2017 risklerin giderilmesi ile fırsatların çıkacağı bir yıl olacak gibi görünüyor

Ülkemizle ilgili 2017 yılı beklentilerine gelirsek; oldukça zorlu geçen 2016 nın ardından 2017 yılında hem ekonomi yönetiminin hem de şirketler kesiminin gözleri büyümede ve kur seviyesinde olacak.

Şimdi kısaca 2017’nin konu başlıklarını sıralayalım: Bir hayli fazla başlığımız var. Brexit ile AB büyümesinin yavaşlaması buna karşın ABD’de büyümenin hızlanması ve faizlerdeki hızlı yükseliş ihtimali,  ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın  uluslararası ticari anlaşmalara bakış açısıve bazı iptallerin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği, G20 ülkelerinin kur savaşları, Çin ekonomisinde büyüme tartışmaları ve ekonomiyi destekleyici tedbir ve adımlar, Yuan devalüasyonu ve ihracattan iç talep odaklıya ekonomik transformasyon,  küresel emtia fiyatlarında ciddi gerileme ve emtia ihracatçısı ve ithalatçısı ülkelere etkileri, OPEC üyesi ve üyesi olmayan ülkelerin petrol üretim kesintisi ve petrol fiyatlarının ülkelere etkisi, uluslararası izolasyondan kurtulmasının ardından İran’daki dinamik girişimciliğin canlanması ve faizlerdeki yükselişin negatif faiz veren ülkeleri zorlarken reel getirisi yüksek olan ülkelerin sermaye akımlarını kendilerine çekebilecek olması 2017 de dünya ekonomisinin gidişatını etkileyen konular olacak.

DÜNYA’DA 2017 BEKLENTİLERİ

Avrupa’da; İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı (Brexit) sonrası AB bütünlüğü daha fazla sorgulanacak. Siyasi gelişmelerin de bölge ekonomisine yön vereceği bir yıl olacağını düşünüyoruz. 2017 boyunca Avrupa’daki seçimler popülizm endişesini diri tutacak. Mart’ta Hollanda’da genel seçimler, Fransa’da Nisan sonu-Mayıs başında Cumhurbaşkanlığı seçimleri (iki turlu), Haziran ortasında ise genel seçimler var. Mayıs ayında Birleşik Krallık’ta düzenlenecek olan yerel seçimler var, Almanya tarafında ise Mayıs ayına kadar sürecek eyalet seçimlerinin ardından Ekim ayında genel seçimler yapılacak. ECB’nin tahvil alım programında miktar azaltmasına karşılık teminatları gevşetmesi ve seçim yapılacak ülkelerin ekonomik büyüklükleri göz önüne alındığında hem AB’nin bütünlüğünün korunması hem de eur/usdparitesinin seviyesi sürekli gündemde kalacak. Mâli teşvikler, korumacı politikalar ve göçmen kontrollerinin dolar üzerinde olumlu etkisinin görünmesi kaçınılmazdır. Brexit  görüşmelerinin başlaması ve hazirandaki seçimler sterlin üzerinde, Fransa, Almanya ve Hollanda’daki seçimler de euro üzerinde baskı kurmaya devam edecek.

KONUT PİYASASINDA BİR SIKINTI ÇİN’İ KÖTÜ ETKİLEYECEK

buyumeÇin ekonomisindeki büyümenin % 6-7 bandında kalıp kalmayacağı önemli.  Çin’de kredi büyümesinin milli gelire katkısı önceki yıllara oranla kısıtlı kalmaktadır. Özellikle konut piyasasında bir sıkıntı Çin’i son derece kötü etkileyecektir. % 6’nın altına gerileyen bir büyüme senaryosunda, küresel resesyon endişeleri belirginleşerek piyasalarda dalgalanmaları artırabilir. Gelişmekte Olan Ülkeler’de (GOÜ) ise emtia fiyatları, Fed ve sermaye hareketlerinin yönüne ilişkin belirsizlikler sürüyor. Bu açıdan 2017’de büyümeye dönük risklerin aşağı yönlü olduğunu söylemek mümkün. 2017’de büyüme makasının GOÜ’ler lehine gelişimini sürdürmesi bekleniyor. IMF, 2015’de % 4 büyüyen GOÜ’lerin büyüme beklentisini 0,1 puan artırarak % 4,2’ye yükseltti. Bu, GOÜ’lerde büyümenin 6 yıl sonra ilk kez hızlanması ve son 4 yıldır daralarak 2015’de 1,9 puana kadar düşen GOÜ ve GÜ’ler arasındaki büyüme makasının yeniden GOÜ’ler lehine açılması anlamına geliyor. GOÜ’lere dönük iyimser algı genelde sürüyor, ancak ABD seçimleri sonrası oluşan volatilitenin yakından izlenmesi gerekiyor. Güçlü dolar/yüksek ABD tahvil faizleri kompozisyonunun devam etmesi küresel büyümeyi bir noktada baskılayabilir. Bunun bir uzantısı, ABD’de enflasyonun hızlanmasına Fed’in daha hızlı faiz artırımlarıyla cevap vermesi sonucu likidite koşullarının ve GOÜ’lerin olumsuz etkilenmesi beklenebilir. Petrol ve genel olarak emtia fiyatlarında bir toparlanma var; OPEC ve OPEC dışı ülkelerin üretimi azaltmakta  anlaşması petrol fiyatlarına bir miktar daha yükseliş getirebilir. Bu gelişmede başta Ortadoğu ve Rusya olmak üzere ülkelerin harcama kapasitelerinin artmasına neden olacağından dünya ticaretinde canlanma görebiliriz.

TÜRKİYE’DE 2017  BEKLENTİLERİ

Ülkemizle ilgili 2017 yılı beklentilerine gelirsek; oldukça zorlu geçen 2016 nın ardından 2017 yılında hem ekonomi yönetiminin hem de şirketler kesiminin gözleri büyümede ve kur seviyesinde olacak. Anayasa değişikliği referandumu ve TL’nin seyrine  göre TCMB’nin alacağı pozisyon, büyüme yönünde atılan adımların sonuçlarının ne olduğunun görülmesi yurtiçi önemli gündem maddeleri olarak dikkat çekiyor. ABD tahvil faizleri ve dolar endeksinin seyrinden dolayı “TCMB’nin tercihinin  büyüme politikasına destek mi enflasyonu kontrol altına almak mı” olması gerektiği önümüzdeki sene konuşulacak konuların başında gelecek. TCMB nin kurlardaki olası yükselişe döviz satarak mı faiz artışı yaparak mı karşılık vereceğinin tartışıldığı bir süreçle de karşılaşabilir. 2008 krizinden sonra Türkiye’nin yakın ve orta doğu’ya yönelik ihracat hamlesi, 2012 yılına kadar, toparlanan petrol fiyatları ile büyük bir katkı sağlamıştı,  2014 yılından itibaren düşüşe geçen petrol fiyatları, yakın coğrafyamıza yaptığımız ihracatı olumsuz yönde etkilemiş, bu dönemde Avrupa ve Afrika üzerine yoğunlaşma yaşamıştık. Petrol fiyatlarının yükselişi yeniden bu ülkelerle ticaret hacminin artmasına yardımcı olacak.

2017 DE PİYASA BEKLENTİLERİMİZ

Trump’ın başkanlığı dünya ve Türkiye piyasaları açısından oynaklığın arttığı bir döneme girilmesine neden oldu. ABD uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi TL gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini ve tahvil faizlerini olumsuz etkiliyor. ABD uzun vadeli tahvil faizlerinde yükselişin durulması ile piyasalar nefes almaya başlayacak. Borsa tarafına bakarsak; BIST-100 ‘ün 1 yıl ileriye dönük F/K iskontosu % 34-38 bandında değişmektedir ki tarihi ortalamalarımız % 17-21 bant aralığıdır. Göreceli baktığımızda ucuz kaldığımız düşünülebilir. Anayasa referandumundan sonra yapısal reformlara hız verileceğinin açıklanması ve jeopolik riskler bir süre daha bu iskonto oranının korunmasına neden olabilecek. Hükümetin büyüme yönündeki adımlarının reel’de gerçekleşmesi bu iskonto oranının azalmasına fırsat verecek. Altyapı harcamalarındaki artış ,Dünya’da demir-çelik, çimento ve bakır talebinin artması bu sektörlerdeki  firmaları, Savunma harcamalarının dünya genelinde arttığı bir süreçte bu alandaki firmaların, hızlı kredi büyümesinden olumlu etkilenecek sektörlerdeki firmaların talep görmesini beklediğimizden hisse senetlerinin ön plana çıkmasını beklemekteyiz. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika’nın bütçe rakamlarının güçlenmesi ve  enflasyonun azalış eğilimi ile  güçlü büyüme beklentilerinin bulunması bizimle aynı sepette bulunan bu ülke ve para birimlerinin 2017 yılına bir adım avantajlı başlamalarına neden oluyor. Bizde ise  hükümetin büyüme üzerindeki teşviklerinin etkisinin görülmesi ile birlikte  dolar/tl’deki oynaklığın azalması ve yatırım açısından olumlu trendin oluşmasıimkan dahilindedir. Kaldı ki son 2.5 yıl içinde 1.78 den 3.50 ye gelen bir dolar fiyatı sözkonusu olduğundan 2017 de artışın devamı kısıtlı düzeyde gerçekleşebilir. Tabii ki bunu yıl ortalaması olarak ifade ettiğimi belirtmeliyim. Yıl içinde çeşitli gelişmelere bağlı olarak daha yüksek seviyeler görülmesi mümkün. Enflasyon tarafında ise Gıda komitesinin etkinliği sayesinde gıda fiyatlarının baskılanmasına karşın kur ve petrol fiyatlarının yükselişi enflasyon üzerinde giderilmesi kolay olmayacak  en büyük zorluklarımız. Burada dolaylı olarak TCMB’nin yaklaşımı ve iletişimi önem kazanıyor.

Trump’ın başkan olmasıyla birlikte ABD tahvilleri hızlı bir ralli yaşamıştır. ABD nin; 2 yıllık tahvili  % 73,  10 yıllık tahvili % 50 ve 30 yıllık tahvili  % 26 artış kaydetmiştir. ABD’de uzun vadeli tahvil faizlerinin dengelenmesiyle birlikte hem bizim 10 yıllık tahvillerimize  hem de kur ve faize duyarlılığı düşük şirket tahvillerine yönelim olmasını bekliyoruz. Tabii ki sadece ABD faizlerinin düşmesi değil bizim de ödevlerimizi tam olarak yapmış olduğumuz bir süreçten bahsediyoruz. Önümüzdeki yıl reel faiz getirisini arttırmak isteyen yatırımcıların seçici olmak kaydıyla özel sektör tahvillerini yakın izlemeye almasını öneririm. Petrol ve bakır kontratlarına yatırım yapılabilir. Üretim azaltılması ve kısıtlamasının  hem OPEC üyeleri hem de OPEC’e üye olmayan ülkelerin tercih etmesi brentte 60 dolar seviyelerinin görülmesine neden olabilir. Trump’ının başkan seçilmesinden sonra vaat ettiği yatırımları yapmak için gereken bakır talebi bu emtianın fiyatındaki yükselişin devam etmesine  imkan tanıyacak.

Dr. Berra Doğaner

Turkish Yatırım Genel Müdürü

b.doganer@turkishyatirim.com

Yorum yok

Yorum Yazın