Ateş çemberindeki Türkiye’de piyasaları neler bekliyor?

Yurtiçine yönelik jeopolitik riskler, kısa vadede pozitif katalizör olabilecek önemli bir beklentinin kalmaması ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan yeni vergiler de TL varlıkların bir süre negatif ayrışmasına neden olacak.   

Eylül ayına 110.000 seviyesinin hemen üzerinden başlayan BIST-100 endeksi, benzer ülke borsalarından güçlü negatif ayrışarak 101.000 seviyelerine kadar gerileyerek ayı %6.5’luk düşüşle 102.907 puandan kapattı. Düşüşe bankacılık sektörü hisseleri (-%10.8) öncülük ederken sanayi endeksi hisselerindeki (-%2.8) düşüş daha sınırlı oldu. BIST’teki satışlar beklenti altında gelen büyüme verileriyle sınırlı kar realizasyonları şeklinde başlarken, Kuzey Irak’taki referandumla birlikte artan jeopolitik riskler, Eylül toplantısında FED’in Ekim ayında bilanço küçültmeye başlayacağını açıklaması, Aralık ayı için faiz artırımına işaret etmesinin yanında ay sonunda maliye bakanı tarafından açıklanan vergi artışları özellikle de finansal kurumların kurumlar vergisinin %20’den %22’ye yükseltilmesi ile satışlar hızlandı. BIST Eylül ayında MSCI endeksleri içinde en kötü performansı gösteren borsalardan biri oldu. Eylül ayında Rusya, Norveç ve Brezilya gibi petrol üreticisi ülke borsaları güçlü pozitif ayrışırken, net petrol ithalatçısı olan Türkiye piyasaları negatif ayrıştı. Petrol’deki yükselişle birlikte gelişmekte olan ülke piyasaları (EM) içinde Rusya gibi petrol ihraççısı ülkeleri Al, Türkiye Sat pozisyon değişimleri de negatif ayrışmada etkili olmuş görünüyor. 2017 yılı genelinde güçlü performans gösteren BIST yılı içinde MSCI endeksine göre dolar bazında %15’lerin üzerinde pozitif ayrışma gerçekleştirirken, Eylül ayında bu pozitif ayrışmanın büyük kısmını geri verdi.

Yıl içinde FED faiz artışı beklentilerinin zayıflamasından en fazla pozitif etkilenen endekslerinden biri BIST olmuştu. FED’in Eylül toplantısı sonrası gelen şahin mesajlar, %50 altında seyreden Aralık ayı FED faiz artışı beklentisinin %80’lerin üzerine çıktı. Piyasalar ABD’deki kasırgalar ve Trump politikalarına ilişkin belirsizlik nedeniyle FED’in 2017 yılını 2 faiz artışı ile tamamlayacağını satın alıyordu. FED açıklamaları sonrası Dolar endeksi ve ABD faizleri hızla yükselirken başta TL olmak üzere gelişmekte olan ülke para birimlerinde değer kayıpları hızlandı. Jeopolitik risklerin de etkisiyle TL Eylül ayında Güney Afrika Raund’dan (Zar) sonra Dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimi oldu.

                                   YENİ VERGİLER TL’DE NEGATİF AYRIŞMAYA NEDEN OLDU

 Uzun süredir gelişmiş ülke piyasalarından (DM) pozitif ayrışan EM piyasaları Eylül ayında negatif ayrıştı. Ancak petrol fiyatlarında hızlı yükseliş sonrası EM içinde Rusya gibi petrol ihraççısı ülke borsa ve para birimleri pozitif ayrışma gösterdi. Önümüzdeki dönemde Aralık ayına ilişkin FED faiz artışı beklentisi güçlü kaldıkça EM piyasalarının genel olarak negatif ayrışması ve fon akışının bir miktar tersine dönmesi beklenir.  EM’e yönelik risk alma iştahının ABD’den başta enflasyon olmak üzere güçlü veriler geldikçe düşmeye devam etmesi beklenmektedir. EM’lere yönelik risk alma iştahı düştükçe TL varlıklarında bundan en fazla negatif etkilenen grupta olması beklenmektedir. Üstüne yurtiçine yönelik jeopolitik riskler, kısa vadede pozitif katalizör olabilecek önemli bir beklentinin kalmaması ve maliye bakanlığı tarafından açıklanan yeni vergiler de TL varlıkların bir süre negatif ayrışmasına neden olacaktır.

                                             KASIRGA AMERİKAN EKONOMİSİNİ DE VURDU

FED faizleri 9 üyenin oy birliği ile %1,00-%1,25 aralığında sabit tuttu. FED üyeleri 2017 sonu için ortalama faiz tahminini %1,40, 2018 içinde %2,10 ile sabit tutarak Aralık ayı için faiz artırımını ve 2018’de de üç faiz artırım beklentisini korudu. FED üyeleri 2017 için büyüme beklentisini %2,2’den %2,4’e yükseltirken, ABD’deki kasırgaların ekonomiye etkisinin kısa vadeli olacağını söyledi. FED Ekim ayında bilanço küçültmeye 10 milyar dolar ile başlayacağını açıkladı. Piyasalar kasırgalar sonrası Aralık ayında FED’in faiz artırımını ötelemesini beklediği için karar piyasalar tarafından şahin tonda algılandı. Ayrıca, FED’in bilanço küçültülmesine başlanacağının da açıklaması özellikle EM piyasaları üzerinde negatif etki oluşturdu.

Japonya, Avrupa ve İngiltere Merkez Bankası da Eylül toplantılarında faizleri sabit tuttu. Avrupa Merkez Bankası 2017 sonuna kadar devam etmesi beklenen 60 milyar € seviyesinde varlık alımlarına ilişkin kararın Ekim toplantısında açıklanacağına işaret etti. İngiltere Merkez Bankası ise Brexit sonrası kur kaynaklı enflasyonda yaşanan yükseliş eğiliminin kalıcı olmaya başlayabileceğini söyleyerek önümüzdeki toplantılarda faiz artırabileceği sinyalini verdi. İngiltere de yıllık %2,9’a kadar yükselen enflasyon oranları Şubat ayından beri Merkez Bankasının hedefi olan %2’nin üzerinde seyrediyor.

MERKEZ BANKASI, DEĞİŞİKLİK YAPMADI

TCMB’de Eylül ayında politika faizini %8,00’de, son dönemde para politikası aracı olarak kullandığı geç likidite penceresi faiz oranını da %12,25’de sabit tuttu. TCMB bankalara verdiği likiditeyi ağırlıklı olarak geç likidite penceresinden kullandırarak ağrılık ortalama fonlama faizini %12 seviyelerinde tutmaya ve para politikasında sıkı duruşunu korumaya devam etti. PPK toplantı özetindeki ifadelerde ise önemli bir değişiklik yapılmadı. Tutanaklarda ekonomik aktivitenin güç kazanmaya devam ettiği belirtilirken, enflasyona ilişkin ise yüksek seyirle birlikte çekirdek enflasyondaki artışın fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği vurgulandı. Bu nedenle sıkı para politikasındaki duruşun korunmaya devam ettiği ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürdürüleceği yinelendi.

                                               MTV’DEN GELEN SAVUNMA SANAYİİNE GİDECEK

Eylül ayında yeni orta vadeli plan (OVP) açıklanırken,  piyasalar için sürpriz olan yeni vergi tedbirleri de açıklandı. OVP’de yüksek büyüme ve yüksek istihdam ana hedefler olarak ortaya kondu. OVP’de gelecek üç yılda büyüme için %5,5 hedeflenirken, enflasyon, işsizlik oranı, cari açık/GSYH ile bütçe açığı/GSYH oranlarının kademeli düşmesi bekleniyor. Bakan Mehmet Şimşek açıklamalarında istihdam kalitesinin artırılması, bireysel emekliliğe ilişkin yeni düzenleme yapılması, kamu harcamalarının düzenlenmesi, gıda enflasyonu konusunda alınacak tedbirler ve reel sektörün kur riskine yönelik alınabilecek tedbirlere dikkat çekti. OVP’de 2019’da işsizliğin %9,9’a düşürülmesi, enflasyonun 2018’de %7’ye ve 2020’ye kadar %5’e düşürülmesi hedefleniyor. Yine bütçe açığının bu yıl %2 gerçekleşmesi ve 2020’de %1,6’ya kadar düşürülmesi hedefleniyor. OVP ile birlikte yeni mali tedbirlerle yeni vergi kararları açıklandı. Bu göre finans sektörü için kurumlar vergisi oranı %20’den %22’ye yükseltilirken, motorlu taşıtları vergisinin (MTV) 2018’de %40 artırılması öngörülüyor. Gelir vergisi üçüncü dilimi ise %27’den %30’a yükseltilirken, şans oyunlarından alınan vergiler artırılıyor, yine kira gelirlerinde götürü gider oranı %25’den %15’e düşürülüyor. Telekom sektöründe vergileme sadeleştirilirken, şirketlerin dağıtılmayan karları üzerinden %1 vergi alınması hedefleniyor. Yeni koyulan vergilerden elde edilen gelirlerden yıllık 8 milyar TL’lik kaynağın ise savunma sanayine aktarılması planlandığı açıklanmıştır.

                KUZEY IRAK’TAKİ REFERANDUM DOLARIN ATEŞİNİ YÜKSELTTİ

Eylül ayı içerisinde yurt içinde yıllık enflasyonun yeniden çift haneye ulaşmasıyla TCMB’nin yakın zamanda faiz indirme ihtimalinin azalması, Kuzey Irak’taki referandum nedeniyle artan jeopolitik riskler ve bölgeye ilişkin gelişmeler Türk Lirası’nın değer kaybetmesine neden olan etkenlerin aşında geliyor. Diğer yandan TCMB’nin faiz oranlarını sabit bıraktığı toplantı tutanaklarında ihtiyaç duyulursa ilave sıkılaştırma yapılabileceğine ve yüksek çekirdek enflasyonun fiyatlama davranışlarına risk oluşturduğuna değinilmesi Dolar/TL kurunun bir miktar gevşemesine neden oldu. ABD’de ise enflasyonun beklentilerin üzerinde artarak FED’in hedefine bir adım daha yaklaşılması, FED faiz kararı ve Yellen’ın konuşması gibi gelişmelerle Dolar yükseliş kaydetti. Tüm bu gelişmelere ek olarak Başkan Donald Trump hükümetinin seçim kampanyasının önemli vaatlerinden olan vergi reformu teklifinin ana hatlarının açıklanması Dolar’ın kazançlarını artırmasına neden oldu. Bu gelişmelerle Dolar/TL kuru Eylül ayında Temmuz’da fiyatlandığı seviyeler olan 3.5950 sınırına kadar yükseldi. Kurun 3.5750 üzerinde tutunması ve Türk Lirası aleyhine gerçekleşebilecek işlemlerde sırasıyla 3.6150 ve 3.65 dirençleri hedeflenebilir. Olası geri çekilmelerde ise kurda 3.52 ve 3.4850 destek noktaları gündeme gelebilir.

                                            ALMANYA’DAKİ SEÇİMLER, EURO’NUN KAYIPLARINI ARTIRDI

Avrupa Merkez Bankası (ECB), Eylül toplantısında beklendiği gibi faiz oranlarını değiştirmedi ve varlık alım programını 60 milyar Euro’da tuttu. Açıklamada ise gerekirse varlık alım programının Aralık veya daha ötesinde devam edebileceği ifade edildi. Faiz kararının ardından basın toplantısında konuşan Draghi Euro’da son dönemdeki volatilitenin belirsizlik kaynağı olduğunu söyleyerek Banka’nın gerekirse varlık alımının boyut ve süresini artırmaya hazır olduğu söylemini yineledi. Bu gelişmelerle birlikte Euro diğer para birimleri karşısında değer kazandı ve EUR/USD paritesi yılın rekorunu kırarak Eylül ayının en yükseği olan 1.2090 seviyesine ulaştı. Öte yandan Eylül ayının başlarında FED’in bu yıl içinde yeni bir faiz artırımı yapması yönünde beklentilerin azalması, Kuzey Kore gerginliği ve Trump yönetimine ilişkin endişeler nedeniyle Dolar’ın gerilemesi pariteyi destekledi. Ayın geri kalanında ABD kanadında enflasyonun beklentilerin üzerinde artması, FED faiz kararı, Yellen’ın konuşmaları ve ABD Başkanı Trump’ın vergi reformuyla Dolar’ın güçlenmesi paritenin düşüşünü destekledi. Diğer yandan Almanya’da seçim sonucunun zor bir koalisyon oluşturma sürecini işaret etmesinin ardından Euro’nun kayıplarını genişlettiği gözlemlendi. Bu gelişmeler üzerine altı haftalık aradan sonra paritenin Eylül’ü satıcılı sonlandırdığı izlendi. Ekim ayında da paritede satışların etkili olması durumunda 1.1660 ve 1.15 destek noktaları takip edilebilir. Paritede yükseliş eğiliminin olması halinde ise 1.1890 ve 1.21 dirençleri hedeflenebilir.

Eylül ayında Kuzey Kore-ABD arasındaki gelişmelerin etkisiyle yılın en yüksek seviyesi olan 1357’ye çıkan ons altın, FED’in etkisi ve Trump’ın vergi reformuyla güçlü seyreden Dolar’a bağlı olarak 1277’ye geriledi. Yeni ayda değerli metalin 1290 seviyesi aşağısında fiyatlanması halinde 1272 ve 1262 destek noktaları izlenebilir. 1300 üzerinde tutunması durumunda ise sarı metalde 1313 ve 1330 dirençlerine doğru yükselişler görebiliriz.

Ekim ayında global piyasaların gözü öncellikli FED üyelerinden gelecek açıklamalarda ve Avrupa Merkez Bankası faiz kararında olacak. Ayrıca, Trump’ın yeni vergi reformuna ilişkin gelişmeler ve reformun uygulamaya konulup konulmayacağı takip edilecek önemli konulardan biri olacak.

                           PİYASALARIN GÖZÜ, AVRUPA MERKEZ BANKASI’NDA           

Ekim ayında global piyasaların gözü öncellikli FED üyelerinden gelecek açıklamalarda ve Avrupa Merkez Bankası faiz kararında olacak. Ayrıca, Trump’ın yeni vergi reformuna ilişkin gelişmeler ve reformun uygulamaya konulup konulmayacağı takip edilecek önemli konulardan biri olacak. Kasırgaların etkisinin geçmesi sonrası başta enflasyon olmak üzere ekonomi tarafında ABD verileri izlenmeye devam edilecek. Jeopolitik riskler global piyasaların yine risk kaynağı olmaya devam edecek. Kuzey Kore’nin füze ve bomba testlerine devam etmesi jeopolitik riskleri tekrar gündemin ön sıralarına getirerek global risk alma iştahında ani bir düşüşe ve riskten kaçışa işaret edebilir. Yine Kuzey Irak’taki IKYB’nin referandum sonrası gerilimin tırmanması, öncellikle petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskıya neden olması beklenir. FED’den gelen şahin mesajlar sonrası genel olarak Ekim ayında gelişmekte olan ülkelere yönelik risk alam iştahının düşmeye devam etmesi ve EM piyasalarının negatif ayrışması bekleniyor. EM piyasalarındaki negatif ayrışma durumunda TL varlıkların bundan en fazla etkilenen grupta yer alması bekleniyor. ABD ve diğer gelişmiş ülkelerden gelen ekonomik verilerin global büyüme için pozitif sinyaller vermesi, büyük merkez bankalarının politika değişikliklerinin yavaş ve kademeli olacağını işaret etmesi ve Ekim ayında Jeopolitik risklerde önemli bir yükseliş olmaması durumunda ise EM’lere yönelik risk alma iştahının devam etmesi beklenir.

 BORSANIN GÜÇLENMESİ İÇİN JEOPOLİTİK RİSKLERİN AZALMASI LAZIM

Yurtiçinde ana gündem Kuzey Irak’taki referandum süreci sonrası yaşanacak gelişmeler olacaktır. OVP ile birlikte açıklanan yeni vergi düzenlemelerinin ilk etkisi piyasalar açısından negatif olarak değerlendirilse de orta vadede mali disiplinin korunması açısından pozitif değerlendiriliyor. Şubat ayından beri güçlü bir performans gösteren BIST’te Eylül ayında sert satışlar gördük. FED faiz artışı beklentilerinin güçlenmesi ve bölgesel jeopolitik riskler BIST’in ve TL’nin EM içinde bir süre daha negatif ayrışmasını neden olabilir. Ancak bu negatif ayrışmanın Eylül ayına göre daha sınırlı şekilde gerçekleşmesi beklenir. Diğer yandan BIST’in ve TL varlıkların yeniden güçlenmesi için jeopolitik risklerin azalması ve FED faiz artışı beklentilerinin tekrar zayıflaması gerekiyor.

Osman Göktan

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın