2020, sağlık sektörünün fırsat yılı olabilir

*Cumhurbaşkanlığı Gıda ve Sağlık Politikaları Kuruluna özel sektörden gelen, ancak konulara kamusal bakış açısıyla yaklaşabilen, çözüm odaklı bir uzman kişilik, Nükhet Ezberci Küçükel’in atanması fevkalade isabetli oldu. Güven Hastanesi’nin ikinci kuşak sahibi olan Küçükel sağlığı bilen, çekirdekten yetişen bir hastanecidir.

*Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılını isabetli bir şekilde hemşirelik ve ebelik yılı ilan etti. Bu vesileyle sağlık hizmetinin en önemli unsuru olan ebe ve hemşirelerimizin çözüm bekleyen ciddi sorunlarına ancak sağlığın hizmet, eğitim ve araştırma ögelerine bütünsel ve yeni bir bakış açısıyla bakarak çözümler üretebiliriz.

*2019’da sağlık sektörünün en önemli darboğazı finansman zorluklarıydı. Devlete bağlı üniversiteler yıllardır kullandıkları tıbbi malzeme kaynakları için düzenli ödeme yapamıyordu, son aylarda kamu hastaneleri de ödemeleri geciktirdi, takiben özel sektörde bazı firmalar da bu yanlışa ortak oldu.

*Hastaneler için sağlık turizmi cankurtaran oldu. Tıbbi cihaz, malzeme, teknoloji üreticileri de hızla ihracat kapasitelerini arttırdılar. Vakıf üniversiteleri, YÖK’ün yabancı öğrenci kontenjanlarını arttırmasının da yardımıyla eğitim ihracı atağına geçtiler. Bu çabaların anlamlı başarılara dönüşebilmesi için işbirliği ve inovasyon ile birlikte yürütülmeli.

*Dünyada 2019’da 8 trilyon dolar olan sağlık iş hacminin 3,4 trilyon dolarını ABD harcadı. Bu kadar büyük bir kaynak varsa, hızla gelişen sağlık ve yaşam bilimleri ekosistemimiz için gözümüzü diktiğimiz yer ABD olmalı. İnovatif kişi ve kurumlarımız ihracat odaklı işbirliğini gerçekleştirebilirse ABD pazarına kolayca ulaşabiliriz.

*2020 “Bilim Devrimi” olarak adlandırdığımız tüm gelişmelerin daha da hızlandığı bir yıl olacak. Örneğin yeni teknolojilerin sadece hizmette, tanı ve tedavide değil eğitim ve araştırma hatta yönetim alanlarında da çığır açtığını göreceğiz. Ülkemizin her yaştan gençleri bilimde bizi dünyayla yarışta geride bırakmıyor. Bu Türkiye’miz için en önemli fırsattır.

Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz. Krizin etkisiyle artmayan SUT fiyatları, tıbbi cihaz ve malzeme tedarikçilerinin ödenmeyen paraları, üniversite hastanelerinin ihmali gibi rahatsız edici hadiselerin yanı sıra hızla artan tıbbi hizmet ve eğitim ihracı, sağlıkta inovasyonun yaygınlaşması ve derinleşmesi, sektörde paydaşlar arasında işbirliğinin güçlenmesi gibi gelişmelere de tanık olduğumuz bir yıldı 2019.

Eğer karar vericilerimiz savunma sanayine, yerli otomobile verdikleri önemin birazını da sağlık ve yaşam bilimlerine, biyoteknolojiye verirlerse 2020 bizim için bir atılım ve fırsat yılı olabilir.

NÜKHET EZBERCİ KÜÇÜKEL’İN ATANMASI FEVKALADE İSABETLİ OLDU

2019’un son günlerinde gelen bir haber bu yöndeki umutlarımızı arttırdı. Cumhurbaşkanlığı Gıda ve Sağlık Politikaları Kuruluna özel sektörden gelen, ancak konulara kamusal bakış açısıyla yaklaşabilen, çözüm odaklı bir uzman kişilik, Nükhet Ezberci Küçükel’in atanması fevkalade isabetli oldu.

Güven Hastanesi’nin ikinci kuşak sahibi olan Küçükel sağlığı bilen, çekirdekten yetişen bir hastanecidir, son yıllarda TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal Politikalar Masası Başkanı olarak inovasyon, yaşlılık gibi konularda dikkat çeken çalışmalara imza attı. Yaşlı turizmi, bakım sigortası, biyoteknoloji politikası, tıbbi yapay zeka stratejisi gibi acil müdahale gereken durumlara doğru yaklaşımların yapılmasına önemli katkılar vereceğine eminiz.

WHO 2020 YILINI HEMŞİRELİK VE EBELİK YILI İLAN ETTİ

Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılını isabetli bir şekilde hemşirelik ve ebelik yılı ilan etti. Bu vesileyle sağlık hizmetinin en önemli unsuru olan ebe ve hemşirelerimizin çözüm bekleyen ciddi sorunlarına ancak sağlığın hizmet, eğitim ve araştırma ögelerine bütünsel ve yeni bir bakış açısıyla bakarak çözümler üretebiliriz.

Teknolojik değişim ve dijital dönüşümün alabildiğine etkilediği alanımızda öncelikle sağlıkta tedavi, koruma ve geliştirme görevlerini kimin, nasıl yöneteceği, bu bağlamda sağlık meslek gruplarının nasıl eğitileceğinin yeniden gözden geçirilmesi kaçınılmaz. Günümüzde sağlık çalışanlarının mesleki doyumlarının sağlanması, verimlilik adına en önemli öğedir.

Kanaatimizce sağlığı meslek olarak seçmek isteyen öğrencilerin liseden sonra bir ‘Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne girdikten sonra temel eğitim aldıkları bir ve ikinci yıldan itibaren, kendi isteklerine göre, yetenek testleri ve mülakatlarla değerlendirilmeleri uygun olur. Ardından, lise ve üniversite başarıları da dikkate alınarak uygunlukları denetlenerek seçmek istedikleri farklı sağlık mesleklerinde öğrenimlerini sürdürmelerinin sağlanması sağlık ekibinin verimli ve mutlu olarak çalışmasını sağlayabilecek bir yaklaşım olur.

BU YAKLAŞIM SAĞLIK BİLİMLERİ DIŞINDAKİ BRANŞLARDA BÜYÜK BİR BAŞARI İLE UYGULANIYOR

Bu yaklaşım Sabancı Üniversitesi ve başka kurumlarda sağlık bilimleri dışındaki branşlarda büyük bir başarı ile uygulanıyor ve öğrenciler meslekleri öğrendikçe ve olgunlaştıkça kendileri için daha doğru seçimleri kolayca yapabiliyorlar.

Böylece insanların sevmedikleri ya da kişiliklerine uygun olmayan bir mesleği sürdürmek zorunda kalmaları gibi çok büyük bir israf önleniyor. Bu yaklaşım öğretim üyesi ve eğitim altyapısı yönünden de muazzam bir tasarruf sağlayacaktır.

2020 sağlığın en kalabalık, en birleştirici, en fedakar unsuru hemşirelerimiz ve ebelerimiz üzerinden sağlık sistemimizi çok yönlü gözden geçirme fırsatı bulduğumuz ve yenilendiğimiz bir yıl olabilir.

2019’DA SEKTÖRÜN EN ÖNEMLİ DARBOĞAZI FİNANSMAN ZORLUKLARIYDI

2019’da sağlık sektörünün en önemli darboğazı finansman zorluklarıydı. Devlete bağlı üniversiteler yıllardır kullandıkları tıbbi malzeme kaynakları için düzenli ödeme yapamıyordu, son aylarda kamu hastaneleri de ödemeleri geciktirdi, takiben özel sektörde bazı firmalar da bu yanlışa ortak oldu.

Özel hastaneler SUT fiyatlarında yıllardır artan enflasyon ve döviz fiyatları oranında düzenleme yapılmaması nedeniyle çok zorlanıyorlar. Hastane, cihaz, malzeme, ilaç tüm özel sağlık sektörü finansman darboğazını aşmak için ihracata yöneldi.

HASTANELER İÇİN SAĞLIK TURİZMİ CANKURTARAN OLDU

Hastaneler için sağlık turizmi cankurtaran oldu. Tıbbi cihaz, malzeme, teknoloji üreticileri de hızla ihracat kapasitelerini arttırmaya başladı. Vakıf üniversiteleri, YÖK’ün yabancı öğrenci kontenjanlarını arttırmasının da yardımıyla eğitim ihracı atağına geçtiler. Ancak bu çabaların anlamlı başarılara dönüşebilmesi için işbirliği ve inovasyon ile birlikte yürütülmesi gerekiyor.

Sağlıktaki hızlı dönüşümü göğüsleyecek bir inovasyon ekosistemi oluşturamazsak ihracatta bir süre sonra nefesimiz tıkanır. İşbirliği yapamazsak ihracat kapasitemiz belli bölgelerle, belli ülkelerle, belli ürünlerle sınırlı kalır.

İşte bu yüzden inovasyon, işbirliği ve ihracatı bir arada, hem de sağlığın üçlü sacayağı hizmet, eğitim ve araştırmayla bir arada yürütmeyi düşünmeli ve hiçbirini ihmal etmemeliyiz; böylece 2020’yi kolayca bir fırsat yılı haline getirebiliriz.

MEDİKAL ENFLASYON NEDENİYLE SAĞLIK SİSTEMLERİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

Medikal enflasyon nedeniyle sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği bütün dünya için sorun. 2020 yılında da maliyetlerde dramatik bir iyileşme görünmüyor. Burada inovasyon yapan startup’lara, teknoloji şirketlerine büyük iş düşüyor.

Artık sistem alarm veriyor; bir süre sonra daha iyi ve daha yeniden çok, mecburen daha ucuz tercih edilebilir. Bir başka deyişle yapay zeka gibi yeni uygulamaların, sensörler gibi dijital çözümlerin hedefi önce hasta güvenliği, hemen sonra ucuzluk olmalı.

Dünyada 2019’da 8 trilyon dolar olan sağlık iş hacminin 3,4 trilyon dolarını ABD harcadı ve bu paranın en az yüzde 30’u israf edildi. Bu kadar büyük bir kaynak varsa, hızla gelişen sağlık ve yaşam bilimleri ekosistemimiz için gözümüzü diktiğimiz yer ABD olmalı. İnovatif kişi ve kurumlarımız ihracat odaklı işbirliğini gerçekleştirebildikleri takdirde ABD pazarına kolayca ulaşabileceğimize inanıyorum, evet büyük fırsat Atlantik ötesinde…

GELİŞMELERİN DAHA DA HIZLANDIĞI BİR YIL OLACAK

2020 “Bilim Devrimi” olarak adlandırdığımız tüm gelişmelerin daha da hızlandığı bir yıl olacak. Örneğin yeni teknolojilerin sadece hizmette, tanı ve tedavide değil eğitim ve araştırma hatta yönetim alanlarında da çığır açtığını göreceğiz.

Sevindirici biçimde ülkemizin her yaştan gençleri bilimde bizi dünyayla yarışta geride bırakmıyor. Bu Türkiye’miz için en önemli fırsattır. Evet, biliyorum, sağlık alanında, moleküler biyoloji ve genetikte eğitim gören binlerce gencimiz işsiz ve yeni mezunlar iş bulmakta çok zorlanacaklar, belki büyük çoğunluğu ekmeğini yurtdışında aramak durumunda kalacak ama onlar yine de bu ülke için bir fırsat olmaya devam edecekler.

Bir zihniyet dönüşümü ile bilim ortamlarımızı hızla düzeltebilir, kamu kaynaklarını işbirliği ile hizmeti geliştirerek daha verimli kullanabilir, ego tatminine değil işe odaklanabilirsek gençlerin birikiminden etkin olarak yararlanabiliriz.

  1. KORE’DEN SONRA DÜNYANIN EN HIZLI YAŞLANAN İKİNCİ ÜLKESİYİZ

Güney Kore’den sonra dünyanın en hızlı yaşlanan ikinci ülkesiyiz. 2019, Cumhurbaşkanımız ve eşinin vizyonuyla “Yaşlılık Yılı” ilan edildi ve bir Yaşlılık Şurası yapıldı. Bu toplantıdan sonra sivil toplum, gönüllüler ve akademi üzerine düşeni fazlasıyla yaptı; ancak devlet organları ve bir kaçı dışında yerel yönetimler maalesef etkili çalışmalar gerçekleştiremediler.

Yaşlılık konusunda, ancak, yukarıda saydığımız tüm aktörlerin bir arada ve işbirliği ile çalışmasıyla mesafe alabiliriz. Tazelenme üniversitelerinin başarısı, yarattığı enerji, yerel toplumda yaptığı etki çok anlamlı; hızla yaygınlaşmalarını sağlamalıyız.

Gerontoloji bölümünde okuyan öğrenciler yaşlılara, yaşlılık meselesine çok duyarlılar. Kadro sorunları başta olmak üzere tüm engellere rağmen bu alana katkı sunmaya büyük bir istekle devam ediyorlar.

GEROTEKNOLOJİ ALANINDA HARİKALAR YARATABİLİRİZ

İnovasyona, girişimciliğe meraklı binlerce gencimiz doğru yönlendirilirse geroteknoloji alanında harikalar yaratabiliriz. Turistik bölgelerimizde pek az ekonomik  değer taşıyan atıl orman arazilerimizi ekolojik yaşlı bakım turizmi için kullanıma açabiliriz.

Böylece hem yerli yabancı insanlara çok ihtiyaç duyulan bir hizmet sağlarız, hem gençlerimize iş imkanı yaratırız, hem de senenin yarısında kaynaklarıyla uykuya dalan kıymetli turistik şehirlerimizi canlandırırız. Yani yaşlılık meselesinde de doğru adımları atarsak 2020 bir fırsat yılı olabilir.

NADİR HASTALIKLAR ALANINDA YAPACAĞIMIZ YATIRIM ÜLKEMİZ İNSANI İÇİNDİR

Nadir Hastalıklar bizim için nadir değil. Bu alanda yapacağımız her türlü yatırım öncelikle ülkemiz insanı içindir, ancak sağlıkta etkileşim içinde olduğumuz iki  milyara yakın nüfusun da yararınadır. İstanbul, Ankara ve İzmir’deki büyük hastanelerimizden bazıları, acil olarak, bu sahada mükemmeliyet merkezi, yani Nadir Hastalıklar Hastanesi olarak belirlenmelidir.

Her biri nadir görülse de, binlerce nadir hastalığa maruz kalmış nüfus toplandığında neredeyse her on kişiden biri nadir hasta! Aileleriyle birlikte nüfusumuzun önemli bir kısmını ilgilendiren nadir hastalıklar için hizmet sunumu ve ailelerin desteklenmeleri, sağlık elemanlarının konuya yeterince hakim olamamaları nedeniyle yaygın şekilde sağlanamıyor.

ÖNEMLİ BİR SAĞLIK TURİZMİ DESTİNASYONU HALİNE GELMEK MÜMKÜN

Bu merkezler kısa sürede yurtdışından ihtiyacı olan nadir hastalar tarafından duyulacak ve önemli bir sağlık turizmi destinasyonu haline de geleceklerdir. Bu merkezlerin sadece hasta tanı ve tedavisi ile yetinmeyip “Nadir Hastalık Uzmanı” yetiştirmek ve kapsamlı, multidisipliner araştırmalar, ilaç geliştirme gibi çalışmalar içine girmesi durumunda Nadir Hastalıklar sorunumuz hem ihtiyacı olanlar için hem de ülkede nitelikli hizmet sunumu için adeta fırsata dönüşecektir.

Bu yıl Şubat ayı 29 gün. “Nadir Dostlar” olarak ilgili devlet yetkililerimizden bu yöndeki müjdelerini duymayı nadir gün olan 29 Şubat’ta bekliyoruz.

Her ne kadar sorunlu bir yıl olarak yaşadığımız 2019’un etkisinin 2020 yılında da süreceğini öngörsek de, her yeni yıl bize yeni umutlar demektir. Bu topraklarda ümit, sevinç, neşe, coşku her şeye rağmen tükenmez.

Üniversite gençliğinin ve toplumun bilime olan ilgisinin her geçen gün bariz biçimde artmasının, sağlık sektörünün tüm paydaşlarının yaşadıkları bütün olumsuzluklara rağmen gösterdikleri üstün performans ve kendi aralarında işbirliğinin yaygınlaşmasının geleceğe güvenle bakmamız için önemli kriterler olduğunu düşünüyorum. 2020’nin tüm dünyaya güzellikler getirmesini ve ülkemiz için sağlıkta atılım yılı olmasını temenni ediyorum.

Prof. Dr. Melih Bulut

bulut@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası