Son Haberler

Avrupa’nın geleceği: Parçalanma ve devletler modeline mi dönülüyor?

 

Avrupa’da mıknatıs bugünlerde bütünlüğe katkı sağlamıyor. Parçalanmaya doğru bir eğilim gittikçe güç kazanıyor. Avrupa Parlamentosu’nun ne kadar itici olduğunu anlamak için Avrupa ülkelerinde dolaşıp sokaktaki insanlarla konuşmak yeterli olur sanıyorum.

gücü sıfırlanmış durumda. İngiltere bir ilk örnek. Bir birliğin çimentosu ortak paradır. Daha başlangıçtan itibaren İngiltere  Euro’yu kabul etmedi. Ama Euro grubu içinde yer alıp da türbülans içine giren üye ülkeler de var. Yunanistan, suni teneffüsle Euro grubu içinde  tutuluyor. İtalya, Euro’ya pamuk ipliği ile bağlı. Fransa, 2017 seçimleri sonrası Euro’dan çıkacak mı? Bütün bunlar gerçekleşirse zorunlu olarak Almanya’da Euro’ya veda edecek.

AVRUPA HALA ÇOK ZENGİN

Bugün Avrupa Birliği zengin, çok çok zengin. GSMH’sı 19 Trilyon dolar. ABD’nin önünde. Türkiye, AB konusunda hala çok bilgisiz. Bilgisizlerin yanında bir de körü körüne ABD hayranları AB düşmanları var. Çok yakın zamandan bir örnek: ABD’de seçim gecesi ünlü bir Türk TV kanalında Trump’ın seçilmesi yorumlanıyor. Akademik ünvanlı bir konuk ABD’yi öve öve bitiremiyor ve örnek olarak “teknoloji ABD’de. Fransa’nın satacağı kadın çantasından başka neyi var” diyor. Uzun yıllar ABD’ de kalmış program sunucusu da gülerek teyit ediyor. Bu kadar cehalette Türkiye’ye yakışmıyor diyorum. Program sunucusu Türk televizyonlarının uzaydan yayınını sağlayan Türksat1,2,3 uydularının Fransız olduğundan habersiz. Bu programdan birkaç gün sonra Türk casus uydusu Göktürk 1’de yine Fransızlar uzaya fırlatıyor.

HAYALİNİZDEKİ 20 ARABAYI SAYIN

Avrupa’nın GSMH’sı ABD’nin önünde. Avrupa’nın zenginliğini anlatmak için genç öğrencilerime yıllardır aynı soruyu soruyorum. “Hayalinizdeki 20 arabayı sayın” diyorum. Cevaplar: Hepsi Avrupa’dan.  RollsRoyce, Mercedes, BMW, Citroen, Audi, Peugeot, Land Rover, Maserati, Ferrari, Lamborghını, Alfa Romeo, Lotus, Volvo, Jaguar, Porsche gençlerin gönlünde fırtınalar oluşturuyor. Hepsi Avrupa’dan. ABD’den, Uzak Doğudan  tek bir tane yok. Uzay mı? 25 Yıldır, başlangıcından bugüne tüm TV programlarımızı evlerimize Avrupa uyduları ulaştırıyor. Havacılık mı? Dünyada Atmosfer dışında stratosferde ses süratinin iki misli üstünde uçan tek sivil uçak, Concorde bir Avrupa yapımı. En hızlı askeri uçaklar bile Concorde’u en fazla iki buçuk dakika izleyebiliyor. En büyüğü mü? Bugün dünyada var olan en büyük tamamı iki katlı sivil yolcu uçağı A-380 bir Avrupa yapımı. Ulaştırma mı? Saatte  570 km süratle Fransız TGV trenleri gene Avrupa yapımı. Nükleer mi? Üçüncü jenerasyon Nükleer santraller gene Avrupa’da. Fransa elektriğinin  yüzde seksenini 57 Nükleer santral sağlıyor. Caydırıcı Savunma Gücümü? Yalnız Fransa kendi Nükleer uçak gemilerine, kendi yapımı Nükleer denizaltılara ve bombardıman uçaklarına yüklediği üç yüz Atom ve Hidrojen Nükleer başlığıyla ABD ve Rusya’yla birlikte dünyanın üç büyük Nükleer askeri gücü arasında yer alıyor. Evet Türk televizyonlarında konuşan cahil akademisyen ve bilgisiz sunucunun söylediği gibi Fransa kadın çantası satıyor ama bu çantalarda dünyanın en pahalısı ve sekiz ay önceden sipariş vermek gerekiyor.

AVRUPA ZENGİNLİKTE VE TEKNOLOJİDE İPİ GÖĞÜSLÜYOR AMA ÇOK HASTA: HASTALIĞI NE?

Avrupa’nın hastalığı: Siyasi. Özetlemek gerekirse: Müthiş bir başlangıç, tarihi dahi liderler. Ve şimdi: Rezalet bir varış noktası. Yeteneksiz liderler.

MÜTHİŞ BAŞLANGIÇ , DAHİ LİDERLER

Avrupa’yı fiili olarak iki ihtiyar kurdu: Yetmiş yaşındaki Fransız Cumhurbaşkanı De Gaulle ve seksen üç yaşındaki Alman Şansöliye Konrad Adenauer. De Gaulle’ün  hedefleri çok büyüktü: ABD’yi Avrupa’dan çıkarmak , Sovyetler Birliği’nin Doğu Avrupa işgalini sonlandırmak. Bunun için Avrupa’nın özerk caydırıcı Nükleer silahlara sahip olması gerekiyordu. Bir yandan Nükleer uçak gemisi, Nükleer denizaltılar ve uçaklar geliştirildi. Öte yandan Nükleer silahlanmaya gidildi. Bugün Fransa Atom ve Hidrojen başlıklı üç yüz füzeye sahiptir ve bu durum onu Dünya’nın bu konudaki üç büyükleri arasında yer almasını sağlamaktadır.

Nükleer caydırıcı silahlara sahip olmanın dışında ekonomik hedeflerde çok büyüktü. GSMH’da dünyada bir numara olmak, dünyanın en güçlü parası Euro’ya sahip olmak , uzayda havacılıkta , ulaştırmada nükleer santrallerde dünyada lider olmak… bunların hepsi gerçekleşti. Avrupa’nın ortak bir parlamentosu da olmalıydı. Bu parlamento da bugün var: Fransa’da Strazburg’ta.

Birleşik Avrupa çekirdek altı ülkeden ve ortak iki ülkeden oluşmalıydı. Çekirdek ülkeler: Fransa, Almanya, İtalya, Belçika , Hollanda, Lüksemburg. Ortak üyeler ise Atina ve Ankara antlaşmalarıyla birliğe  1963’te bağlanan Yunanistan ve Türkiye’ydi.

VE AVRUPA ROTADAN ÇIKIYOR: HEDEF UÇURUM MU?

           Zaman içinde üye ülke sayısı arta arta 28’i buldu.  Herkes gelsin Türkiye gelmesin mantığıyla. Avrupa bu enflasyonist büyüme hızının kurbanı mı oldu ?Kesin . Yanlış ve telaşlı bir ‘’siyasi mühendislik’’ Avrupa’da bünyeyi kanser gibi saran virüslere hediye etti. Birliğin her düzeyinden alarm veren hastalıklar fışkırmaya başladı. Önce Brüksel’de bir yüksek bürokrasi. Seçilmemiş , atanmış, herkese tepeden bakan , Avrupa halklarının tepesini attıran şımarık , skandallarla çalkalanan , çok lüks ve masraflı hayat yaşayan bir Brüksel Bürokrasisi. İlk isyan İngiltere’den geldi. İngiltere “Brexit”le Brüksel’eisyan bayrağını çekti. Ana fikir ‘’Brüksel bürokrasisine hayır , Avrupa Birliğine hayır , Avrupa’ya evet’’ti. Başka bir rezalet kurum: Avrupa Parlamentosu. Tepeden tırnağa çifte standartların  tavan yaptığı iki yüzlü bir kurum. Büyük üye ülkeler konusunda el pençe divan duran , Türkiye’ye gelince “vur abalıya”. Üye ülkelerde hiç takılmayan  ama Türkiye’ye gelince Kral pozları takınan bir Parlamento. Avrupa Parlamentosu’nun ne kadar itici olduğunu anlamak için Avrupa ülkelerinde dolaşıp sokaktaki insanlarla konuşmak yeterli olur sanıyorum.

AB’Yİ  ÇÖKERTEN BİR BAŞKA FELAKET:  ‘’ FRANSIZ TÜRÜ SORUMSUZ SENDİKALAR ‘’

Alman sendikaları bir istisna . Sorumluluklarıyla Almanya mucizesinin köşe taşlarından birini oluşturdular . Ama Fransız türü sendikacılık karşı örneği oluşturuyor. Fransa’da sendikalar  şımarıklıklarıyla göze çarpıyor. Gittikçe daha az çalışmak ve durmadan daha çok para istemek . Çalışma saatleri haftada otuz beşe düştü. Ücretler ise dünya ölçeğinde tavan yaptı. İtalya , İspanya , Yunanistan sendikaları bu modeli kopyaladılar. Netice: Ekonomiler iflas yoluna girdi. Şirketler Avrupa’dan kaçtı. İşsizlik çığ gibi büyüdü.

Sonuç

Roma’nın son günlerini andıran bir tüketim çılgınlığına giren Avrupa halkı. Dünyanın dört bir yanında lüks tatiller , az çalışmak , çok tüketmek. Avrupa ‘’sermayeden yemeye başladı ‘’. Bilanço: hükümetlerin borçlanmaları süratle arttı. Bankaların kredileri endişe  verir düzeye ulaştı. Bütün bunlara eklenen en korkunç durum: çapsız , vizyonsuz, hırslı ama beceriksiz liderler. Öylesine ki seçime girenler   devrilip gittiler: İngiltere , İtalya, İspanya ve şimdi sırada Hollanda ve özellikle Fransa var.

TÜRKİYE’NİN  ‘’A’’ VE ‘’B’’ PLANLARI

 Türkiye’nin “A” planı 1963’te çizildi. Ortaklık statümüz 1963’te başladı. O tarihte Türk ekonomisi adeta taş devrini yaşıyordu. Toplu iğne bile Türkiye’ye dışarıdan ithal ediliyordu. Avrupa Birliği Türkiye’den dört kalem mal almak için resmi antlaşmalar yaptı: kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı ve fındık. Ama zaman içinde Türk sanayii, Türk turizmi, Türk inşaat sektörü, Türk ulaştırma sektörü devleşti. Bankalar tecrübe sahibi oldu. Büyüdüler ve güçlendiler. Avrupa hala dünyada en zengin ve 1 numara ama dağılma sürecinde. Türkleri istemiyoruz demelerine bakmayın. Kendileri dağılma sürecindeler. İngiltere, Brexit bir ilk. Gerisi gelecek gibi gözüküyor. Türkiye’nin “A” planı: Bu hasta Avrupa Birliği ile hiç bir şey olmamış gibi yola devam etmek. Ya “B” planımız?

TÜRKİYE’NİN ‘’B’’ PLANI

Biz Avrupa Birliği’nin tam üyesi olamadık. Zaten bu birliğin bu şekilde geleceği karanlık. Birlik giderse geriye ne kalacak? Koca bir Avrupa kıtası. Yeniden şekillenecek bir Avrupa kıtası. Avrupa’da biz altı yüz yıldır varız. 1453’te Avrupa’nın en büyük şehri Türk oldu. 16. Yüzyılda Avrupa’nın yüzde kırkı Türk egemenliği altındaydı. Avrupa’nın siyasetini biz belirliyorduk. Sonra ekonomimiz çöktü. Avrupa’ya kuruyemiş ihraç eder duruma düştük. Ama şimdi öyle mi? Dört nala koşan bir ekonomimiz var. Geçmişin paslarını üzerimizden attık. Türkiye’nin “B” planı: Yeni bir Avrupa kurulur ve bu Avrupa’da Türkiye kurucu üye olarak lider ülke olarak kıtanın yönetiminde iddia sahibi üç dört ülkeden biri olur.

PROF. DR. BENER KARAKARTAL

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası