yapılanmak zorunda kalacak. Bu değişim süreci kolay olmayacak ve zaman alacak.

İLK ELEKTRİKLİ ARAÇ 1835’TE İCAT EDİLDİ

Tarihte bilinen ilk elektrikli motor ve araç, 1835 yılında Thomas Davenport tarafından Amerika Vermont’ta icat edilmiş. Araç, iki elektromıknatıs, bir pivot ve bir batarya kullanılan küçük bir lokomotifmiş.

Aynı dönemde 1832-1839 yılları arasında elektrikli araç, İskoçya’nın Aberdeen şehrinde, Robert Anderson tarafından icat edilmiş. Araç şarj edilme özelliğine sahip değilmiş. 1897 yılında ilk elektrikli taksiler New York caddelerinde yerini almış. Aynı yıl Connecticut’ın Pope İmalat Şirketi, ilk büyük ölçekli Amerikan elektrikli otomobil üreticisi olmuş.

HENRY FORD ELEKTRİKLİ ARACIN PABUCUNU DAMA ATTI

1908 yılında Henry Ford, seri üretime aldığı yeni benzinli araba olan Model T’yi tanıttı. Ford’un yaptığı bu hamle ile Amerikan otomobil pazarını baştan aşağı değiştirdi. 1920’lerde elektrikli araçlar artık tercih edilen bir ürün olmaktan çıktı.

Elektrikli araçların pabucu dama atıldı. Benzinli araçlar rağbet görmeye başladı. Benzinli araçların daha uzun mesafeli olması, beygir gücünün yüksekliği ve benzine ulaşımın daha kolay olması gibi faktör nedeniyle benzinli araçlar tercih edildi.

ELEKTRİKLİ ARAÇ ÜRETİMİ KIŞ UYKUSUNDAN UYANIYOR

Uzun bir süre elektrikli araç üretimi kış uykusuna yattı. 2010 yılından sonra uyuyan dev uyandı. Elektrikli araç üretimi yeniden gündeme geldi. Birçok üretici elektrikli taşıtların dezavantajlarını ortadan kaldırmak için kolları sıvadı.

Dizel ve benzinli otomobiller uzun süre yolların kralı olmaya devam edecek gibi görülüyor. Genel olarak, 2016 yılında AB’de tescillenen tüm yeni binek otomobillerin yüzde 49,4’ünde dizel, yüzde 47’sinde ise benzin kullanılıyordu. Elektrik bataryalı ve şarj edilebilir hibrit taşıtlar hala toplam satışların küçük bir kısmını teşkil ediyor. AB’de satılan tüm yeni araçların sadece yüzde 1,1’i bataryalı ve şarj edilebilir hibrit taşıtlar. Günümüz piyasası temel alındığında, elektrikli taşıtların 2025’te pazar payının yaklaşık yüzde 2 ila yüzde 8 olacağı tahmin ediliyor.

ELEKTRİKLE TAŞITLARIN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI

Elektrikli araçların birçok avantajları olacak. Bu avantajlardan en önemlileri şöyle sıralanabilir.

  • Çevreye duyarlılık
  • Konforlu sürüş keyfi
  • Düşük yakıt maliyeti
  • Şarj etme kolaylığı
  • Düşük bakım masrafı

Elektrikli araçların çalışma prensibi doğrultusunda debriyaj, şanzıman ya da egzoz borusunun bulunmaması, standart benzinli ve dizel araçlardan en büyük farkını oluşturuyor. Elektrikli araçlar, egzoz gazı emisyonu yapmadığı için tamamıyla çevreye duyarlı bir özelliği vardır.

Elektrikli araçlar anlık tork ürettiği için taşıma, tepki verme ve sürüş konforunu geliştiren düşük bir ağırlık merkezine sahiptir. Bu da elektrikli araçların klasik otomobillere kıyasla çok seri bir şekilde hızlanıp yavaşlamasını sağlar. Daha sessiz ve çok daha yumuşak bir sürüş özelliği vardır.

Elektrikli araçlar şarj maliyeti bakımından, geleneksel araçlardaki benzin ve mazot tutarına göre yüzde 75’e kadar tasarruf sağlar. Bu durum petrol ürünlerinde ülkelerin dışa bağımlılıklarını azaltır. Sadece kişisel bazda değil ulusal olarak da ekonomiye katkıda bulunur. Petrol fiyatların döviz cinsinden olması ve yakıta gelen zamlar, ülkelerin gelecek stratejilerinde elektrikli araçlara daha sıcak bakmasında önemli bir faktördür.

İçten yanmalı motora sahip araçlarda hareket için önce, yanan yakıtı enerjiye çeviren karmaşık bir sisteme sahiptir. Bu sistemlerde yağ ve filtreler gibi arızalanma riski veya yenilenme ihtiyacı doğuran pek çok bileşen ve parça bulunur. Buna karşılık elektrikli araçlar, doğrudan bataryadan güç aldığı için daha basit bir motor kurulumu vardır. Bu da elektrikli araçların bakım masraflarını önemli ölçüde azaltır.

Elektrikli araçların bugün için en önemli dezavantajı, yüksek araba fiyatları, belirsiz piyasa şartları, uzun şarj süreleri, kısa sürüş mesafesi, pil batarya kiralarının yüksekliği, yeni teknolojinin güvenirliği ve sürdürülebilirlik kuşkusudur. Bu dezavantajları gidermek için hem üreticiler hem hükümetler çalışmalar yapmaya devam ediyor.

Elektrikli taşıtların satın alınmasını daha cazip kılmak için birtakım ülkeler vergi muafiyetleri gibi sübvansiyon ve diğer teşvikleri uygulamaya başladılar bile. Yerel yönetimler de kalabalık şehir merkezlerinde elektrikli otomobiller için özel ücretsiz park yerleri ve şarj noktaları kurarak elektrikli otomobilleri yol ücretlerinden muaf tutarak veya indimler yaparak elektrikli araç kullanımını özendirmeye başladılar.

KARANLIK ODA FOTOĞRAFÇILIĞINDAN DİGİTAL FOTOĞRAFÇILIĞA

Benzinli arabalardan, elektrikli arabalara geçişi ben yakın geçmişte yaşadığımız karanlık oda fotoğrafçılığından dijital fotoğrafçılığa geçişe benzetiyorum. Karanlık oda fotoğrafçılığını hatırlar mısınız bilmem.

Eski fotoğraf makinalarının içine film denilen bir rulo koyardık. Çekimler tamamlanıp makine içindeki film rulosu bitince içinden çıkartıp tab edilmek üzere fotoğrafçıya verirdik. Fotoğrafçı karanlık odada filmi kimyasal ilaçlardan geçirip tab ederdi. Sonra da agrandisör denilen bir aletin içine sokar istenen büyüklüğe getirip özel bir kimyasalla sıvanmış kartların üzerine negatif resmi yansıtıp agrandisörün ışığını açıp birkaç saniye beklerdi. Daha sonra kartı alıp iki çeşit kimyasal banyodan geçirerek fotoğrafı kart üzerinde sabitleştirir ve kartı kurumaya bırakırdı.

Bu anlattıklarım gençlere çok yabancı gelecektir. Onların gözünde fotoğraf çekmek ve saklamak artık çok daha basit bir işlemdir. Cep telefonunu çıkartırsın ekran düğmesine basarsın. Çektiğin fotoğrafı anında görürsün. Beğenmezsen hemen telefonundan silersin. Yenisini çekersin. Beğendiğin pozu digital fotoğraf arşivine kaydedip saklarsın.

GENÇLER EGZOZ BORUSU VE BENZİN DEPOSU NEDİR BİLMEYECEK

İşte bundan yirmi yıl sonra gençlere bugün kullandığımız arabayı anlattığımızda o günün gençleri de hayretle anlattıklarımızı dinleyecekler. Arabanın marşını çalıştırınca “gır,gır,gır” sesi çıkartarak içten yanmalı motoru çalışmaya başlardı.

Arabanın gaz pedalına basınca motor sesini duyardık “vın,vın”.  Sen gaz pedalına bastıkça ses daha da güçlenirdi. Sanki motor aslan gibi kürerdi “vııın, vıııın”.  Arabanın sağ arkasında bir deposu vardı. Deposuna benzin denilen yanıcı bir sıvı koyardık. Yolların üzerinde benzin satan benzinciler vardı. Bazı arabalar benzinle, bazıları da motorin ile çalışırdı. Onların depolarına da motorin konulurdu.

Arabalarda benzinle çalışan motor bulunurdu. Motor içine benzin üflenir, buji bir kıvılcım çakar ve bu kıvılcım ile motor içindeki piston yuvasında bir patlama olurdu. Yan yana bulunan her piston patladıkça bir hareket oluşur ve araba yürümeye başlardı. Patlayan benzin buharından çıkan zehirli gazlar arabanın arkasında bulunan egzoz denilen bir borudan dışarıya atılır ve havaya verilirdi. Garajlarında arabalarını çalışır unutup garajda sabaha kadar uyuya kalanlar arabanın egzoz gazından zehirlenip ölürlerdi.

TÜRKİYE İÇİN BİR FIRSAT

Türkiye petrol üreticisi bir ülke değildir. Petrol ithalatı için döviz ödemek zorunda kalıyoruz. Türkiye’nin ihracattan kazandığı dövizler ithalat için ödemesi gereken dövizlere yetmiyor. Ülkenin her yıl cari açığı oluşuyor. Bu cari açığı karşılamak için ise her yıl yurt dışından yeni borç alıyoruz. Ülkenin döviz borçları giderek büyüyor. Elektrikli araç kullanımı arttıkça petrol alımı için ödeyeceğimiz dövizler de azalabilir. Bu bizim için birinci fırsattır.

Dünyada elektrikli araç üretimi ve elektrikli araç yan sanayi yeni gelişmeye başladı. Bu yeni teknoloji devrimini kaçırmadan biz de Türkiye olarak elektrikli araç üretimi ve yan sanayini geliştirmek için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bu bizim için ikinci fırsattır. Her iki fırsatı da ıskalamamız gerekir.

Son söz 

Uyuyan dev uyandı. Yeni bir fırsat kapısı açıldı.

Fırsatlar da bulutlar gibi, çabucak uçar gider.

Elektrikli araba Türkiye için bir fırsat olabilir.

Bülent Şenver

senver@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası