2019’da Türkiye ekonomisi: Fırsatlar ve tehditler

*Yeni Ekonomi Programı, 2019’da ekonomide dengelenmeyi ve kontrollü bir ekonomik yavaşlamayı öngörüyor. 2019 Türkiye ekonomisi için bir dengelenme yılı olacağı gibi, finansal değişkenler açısından da bir düzeltme yılı olabilir.

*Yıl genelinde büyümenin yüzde 1 civarında olması bekleniyor. Enflasyon ilk yarıda yüzde 20’ler civarında seyrettikten sonra ikinci yarıda yüzde 15’lere doğru düşecek. Cari dengedeki iyileşmenin sürmesi, açığın 16 milyar dolara gerilemesi öngörülüyor.

*FED’in 2019’da 2 faiz artırımını yapamayacağına yönelik bir algı oluşması durumunda, gelişmekte olan ülke piyasalarına portföy girişleri hızlanır, TCMB’nin faiz indirimi de gerçekleşirse BIST100 endeksinde 110 bine doğru yükselişler görebiliriz.

Geride bıraktığımız 2018 yılına yüksek volatilite damga vurdu demek kesinlikle yanlış olmayacaktır. Bu arada 2017 yılında Kredi Garanti Fonu’nun katkısı ile yıllık yüzde 7,4 ile yüzde 6,8’lik Çin büyümesini de geçerek dünyada birinci sıraya oturan bir büyümeyi gerçekleştirdiğimizi de hatırlamakta yarar var.

Böyle bir yılın ardından olumlu beklentilerle başladığımız 2018 içinde olağandışı boyutta kur atakları ve akabinde alınan kamusal önlem ve teşvik kararları Türkiye’nin gündemini oluşturdu. Artan enflasyon, kur ataklarını durdurabilmek için arttırılan faizler, başta gayrimenkul ve otomotiv olmak üzere durgunluk yaşamaya başlayan sektörler, artan konkordato kararları, borç yapılandırmaları, bankaların sermaye ihtiyacı diğer önde gelen konular oldu.

YILIN İKİNCİ YARISINDA OLUMSUZLUKLAR PEŞİ SIRA GELDİ

Geçtiğimiz yılın ilk yarısı ile ikinci yarısı birbirinden tamamen farklıydı. 2018 birinci çeyreğinde yüzde 7.4 ve ikinci çeyreğinde yüzde 5.2 büyüyen Türkiye ekonomisi jeopolitik risklerin gündemden düşmediği 2018’in ikinci yarısında, korumacı yaklaşımların dünya ekonomilerine yansımaları, artan ticaret savaşları, İtalya’da hükümet krizi, İngiltere’de yönetilemeyen Brexit süreci ile ABD’nin İran’a yaptırımları ve faiz artırımları gibi konuların ve bilhassa ABD ile yaşadığımız olumsuz politik sürecin etkisinde kaldı.

Geride bıraktığımız yıla 3.80 seviyesinden başlayan dolar/TL, tüm bu gelişmelerin etkisiyle Ağustos ayında 7.24 ile tarihi zirvesini gördü. Bu; yüzde 90’lık bir artışa işaret ediyordu ve kesinlikle yönetilemez bir düzeydi. Aynı günlerde gösterge tahvil faizi de yüzde 28.15 ile son 15 yılın en yüksek seviyelerini gördü.

2018’DE YÜZDE 3 BÜYÜME BEKLENİYOR

Ekonomi yönetiminin koordineli adımlarıyla kur, yılın son ayında yılbaşına göre yüzde 40 artarak 5,30 sınırında, gösterge faiz ise yüzde 20’ler seviyesinde dengelendi. Borsa Endeksi’ndeki kayıp yüzde 20.9 oldu. Ekim ayında yüzde 25.24 ile zirve yapan enflasyon yılı yüzde 20.30 seviyesinde kapattı.

4 Eylül’de 574 ile en yüksek seviyesine ulaşan Türkiye risk primi (CDS) yıl sonunda 360 seviyesinde idi. 2018 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 1.6 gerçekleşen büyüme oranının son çeyrekte biraz daha gerilemesi ve yıllık büyümenin yüzde 3 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

2019 GENELİNDE BÜYÜME % 1 CİVARINDA OLABİLİR

2019 yılından beklentilerimize gelince; bence yılın en çok tartışılan konusu büyümenin U mu yoksa V mi olacağı olacak. Öte yandan mart ayında yapılacak yerel seçimlerin de etkisi ile yılı ikiye bölerek değerlendirmek daha uygun görünüyor.

Tahminlere gelince; iktisadi faaliyetin yılın ikinci çeyreğiyle birlikte kademeli olarak toparlanması ve yıl genelinde büyümenin yüzde 1 civarında olması bekleniyor. Enflasyon ilk yarıda yüzde 20’ler civarında seyrettikten sonra ikinci yarıda yüzde 15’lere doğru düşecek.

Cari dengedeki iyileşmenin önümüzdeki yıl da sürmesi bekleniyor. 2018 yılının 30 milyar doların altında bir cari açıkla bitmesi beklenirken,  gelecek yıl ise yıllık açığın 16 milyar dolara kadar gerileyebileceği öngörülüyor.

2019 EKONOMİ İÇİN BİR DENGELENME YILI OLACAK

Enflasyon ve kur tarafında beklenmedik olumsuzluk yaşanmadığı takdirde 2019 yılında parasal sıkılaşmada geri adımların gündeme gelmesinin mümkün olacağı düşünülüyor. Bir diğer deyişle, Merkez Bankası’nın 2019’un ilk yarısında mevcut duruşunu koruyacağı, Haziran itibarıyla ise sınırlı faiz indirimlerine başlayabileceği bekleniyor. Bu nedenle 2019’un Türkiye ekonomisi için bir dengelenme yılı olacağı gibi, finansal değişkenler açısından da bir düzeltme yılı olabileceği düşünülüyor.

Borsa’da 2018’de pek çok olumsuzluk fiyatlara yansıdı. Fed’in 2019’da 2 faiz artırımını yapamayacağına yönelik bir algı oluşması durumunda, gelişmekte olan ülke piyasalarına portföy girişleri hızlanır, TCMB’nin faiz indirimi de gerçekleşirse BIST100 endeksinde 110 bine doğru yükselişler görebilmemiz olası olabilir.  Ancak bu durumun netleşmesi 3-4 ayı bulabilir. Hisse senetlerinde mevcut düşük fiyatların çok ciddi uzun vadeli yatırım fırsatı verdiği düşünülüyor.

Bu göreli olarak olumlu beklentilerin yanı sıra potansiyel tehditlere de değinmek gerekirse şunlar söylenebilir. Yeni Ekonomi Programı, 2019’da ekonomide dengelenmeyi ve kontrollü bir ekonomik yavaşlamayı öngörüyor.

REEL KESİMDE HASAR AĞIRLAŞIRSA BANKACILIĞA BULAŞABİLİR

Ancak diğer yandan reel kesimin artan maliyetlerine ilave olarak borç sorunları ağırlaşırken, finansmana erişimde de sorunlar yaşanıyor. Ayrıca daralan iç talep ve zorlaşan dış talep bileşimi reel kesimde hasarın ağırlaşmasına neden olabilir. Reel kesimde hasarın ağırlaşması ister istemez bankacılık sektörüne de bulaşabilir.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç hükümetten, reel sektörün paraya ulaşmasının önündeki engelleri kaldırmasını beklediklerini belirterek, “İş dünyasının 2019 beklentileri 3 konu etrafında yoğunlaşıyor; kamuyla iş yapan yüklenici firmalara hak edişlerinin zamanında ödenmesi, Sayın Cumhurbaşkanımızın İkinci 100 Günlük Eylem Planı’nda da açıkladığı üzere KDV iadesi ödemelerinde hızlı hareket edilmesi ve finansmana erişimde iyileşme sağlanması… Bu 3 konu, reel sektörün ortak paydasıdır” sözleriyle reel sektörün sorunlarının halledilmesine yönelik kısa vadeli çözüm önerilerini sıralıyor.

YILI DAHA RAHAT GEÇİRMEMİZ İÇİN GEREKLİ ADIMLAR

Orta vadede ise ekonomide temel ihtiyaç reel kesim borçlarının yeniden yapılandırılması, bankaların sermaye yapılarının güçlendirilmesi ve taze bir dış kaynak girişinin sağlanması. Bu dönemde, ekonomi yönetiminin mali disiplini koruması, banka bilançolarına dair yatırımcının zihnindeki belirsizlikleri giderecek analizlerin ayrıntılı biçimde yapılıp paylaşılması, sermaye için elzem olan ülke risk primini düşürücü ve birçok boyutta gerilimleri azaltıcı adımlar atması ve ekonomi literatüründe fikir birliğinin sağlandığı ekonomileri kalkındıracak yapısal reformlara odaklanılması yılı daha rahat geçirmemiz için kritik önemde olacaktır.

Bu konularda başarılar elde etmemiz halinde ise son iki yıldır arka arkaya indirim kararlarıyla ‘yatırım yapılabilir’ seviyenin altına gelmiş olan kredi notumuzda iyileşme sürecinin başladığına tanık olabiliriz.

Dr. Berra Doğaner

Piramit Menkul Kıymetler A.Ş.,

Peker Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi

doganer@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası