Son Haberler

2017’ye girerken ekonomi ve finans

2016 yılı bitti. Aslında hepimiz “artık bitsin de kurtulalım” dedik ama 2017’nin sabahında hain ve insanlık dışı teröre uyandık. Ortaköy’de 39 tane can  hayatını kaybetti.  2016’dan daha iyi olacak mı? Yoksa 2017’de 2016’yı mı arayacağız?  Sorularını soruyorduk.

2016 yılı bitti. Aslında hepimiz “artık bitsin de kurtulalım” dedik ama 2017’nin sabahında hain ve insanlık dışı teröre uyandık. Ortaköy’de 39 tane can  hayatını kaybetti.  2016’dan daha iyi olacak mı? Yoksa 2017’de 2016’yı mı arayacağız?  Sorularını soruyorduk.

GELEN GİDENİ ARATIR

vergiGelen gideni aratır derler ve çok uzun bir süredir, gelen yeni yıllar hep eskiyi arattı. Aslında 2017’ye çok farklı açılardan bakılabilir. Uluslararası ilişkiler, ekonomi, kültür, sanat, eğitim vs… Ama uzmanlık alanım gereği ekonomi objektifinden 2017’ye bakacağım. Önce bazı tespitler yapalım.

  • TCMB, Aralık ayında enflasyonda yıllık enflasyonunun işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artış, artan döviz kuru, yükselen petrol fiyatları ve tütün ürünlerinde vergi artışlarına bağlı olarak yükseleceğini belirtti.  Dün bu nedenle dolarda yukarı yönlü bir hareket gördük. TCMB bunun yanında, yakın dönemde döviz kuru ve petrol fiyatlarında gözlenen yükselişin enflasyon üzerindeki etkilerinin toplam talep koşullarına bağlı olarak görece sınırlı kaldığını da belirtti.
  • Türkiye’nin 2017 yılında yaklaşık 200 milyar dolar civarında kaynak bulması gerekiyor. Bunun 165 milyar doları 1 yıl içinde çevrilmesi gereken borç miktarı olup, 35 milyar doları da cari açıktır.
  • 2016 3. çeyrekte takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre ekonomimiz %2.4 küçüldü.
  • 20 Ocak’ta Obama gidiyor ve Trump bu koltuğa oturacak. Normalde siyasetçiler, seçim öncesi söylemlerinde çok sert olurlar. Fakat koltuğa oturduktan sonra bu söylemler hafifler. Fakat, seçim biteli neredeyse 2 aya yakın bir zaman olmasına rağmen, Trump’ın görüşlerinde pek bir değişiklik olmadığı gibi, özellikle Çin’e yönelik saldırgan tutumunu sürdürüyor. Eğer Trump verdiği sözleri gerçekleştirecek olursa, 2017’de ABD’de
    • Vergi oranları düşürülecek (%30’lardan %15-20 seviyelerine düşüş olabilir)
    • Kamu harcamaları artırılacak ve özellikle de alt yapı yatırımları baş rolü üstlenecek.
    • İthalatta vergi oranları ve diğer bariyerler artırılacak. Meksika, Çin ve diğer Latin Amerika ülkelerinin bundan olumsuz etkilenmesi bekleniyor.
    • ABD dışında üretim yapan büyük şirketlerin bu yatırımlarını ABD’ye çekmesine yol açacak düzenlemeler bekleniyor. Örneğin Apple Tayvan’da yaptığı üretimi ABD’ye getirirken yüksek vergi duvarı ile karşılaştığında, bunu ABD’de üretmek daha ucuza gelebilir. Örneğin Trump’ın kazanması sonrasında, Ford, Meksika’ya yapacağı yatırım planından vazgeçti. Trump her ne kadar ben Amerikayım ve istediğim gibi ithalat vergilerini artırırım diye düşünse de, bu durum küresel çapta çok sert bir dış ticaret hacmi daralmasına neden olabilir. Çünkü herhalde diğer ülkeler de seyirci kalacak değiller.
  • Jepolitik riskler devam ediyor. Şu an Suriye’de devam etmekte olan savaşın 2017’de bitmesi beklenmezken, Rusya ve İran ile yakınlaşmamızın ileride Türkiye için olumlu ya da olumsuz ekonomik sonuçları konusunda analiz yapabilmek için yeterli done yok. Çünkü uluslararası ilişkilerimiz de aynı borsa gibi aşırı volatil bir hal aldı. Şu an ABD ile birlikte DAEŞ’e karşı bir operasyonu birlikte mi yürütüyoruz, yoksa, PYD’ye desteği nedeniyle ABD’ye karşı  bir tavır mı aldık? Bunu ben analiz edemiyorum. Rusya ile yakın ilişkiler belki bir yandan turizm sektörünü ve yaş sebze meyve ihracatını olumlu etkileyebilir ama yaşanan son hain terör saldırıları bu yıl için de turizm konusunda çok umutlu olmamızı engelliyor. Çünkü turizm sektörünü kurtarabilecek tek ülke Rusya değil. Avrupa’dan resmen tık yok.
  • 2017’de bir başka önemli olan nokta, referandum ve bunun iç siyasi dinamikler üzerindeki etkisidir. Yapılan açıklamalara göre, referandum yüksek bir olasılık olarak görünürken, referandum sonrasında bir seçim olmayacağını siyasiler söylüyor. Fakat, bunun piyasa ve ekonomi üzerinde olumsuz etki yaratmaması için böyle mesaj verildiğini düşünüyorum. Eğer tasarı halindeki Başkanlık sistemi referandumdan geçerse, bana göre seçim olmama olasılığı yok gibi. Dolayısıyla 2017’de iç siyasi dinamiklerde de çok dalgalı bir görünüm izleyeceğiz.
  • Türkiye-AB ilişkilerine baktığımızda ise şu an kelimenin tam anlamıyla ilişkiler donmuş durumda. Avrupa’nın tek derdi var; “Aman bize mülteci göndermeyin”. Kendimize döndüğümüzde ise, zaten biz AB’nin dağılmakta olduğunu düşünüyor ve oraya girelim gibi bir derdimiz de yok. Bu ilişkilerin 2017’de değişmesi beklenmemeli.
  • Avrupa’da 2017’de en önemlisi Almanya olmak üzere dört seçim var. Bilindiği üzere şu an Avrupa’da yaşayanlar Avrupa Birliğine hoş bakmıyorlar ve Almanya’da Merkel güç kaybederken, radikal söylemler öne çıkıyor. Bunu Hollanda da görüyoruz. Nasıl ki; brexit önemli stresler yaratmışsa bu seçimler piyasalar açısından da stresli geçebilir.
  • FITCH Türkiye’nin kredi notunu 27 Ocak’ta gözden geçirecek. Şu an Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülke statüsünde tutan tek derecelendirme kuruluşu FITCH olduğu için, not indirimi riskine karşılık, bu tarihe doğru piyasalarda sert rüzgarlar esebilir. Bu yüzden Ocak ayının ikinci haftasından sonra piyasalarda FITCH stresini daha net göreceğimizi düşünüyorum.

butceYukarıda maddeler halinde verdiğim tespitler sonrasında, 2017 yılının borsa açısından çok umut verici olduğunu söyleyemem. FED’in 2017’de 3 defa faiz artırması bekleniyor. Aslında bu kadar olmayabilir, fakat, Trump’ın izleyeceğini söylediği ekonomik politikalar bu 3 artışı destekler nitelikte. Dolayısıyla “2016’ya girerken en az 3 tane faiz artışı bekliyorduk, fakat sadece bir tane oldu” diyerek bu yıl da aynı şeyin olacağını savunmak zor. Bu yüzden 3 faiz artışı olursa, ben bundan nasıl en az zararla etkilenirim sorusuna cevap vermek gerekiyor.

DOLAR DÜŞECEK Mİ?HAYIR…!

Dolar/TL kuru Aralık ayında 3.50’ye demir attı ve yeni yıla 3.52 seviyesinden başladık. Bu aydan itibaren dolar/TL kurunda istikrarlı bir düşüş trendinin başlamasını bekleyebilir miyiz? Benim bu soruya cevabım “Hayır” şeklindedir. Bu durumda “dolar en fazla hangi seviyelere kadar gerileyebilir?” sorusu öne çıkıyor. Teknik olarak 2017 içinde gerileyebileceği en düşük seviye 3.20-3.30 arası olabilir. Yani 2017’de tekrar 3’Ün altında düşer mi diye soranlara cevabım “hayır” şeklindedir. Ama 2017’de Suriye savaşı biter, AB ile ilişkilerimiz yeniden güçlenir, Trump da sert söylemlerini bırakıp, bu ithal vergileri gibi şeylerden vazgeçerse, 3 TL seviyesinin altına bile geriler.   Ama şu an bu olasılıkların çok düşük olduğunu düşünüyorum.

2017’NİN İLK AYLARINDA DOLARDA NASIL BİR HAREKET BEKLİYORUM?

3.40 TL seviyesinin güçlü bir destek olmasını ve 20 Ocak’a doğru piyasalarda stresin yeniden artmasını bekliyorum. İki sebep var. Birincisi Trump’ın koltuğuna oturacak olması, dolar endeksini yukarı itecek. Zaten dolar endeksi adeta böyle bir atak yapmak için hazırlık yapıyor görüntüsü veriyor. İkinci sebep ise;  FITCH’in not kararı öncesinde risk almak istemeyenlerin yaratabileceği baskı olacak. Dolayısıyla dolar/TL kuru Ocak ayı içinde 3.60 zirvesini yeniden test edebilir veya bu seviyeleri zorlayabilir. Aşağı yönde düşüş olması için FITCH’in notumuzu değiştirmemesi yeterli olur. Aslında FITCH 27 Ocak öncesinde, not ile ilgili sinyaller verecektir, fakat daha önce yaptığı gibi sağ gösterip sol vurmaz inşallah. Eğer notumuz düşmezse ve aynı seviyeyi korursak (diğer şartlar aynı kalmak şartıyla yani dolar endeksinde sert artış yoksa, o sırada başka faktörler nedeniyle dolar artmıyorsa) Dolar/TL kurunda çok sert düşüş görürüz. Ama not düşerse, bu sefer, zannedersem yeni destek seviyesi 3.60 civarı olur.

FED, FITCH, DOLAR-TL

euro-dolarUnutmayınız ki, dolarda düşüş trendini başlatacak en önemli faktör, FED’in 2017’de başka faiz artırımı yapmayacağı veya sadece 1 tane faiz artırımını yeterli bulacağı durumdur. FITCH notumuzu düşürmezse, dolar/TL elbette ki düşer, ama düşüş trendini başlatacak bir faktör olmaz.  Düşüş trendini oluşturacak asıl faktör FED faiz artırımlarının sayısı, ABD enflasyonu ve büyüme oranlarıdır.

BORSAYA GELECEK OLURSAK

Borsaya gelecek olursak, Aralık ayının son iki haftasında genel olarak yukarı gitme isteği vardı. Yeni yılda borsa açısından ne kadar umutlu olabiliriz? Normal şartlar altında, eğer bir ülke büyüyorsa, firmalar kâr üretiyorsa borsa yükselir… ABD’de faiz artışları beklenirken, döviz kurlarının enflasyon üzerinde belirgin baskı yapması beklenirken borsada güçlü yükseliş trendleri beklemek yanlış olur. Hisse bazlı önemli ayrışmalar olacaktır. Şu an baktığımız objektife göre, 2017 yılı borsa açısından pek parlak görünmüyor.  Dolar bazında aslında çok ucuzlamış durumdayız ama bir süre ucuz kalmaya devam edebiliriz. Borsa için 85 bin seviyesi önemli bir dirençtir. Bu direncin geçilmesi ancak ve ancak beklentilerin üzerinde bir büyüme verisi ile oluşur. Ama büyümeyi yaratacak şey güven ortamıdır. Müteşebbis yatırım yapmalı, istihdam yaratmalı. Bunun için ise döviz kurları, faiz istikrarlı olmalıdır. Bu iki parametrenin istikrarı için ise, enflasyonun düşük ve istikrarlı olması gerekir. Fakat, uzun zamandır döviz kurlarındaki volatilite çok arttı.  Yani 2017’de büyümenin ivme kazanabileceği bir ortam göremiyorum. Bu yüzden de borsadaki getirilerin zaman zaman yükseleceğini biliyoruz ama kalıcı olması zor olacak. Hepinize 2017’nin önce sağlık, sonra huzur sonra da başarı dolu bir yıl olmasını diliyorum.

Dr. Yaşar Erdinç

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası