Yatırımcı seferberliği

Bireysel ve kurumsal hisse senedi yatırımlarında yerli yatırımcıların, mevcut yatırım anlayışının değişmesi ve hisse sahiplik oranının % 4’ten, gelişmiş ülkelerdeki hisse sahiplik oranı olan % 30’a doğru yükselmesinde yasal düzenlemeler ve güven rol oynayacak.

Her yatırımcı, para kazanmak amacıyla yatırım yapar. Peki yatırımcı hisse senedine yatırım yapması için nasıl ikna edilebilir? Birincisi piyasaya güvenmesi, ikincisi kazanç sağlayacağını düşünmesi ve son olarak da o piyasa ile ilgili bilgi sahibi olması gerekir. Peki hisse senedi yatırımcısı neyi umarak borsada hisse senedine yatırım yapar? Aldığı hisse senedinin fiyatının zaman içinde yükselmesini, ya da aldığı şirketin karlı olduğu durumlarda karından ortaklarına temettü dağıtmasından kazanç sağlamayı umarak. Aksi durumlarda zarar eder. Hisse senedi yatırımı kaybetme riski de olan bir yatırımdır. Dolayısıyla her açıdan çok iyi araştırmak, sektörü ve şirketleri iyi analiz etmek ve doğru zamanlama ile yatırım yapmaya çalışmak gerekiyor.

Yatırımcı Seferberliği konusunu ele aldığım Mart ayındaki yazımda, ekonomideki pozitif gelişmelere rağmen ülkemizdeki yerli bireysel ve kurumsal yatırımcıların hisse senedi sahiplik oranının diğer yatırım araçları karşısında çok düşük bir oranda olduğunu, yerli yatırımcıların yabancı yatırımcılara oranla hisse senedi sahiplik oranının da çok düşük olduğunu, yerli yatırımcının hisse senedini elde tutma süresinin çok kısa olduğunu ve yerli yatırımcıların tercih ettikleri esas yatırım enstrümanının sabit getirili enstrümanlar olduğunu, detaylı irdeleme imkanı bulmuştuk.

Gelişmiş sermaye piyasalarının istikrarında en önemli olgu, büyük ölçekli ve finansal yapısı kuvvetli şirketlerin nakit temettü dağıtma konusunda belirgin bir politikalarının olması ve bunu çok istisnai durumlar haricinde değiştirmemeleridir. Fiyatların düştüğü zamanlarda temettü getirisinin yükselmesi nedeniyle yatırımcıların sermaye piyasalarına ilgisi süreklilik arz edebiliyor. Bu durum kira getirisi için yapılan gayrimenkul yatırımlarına karşı da avantajlı olarak değerlendirilmektedir. ülkemizde ise halka açık şirketlerin nakit temettü dağıtımı hususunda belirgin bir politikalarının olmadığını görüyoruz. Temettü alamadığı bir durumda yatırımcının hisse senedinden para kazanmasının tek yolu, aldığı hisse senedinin fiyatının yükselmesidir; bu da bazen çok uzun vadelerde olabiliyor. Yerli yatırımcıların ortalama elde tutma sürelerini göz önüne aldığımızda yanlış zamanlama ve yanlış hisse senedi seçimlerinde zarar etme olasılıkları yükselebiliyor.

İmtiyazlı hisse sahiplerinin, çok düşük pay sahipliğiyle önemli ölçeğe ulaşmış şirket ve şirket kaynaklarını kontrol edebilme imkanını bulabilmeleri, pay sahiplerinin ortak oldukları eşit fayda görmesi açısından adil olmayan durumlar yaratabiliyor.

Gelişmiş ülkelerin sermaye piyasalarında kabul gören bir uygulama olan şirket satın alma ve birleşmelerinde küçük yatırımcıların hisseleri için çağrı muafiyetinin sıkça uygulandığı görülüyor. Halka açık pay sahiplerinin, yatırım yaptıkları şirketin birleşme veya satın alma gibi çok önemli bir işleminde karar ve fayda sahibi olacakları adil uygulamalar önemlidir.

Halka açık şirketlerin kamu ile paylaşması gerekli bilgilerde doğru zamanlamaya tam bir titizlikle riayet etmemesinin, yatırımcı güveni açısından önemini daha önceki yazılarımda da vurgulamıştım. Bu ve bunun gibi durumlar yerli bireysel ve kurumsal yatırımcıların hisse senedine yatırım yapma iştahını azaltıyor. Bundan dolayı yerli yatırımcılar daha garantili, riski az olan sabit getirili yatırım enstrümanlarına yöneliyor. Yatırımcı, borsaya yatırım yaptığında haklarının korunduğunu bilmeli; kendini güvende hissetmeli.

SPK en son aldığı önemli bir kararla, İMKB 30 Endeksine dahil olan bankalar haricindeki halka açık anonim ortaklıkların yönetim kurullarında en az iki üyenin bağımsız üye olma zorunluluğunu getirdi. Halka açık şirketlerde bağımsız üye atanması kararını ve bu kararın yatırımcılar açısından hisse senedi sahiplik oranını ve hisse senedinin elde tutulma suresini neden olumlu etkileyeceğini açıklamaya çalışalım. Hiç şüphesiz ki; SPK çalışmalarını yürütürken ve yeni kararlarını alıp tebliğlerini oluştururken, şirketlerin karlılık yaratmasını olumsuz etkilemeksizin, yatırımcı haklarının korunmasını, ortakların adil ve eşit muamele görmesini, kamuyu aydınlatma açısından şeffaflık sağlanmasını en etkin şekilde sağlamayı amaçlıyor ve buna uygun davranmayan kişi ve kurumlar hakkında yasalar çerçevesinde suç duyurusunda bulunmaya gayret ediyor.

SPK Başkanı Vedat Akgiray’ın yaptığı açıklamaya göre; bu uygulama 1-2 yıl içerisinde İMKB’de işlem gören tüm şirketleri kapsayabilecek. Bu karar bizce ülkemiz sermaye piyasaları için önemli olup tüm yatırımcılara yeni bir donemin başladığının göstergesidir. çünkü bağımsız üye sadece şirketi düşünerek hareket etmek durumundaki kişi olup bu kişilerin yönetim kurullarında yer alacak olması yatırımcıların haklarının korunması açısından çok önemlidir. Bu cesur ve basiretli kararla halka arz ve yatırımcı seferberliğinin sürdürüldüğü bir ortamda yatırımcı haklarının korunması açısından yatırımcılara en somut adımlardan birisi yetkili devlet organı tarafından atılmıştır.

Bu karar sonucunda yatırımcıların şirketin etkin ortaklarıyla eşzamanlı olarak şirketi ilgilendiren tüm önemli hususlarda bilgi sahibi olmaları ve şirket yönetiminde adil temsilin sağlanması hedeflenmiş olup bu karar hiç şüphesiz ki yatırımcıların piyasalara ve şirketlere olan güvenini arttırır. Yatırımcı haklarının korunacağına dair pozitif bir mesaj olan bu kararın etkin uygulanması için şirketin yönetim kurulunda görev alabilecek tecrübe, eğitime haiz ve gerçekten “bağımsız” şahısların yönetim kurullarında görev alması gerekiyor.

Kanımızca SPK, yapılacak bağımsız kişi atamalarının gerçekten bağımsız olduğuna kanaat getirmemesi halinde ise atamaya ret haklarını bünyesinde tutacağını yapılacak uygulamalarda bizlere gösterecek. Böylelikle bağımsız üyelerin yer alacağı yönetim kurulları, şirketlerin daha şeffaf ve kurumsal yönetim ilkelerine uygun şekilde yönetilmesini sağlayacak.

Bahsi geçen bu hususların hemen tamamı üzerinde mevcut SPK yönetiminin ciddi çalışmalar yürütmekte olduğunu, zaman zaman açıklanmakta olan yeni tebliğler ile 2012 yılında kanunlaşması beklenen yeni SPK yasasıyla bu hususlara önemli çözümler getirileceğine dair inancımız tamdır.
Bütün bu devrimsel kararlar ve önümüzdeki dönemde yatırımcı güvenini sağlayacak düzenlemeler ışığı altında, ülkemizde sermaye piyasalarının gelişmesi için daha olumlu bir ortam oluşacak.

Bu nedenle yakın gelecekten itibaren yerli yatımcı sayısında artış beklemekle beraber, sabırlı ve uzun vadeli davranış sergileyebilecek yeni bireysel yatırımcılar ile kurumsal yatırımcı sayısında da artış beklemekteyiz. Yerli yatırımcıların mevcut yatırım anlayışının değişmesini ve hisse sahiplik oranının mevcut oran olan çok düşük % 4 mertebesinden, gelişmiş ülkelerdeki hisse sahiplik oranı olan % 30’a doğru uzun vadede artış göstermesini bekliyoruz. Son derece başarılı çalışmalar yaparak gelişmiş ülke sermaye piyasalarındaki şeffaflık uygulamalarını bizlere sağlayan SPK’ya da bir sektör çalışanı olarak teşekkür etmeyi borç sayıyoruz.

Alper NERGİZ

nergiz@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası