Döviz kurlarındaki hareketlilik ve tavsiyeler

47 milyar dolar seviyesindeki cari açığın kapanması açısından kısa dönemli rahatlama sağlasa da kur artışı, ihracatçılar için de risk oluşturuyor. İthalatçılar için ise ve özellikle yurtiçi satışlarını TL ve vadeli yapan firmalarda riskin oldukça yükselmesine neden oluyor.

Son bir ay içerisinde %6’nın üzerinde artış gösteren dolar 4 TL’nin üzerinde tutunmaya başladı. Artan riskler nedeni ile finansal kurumlar ise sene sonu kur tahminlerini 4,15’den 4,30’a taşıdı. Merkez Bankası beklenti anketine göre 2018 yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket dönemine göre döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 4,18 TL iken, bu anket döneminde 4,19 TL oldu. Moody’s in not düşürmesi zaten kredibilite sorunu yaratırken 2019 (Mart ve Kasım) seçimlerinin genişleyici etkisi, FED’in faiz artırım beklentileri, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışının devam etmesi, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının kurlar üzerinde önümüzdeki dönemde baskı yaratmaya devam edeceği tahmin ediliyor.

47 milyar dolar seviyesindeki cari açığın kapanması açısından kısa dönemli rahatlama sağlasa da sürekli yukarı taşınan ve tahmin edilemeyen kur artışı ihracatçılar için de risk oluşturuyor. İthalatçılar için ise ve özellikle yurtiçi satışlarını TL ve vadeli yapan firmalarda riskin oldukça yükselmesine neden oluyor.

                          İŞLETMELER, KUR RİSKİNDEN KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI?

Peki işletmeler kendilerini koruyabilmek için ne yapabilir?

Öncelikle gelir gider dengesinde kur riskinin ortadan kaldırılması ve mümkün ise aynı döviz cinsinden işlem yapılması, vade ve risk primlerine fiyatlama yapılırken dikkat edilmesi, vadeli sözleşmeler ile kur risklerinin elimine edilmesini sağlayacak tedbirlerin alınması gerekiyor.

Kamu tarafında ise geçici tedbirler yanında yapısal çözümlerin üretilmesi gerekiyor. Merkez Bankası’nın doğrudan döviz piyasasına müdahil olmaması ve yerel para uzlaşmalı sözleşmeler gibi ek uygulamalar ile döviz kurunu dengede tutma çabası kalıcı bir çözüm olmasa da finansal kurumların kısmi olarak rahatlamasını sağlıyor. 460 milyar doları aşarak milli gelirin yarısından daha fazla bir büyüklüğü ulaşan dış borç stoku bankaların ve kurumsal işletmelerin yurt dışı kaynaklara ulaşımında sorun yaratıyor, artan riskler ile birlikte borçlanma maliyetlerinin artmasına neden oluyor. Ancak ekonominin finansman sorununun ve üretim yapısındaki yapısal sorunların çözülmemesi halinde geçici çözümlerin sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Yapısal sorunlarımızın başında da 157 milyar dolar olan ihracatımızın büyük kısmını montaj endüstrisi olan otomotivin oluşturması ve enerjideki dışa bağımlılığımız oluşturuyor. Bu durum ise, alternatif enerji ve elektrikli araç üretiminde hızla çözüm üretilmesini zorunlu kılıyor. Özellikle kalıcı çözümler için yeni ekonomik düzende fırsat yaratan katma değeri yüksek yazılım ve inovatif ürünlerin üretilmesi, alternatif enerji ve finans kaynaklarının kullanılması, genç girişimciliğin, kuluçka ve hızlandırma merkezlerinin teşvik edilmesi büyük önem arz ediyor.

                                                    HANGİ TEDBİRLER ALINMALI?

Bu yapısal çözüm önerileri ile birlikte kısa vadede çözüm yaratacak olan şu tedbirlerin alınması da yine piyasanın rahatlamasında etkili olacağını düşünüyorum:

  • Eximbank kredilerinin ve teşviklerin artırılması,
  • İhracatta ve yurt içinde alacak sigortası uygulamalarının yaygınlaşması,
  • İhracatta KDV iadesi süreçlerinin kolaylaştırılması,
  • Vadeli işlem sözleşmeleri konusunda farkındalığın artırılması,
  • Teminata dayalı bir kredi sisteminden proje ve itibara dayalı sisteme geçişin önünü açmak üzere kurumlar arası bilgi paylaşımı ve ortak kredi derecelendirmesi sisteminin geliştirilmesi,
  • KGF teminat desteklerinin gayrinakdi krediler ve bunun içinde özellikle akreditifler için kullanımının teşvik edilmesi.

                                            İTHALATA OLAN BAĞIMLILIK AZALTILMALI

Önümüzdeki dönemde olumlu geçmesi beklenen turizm sezonunun da etkisi ile 2017’de elde edilen büyümenin sürdürülmesi, siyasi ve jeopolitik risklerin azaltılması, ithalata olan bağımlılığın azaltılması, alternatif finansman, alternatif pazarların alacak sigortaları ile artırılması, vergi ve teşvik uygulamalarının hayata geçirilmesi halinde döviz kurlarında bir rahatlama beklenilmelidir.

Doç. Dr. Mehmet Yazıcı

yazici@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

Site Haritası